31 Mart 2016

Maden Filmleri

                                        

FITRATINDA ÖLÜM OLAN MADEN FİLMLERİ
  FIRAT SAYICI  
 Cinedergi  
Maden (1978)
Agah Özgüç’ün konusunu “Her an ölüm tehlikesiyle karşılaşan maden işçilerinin çalıştıkları ocaklarda gereken önlemler alınmaz. Ve uyarı amacıyla imza toplanırsa da dayanışma sağlanamaz. Davasında yalnız kalan İlyas direnmesini sürdürünce sendika ağaları tarafından kurşunlatılır. Bir süre sonra da İlyas'ın göçük altında kalıp ölmesi sonucu ilk kez işçiler bir araya gelir. Ve film "işçiler birleşin” sloganıyla biter.” diyerek verdiği Maden kuşkusuz ki, sinemamızın ‘sol tandanslı’ eserlerinin arasında önemli bir yere sahip. Yavuz Özkan’ın yönettiği filmde Cüneyt Arkın, Tarık Akan, Hale Soygazi, Meral Orhonsay ve Halil Ergün gibi önemli isimler rol alıyor. Son zamanlarda sosyal medyayı sarsan filmden bir sahnedeki şu replik hala kulaklarımızda; “Asıl O… çocukları işçiyi sizin gibi satanlardır!”
Germinal (1993)
2,5 saatlik olağanüstü bir edebiyat uyarlaması olan Germinal, dünya sinema tarihinin de en önemli maden filmi. Claude Berri’nin yönettiği Gerard Depardieu ve Miou-Miou’nun oynadığı film, usta yazar Emile Zola’nın romanından uyarlama. Etienne Lantier, maden yatakları sayesinde geçimini sağlayan bir Fransız kasabasına yerleşip tek derdi bir işe sahip olmak olan sıradan bir adamdır. Fakat kısa bir süre içerisinde Maheu ile tanışmasıyla birlikte hayatını kökünden değiştirecek yaşanmışlıklar edinecektir. Madende iş bulmasına yardımcı olan Maheu ile günden güne yakınlaşır, bu esnada ailenin genç kızı Catherine’e umutsuzca aşık olur. Tek derdi ise maden işçilerinin içerisinde bulunduğu zorlu çalışma şartlarıdır. Etienne, Maheu’yu ikna ederek yeni bir madenciler sendikası kurmayı üstlenip büyük bir grevi organize eder. Elele verip bir araya gelen işçiler devasa bir isyan başlatır, fakat maden sahiplerinin gazaplarından kurtulmaları kolay olmayacaktır.
Yük (2012)
Gerçek bir öyküden yola çıkılarak senaryolaştırılan ‘Yük’ filmi bir cinayet sebebiyle hasmından kaçmak için madende saklanan bir adamın hikayesi… Cemal, arkadaşının ölümüne sebep olup onun kardeşinin hışmından kaçarken, ölen adamın kardeşi Cumali intikam almak için onun peşine düşmüştür. Zeynep, Cemal ile evlidir ancak birkaç sene öncesi evli ve çocuklu olan Cumali ile tutkulu bir ilişki yaşamıştır. Usta yönetmen Erden Kıral’ın yönettiği film hem gişede hem de festivallerde büyük hüsran yarattı. Zira Nadir Sarıbacak, Tansu Biçer ve Tülin Özen’in muhteşem oyunculuğunu ve de maden/madencinin dünyasını olağanüstü görselliğiyle filme döken görüntü yönetmeni Feza Çaldıran’ın emekleri kötü bir öyküleme kurgusuyla harcandı kanımc
Dead Mine (2012)
Gözünü para hırsı bürümüş bir grup bilim insanı, bu doğrultuda çok farklı bir proje için bir araya gelirler. Warren Price, önderliğindeki grup kendilerine parayla askerler tutarak onlar eşliğinde 2. Dünya Savaşı’ndan kalma bir sığınağa girmeye karar verirler. Ancak tehlikeli bir bölgede bulunmaktadırlar ve saldırıya uğrarlar. Girdikleri sığınağın bir kısmı çökünce kapalı kalırlar. Tek seçenekleri kalmıştır. O da çaresizce madenin derinliklerine doğru yürümektir. Ancak maden zannettikleri gibi sahipsiz değildir ve yalnız kalmayacaklardır. Steven Sheil’in yönettiği Miki Mizuno, Sam Hazeldine, Ario Bayu gibi isimlerin oynadığı bu Endonezya yapımı film, her ne kadar 4.6’lık bir Imdb puanına sahip olsa da yer yer korkutmayı başarıyor.
