10 Haziran 2023

                   

 
Sanata siyaset bulaştırma zamanı!
 Türkiye Cumhuriyeti tarihi geride bıraktığı yüz yıl boyunca ‘Sanat ve sanatçı ile uğraşmayı bir görev bilmiştir’ denilebilir. Özellikle de kriz anlarında faturanın sanat icra eden, yaratan, eli kalem tutanlara kesilmesi bir devlet geleneğidir. En nihayetinde cumhuriyet daha beş yaşına girmeden memleketin en büyük iki şairinden Mehmet Akif Ersoy gönüllü olarak kendini Mısır’a sürmüş, Nâzım Hikmet ise hakkındaki 15 yıllık hüküm nedeniyle yurt dışına çıkmak zorunda kalmıştı. Bu gelenek yıllar boyunca devam etti. Bütün darbelerde kapısı ilk çalınan aydın ve sanatçılar oldu.

 Ancak bugünün ayırt edici özellikleri var. AKP iktidarı daha ilk yıllarından itibaren sanatı bir mücadele ve iktidar alanı olarak gördüğü için yalnızca ‘devlet hassasiyetleri’yle değil, kendi ideolojik hattıyla da bu alana baktı. Geçmişte ‘devlet aklı’ tarafından belirlenen ‘bölücü, yıkıcı, irticai vb.’ tanımlarla ifade edilen bir ‘kesime’ karşı ama asıl olarak sol fikirlerin toplum içinde yaygınlaşmasının önüne geçmeye dair bir politika söz konusuydu

 Gelelim bu tarafa. Özellikle de ‘sanat/ piyasa’ ilişkisinin ayrılmaz bir biçimde birbirinin içine girdiği son 30-40 yılda tekrarlana tekrarlana bir klişe haline gelen “Sanata siyaset karıştırmama” hassasiyetinin geçerliliğini yitirdiğini görmek sevindirici. Çünkü siz siyasete karışmasanız bile, bir ödül töreninde yaptığınız ‘basit’ bir konuşma bile siyasallaştırılabiliyor. Dolayısıyla iktidar cephesinin her türden eleştiriyi hızla siyasallaştırdığı bir ortamda, sanatı siyasetten azade kılmanın olanağı zaten yok. Aksine tam olarak sanata siyaset bulaştırmanın vaktidir. Bunu yaparken de bir arada durmanın, dayanışmanın olanaklarına yaratmak; meslek örgütlerini güçlendirmek yeni yapılar, direniş alanları inşa etmek giderek mecburiyet haline geliyor.

Şenay Aydemir   Evrensel