16 Ekim 2013


'Kayıp şiir'e Oscar kurgusu 
Filmin açılış ve kapanışı orijinal versiyondan farklı, bunun da yapıma ‘yeni bir film’ havası verdiği aşikâr. İlk versiyonda finalden hemen önce gördüğümüz bir sahne de son yazıların peşine eklemlenmiş ‘yeni film’de. Beş ana karakter hakkındaki bilgileri de bu yeni versiyonun finalinde bulmak mümkün. Bu tür değişiklikler, ‘formül’e uygunsa da büyük bir katkı sağlamıyor filme.
Oscar versiyonuna pek ısınamasak da, Yılmaz Erdoğan’ın ‘Kelebeğin Rüyası’nda anlattığı hikâyeyi ve barındırdığı şiiri sevdiğimizden, filmi bir kez daha ‘heyecanla’ izlediğimiz gerçeğini gizleyemeyiz. Muzaffer Tayyip Uslu ve Rüştü Onur’un ‘ kayıp şiiri’ni yeniden okumaktan keyif aldığımızı da belirtelim.

 Murat Özer     Radikal  
http://www.radikal.com.tr/hayat/kayip_siire_oscar_kurgusu-1155805
     
Mevlüt Tezel Yazdı:  
http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Yazarlar/sb-mevlut_tezel/2013/10/14/kelebegin-ruyasini-asil-simdi-izleyin 

15 Ekim 2013

                                                            

    
Yükselen Moda: Hayırseverlik
 İbrahim Akyürek 
Bir ülkenin yeniden yapılandırılması gerçekten zor.
Anadolu Ajansı kaynaklı, 3 Temmuz 2004 tarihli Birgün Gazetesi’ndeki şu habere bakın:
Dünya Bankası Türkiye Ofisi, Küçük Hibeler Programı (KHP) çerçevesinde “Marjinalleşmiş Muhtaç Grupların Güçlendirilmesi İçin Vatandaş Katılımı” konulu proje yarışmasında dereceye giren ve hibe almaya hak kazanan beş sivil toplum kuruluşuna 15 bin dolar hibe yardımında bulundu. Hibe alan kuruluşlar şöyle: 6 Nokta Körler Derneği, Kadın ve Sosyal Hizmetler Vakfı, Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı, Özgürlüğünden Yoksun Gençlerle Dayanışma Derneği, Ankara Barosu Çocuk Hakları Kurulu
Bir de SRAP var. Yani; “Sosyal Riski Azaltma Projesi”. 2001 ekonomik balyozundan sonra faaliyete geçen; Dünya Bankası ile ortak yürütülen bir kamu çalışması... 
Yıllardır kafamıza vura vura ezberletildiğine göre ülkemiz imtiyazsız, sınıfsız, bir güzel kaynaşmış insanların barınağıdır. Zaman zaman Türkiye İstatistik Kurumu’nun milletimizi beş ayrı gelir dilimine bölünmüş gösteren, ancak hiç de kötü niyet taşımayan  açıklamaları  yayınlanır. En üst ve en alt gelir grupları arasındaki uçurum sayılarla gazete haberlerine dökülür. Bir günlüğüne şaşırır, suçluluk duyarız belki de, sonra bilinçaltına postalarız sayıları. Aslında kaçarız. Bu kaygılı kaçış sırasında pazar ekonomisine, teknolojiye, büyümeye, medeniyete düzülen övgüler, çeşit çeşit milliyetçilikler, dinsel ezberler, dualar, marşlar ıslık niyetine geçer bir bakıma.
Kendini aşağılanmış hissedenin çaktırmadan kendini yüceltme, gurur yapma oyunu; histeri dolu toplu gösteriye dönüşür adeta.
Deniz Feneri Derneği ile Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ni (ÇYDD) ortak paydada birleştiren de bu tarihsel - zihinsel kaçıştır aslında. Sağlı - sollu iki farklı yöne kaçsalar da bu kaçışın arkasında tüm zamanların sınıfsal çelişkisini, çatışmasını yedirememek var. Deniz Feneri; sanki bilinemez doğa güçleri karşısındaki çaresizleri; ÇYDD ise, sanki açıklanamayan, gizemli ekonomik - toplumsal güç ilişkileri karşısında yorgun düşenleri kendisine çeker. İkisinde de hayırseverliğin nesnesi olan, bu durumu kendisi de içselleştirmiş kalabalıklar var olur. Şunu da unutmamak lazım, hayırseverlik kampanyaları her zaman eğlendirir, keyif verir, insanın içindeki suçluluk duygusunu alır.

