'Pabuççu muştası' ya da fonculuk üzerine
Fatih Yaşlı haber.sol
Pabuç yapımında kalıp tam oturmadığında muşta ile yandan bir iki kez vurularak yapılan düzeltmeye atıfla kullanılan bu tabir, toplumun kendi iç dinamikleriyle bir dönüşüm yaşamasının imkânsız olduğu yönündeki inanca ve Batının elindeki muştayı kullanarak dönüşümü gerçekleştireceğine yönelik beklentiye işaret eder.
İdeolojik hegemonya çeşitli araçlarla kurulur. Din ve milliyetçilik toplumun sınıfsal niteliğini ve sömürüyü gizlemeye yardımcı olur örneğin. Okulda, evde, askerde düzenin ideolojisi kuşaktan kuşağa aktarılır. Gazetelerde, dergilerde, televizyonlarda, internet sitelerinde, düzenli olarak kapitalizmin doğallığından ve insan fıtratına en uygun sistem olduğundan bahsedilir. Akademisyenler, sosyal bilimciler, iktisatçılar bunun üzerine makaleler, tezler, kitaplar yazarlar.
Bugün fonlar kapitalizmin meşruiyetinin tesis edilmesi ve ideolojik hegemonyanın kurulması için kullanılan en etkili araçlardır. Çünkü bugün “fonculuk” denilen mekanizma bütün bir düşünce dünyasını ve akademiyi ele geçirmiş, AB’den, şirketlerden veya vakıflardan para almadan bilgi ve fikir üretmek neredeyse imkânsız hale gelmiştir.
![]() |
| Esin Eyican, Filyos Sanat Buluşmaları, 2004 |
2. Abdülhamid’in istibdat rejimine karşı İngiltere’den medet uman tavrın günümüzdeki temsilcilerinin, “pabuççu muştası” arayışına devam edenlerin, demokrasiyi Batıdan bekleyenlerin, fon mekanizmalarına ve fonculuğa bu kadar iştahla sahip çıkmalarında bir sıkıntı bulunmuyor. Onlar bu mekanizmaya ve bu mekanizmanın meşruiyetine hizmet ettiği şeye, yani kapitalizme iman etmiş durumdalar zaten.Sıkıntı, kendisine solcu, Marksist, sosyalist vs. diyenlerde. Yazılarında, makalelerinde, kitaplarında Marksizm adına mangalda kül bırakmayanların, “sınıf” demeden cümle kurmayanların, dibine kadar “ortodoks” olanların, iş gündelik meselelere ve pratiğe geldiğinde adeta birer liberal kesilerek liberal apolojinin birbirinden muazzam örneklerini sergilemelerinde. Bunun için ise “otoriter rejim/faşizm” bahanesinin arkasına sığınmalarında. En temel ilkeleri, en basit konumlanma gereklerini bile “faşizm var” diyerek erteleyip geçersizleştirmelerinde.
