27 Ocak 2011

















“EKMEK KAPISI”


Sömürünün, işsizliğin azdığı, bir zamanların “Emek En Kutsal Değerdir” sözünün gözden düştüğü günümüzde yatırımcısı, girişimcisi sözünü baştan söylüyor: ekmek kapısı açıyoruz, şu kadar kişi ekmek yiyecek”

Öyle ki, bu vurgu toplumsal muhalefeti bastırmak için daha baştan koz olarak kullanılıyor. Enerji Bakanı Sinop’a yapılacak termik santral karşıtı itirazlar karşısında “buradan 15 bin kişi ekmek yiyecek” diyor.

Hemen yakınımızdaki Filyos’un canına okuyacaklar. Sözü baştan söylüyor doğayı betonlamaya kararlı olanlar: “şu kadar kişi ekmek yiyecek bu dev projeden.”

Santrala, betona karşı olmakla onlara göre en az 20 bin kişinin ekmek kapısını kapıyorsunuz. Baştan öcüsünüz ekmek yiyecek işsiz insanlar karşısında.

Oraya buraya açılan her üniversite en başından öğrencileri ile birlikte çevresine “ekmek kapısı” oluyor. Eğitimin kalitesini ise boşverin.

30 yıl önce resmen duyurusu yapılan Yeni Dünya Düzeni’nde herkes herkesin müşterisi; artık yaşıyor ve görüyoruz ki herkes herkesin düşmanı.

Bir beyin yıkama, tüketimi azdırma aracı olan reklamlar bile sunucu tarafından ekmek parası olarak seslendirilmiyor mu?

İncirlik Üssü, çevresindeki esnaf için ekmek kapısı değil mi?

Irakta İşgal güçlerine malzeme taşıyan kamyon şöförü  için Amerikan ve İngiliz askeri ekmek kapısı değil mi?.

Dizilerde, sinema filmlerinde yarattıkları yüzlerini reklam şirketlerine veren, reklamların izleyicisine ne yaptığını sorgulamayan sanatçımız için de reklamlar ekmek kapısı değil mi?.

İbrahim Tatlıses’e ne demeli.

Dünün yoksulu, bugünün “ekmek yediren”, “ekmek kapısı açan” işadamına. Sanki daha çok ekmek kapısı açmak için adam kendini perişan oluyor.

Hele eskinin cezaevi görmüş sosyalistleri, devrimcileri gerçek hayatlarındaki iş girişimlerinde, ilişkilerinde “her şeyin başı üretim” diye diye işçi biriktirmiyor mu, kendinizi kazık yemiş gibi hissediyorsunuz.

Bu eskinin adamları ekmek yedirdiklerini sigortalı yapmışlarsa, ya da sigortalı yapmaya yeni yorumlar eklemişlerse vicdanlarını tam rahatlamış hissediyor.

“Marx”,” ücretli kölelik”, “artı değer”, “sendika”, “kooperatif”  sözcükleri gençlik dönemlerinin kağıt üzerindeki gevezelikleri olarak geride kalıyor bu eskinin adamları için.

2010