Nefret var mı, nefret!
Bir de şu içler acısı duruma bakın: “Anadolu’da Bir Kızım Var Öğretmen Olacak”, “Yatılı Bölge Okullarını İyileştirme” projeleri ile ÇYDD sanki Afrika’ya doğru medeniyet için yola çıkmış bir misyoner topluluğudur. Dünya Bankası emirleri gereği kamunun sosyal işlevinin azaltılıp yok edilmesi sonucu ortaya çıkan yıkıntılara ÇYDD; dev şirketlerin (Danone, Turkcell, Eczacıbaşı, Banvit)   “Kurumsal Sosyal Sorumluluk” projelerinin ortağı olarak koşmaktadır. Sanki deprem olmuş, nedenleri konusunda yorum yapılması, konuşulması, tartışılması yasaklanmış. Sadece, yıkıntılara yardım eli uzatan çaresizlerin çırpınması var ortada.
Bir başka cemaat ilişkisini çağrıştıran ÇYDD’nin hayırseverlik çalışmaları; işten atılmalara, iş cinayetlerine karşı harekete geçen, kazanılmış sosyal haklarına sahip çıkan, kendi gücüne güvenen örgütlü toplum kesimi karşısında neden kaskatı olur?
Benim anladığım; imece, dayanışma, yardımlaşma eşitler ya da eşitlik arzusu, düşü, mücadelesi  içinde olanlar arasında olur. Eşitlik ille de gelir eşitliği anlamında değil, öfkeleri aynı tarafa dönük olanların eşitliği…
Sömürü ilişkileri içinde gönüllü, tercihli yer almayanların; sadece hayırseverlik gösterisinde temas edenlerin değil, birlikte oturup kalkanların eşitliği, benzerliği
Deniz Feneri’nin yardım paketini, ÇYDD’nin projelerini alırsan Uluslararası Para Fonu niyet mektuplarını, AB’nin gözden geçirme raporlarını, Dünya Bankası’nı ve silahlı koruması NATO’yu; NATO kafalı ulusalcılığı da beraberinde kabullenmiş demeksin.
Bakunin; doğa, insan hatta hayvan sevgimizi tartmada da faydalı olacak ne hoş söz etmiş: “ezenlerden nefret etmeden, ezilenler sevilemez”
Bugünlerde daha sık soralım birbirimize; nefret var mı, nefret!
Şubat 2008

Boyacısın sen, boyacı kal!
Ali Topuz  
http://www.radikal.com.tr/yazarlar/ali_topuz/boyacisin_sen_boyaci_kal-1155815
                                                 

