Cennet ve cehennem yurdum!
Cennette cehennemi hissetmek korkunç bir şey. Anılar hiç durmadan kendilerini anımsatıyor. Yıllar önce HES yapılmasına karşı çıkan bir avuç bölge insanıyla bu HES’lerin oralara gitmiştim, henüz yapım aşamasındaydı ve yapılmasına karşı çıkanlara bölge halkı çok fena kızıyordu. Çünkü şu yalana inanmışlardı: “HES yapılacak gençleriniz artık büyük kentlerde iş aramayacak, işi ayaklarına getiriyoruz!” Şimdi biraz HES’leri tarif etmem gerek, bir derenin üstüne küçük bir baraj gölü yapılıyor ve su buradan vallahi de billahi de köy değirmenlerinden biraz hallice bir değirmeni çeviriyor ve elektrik oluyor. Bütün bölge HES yapılsa bile oluşacak elektrik anca bir kenti aydınlatabilir. Ama bu HES’ler için teşvikler çıktı, devlet üretilen elektriği alacağını söyleyip sözleşme yaptı. Sonra ne oldu, yolu yatağı değiştirilen sular azaldı, öyleyse kuruyan bölgelere ev yapalım dediler, sekiz kata kadar imar izni verildi. Karadeniz dere yataklarına kurulmuş apartmanlarla doldu. Sonra ne oldu, bir şiddetli yağmur yağdı, HES gölü doldu ve kapaklar açıldı. Peki, bir HES’te kaç kişi çalışmaya başladı? En fazla dört! Işıl Özgentürk, Cumhuriyet
Metin Lokumcu davası: Süreç nasıl ilerleyecek?

