Yanlış bilgi yangını: Kızılçam Marshall Planı’yla gelmedi, ABD kurulmadan önce de vardı
Ahmet Demirtaş: Ormanın altında birikmiş olan yanıcı madde miktarı çoksa, çıkan yangın ağaçların dallarını da yakacak şekilde tepe yangınına dönüşmüşse ve şiddetli bir rüzgâr da söz konusu ise uçakların yangın söndürmede etkinliği çok az hale geliyor. “Bizim neden uçağımız yok uçaklar neden alınmadı?” gibi söylemler yüzde 100 haksız diyemeyiz ama burada Türkiye’deki orman tahribatı ve orman yangınlarıyla ilgili diğer ihmaller yok sayılıyor.
Uçak ve helikopter yangına ilk müdahalede, yangın küçük çaplı ve düşük enerjili iken etkilidir. Bahsettiğim bu anda uçak ve helikopterden daha etkili başka bir araç yoktur. Çok yüksek miktarda enerji açığa çıkaran büyük yangınlar -ki biz buna üç boyutlu yangın deriz- su atarak söndürülemez. Dünyada böyle bir şey yok, biz uyduruyoruz bunları. Orman yangını karadan söndürülür. Bizim kara ekiplerimizin deneyimi, becerisi de çarçur edildi, bitti. Her şeyi uçakla helikopterle söndüreceğiz gibi bir algı oluştu. Kamuoyu da baskı yaptığı için bunun önüne geçemiyoruz.
Ahmet Demirtaş: Çünkü bu coğrafyada iklim değişikliği hiç konuşulmazken bile orman yangınları çıkıyordu. Bu çam türünün orman oluşturduğu bölgelerde tarihin eski dönemlerinden günümüze değin orman yangınları çıkar. Ama son dönemlerde o bölgelerde insan etkinlikleri artınca insan kaynaklı yangınların ön plana geçtiğini görüyoruz. Orman Genel Müdürlüğü verilerinde günümüzdeki yangınlarının yüzde 95’ine yakın bir bölümünün insan kaynaklı olarak çıktığı saptanmış. Bunun yanı sıra yüzde 10 civarında da yıldırım düşmesi, bir camın üzerine güneş ışığı düşüp ortamda yanıcı madde varsa tutuşması şeklinde de gerçekleşebiliyor. Böyle olunca iklim değişikliği nedeniyle çıktı demek yeterli değil. Ama küresel iklim değişikliği nedeniyle havalar daha çok ısınıyor ve sıcaklık artıyor. O zaman bu, yangının çıkması ve büyümesini tetiklemiş oluyor. Asıl çıkma nedeninin ısınma değil insan kaynaklı olduğu görülüyor.
İnsan girişi engellenirse ormanlar korunabilir.
Tuncay Neyişçi: Bu çalışmaz. Çünkü siz orman içerisinde maden ocağı, taşocağı, HES, JES gibi yapılara o kadar çok ruhsat vermişsiniz ki... Bu oran sivil toplum örgütlerine göre yüzde 60, bana göre ise yüzde 80’den az değildir. Ormanların içerisinde ruhsat verilmemiş avuç içi kadar yer bulamazsınız. Bu da ormanın içerisine zaten bir sürü insanın ve büyük araçların girmesine de izin verdiğiniz anlamına gelir. Bunların hepsinin eğitimli olması lazım.