14 Ekim 2013



       
Ziya Mısırlı, İrfan Yalçın, Metin İlkin, Zihni T.Anadol, Egemen Berköz, Donald Quataert, Sina Çıladır, Metin Köse, Levent Ağralı, Doğan Katırcıoğlu, Mehmet Yılmaz, Erol Çatma,  Doğu Karaoğuz, Milay Köktürk, Murat Beyazyüz, Hüseyin Koca, Murat Kara, Mehmet Sucu, Güngör Karaoğuz, Cumhur Aksel, M.Emin Eren, Fahri Bozbaş, Kadir Tuncer, Yılmaz Erdoğan, Fatih Akın, Hamit Kalyoncu, Mümtaz Sosyal, Rıfat Ilgaz, Kemal Anadol, Tınaz Titiz, Rüştü Onur, Ekrem Murat Zaman, Ali Kaya, Ahmet Naim, Noyan Yılmaz, Mehmet Seyda, Tayfun Özbay, Gürdal Özçakır, Yılmaz Çetiner, Hikmet Bila, Fikret Bila, Erol Sarıal, Muzaffer Oruçoğlu, Turhan Oral, E.Atilla Aytekin, Leyla Şahin, İbrahim ğ, Kürşat Coşgun, Ali Bahadır, Osman Zeki Oral, Ferruh Niyazi Ayoğlu, İlhami Sosyal, Çetin Sezgin, Savaş Büke, Alaaddin Kara, Muzaffer Tayyip Uslu, Orhan Yayla, Haluk Çobanoğlu, Yusuf Sevinçli, Yücel Namal, Mustafa Yüce, Alaattin Timur, Mahmut Hamsici, Sevkuthan N.Karakaş, Saffet Can, Gökhan Taner Günsan, Aydın Karahasan, Burhan Solukçu, Behçet Necatigil, Osman Günay, Hüseyin Şeker, Sefer Köse, Fahrettin Koyuncu, Yılmaz Dikbaş, Yelda Karataş, Cem Küçük, Saime Toptan, Mustafa Ziyalan, Aykut Küçükkaya, Fatma Kılıç, Hakan Yılmaz Çebi, Salah Birsel, Erdal Ablak, Emrah Bilge Merdivan, Mustafa Gencer, Mübeccel Kıray, Zeynep Avcı Ataş, Tümer Metin, Nurşen Gürboğa, A.Ertan Mısırlı, Mevlüt Kırnapçı, Hasan Ataman, Ş.Teoman Duralı, Yasin Kayış, Mehmet Şevket Eygi, Tahir Tamer Kumkale, Sabahattin BaturMüfide Güzin AnadolGöktuğ Halis, Alim Erginoğlu, Celil Kiraz, Levent Çelik, Mithat Yaban, Sami Sülük, Sefer Köse, Selman Kayabaşı, Gülseren Gürtürk Arslan, Kübra Teke, Çiğdem Tavkul, Vedat Dinç, Maksude Çubukçu, Mehmet Haberal, Gürgen Öz, Şerafettin Üstünkol, Mehmet Çanakçı, Cahide Birgül,  Seyfettin Ceylan., İ.Behçet Kalaycı, Nihat Can Kantarcı., Sedat Kısa...
  Özel Bölüm: İlker Özünlü  
Soğuksu Şehir Kitaplığı: Kitap ve Çay
"Zonguldaklı Yazarlar, Zonguldak'ı Yazanlar" Kitapları...
Terakki Mahallesi Mehmet Akif Sokak 12/A Kardeşler Kebapçısı yanı (Eski Soğuksu Karakolu'nun hemen arkası)
    
       
Soğuksu Şehir Kitaplığı'nda özel bölüm İlker Özünlü'nün
Zonguldaklı yazarların ve Zonguldak üzerine yazanların kitaplarının arşivlenip sergilendiği Soğuksu Şehir Kitaplığı özel rafını Devrek doğumlu İlker Özünlü'nün ktaplarına ayırdı. İçinde çay ocağının da yer aldığı Kitaplığın özel bölümünde daha önce İrfan Yalçın ve Mustafa Ziyalan yer aldı.
Zonguldak Devrek doğumlu Özünlü genç yaşlarda edebiyat dünyasına atıldı ve daha sonra kültür turizmi rehberliğine yöneldi. Yabancı misafirler ile Anadolu turları yanında, Türkiye’den katılımcılar ile Akdeniz Havzası ve Güney Amerika destinasyonlarında kendisini geliştirdi. Uzun yıllar Endülüs’te yaşadı. Akdeniz ve Latin Amerika uygarlıklarına ilişkin farklı araştırma ve çalışmalarını muhtelif gazete, dergi ve radyo programlarında yayınlama şansı buldu. Açık Radyo’da bir dönem Diyar-ı Endülüs programını hazırlayıp sundu, radyoculuk serüvenine Güney Amerika kültürlerini konu alan programlarla devam etti.
Yayınlanmış romanları; Vazoya Bir Gül Düştü, Serseri, Mavi Senfoni, Miryam, Kar Çiçekleri, kültür seyahat rehberi niteliğinde bir kitap olan Endülüs ve Akdeniz’de Kısa Paslaşmalar’dır. 
İlker Özünlü; öykü ve roman yazarlığı, çevirmen ve araştırmacılığıyla birlikte profesyonel rehberlik yapıyor.
http://www.endulus.net/endulusgezi/ilkerozunlu.htm 
     
Soğuksu Şehir Kitaplığı; Terakki Mahallesi Mehmet Akif Sokak 12/A (Eski Soğuksu Karakolu arkası, Kardeşler Kebap yanı) :Zonguldak