The Pennsylvania Miners' Story (2002)
2002 yazında Pensilvanya'da yaşanan kazanın ardından kurtarılan maden işçilerinin gerçek hikayelerinden uyarlanan film hikayesini, işçilerin kendi gözünden, kendi anlattıkları üzerinden kuruyor. Gerçek madenlerde de çekimler yapılıyor ve hayatlarını tehdit eden tehlikenin asıl nedenleri ortaya çıkıyor. Kurtarılmak için 77 saat boyunca madende bekleyen işçilerin yaşadıklarını ekrana getiren ve bazı sahnelerin kazanın yaşandığı Quecreek madeninde çekildiği filmin yönetmeni David Frankel, başrollerini ise Graham Beckel, Dylan Bruno ve Marisa Ryan paylaşıyor.
Beaconsfield (2012)
16 gün boyunca yerin altında yaşam mücadelesi veren ve çoğu sağ kurtulan işçilerin gerçek öyküsünü anlatan film Avustralya'nın madencilik bölgesi olan "Beaconsfield"da yaşanan bir trajediyi anlatıyor. Glendyn Ivin’in yönettiği filmde Shane Jacobson, Lachy Hulme ve Cameron Daddo gibi isimler rol alıyor.
The Treasure of the Sierra Madre (1948)
Yönetmenlik ve uyarlama senaryo dallarında Oscar kazanmış olan film, altın madenleri için Sierra Madre dağlarında yaşanan acı dolu deneyimleri beyazperdeye yansıtıyor. Yönetmenliğini ve senaristliğini John Huston’ın yaptığı film, B. Traven’in aynı adlı romanından uyarlama. Humphrey Bogart, Walter Huston, Tim Holt gibi usta oyuncuların rol aldığı film yenilikçi western akımının da öncü işlerinden. Filmin şöyle de bir önemi var, ki o zamanlar için bu bir devrim sayılır; ilk kez tamamı Amerika sınırları dışında çekilmiş Hollywood yapımı!
Blood Diamond (2006)
Başrollerde Leonardo DiCaprio, Jennifer Connelly ve Djimon Hounsou'nun yer aldığı filmin yönetmeni bol ödüllü Edward Zwick. Filmin ana konusu ve isminin kaynağı Afrika'daki savaş bölgelerinde çıkarılan ve savaş düzenini finanse etmekte kullanılan elmaslardır. Bu elmaslar sıklıkla "kanlı elmaslar" anlamına gelen blood diamonds terimiyle anılır. Film elmas endüstrisi ve bu sektördeki tekel iddialarının yanı sıra, Afrika’daki en büyük problemlerden sayılan çocuk askerler sorununa da işaret etmektedir. Nitekim filmin sonunda Afrika’da halen yaklaşık 200,000 çocuk askerin bulunduğuna dair bir not yer almaktadır. Bunların dışında filmde Batı’nın Afrika’daki sorunlara karşı tutumu eleştirilmiştir.
North Country (2005)
Charlize Theron, Frances McDormand, Sissy Spacek, Sean Bean, Woody Harrelson, Richard Jenkins ve Jeremy Renner gibi oldukça güçlü bir kadroya sahip olan “Tek Başına”nın yönetmeni Niki Caro. Gerçek hayattan uyarlanan film, bir madende çalışan kadının şehirdeki ilk cinsel taciz davası açmasını konu almaktadır. Film gişede başarı sağlamasına rağmen eleştirmenlerden tam not alamadı. 
Kelebeğin Rüyası (2013)
86. Akademi Ödülleri'nde En İyi Yabancı Film dalında Oscar aday adayı olarak seçilen Kelebeğin Rüyası, Yılmaz Erdoğan'ın yazıp yönettiği, başrollerini Kıvanç Tatlıtuğ, Mert Fırat, Belçim Bilgin ve Farah Zeynep Abdullah’ın paylaştığı bir yapım. 2. Dünya Savaşı döneminde Zonguldak'ta yaşayan ve genç yaşta veremden ölen şairler Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu'nun hayat hikayesini anlatan eserde Behçet Necatigil'i de Yılmaz Erdoğan canlandırmakta. Muzaffer ve Suzan’ın madene indikleri sahnenin seyirciler üstünde büyük etkisi olduğunu unutmamak gerek.

