Fransa
Jacques Rancière: “Kendini doğrudan doğruya entelektüel tâyin etmek, başkalarından farklı ve üstün bir zekâya sahip olunduğunun îlânı. Bana göre, zekâyı temsil ettiğini sanmak tam da aptallığın tanımı”

Fakat hükmedenler hiç mesafeli değillerdir. Bizi piyasa kanununun cenderesine almak ya da bu kanuna başkaldırdığımızda tepemize binmek için yaşamımızın tüm anlarında yanı başımızdadırlar. “Burjuvazi”ye gelince, vaktiyle ekonomik ve toplumsal bir dinamizmi, yaşam tarzları, onları topluma model olarak dayatan tüm bir değerler sistemi olan bir sınıfı belirten bir terimdir. Ama bugün av peşinde basit bir sınıfla karşı karşıyayız. Hükmediyorlar, hepsi bu.
Sol hâlâ siyasetin sosyolojik bir kavranışının kurbanıdır: Hâlâ, sosyolojik bir çoğunluk oluşturan emekçi sınıfı mensuplarının burjuva azınlığı tarafından hükmedilmeye neden ses çıkarmadıklarını sormaktadır kendine. Neden devrim yapmıyorlardır? Ya da, daha tevazuyla, neden hepsi sola oy vermiyordur? Çıkarılan sonuç daima, onların kendi çıkarlarını anlamadıklarıdır, ya da mücadele yürütmek için gerekli stratejiyi anlamadıklarıdır. Bunun sonucunda da, mücadele edenlere, iyi şekilde ve doğru hasma karşı mücadele etmediklerini vs. açıklamak için iki misli stratejik çaba gösterirler.
2002’de “faşo”ya (Le Pen’e) değil “dolandırıcı”ya (Chirac’a) oy verme çağrısında bulunan bir “sol” slogana atfen diyordum bunu. Ehven-i şer politikasıydı güya bu. Ama gerçekte bundan fazlasıydı: Cumhuriyetçi denen partilerin aşırı sağı alt etme bahanesiyle git gide daha fazla aşırı sağa benzedikleri bir süreçteki belirleyici safhaydı.
Fransız Devrimi Terör’le özdeşleştirilir, işçi devrimleri sadece Sovyet Gulagı’na indirgenir, İkinci Dünya Savaşı’nda Naziler’e direnişin idealleri sadece Nazi işbirlikçisi kadınların saçlarının sıfıra vurulması üzerinden okunur, ırkçılık karşıtlığı “21. yüzyılın totalitarizmi” olarak kınanır, sömürgecilik karşıtlığı “beyaz ırk karşıtı ırkçılığa” dönüştürülür ve zulüm altındaki Filistin halkına destek vermek terörist bir İslam’ı savunmakla bir tutulur. İlerici ve devrimci bütün geleneğin böyle uzun süredir kanun dışı îlân edilmesinin “ilham kaynağı aşırı sağ” olmamıştır. “Liberal” burjuvazinin ve sol ile aşırı soldan gelen “cumhuriyetçi” bir entelijensiyanın bağrında gelişmiştir. Toplumsal adaletsizliğe karşı her mücadelenin hunhar bir terörle bitmeye mahkûm olduğunu söyleyen, tuzukuruların eski nakaratının modernleştirilmiş biçimini o entelijensiya kotarmıştır.