Devlet işleri: Yer isimlerinin değiştirilmesi
Coğrafi yer/mekân isimlerinin sosyolojik dili: Kültürel kırımın etkisi
Şükrü Aslan Birgün
Modernleşme süreci yer isimlerinin daha da dar bir bağlamda; milliyetçilikle ele alınmasına yol açmıştır. Bu süreç önce ‘vatanı elde etmek’, sonra da ona milli bir kimlik giydirmek biçiminde tezahür etmiştir. Vatana kimlik giydirmenin en önemli araçlarından birisi ise yer isimlerini değiştirmek olmuştur. Artık yer isimleri hakim kimliğin ve kurucu aktörlerin izlerini taşıyacak; eski mukimlerin kültürleriyle ilişkili isimler önce kayıtlardan silinecek sonra da belleklerden silinmesi için ‘tedbirler’ alınacaktır. Nitekim şehirlerin, kasabaların ve köylerin yanı sıra meydan ve sokak isimleri modernleşmeyle birlikte yoğun politik müdahalelerle karşılaşmıştır.19. yüzyılın ikinci yarısı ve 20. yüzyılın başları bu yönlü politik müdahalelerin görünür olmaya başladığı dönemlerdir. Bugünkü Anadolu içlerine doğru dışarıdan gelen göçmenlerin yerleştirilmesi ile ‘yeni’ yer isimleri de verilmeye başlanmıştır. Mesela ilk göçmen gruplar olarak Tatarlar, Çerkesler ve Balkan muhacirlerin yerleşim birimlerine Reşadiye, Hamidiye, Aziziye, Arifiye, Ümraniye, İsmetiye, Talatiye, Mahmudiye, Mahmutbey gibi padişah ve şehzadelere gönderme yapan isimler verilmiştir. Aynı süreçte bu coğrafyanın kadim kültürlerden gelen isimleri de değiştirilmeye başlanmıştır. Mesela Erzincan’ın Gercanis kasabasına Sultan Abdülaziz’in iradesiyle Refahiye adı verilmiş; Dersim Kızılkilise kazası Nazimiye’ye, Megri Fethiye’ye, Atronos önce Orhanili ve sonra da Bursa’ya dönüştürülmüştür.

1925 yılında yer isimlerini değiştirme mesaisi o kadar yoğundu ki İstanbul’da 300 dolayında sokak ve mahalle adı değiştirilmişti. 1927 yılına gelindiğinde ise İstanbul’daki tüm yerlerin yüzde 19’u artık yeni isimleriyle kayıtlarda yer almıştı. Özellikle cadde/sokak isimlerinde değişiklik, kimliksel kaygının baskın niteliğini gösteriyordu. Mesela Gürcü Kilisesi/Sokak Kazım Orbay Caddesi olmuştu. Ermeni Kilisesi Sokak/Fırın Sokak, Hasop Sokak/Perihan Sokak, Rum Kabristanı/Yeniköy Tepe, Kilise/Nevizade, Balıklı Kilise/Seyit Nizam, Ermeni Bostanı/Türk Bostanı, Aya Nofri/Dulkadiroğulları, Papaz/Bahriyeli Şükrü, Hançerli Kilise/Ulubatlı Hasan, Rum Kilisesi/Hacı Murat, Kaliyari/Kara Osman olarak değiştirilmişti. Müslüman olmayan isimler yerine Türk devlet adamları veya komutanlarının isimleri öne çıkarılmıştı.
1926’da çıkarılan Çift İsimle Anılan Vilayetlerin Tek İsimle Anılması yasası da aslında aynı politika ile ilgiliydi. Bu yasaya dayanarak Canik, Samsun’a; Saruhan, Manisa’ya; Kocaeli İzmit’e; Menteş Muğla’ya, Bozok Yozgat’a; İçel, Silifke’ye, Görle, Görele’ye; Enderin, Andırın’a dönüştürülmüştü.
Sonuç
Kuşkusuz Türkiye’de yer isimlerini değiştirme politikası yıllar içinde büyük bir kültürel kırıma yol açmıştır. Bu müdahalenin sonucunda Karadeniz’de genellikle Lazca, Ermenice ve Gürcüce yerleşim isimleri değiştirilmiştir. Rize’de bu oran yüzde 79, Artvin’de yüzde 88 Trabzon’da yüzde 78, Bayburt’ta yüzde 80 ve Erzincan’da yüzde 66, oranında gerçekleşmişti. Kürt coğrafyasına geldiğimizde bu oranlar daha da yükselmiştir. Şırnak’ta yüzde 92, Hakkari’de yüzde 86, Batman ve Bitlis’te yüzde 84, Mardin ve Erzurum’da yüzde 90 üzerinde gerçekleşmiştir. Mardin’de 647, Erzurum’da 653 köyün adı değiştirilmiştir. Diğer bölgelerin tamamında benzer bir durum söz konusudur.