Ilık suda giderek haşlanmaya ilişkin
ISINAN SUYUN ÇOK KISA TARİHİ
O tarihi çok iyi biliyoruz. Siyasal İslamın partisi AKP’nin ülkeyi demokratikleştirecek saçmalığı ile başladık: “Merak etmeyin değiştiler... Bunlar Hıristiyan demokrat gibi bir şey...” ve su ısınmaya başladı. “Tek adam” rejimine açılan anayasa oylaması “yetmez ama evet” saçmalıkları içinde geçti. “Gezi” oldu, ardından su ısınmaya devam etti. Seçimler birbiri ardına çalındı, “Atı alan Üsküdar’ı geçti”, su ısınmaya devam etti. Ana muhalefet partisi ise rehavet içindeydi. CHP liderliği, sanki “güçler ayrılığı” ortadan kalkmamış, seçim sistemi YSK yoluyla, bürokrasi ve güvenlik güçleriyle denetim altına alınmamış, seçim kaybetme olasılığı “defterden” çıkartmamış gibi yaşıyordu. CHP, rejimin dilini benimserse onun tabanından oy çalabileceğine böylece seçimleri kazanabileceğine inanmaya devam ediyordu. Yenilgiler birbiri ardına geliyor, su da ısınıyordu.
“15 Temmuz darbe şeyinde” rejim kadrolarını, kurumlarını pekiştirdi. Ana muhalefet her şey normalmiş, yaptığını yapmaya devam etti. Su da ısınmaya... Bu süreç, kendini son başkanlık seçimlerinde bir kez daha kanıtladı.
Şimdi, rejimin, “doğasını”, yandaşlarının “yolsuzluklarını, soygunlarını” sergileyen gazeteciler, artık gerçek bir yasal gerekçeye bile gerek duyulmadan hapse atılıyor. Konserler, festivaller, “milli manevi değerlerimize ters” gerekçesiyle engellenirken aslında siyasal İslamın değerleri topluma dayatılıyor. “Diyanet İşleri” etkinliklerini, vatandaşın (eğer bu kavram hâlâ geçerliyse) dilini, bedenini, zamanını, mekânını doğrudan denetim atına alma çabalarını genişletiyor, derinleştiriyor. Rejime uygun kuşaklar geliştirmek için, ülkenin geleceğini tehlikeye atmak pahasına, eğitim sistemi tarikatların eline terk ediliyor. Şimdi artık kaynama noktasındayız.
Ergin Yıldızoğlu Cumhuriyet