13 Ekim 2013

Kelebeğin Rüyası müzikleri
Kelebeğin Rüyası filminin seyirciyi derinden etkileyen müziklerinin, Rahman Altın imzalı soundtrack albümü müzikseverlerle buluştu. DMC etiketiyle tüm müzik marketlerde yerini alan 30 özgün bestenin bulunduğu albümde Prag Flarmoni Orkestrası, 70 kişilik dev bir kadro ile Altın'ın bestelerine hayat verdi.
http://www.dr.com.tr/muzik/kelebegin-ruyasi/rahman-altin/yerli-albumler/film-dizi-muzikleri/urunno=0000000437449 
    
Kelebeğin Rüyası'nın müzikleri de Oscar yolunda
http://www.gazeteci.tv/kelebe287in-r252yas305n305n-m252zikleri-de-oscar-yolunda-176834h.htm 

10 Ekim 2013

"Kelebeğin Rüyası" Yeni Versiyonu Vizyona Giriyor 
Bu yılki Oscar’larda Türkiye’yi ‘En İyi Yabancı Film Dalında’ temsil edecek olan ‘Kelebeğin Rüyası’, yeni versiyonuyla beyazperdede…
Oscar için yeniden montajlanan yapım, bu haliyle 11 Ekim Cuma günü vizyona girecek. Yılmaz Erdoğan’ın yazıp yönettiği, başrollerini ise Kıvanç Tatlıtuğ, Belçim Bilgin, Mert Fırat’ın paylaştığı filmin ABD’deki tanıtım çalışmaları ise tüm hızıyla devam ediyor.

http://www.haberfx.net/kelebegin-ruyasi-yeni-versiyonu-vizyona-

08 Ekim 2013

Unutma Bahçesi

Zonguldaklı yazarların kitapları Utku Kalı'ya gidecek
Zonguldak SergiOdası, RedHack’e Jandarma’nın Reyhanlı istihbaratı belgelerini sızdırmakla suçlanan Utku Kalı’ya Zonguldaklı yazarların kitaplarını gönderecek. 
26 yaşındaki Utku Kalı Zonguldak, Ereğli doğumlu. Balıkesir Üniversitesi Elektronik Haberleşme Teknolojisi Programı Bölümü’nden mezun oldu. Askere gitmeden önce bir GSM şirketinde teknoloji danışmanı olarak çalışıyordu, çağrı merkezini arayanlara teknik destek veriyordu.
SergiOdası, Utku Kalı'nın 21 Ekim 2013'de görülecek duruşması öncesinde başından geçen ağır koşullara dikkat çekmek amacıyla bayram kartıyla birlikte Zonguldaklı yazarlardan İrfan Yalçın, Kürşat Coşgun ve Mustafa Ziyalan'ın kitaplarını kaldığı Sivas Askeri Cezaevi'ne  postalayacak.

06 Ekim 2013


     
2013 / Eylül ayında hayatını kaybeden işçileri saygıyla anıyoruz!  
Nazlı Gülfer, Hülya Yeltekin, Nermin Yeltekin, Hatice Fidan, Serpil Avcı, Nesrin Ağaçdelen, Emine Hatun Çöl, Hacer Yıldız, Hasan Kaya, Faruk Can Güvenç, Muradiye Kahraman, Ömer Turna, Nurcan A., Cemal Güven, Ahmet Gürbüz, Ahmet Koçpınar, Satılmış Demirsoy, Mehmet Kakırdak, Fethi Ercan, Mustafa Yıldız, Sadettin Güleryüz, Resmiye Güleryüz, Emine Olmaz, Şaban Özkan, Fatma Özkan, Davut Şirin, Gülnazi Jizihiaşvili, Özkan Özgün, Hasan Demirtaş, İbrahim Yaman, Abdurrahman Osanmaz, Vedat Gücer, Ümit Eroğlu, Hüsnü Yurttaşseven, Cuma Koçak, Mehmet Çetin, Mahmut İçkale, Süleyman Gökalp, Hüseyin Bekçi, Erhan Katırcı, Satiye Gür, Ahmet İpek, Mehmet Kırıkkaya, Aynur Tosun, Kelam Yüksel, Yaşar Ali İmre, Hüseyin Özdemir, Abdülkadir Çelik, Ahmet Şimşek, Sezai Balcılar, Fatih Türkönde, Ali Gündoğan, Ramazan Yaldızkaya, Ahmet Ekti, Halil İbrahim Ovacık, Kazım Çap, Sami Kozan, Ali Karkaş, Mustafa Avşar, Cihan Güçlü, İlhan Yiğit, İsmail Koçal, Abdullah Canseven, Faruk Dumlupınar, Ferhan Samğo, O.C., Çetin Tüfek, Mustafa Geçmez, İbrahim Taşkın, İlyas Karasu, Seyit Kaya, Vefa Aydemir, Nurettin Mert, Miktat Kaplan, Yılmaz Mantarcı, Remzi Ay, Necmi Kılış, Yoksul Ahmet Kos, Sedat Yalçın, Kenan Güvenoğlu, Alaeddin Gül, Fevzi Uğurlu, F.B., Yadin Kılıç, İsmail Elmas, Ali Atacan, Mehmet Yıldırım, Serdar Kaplan, Ömer Ereğli, Mustafa Dağlı, Ramazan At, Erkan Özkan, Ömer Altay, İlyas Korkmaz, Erdal Naldar, Rami Onhan, Ömer Kılınç, Şaban Boğa, Mustafa Çıtak, Ömer Kaya, Yusuf Hikmet Temel, Mehmet Bakır, Cenk Satık, Bekir Çetin, Ferit Türkkan, Mehmet Tegi, Nuri Keskin, Sedat Orakcı, Cuma Arslan, Ramazan Dönmez, Stefanov Georgiev, Şakir Varlı, Şevket Güler, Cuma Arslan, Sezer Yunus Kaya, Tuğçe Killi, Hüseyin Akbulak, Güngör Ök, Ahmet Yılmaz, Serdar Kadakal, Melese Çapar, Nazar Güvendiren, Ayşe Göçer, Nurettin Özcan, Mahmut Helvacıoğlu, Hasan Tekin, Keramettin Aksu…”
http://www.sendika.org/2013/10/eylulde-127-isci-hayatini-kaybetti/ 
    