28 Mart 2016

                  
Sinyalizasyon Projesi’nde yapım çalışmaları tamamlanan Karabük-Gökçebey-Zonguldak kesiminde trenle yolcu taşımacılığına 3 yıl aradan sonra yeniden başlandı.

  
http://www.tcdd.gov.tr/files/bolgeseller/zonguldakkarabuk.pdf
                   

22 Mart 2016

Işık Yenersu belgeseli SergiOdası'nda gösterilecek
Çaycuma doğumlu sinema ve tiyatro oyuncusu, seslendirme sanatçısı Işık Yenersu'yu anlatan belgesel Zonguldak Kitaplarının sergileneceği SergiOdası'na konuk olacak. 25 Mart 2016 Cuma günü gösterilecek film 37 dakika.
 Devlet Tiyatrosu’nda, “Hırçın Kız”, “Söz Veriyorum”, “Bütün Oğullarım” oyunlarındaki baş kadın rolleriyle belleklere kazınan, bir dönem TRT dizilerinin vazgeçilmez başrol kadın sesi Yenersu, “Sen de Gitme Triandafilis” adlı filmdeki rolü ile Uluslararası İskenderiye Film Şenliği’nde “1995- En İyi Kadın Oyuncu Ödülü” ve 2004 yılı Afife Jale “Nisa Serezli Ömür Boyu Başarı Ödülü” gibi pek çok ödüle layık görülmüştü.
  
"Tiyatronun Narin/Çetin Divası' adını taşıyan belgeselin yönetmenliğini Kerime Senyücel, metin yazarlığını ve danışmanlığını ise Ediz Baysal üstleniyor. 
7. Zonguldak Kitapları Sergisi 25 Mart 2016'da başlayacak ve saat 12.00-18.00 arası ziyarete açık olacak. Sergi bir ay sürecek.
    
     

14 Mart 2016

Yerel medya masaya yatırılacak...

Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı (ZOKEV), “Kent Kültürü Bienalleri” dizisinde bu yıl yerel medyayı ele alacak. “Zonguldak’ta Yerel Medya” adlı çalışma, 17-20 Kasım 2016 tarihleri arasında yapılacak. Bienalde, hem geniş anlamda yerel medya olgusuna değinilmesi, hem de Zonguldak özelinde yerel medyanın tüm yönleri ve süreçleriyle ele alınması hedefleniyor.
http://www.pusulagazetesi.com.tr/h_57416/yerel-medya-masaya-yatirilacak/

03 Mart 2016

Hafta sonu SergiOdası'nda 
iki gençlik filmi var! 
3 Mart 1992 Kozlu grizu patlamasında 
ölen madencilerin anısına...
                                            
Ekim Düşü
Joe Johnston,  2000, 105 dk.

05 Mart 2016  Cumartesi Saat 14.00

Coalwood okulunu bitirdikten sonra üniversite bursu kazanamayan çoğu gencin madenci olarak çalıştığı bir kasabadır. Burada hayat insanlar için basittir. Madenci olarak çalışır ve para kazanırsın. Homer Hickam babası usta bir madenci olan bir çocuktur. Erkek kardeşi futbol sayesinde burs kazanmıştır ve Homer'ın babası onun madenci olmasını istemektedir. 1957 Ekim'inde Sputnik adlı uydunun geçisine tanıklık eden Homer'ın farklı bir hayali vardır. Roketlere ilgi duymakta ve kendi çabaları ve 3 arkadaşıyla birlikte roketler yapmaya çalışmaktadır. Zamanla "Rocket Boys" olarak tanınırlar fakat Homer'ın babası hiçbir zaman bunu desteklememektedir. Tüm engellere rağmen Homer ve arkadaşlarının hayalleri için gösterdikleri çaba sizlere ilham verecek.

