01 Şubat 2022

     


Bana bu sevgi nereden geldi?

Ateş İlyas Başsoy     Birgün

İstenilen şey şu: Biz okumuşlar (ve veya solcular ve veya aydınlar ve veya muhalifler) kafayı yiyelim, şuurumuzu kaybedelim. Bunun sonucunda ya yeniklik psikolojisiyle vazgeçelim, kaçalım, susalım ya da “Sizin alayınızın…” diye başlayan küfürler savurup marjinalize veya kriminalize olalım. Ya da (ki en yaygın olan bu) bir Whatsapp grubu oluşturup, güvenli bir alanda kendi yankı odamızı yaratalım. Maça gidince bağırıp rahatlayan holiganlar gibi kendi dar çevremizde sövüp sayarak içimizi rahatlatalım
    
Bu birinci aşama. İkinci aşama, kendi yankı odamızda sivrilttiğimiz dilimizi sokağa çıkartmak. Tuhaf ama bizim bu kızgınlığımızdan çoğunluğun haberi yok. Geçim derdinde, ekmek derdinde milyonlar var. Bu insanlarla sohbet etsek, dertleşsek, en azından adlarını bilsek bile dönüştürücü bir eylem yapmış olabiliriz. Oysa biz o insanların yanına karanlık kafeste büyütülmüş kurt köpeği gibi öfkeyle gidiyoruz. Hepimiz değil ama bir kısmımız, her zaman değil ama genellikle… Yankı odalarımızda bizim gibi düşünmeyen, hatta düşünmeye vakti olmayan milyonlarca insanı bir torbaya koyup, hepsini külliyen reddediyoruz. Biz böyle davranınca geniş kitleler de bizi reddediyor.

İşte faşizmin iki aşamalı savaş planı bu: Birinci aşama bizi delirtmek, ikinci aşama delirmiş bizleri bu süreçten tam olarak haberi olmayan kitlelerin arasına sokmak. Yıllarca “Sol halkın dilini konuşmuyor” dedikleri, özünde bundan kaynaklanıyor.