26 Ağustos 2020



 O röportajı yaptığımız köyün batı yakasındayım ben. Çok yakınım o köye. O köyde durumu anlatmaya çalışıyordum. Kovuldum. Kendi köyüne sahip çık, sen nereden biliyorsun diyerek 5- 10 köylü üzerime yürüdü. Katliamdan sonra orayı fotoğrafladım. Kısa, 10 dakikalık bir belgesel yaptım. Kendi köyüme gösterdim. İnsanlar görselden çok daha fazla ikna oluyorlar. Ondan sonra çok şey değişti. Toplantıya gelen herkes, ‘eğer böyleyse biz hayır diyoruz’ dediler. Sen bugün çevre alanında en iyi profesörü getir, köylü onu beş dakika dinlemez. Kafasını sallar gider. Kalplerine, vicdanlarına dokunman lazım. Çok sert durmamak lazım. Sert durduğun zaman muhakkak seni bir partinin içine sokuyorlar. Sen işte şu partidensin, seni dinleyemem diyor.” 
“Bunlar doğal afetler. İnsanların dere yataklarına ev yapması hatalı ama bundan sonra çok daha büyük felaketler bekliyor Karadeniz’i. Dere yatakları, vadiler tamamen molozlarla doldurulmuş. Çok yüksek yağışlarda, buralar kapatıldığı için tıkanmalara neden olacak. Barajlar oluşabilir. Tonlarca su önüne geleni silip süpürebilir. Bu sadece bir depremin öncü sarsıntısı. Oradan para kazanan insanlar lüks yerlerde yaşarken yine köylü orada ölüme terk ediliyor. Ölecek olan yine bizleriz.” 
‘EN SON 638 ASKERLE KÖYE ÇIKARMA YAPTILAR’
https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/08/26/bir-ulkeyi-isgal-eder-gibi-koye-cikarma-yaptilar/