05 Ekim 2013

"Ya Habibi"nin görüntü yönetmeni Veli Kuzlu
Pop müziğin genç ve başarılı ismi Atiye, Pasaj Müzik etiketiyle yayınladığı "SOYGUN VAR" albümünün 2'nci video klibini "YA HABİBİ" şarkısına çekti. "Soygun Var" şarkısı ile geçtiğimiz yaz müzik listelerinin üst sıralarında yer alan genç sanatçı, "Ya Habibi" ile de oldukça iddialı. "Ya Habibi" klibinin yönetmenliğini daha önce "Budur", "Muamma", "Salla" gibi Atiye'nin hit olmuş şarkılarının klip yönetmenliği yapan Murad Küçük üstlendi. Orion stüdyolarına kurulan özel bir dekorda çekilen video klip Veli Kuzlu'nun görüntü yönetmenliğinde 18 saat sonunda tamamlandı. Atiye, Zeynep Erdoğan'ın özel olarak hazırladığı tasarımlarını giydi. (Veli Kuzlu, aynı zamanda Yalan Dünya dizisinin üç ışık şefinden biri.)
http://www.atiye.com/tr_TR/#!/ana-sayfa   
     
http://www.sozmuzik.com/index.php?name=News&file=article&sid=2999 
     
Veli Kuzlu 
1973 Zonguldak doğumlu. 1992'de Anadolu Üniversitesi Radyo-Televizyon bölümünü bitirdi. 1996 senesinde Levent Yüksel'in Bi'Daha klibi ile görüntü yönetmenliği hayatına başladı. 1997 senesinde kendi imkanlarıyla steadicam üretti. 2000 senesinde çekilen Dansöz filmiyle sinema dünyasına ilk adımını attı. Kar 6. Film Festivali'nde Gen filmiyle en iyi görüntü yönetmeni ödülü aldı. Halen video klip ve reklamlarda görüntü yönetmeni olarak çalışmaktadır.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Veli_Kuzlu 
          
http://sinematurk.com/kisi/4878-veli-kuzlu/

 Işık Yenersu: 
Belgesel: Tiyatronun Narin Çetin Divası  
Çekimleri İstanbul ve Ankara'da yapılan ve yönetmenliğini Kerime Senyücel'in üstlendiği belgeselde bir zamanlar Türk tiyatrosunun yaramaz kızı olarak adlandırılan Işık Yenersu'nun hayatından ve 40 yıllık sanat yaşamından kesitler kendisinin, yakın arkadaşlarının ve meslektaşlarının gözüyle sanat severlere ulaştırılıyor.
http://www.pandora.com.tr/urun/isik-yenersu-tiyatronun-narin-cetin-divasi-dvd-trt-arsiv-serisi-056/269108 
     