                                         
Billy Elliot
Stephen Daldry2001, 105 Dk.
05 Mart 2016 Cumartesi Saat 16.00

1984 İngiltere’si… Kuzeyde çalıştırılma metotları nedeniyle koşullarına karşı gelen madencilerin grev yaptığı dönem… Billy Elliot yaşına rağmen olgun, 11 yaşındaki bir çocuktur. Babası ve ağabeyi ile birlikte yapılan grevlere katılmaktadır. Billy, kararlarını tıpkı bir yetişkin kararlılığıyla vermeye çalışmaktadır. Bir gün boks sporunu bırakıp bale yapmak istediğini söyleyince ise ailesi ona karşı çıkacaktır. Ancak Billy’nin yanında onun bu kararını destekleyen insanlar da olacaktır. Stephen Daldry’nin başrolünü Jamie Bell’e teslim ettiği Billy Elliot, 3 dalda Oscar’a aday gösterilmişti. Ayrıca film Jamie Bell ile Julie Waters’a birer BAFTA ödülü getirdi.
                                       

28 Şubat 2016

Bülent Ecevit Üniversitesi Zonguldak’taki Mülteciler Üzerine Yapılan Araştırmayı Kitaplaştırdı
Zonguldak’ta yaşayan ve çoğunluğunu Irak’tan gelen mültecilerin kentteki yaşam koşullarını, sorunlarını ve kent halkıyla etkileşimlerini incelemek amacıyla Bülent Ecevit Üniversitesi’nde "Zonguldak’taki Mülteciler: Yaşam Deneyimleri, Sorunlar ve Öneriler” başlıklı araştırma raporları ve çıkarımlar kitaplaştırılarak BEÜ Yayınevi tarafından yayınlandı.
 
Türkiye’nin pek çok iline yerleşen mülteciler kaldıkları yerlerde çeşitli problemlerle karşılaşmakta fakat dil bilmemeleri, geldikleri yerde yaşadıkları travmalar nedeniyle bu problemleri yetkililerle paylaşmalarını güçleştiriyor. Mülteciler konusunda önemli çalışmalar yürüten Bülent Ecevit Üniversitesi "Zonguldak’taki Mülteciler: Yaşam Deneyimleri, Sorunlar ve Öneriler” kitabıyla çok önemli bir soruna dikkat çekerek somut verilerle sorunlara çözüm üretmeye çalışıyor. Kitaplaştırılan çalışma başta akademisyenler olmak üzere idari personel ve öğrencilerin özverili çalışmaları sonucunda ortaya çıktı.
ZOKEV'in tüm yayınları şimdi SergiOdası'nda 
SergiOdası, Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı (ZOKEV)'in sayısı on biri bulan kitaplarını özel bir rafta okurlara sunmaya başladı.

Geçen hafta Zonguldak Folkloru Bineali'13 Bildiriler kitabını tanıtan ZOKEV şimdiye kadar şu kitapları yayınladı:
Zonguldaklı Yazarlar, Zonguldak'ı Yazanlar, Ahmet Naim'e Armağan, Muzaffer Tayyip Uslu'ya Armağan, Burhan Solukçu'ya Armağan, Edebiyatta Zonguldak Bienali, Zonguldak'ta Spor Bienali, Kent Tarihi Bienali, Zonguldak Folkloru Bienali, Kavga (İrfan Gelen), Doğan Şadıllıoğlu Kitabı, Taşra Züppesi (Mete Arif Tokmak). ZOKEV'in ayrıca iki ayrı seriden oluşan eski Zonguldak fotoğraf kartpostalları bulunuyor.

Zonguldaklı yazarlara raflarında özel bölüm ayıran SergiOdası her yıl iki kez Zonguldak'ı yazan yazarları ve madencilikle ilgili kitapları, filmleri bir ay boyunca masa üstüne çıkarıp sergiliyor.

22 Şubat 2016

BİANET: Söyleşi

Soma'dan Bu Yana Madencilikte Ne Değişti?
Eski Maden Mühendisleri İstanbul Şube Başkanı Nedret Durukan'la Soma'dan bu yana neden ölen madenci sayısının azalmadığını, ne gibi yasal değişiklikler yapıldığını ve nelerin eksik olduğunu konuştuk.

