24 Ağustos 2023

 

Bir anomali hali: Atatürkçülüğün yokluğu

Evet, bugün Türkiye’de kendisine Atatürkçü diyen milyonlar vardır ama bu Atatürkçülük “Atam” fetişizminden, nostaljiden, sosyal medyada fotoğraf, video paylaşımından ve ulusal günlerde bankaların çektikleri reklam filmlerine bakıp duygulanmaktan öteye gitmemektedir. Kendisine Atatürkçü diyerek bunun üzerinden siyaset yapan, hegemonya kurmaya çalışan, iktidar perspektifine sahip olan bir siyasi özne, bir siyasi aktör ise yoktur ve bunun nedenleri üzerine kafa yorulması gerekmektedir.

 90’lı yıllar boyunca Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Turan Dursun, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı gibi yüzü sola dönük, Atatürkçü ya da doktriner ifadesiyle Kemalist aydınlar katledilmiş, bu kırım politikalarıyla adeta İslamcılık ve liberalizm için düşünsel bir “saha temizliği” yapılmıştır. Bugün kendisine Atatürkçü diyenlerin elinde ise bir ahmaklaştırma makinesi olarak Sözcü gazetesinden ve okuduğunuzda daha da cahilleşeceğiniz Uğur Dündar, Yılmaz Özdil gibi tüccarlardan başka bir şey kalmamıştır. Cumhuriyet gazetesinin ve oradaki birkaç yazarın ideolojik/teorik bir hat tutmaya çalıştıkları doğrudur ama onların da görece olarak etkileri az ve toplumsallıkları zayıftır.

 Atatürkçülüğün siyasal alandaki yokluğunun başka bir nedeni solun yokluğudur. Türkiye’de tarihsel olarak bakıldığında Atatürkçülüğün devletin ve elitlerin ideolojisi olmaktan çıkıp toplumla ve halkla buluşmasının aracısı sosyalist sol olmuştur. Sosyalistler 1960’lı yıllarda Atatürkçülüğü yeniden yorumlamış, güncellemiş ve onu dönemin anti-emperyalist ruhunun nirengi noktası haline getirerek kitlelerle buluşturmuştur. Atatürkçülük de bir meşruiyet zemini olarak solun popülerleşmesini ve toplumsallaşmasını kolaylaştırmıştır. Bugün ise sosyalist sol zayıftır, ülkede güçlü bir anti-emperyalist mücadele, güçlü bir emek ve öğrenci hareketi yoktur. 
 
 Fatih Yaşlı   Sol