Geçinemedikleri için madene indiler
Filiz Gazi Birgün
2004’te madende rödovans başlıyor. Kömür üretimi çok maliyetli bir şey olduğu için buna sermaye bulmak çok kolay değil ve rödovans başlı başına devletin bir sermaye teşvik uygulaması. Tütün üreticilerinin elinden alım garantisi ve devlet desteği alınırken, kömür şirketlerine devasa destekler veriliyor. Kömürün tek müşterisi olan devlet, rödovans sözleşmelerinde belirtilen kömür miktarını ne kadar üzerinde üretim yapılıyorsa yapılsın bunu satın alıyor.
| Coşku Çelik, Kanada York Üniversitesi Misafir Öğretim Üyesi |
KÖYLÜLÜK TASFİYE EDİLDİRödovansla birlikte ne değişiyor?
Rödovanstan sonra ocakların bir kısmı genişletiliyor, bir kısım da yeni ocak açılıyor. Soma erken cumhuriyetten bu yana kömür üretilen bir yer ancak devlete madenciliği veya uzun süre küçük şirketler var. Soma A. Ş. gibi ya da İMBAT Madenciliğin eski ismi Balcı Madencilik gibi… Bu şirketler rödovanstan sonra holdinglere dönüşüyor. Başka sermaye grupları da yeni yatırım yapıyor.
Böylece tarım tasfiye edilmiş mi oldu?
Tarım tasfiyesi diyemeyiz. Tarımdan elde edilen kazanç halen var. Küçük çiftçilerin ailede tarımın baskın olduğu bir biçimden tarım gıda şirketlerinin baskın olduğu ya da geniş kapitalist çiftçilerin baskın olduğu bir tarımsal üretim biçimine geçiliyor. Dolayısıyla yaşanan şey köylülüğün tasviyesi.
MADEN YOKSULLUKLA BAŞLADI
Halk madenlere çalışmaya nasıl mecbur edildi?
“Nasıl mecbur edildi?” Güzel sordunuz. Geç Osmanlı’ya baktığınızda ya da dünyanın başka yerlerindeki örneklere baktığınızda madende mahkumlar çalıştırılır. Köydeki kadınların da söylediği şeydi: Aklı fikri olan insan mecbur kalmasa madene iner mi? Can Gürkan’ın davalarda sürekli söylediği bir şey vardı: ‘Ben buranın halkına istihdam sağladım.’
Madende çalışamayan ve işsiz kalmış işçilerden dinlediğim günde üç öğün çocuğuna sadece makarna yedirebildiği, kirasını ödeyemediği ya da katliamda keşke bende ölseydim de ailem para alsaydı ifadeleriydi. Feci bir yoksulluk hikâyesi o insanları madene soktu.
![]() |
| Tahir Çetin |
Bunun dışında, DİSK’e üye işçi onun bedelini ödüyor. Sendika, şirketlerin disiplin mekanizması gibi çalışıyor. Bir işçi bir şikayetinden dolayı sendikayla konuşmaya kalksa anında şirket müdürlerinin haberi oluyor. Bunların tamamı işçilerden dinlediğim hikâyeler… Katliamdan sonra DİSK’e bağlı Dev Maden-Sen’e bir anda çok yüksek bir talep oluyor. İnsanlar DİSK’in önünde sıra olduğunu anlatmıştı. Daha sonra üye olan işçiler fişlendiği ve işsiz kalma tehdidi gördüğü için Dev Maden- Sen hızla güç kaybediyor. Daha sonra mücadeleyi sürdüren bir grup işçi de sendikadan ayrılıyor. 2018’de Bağımsız Maden-İş kuruluyor. Genel Başkanı ve benim çalışmamda da çok büyük desteği olan Tahir Çetin’i buradan anmak isterim. Onu aslında mücadelenin içinde kaybettik.
2004’te yatırımlar başladığında işçi bulma meselesi var. Maden işçileri tarafından taşeron olarak adlandırılan dayıbaşılık, gerçekten de enformel bir taşeronluk olarak işliyor. Bu kişiler, çoğunlukla deneyimli madenciler olup, onlardan beklenen öncelikle, akrabalık ve hemşerilikbağlarını kullanarak ocaklara işçi bulmak. Dayıbaşları kahvelere, köylere ya da Zonguldak, Kütahya gibi şehirlere ilanlar asıyorlar ve ekiplerini topluyorlar. Her bir götürdüğü işçi başına yüzde alıyor. Aynı şekilde kendi ekibinin yaptığı üretimden yani çıkardığı kömürden de prim alıyor. Yaptıkları üretim zorlaması ile şirketin elde ettiği öyle kazançlar varki onlara ödedikleri o devasa ücretler bile devede kulak kalıyor. Bir taraftan kapitalizmin derinleşmesi bir taraftan da kapitalizmin emek süreçlerinin formal ve yapısal ilişkiler içinde işlemediği bir süreç. İşçilerin dayıbaşlarından dayak yediği, sürekli hadi hadi dediği, durduğu anda küfür yediği bir üretim süreci. Soma davasında da gördüğümüz şeyler oldu.
Maden işçilerinin 13 Mayıs’a kadar şu hayatta çok şeyi bilmiyordum, gücümüzü öğrendim dediğini duydum. Ama maalesef kitleselleşemedi. Tarikat ağlarının orada da etkisi olduğu falan da bilinir ama bence en belirleyici faktör iş kaybetme korkusu. Şöyle hikayeler dinledim ben işçilerden. ‘Bizim ayaktan metan çıktı, çok korkuyorum.’ Zehirlenirse diye korktuğunu söylemesini bekliyorsun ama hayır… Ocakta çalıştığı ayak kapatılırsa, ücretsiz izne gönderilecek. Temel korkunun bu olduğu bir tablo. Huzurumuzu kaçırmadan örgütlenin der gibi bir şey çıkıyor ortaya. Mülakat yaparken şöyle bir şey olmuştu: Diyorumki şöyle bir şey olmuştu, yok olmadı öyle bir şey diyor. Metan çıkmıştı diyorum, yooo olmadı diyor.