03 Şubat 2016

Zonguldaklı Şehidin Babası: "Üç Ay Önce Nişanlanmıştı"
Zonguldak'ın Elvanpazarcık beldesine bağlı Çalca Mahallesi'nde taziyeleri kabul eden baba Şaban Cin, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Oğlunun yaklaşık 3 ay önce nişanlandığını hatırlatan baba Şaban Cin, oğlu Göksal'ın en son bir ay önce izne geldiğini anlattı. Televizyondan Diyarbakır'daki gelişmeleri takip ettiklerini söyleyen baba Şaban Cin, şöyle devam etti:
"Yaklaşık 3 ay önce nişanlandı. Kayseri'den nişanlandı. 4 yıldır görev yapıyordu.Tunceli'deydi. Bir ay falan oldu Diyarbakır'a geçeli. Çekinme korku hiçbir şeyi yoktu. Acemi birliği de oradaydı. Usta birliği de oradaydı. Bize durumunun iyi olduğunu söylüyordu. Böyle şeyler konuşmazdı. Bir ay önce izne gelmişti. Düğün ile ilgili kesin bir şey konuşmamıştık. Ama yine de düğün hazırlıkları vardı. Çocuklar telefonla görüşüyordu. İki gün üç gün öncesinde görüşüyorlardı. Mesajlaşıyorlardı. Bize halimizi hatırımızı soruyordu. Biz zaten orada yaşananları televizyondan takip ediyorduk. Az çok durumunu biliyorduk."
http://www.haberler.com/zonguldakli-sehidin-babasi-uc-ay-once-8124013-haberi/ 

29 Ocak 2016

                                      
Zonguldaklı gurbetçilerin anıları kitap olacak
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Yr. Doç. Dr. Hasan Özer ve aynı bölümde görevli Öğretim Üyesi Y.Doç.Dr. Osman Arıcan, ilk nesil Zonguldaklı gurbetçilerin hayat hikâyelerini araştırmak üzere 10 günlüğüne Almanya’ya geldiler.
Merkezi Almanya’nın Gelsenkirchen kentinde bulunan Avrupa Zonguldaklılar Kültür ve Dayanışma Derneği yöneticilerinin katkıları ile Gelsenkirchen ve çevresinde yaşayan 50 dolayında gurbetçi ile görüşen uzman iki öğretim üyeleri, 10 gün süren araştırma kapsamında istedikleri sonuçları aldıklarını ifade ettiler.

Özellikle çevre camilerde yaşlı gurbetçilerle konuşarak ses kayıtlarının çözüldükten sonra taslak haline getirilmesinin ardından, Belçika, Hollanda ve Güney Almanya’nın Saarbrücken kentinde yaşayan Zonguldaklı gurbetçilerle devam etmek için önümüzdeki ilkbahar aylarında tekrar Almanya’ya geleceklerini belirttiler.
http://www.ha-ber.com/almanya/zonguldakli-gurbetcilerin-anilari-kitap-olacak-h33555.html 



26 Ocak 2016

İşini aşkla yapan bir eğitmen

Yasemin Hobi Sanat Evi’nin sahibi ve Ahşap Boyama kursu öğretmeni 40 yaşındaki Yasemin Bayrak’ın atölyesini gezip kendisiyle ve çalışmaları ile tanışma fırsatımız oldu. Kendisi bu konuda merak edilenleri yanıtladı. Halkın sesi böylece ev hanımları ile genç kızlara da güzel bir uğraşı tanıtmış oluyor. Boş vakitlerinizi değerlendirmek için başlayabileceğiniz böyle bir uğraş ayrıca aile bütçenize de katkılı bir ek iş olabilir.

Eda Kavtelek Halkın Sesi

24 Ocak 2016

Cahiller, vicdansızlar, namus ve şeref fukaraları...

Haberal'dan Bildiriyi İmzalayan Akademisyenlere Tepki
MHP Ankara Milletvekili Erkan Haberal, partisinin Zonguldak İl Başkanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin bazı akademisyenlerin imzaladığı "Bu Suça Ortak Olmayacağız" başlıklı bildiriyle ilgili soru üzerine Haberal, "Kamuoyuna bilgilendirmek için şunu söyleyeyim. Bu devletin bekasına karşı imza veren herkes bizim düşmanımızdır. Terörle mücadelede savaş veren oradaki yiğitlerin arkasından konuşan, onların aleyhinde delegasyon yapıp imza atan herkes benim düşmanımdır. Bu kadar net konuşuyorum. Bütün ülkücülerin adına konuşuyorum" şeklinde konuştu. Yeni yılın ilk 23 gününde 31 şehit olduğunu hatırlatan Erkan Haberal, "Bu gün ayın 23'ü. Dün itibariyle 31 şehidimiz vardı. 31 vatan evladı 23 günde toprağa düştü. Dün itibariyle 32 yetim çocuğumuz vardı. 2 ölen yavrumuz vardı. 24 bacımız dul kaldı. Böyle bir savaşın ortasında böyle millete çektirilen cefanın ortasındadır" dedi.
http://www.haberler.com/haberal-dan-bildiriyi-imzalayan-akademisyenlere-8093079-haberi/ 

