24 Ekim 2022


 Gurbetçi kültürü ciddiye alınmadı

Almanya’ya 1961’de başlayan işçi göçü kapsamında ‘gurbetçilerin’ üretimlerini ve müzik kültürünü anlatan Aşk, Mark ve Ölüm, Başka Sinema'nın dağıtımı ile vizyonda ve MUBI Türkiye'de gösterime hazırlanıyor. Yönetmen Kaya, gurbetçilerin kültürel mirasının ciddiye alınmadığını söylüyor ve ekliyor: “Çoğu zaman alay konusu oldular.” 
Türkiye’de arşivcilik koleksiyonerlerin ya da özel şirketlerin elinde, ki iyi ki varlar. Ama arşivler kisisel olunca, o insanlar yaşlanınca, “muhafaza edilmesi için hangi kamu kuruluşuna verilebilir” diye bir soru ile karşılaşıyoruz. Bunu çok gördüm. Vefat ettiklerinde geriye bıraktıkları kültürel mirasa gerçek anlamda sahip çıkılmıyor çogu kez. Bağışlayabilecekleri kurumların da genelde maddi gücü olmadığından korunması ve sonraki nesillere aktarılması gereken veriler ortada kalıyor maalesef. Mutlaka çok iyi kurumsal arşivler de var Türkiye’de, mesela Mimar Sinan Üniversitesi, ya da TRT’nin arşivi ama onlara da ulaşım kısıtlı genelde.

Almanya’da durum farklı, kamu kanallarının arşivleri daha derli toplu, filmlerin çogu dijitale aktarılır ve iyi koşullarda muhafaza edilir ama yine de eksikleri yok değil. Ama şöyle bir problemle karşılaştık. Almanya’daki Türkiye kökenli sanatçıların eserleri Alman arşivlerinde korunmuyor; Alman kültürü olarak algılanmadığından. Oysa ki bu eserler Almanya’da yaşayan sanatçılar tarafından üretilmiş, tamamen Almanya’da imal edilmiş ve Almanya’da yaşayan bir kitle tarafından tüketilmiş. Almanya’da yaşayan koleksiyoncu arkadaşlar sayesinde muhafaza ediliyorlar. 
 Erkin Can Seyhan   Birgün