30 Ağustos 2019

Memleket ve dünya düzeninin aynası bir yaya geçidi
İbrahim Akyürek
Zonguldak Belediye Binasının yakınındaki yaya geçidi günde binlerce insanı geçici konuk eder. Mevcut demiryolunun dibine, daha sonra çevre yolu eklenmiştir.
Gün gelir demiryolu geçidinde yaya güvenliğini sağlayan külübe ve görevlisi bir anda yok olur. Bu yok oluş sıradan bir olay değildir. Bu olay memleketin tepesine inen iktisadi emirlerin sonucudur. Emir kesindir. Devlet küçülmelidir. Otomatik olarak güvenlik de küçülecektir. Kulübe ve görevlisi artık yoktur. Güvenlik yurttaşa bırakılır. Bu bazen uyduruk bir devlet tabelası ile yurttaşın dikkatine havale edilir. Bazen, bu geçitte olduğu gibi vatandaşın kendisine bırakılır. Bu vatandaş, demiryolunun dibinde kalabalığa göre konuşlanan bir seyyar satıcının uyaran bağırması ya da vagonlarda bu işi üstlenen bir işçinin azarlar gibi uyarması olur. Bu arada, geriye çekilen, büyük şirketlerle kırıştırarak yurttaşı bu şirketlere pazarlayan devlet ağa, üç metre gerideki mobeseden olan bitene tanıklık eder.
Bugün
Kısaca, sırası gelip devlet atına binenler açıkça ben kulübemi, memurumu aldım, siz başınızın çaresine bakın demiştir. Geçidin konukları da, çareyi birbirine sahip çıkarak, uyarma işini kendi arasında yaparak idare etmektedir. Ancak, ortada politik, ideolojik bir karar vardır. Kamusal alandan devletin tüymesi, güvenlik dahil özelleştirmelerin zirvelere çıkması dış mihrakların reçetesinde yazmaktadır. Sırası gelince atın sırtına binen adamlar bu reçetedeki eksikleri tamamlamak zorundadır. Bu yüzden günde üç dört kere konuğu olduğum geçit memleketin, dünyanın aynasıdır.
Dün
Milletimden vazgeçtim, çok okumuşu durumun farkında mı? Şehrin eski esnaflarından, yazar, "SHP dönemi itirafçısı" Ali Kaya’ya geçen yıllarda bu geçitte tren dokundu. Dokunması bile yetti. O tarihlerde Belediye idaresinde CHP vardı. Yine o tarihlerde bir haber yer aldı: “Ali Kaya CHP’ye geri dönüyor” O geçitte, raylarda yine CHP (Düzenbaz Eşref) zamanında iki kişi öldü. Dayanamadım, “Ali Kaya kendisini öldüren partiye geri döndü” başlıklı yazı yazdım. Politik gevezelik, şahsilik üzerine aşırı düşkün hale gelirseniz, yetkili olanların aynı derecede sorumlu olduklarını unutursunuz, demek istedim. Ali bey, ölseydin, görevi ihmalden yargılanması gereken sorumlular salına salına (dönemin trafik komisyonu üyesi Bizim Bahattin de dahil) cenazene gelecekti demek istedim.
Bizim adamlar particiliği şişinmeci kişiliklerinin, sevgi-saygı açlıklarını giderme ve ticari bağlantıları pekiştirme yeri olarak gördükleri için uzun vadede kendi can güvenliklerini bile feda ettiklerini bilmezler. Bir CHP içi seçimde, çıkan kavgada plastik sandalyeleri havada uçuran genç adam, CHP'li Belediye hizmetine dahil olabilecek yol kenar bariyerlerine kafa yorsaydı belki de uğradığı trafik kazasından yaralı kurtulacaktı.
Bu “politik geçit” akıp giden kalabalığı ile fotoğraf sanatçısı Arif Aşçı’nın bile dikkat çekmiş. Yolu şehrimizden geçtiği zaman karşılaşmıştık, öyle dedi. Köprünün üzerinden bir de ben bakayım dedim sonra, dikkatini çeken ne? Koyun sürüsü gibi insancıklar, insan akışı, oy deposu… Reçeteyi hazırlayıp, her düşünceden pazarlamacı “yerli-yerel-milli” siyasetçilerin eline tutuşturan Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü, Bilderberg Toplantıları ağalarının uygulama sahası bir geçit...
Hep hayal ettim. EMEP, ÖDP, TKP tabela partisi olmaktan çıksa, merkezlerinin emrinden kurtulsa da ilk siftahı burada yapsalar. Bir 24 Ocak veya 12 Eylül günü en az beşyüz kişi toplansın bu geçitte. Serbest piyasa, israf ve tüketim ekonomisi, eğitim, sağlık ve adaletin şirketleştirilmesi, yerel politikacıların menfaat ağı bu kendi halinde kurbanını bekleyen geçitte protesto edilsin! 
Ağustos 2019