20 Ocak 2016

BEÜ Öğrenci Konseyi’nden BEÜ Öğrenci Dayanışması’na… Bir Cuma sizi de bekleriz…
Öğrenci Konseyi seçimleri zamanında AK Parti Gençlik Kolları ve ÜNİAK’tan değil de, sizden bir destek veya tebrik görseydik, size de teşekkürlerimizi sunardık, fakat o zaman da her zamanki gibi sadece konuşuyor, Öğrenci Konseyi adına hiç bir icraatta bulunmuyordunuz. Biz Bülent Ecevit Üniversitesi içerisinde siyaseti de sizde gördük, bu ülkeye koskoca 12 yılını vermiş, koskoca bir Başbakana yapılan saygısızlığı da, dönemin Başbakanı, şu anki Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan hakkında asmış olduğunuz hakaretler içeren çirkin ve asılsız afiş ve pankartların sonucunda okuldan atılmadıysanız, disiplin cezası veya soruşturma yemediyseniz, yine Öğrenci Konseyi’nin bu afiş ve pankartları üniversite yönetimi görmeden kaldırması sayesindedir.

19 Ocak 2016

     

BEÜ Öğrenci Konseyine öğrencilerden tepki

BEÜ öğrenci konseyine soruyoruz:
Üniversiteler kar hırsıyla ticarethanelere dönüştürülürken buna karşı hangi açıklamayı yaptınız? Öğrenciler müşteri iken akademisyenler bilimsel çalışmalarını siyasi bir hegemonya gölgesinde yaparken siz neredeydiniz? Bu ülkenin tarihine kara bir leke olarak geçen 80 faşist darbesinin kurumu olan YÖK için herhangi bir açıklamanız var mı? En temel yaşam hakkı olan ve sosyal devlet anlayışında ücretsiz olması gereken beslenme, barınma ve eğitim hakkı için mücadeleniz ne oldu? Mevcut iktidar yandaşı lüks içinde yaşarken, ihaleden ihaleye koştururken Somada maden işçisi katledildiğinde neredeydiniz? Malatya’da İsrail füze kalkanına karşı öğrenciler ‘savaş üssü olmak istemiyoruz’ dediğinde BEÜ Öğrenci Konseyi bir açıklamada bulundu mu? Vatanseverliği, emperyalizmle kolkola girmiş bir siyasi partinin sözcüleri gibi açıklamalarda bulunan ve bunu beü öğrenci konseyi olarak yapanlardan öğrenecek değiliz.
http://www.halkinsesi.com.tr/egitim/beu-ogrenci-konseyine-ogrencilerden-tepki-h23317.html 

18 Ocak 2016

Çaycuma Sanat : Yerel Basın

Pusula Yayın Grubu ve Doğan Haber Ajansı (DHA) Çaycuma Temsilciliğini yürüten on üç yıllık gazeteci Yeliz Alagöz Ateş’le basın sektörü ve gazeteciliği konu alan bir söyleşi yaparak şehrin tarihine bir not düşelim istedik. 
“Eleştiriye açık değilseniz o koltuklarda oturmayın!”
Benim en çok şikâyet ettiğim konulardan biri fotoğrafçı muamelesi görmemizdir. Bu konuda, bir anımı anlatmak istiyorum. İlçemizdeki bir ilkokula meslek tanıtımları konusu ile mesleğimi tanıtmak üzere okul müdürü tarafından davet edildim. Girdiğim sınıfta benden önce değişik meslek gruplarında çalışanlar, öğrencilere bilgi verdiler. Sıra bana geldiğinde sınıf öğretmeni öğrencilere; “Evet çocuklar şimdi fotoğrafçı ablanız mesleğini tanıtacak” dedi. Ben öğretmeni ‘fotoğrafçı değil, gazeteciyim’ diye uyarmama rağmen öğretmen bu sözünü bir kaç kez tekrarladı.
Emeğe saygı istiyoruz. Birbirinin kopyası gazete okumak istemiyoruz. Gazeteciyim diyen arkadaşlarımızın bazıları masa başından kalksın, sokağa çıksın. Gündem yaratan farklı manşet ve köşe yazıları ile gazete çıkaralım. Bugün bende çıkan haberi üç gün sonra başka bir yerel gazetede okumak istemiyorum. Yerel basın organlarının en fazla olduğu illerden biri olan Zonguldak’ta işimizle farklı, tarafsız ve kaliteli olursak tercih ediliriz diye düşünüyoruz.