Işık Yenersu;
19 Mart 1942 yılında Zonguldak iline bağlı Çaycuma ilçesinde doğdu. Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro bölümü mezunu olan sanatçı öğrenciyken, Cüneyt Gökçer'in yönettiği "Anna Frank'ın Hatıra Defteri"nde Anna'yı, Mahir Canova'nın yönettiği Antigone'da Antigone'u oynayarak dikkat çekti. Tiyatro bölümünü bitirince Devlet Tiyatrosu kadrosuna girdi. Metin Erksan'ın "Suçlular Aramızda" filminde yönetmen asistanlığı yaptı. Daha sonra Ali Poyrazoğlu tiyatrosuna geçen Yenersu, o süreçte Yılmaz Güney'in oyunculuk önerisini reddedip asistanlığını yaptı. 1983 - 1984 yıllarında Ankara Sanat Tiyatrosu'nda Rutkay Aziz ile birlikte "Güneyli Bayan" da oynadı. Dostlar Tiyatrosu'nda çalıştı. Çok sayıda seslendirme yaptı. Her yıl verilen Yaşamı Boyunca Tiyatro Dalında Başarılı Çizgisini Sürdürmüş Tiyatro Sanatçısı 2004 Nisa Serezli Aşkıner Özel Ödülünü aldı.
http://tr.wikipedia.org/wiki/I%C5%9F%C4%B1k_Yenersu
     
Devin Özgür Çınar 12 Eylül 2013 Perşembe günü 11:00'de Çağlayan Adliyesi'ne Emek Sineması eyleminden yargılanan arkadaşlarımıza desteğe çağırıyor.
"Emek Sineması mücadelesi devam ediyor! Arkadaşlarımıza 7 Nisan 2013 tarihli eylemden dolayı açılan davanın ilk duruşması 12 Eylül'de görülecek. Davanın öncesinde yargılanan arkadaşlarımızın yanında olduğumuzu ve Emek Sineması mücadelesinin devam ettiğini bir kez daha tekrarlamak için:
10 Eylül 19:00'da İstikl2al Caddesi'nde Yeşilçam Sokağı'nın girişinde basın açıklaması için,
12 Eylül 11:00'de Çağlayan Adliyesi'nin önünde buluşuyoruz."

    
Devin Özgür Çınar
1973′de Zonguldak Devrek’te doğdu. 4 yaşından sonra İzmir’de yaşamaya başladı. Liseyi İzmir’de bitirdikten sonra Ankara Devlet Konservatuarı’nda tiyatro eğitimi aldı.’ Akadlar Kültür Merkezi’nde  iki çocuk oyununda ve 1996-97 sezonunda Bakırköy Belediye Tiyatrosu’nda, Can Yücel'in Bahar Noktası isimli oyununda rol aldı.
     
http://vimeo.com/74042337 
     
 http://sinema.webbilgi.org/devin-ozgur-cinar.html
     

04 Ekim 2013



Maden İşletmelerinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Sempozyumu  
"Maden İşletmelerinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Sempozyumu"nun dördüncüsü, 21-22 Kasım 2013 tarihleri arasında, Adana‘da düzenlenecektir. Sempozyumun ana hedefi, farklı kulvarlardaki bilim insanlarını ve sektör temsilcilerini "Maden İşletmelerinde, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği" konusunda bir araya getirerek son yıllardaki bilimsel araştırma ve teknolojik gelişmeleri paylaşmak, tartışma ortamı sağlamak ve konuya ilişkin bir kaynak sağlamak.
http://www.guvenlicalisma.org/index.php?option=com_content&view=article&id=6876:maden-isletmelerinde-isci-sagligi-ve-is-guvenligi-sempozyumu-2013&catid=129:duyurular&Itemid=239

03 Ekim 2013

                                                                                                                                                       


"ERKEK"                                     

