23 Nisan 2011



KENTLER; ŞENLİKLER, FESTİVALLER


  Bir kentte düzenlenen festival, şenlik adına ne derseniz o kentin günlük yaşantısına yeni bir heyecan getirir. Hazırlıkları, tartışmaları, konukları ile yeni ilişkilere ve deneyimlere yol açar. O kent insanının birlikte iş yapma becerisinin ve hoşgörüsünün sınavı gibidir bu ilişkiler.
  Ne yazık ki, kentimiz bu konuda olumlu izler bırakmadı şimdiye kadar. İş yapmadaki başlangıç heyecanları zamanla azalarak yok oldu. Yapılan ortak işler ya yarım ya da ortada kaldı. Çok kimse de bundan kaygılanmadı. Bu nedenle, sürekliliği olan, herkesin zamanını beklediği toplu etkinliklerin sayısı kentimizde çok azdır.
  Zonguldak, Sanat Günleri'ne, Festivali’ne kavuşacak ise öncelikle sanatçısının kendi kurumuna kavuşması gerekiyor. Şu anda sanatçısının çoğunluğu “kafasına göre takılmak”tan pek mutlu görünüyor. Şu günlerde kazanılan başarılar, yeni çıkan kitaplar bile benim mutluluğumu eksik bırakıyor. Çünkü, daha fazlasının olanakları var bu kentte.
  Çene yapmaya gelince “parti, örgüt, örgütlenmek” havada uçuyor, ancak “kafasına göre takılmak” uygulamada karar verilmiş tek yöntem sanki. Sorumluluk alıp sonucunu yüklenmek, birbirine katlanmak, gerektiğinde ayrışıp yeniden birleşmek, ortak paydayı içselleştirmek varken tek tek ya da grup çalışmaları ile yetinilecekse "bırakalım sanatçısı dağınık kalsın" diyesi geliyor insanın.
  Sanat Günleri için yeni bir başlangıca karar verilirse içeriği “sanat eğitimi” ağırlıklı olmalı. Yani biz önce kendimize, kendi eğitimimize yönelik tasarlamalıyız programı.

(Zonkişot Dergisi'nin bir soruşturmasına verilen yanıt)
2010