Bayramlarda yerel gazetelerde yıllardır torba dolusu kutu ilanlar yayınlanır. Duygusunu yitirmiş kalıp cümlelerden oluşan ilanlardan para toplanan sahiplerinin haberi yoktur belki de. Bu sahipler; çoğunlukla siyasetçiler, atanmış - seçilmiş; üst - alt kamu yöneticileri, iş adamları, sendikacılar, dernekçilerdir.
Dikkat ettim ilanlar bu yıl gazetelerde daha çok fotoğraflı çıkmaya başladı. Kenti yöneten, kontrol eden, paylaşan çok paralı, çok partili, çok bağlantılı güçlerin “erkek” ya da “eril” olduğu vesikalık küçük fotoğraflarda daha sırıtmaya başladı. Fotoğraflar arasında bir tane DSP yöneticisi kadın vardı yılbaşı ilanlarında.
Geçtiğimiz aylarda kemdimce bir araştırma yaptım iki gazetenin haberleri üzerinden. Pusula ve Halkın Sesi Gazetelerinde yer alan fotoğraflarda görünen kadın ve erkek yüzlerini kabaca saymaya çalıştım bir hafta boyunca. Yaklaşık 10 erkeğe karşılık 1 kadın görünüyordu fotoğraflarda.
Geçenlerde ZOKEV’in Edebiyat Bienali yapıldı. İki günlük yoğun programda toplam konuşmacılardan sadece biri kadın, izleyicilerin de 10-15’i kadındı. Bizim ZONKİŞOT Dergisi’nin genç kadın editörü Özlem için Bienal, sunum yapan ZOKEV yöneticisi Ece'den sonra ikinci kadın konuşmacı olma fırsatı yarattı. Bu fırsatı da dergiden bizim Kadir kaptı.
Bizim sanatçı çevremiz yan yana geldiği zaman konuşmalar erkek erkeğe geçer. Doğadaki öteki yarısının sanat adına nerede olduğunu merak eden "erkek" sayısı çok çok azdır.
Yine geçenlerde dört ayrı sosyalist düşüncenin paylaşıcıları beraberliği konuşmak için bir araya geldi. Biri sunum yapan toplam iki kadın vardı koyu kalabalık arasında.
Yaşamın başka bir tarafına, eğitim alanına baktığımız zaman kadın sayısı erkekleri üçe katlıyor. Okullarda yaptığımız fotoğraf, sanat eğtimlerinde erkekler dikkati çekecek kadar az.
ZOKEV’in düzenlediği son üç fotoğraf kursunun katılımcılarının neredeyse tamamı kadındı. Geçen aylarda Zonguldak Fotoğraf Derneği kuruldu. Beklenenden fazlası oldu; yöneticilerin tamamı “erkek” çıktı. Ayrıca; “biz tekno - yarışmacı, yeni orta sınıf erkeğiyiz, bize kadın yaklaşmasın işareti vermek istercesine, baretli sap gibi fotoğraf makinası konmuş dernek logosu sizi selamlıyor internet ortamında.
İşin beni korkutan, şaşırtan tarafı sanat ortamını oluşturan “çağdaş”, “laik”, “solcu” erkeklerin - kadınların; fazlalıklarını, azlıklarını dert etmemeleri.
Bugün kentin daha fazla ortalığa saçılan, tartışılan şiddet ortamının oluşmasında yöneticilerin ezici çoğunlukta "erkek" olmasının da küçümsenmeyecek payı var.
Daha da beteri “solcu”, “atatürkçü"”, "liberal" aile, iş ve ortak yaşam alanlarında görünür olmayan; ancak hissetmeye, algılamaya niyetiniz varsa kaçamayacağınız gençlere, kadın ve işçilere yönelik değişen sömürü, şiddet biçimleri var.
Bugün Belediye hizmetleri çökmüş kentin karamsar üretim - tüketim ve yaşam alanlarında mutluluk oyunu oynanıyorsa bir nedeni, şekilden şekile giren "erkek"  yönetenler ile kendini onlara teğellemiş öteki kadınlar ve erkekler arasındaki geçici uyum yüzünden.
Gecikmeden bu yazıya eklemek istiyorum. Son iki bayramda yepyeni bir durum çıktı kentimizin tepelerinde. Yaklaşık 15 dakika kesintisiz, yoğun, yaygın silah sesleri duyuldu Soğuksu'yu çevreleyen tepelerde. Hem de bayram bayram, sabah sabah. Pusula Gazetesi son bayramdaki atışları farketti haber yaptı.
Bu ve alınacak yeni silahları kullanacak adamlarla gelecekteki kurbanları yeni "kanun"u bekliyor şimdi.

 İbrahim Akyürek   iakyurek1@hotmail.com
    31 Aralık 2010

01 Ekim 2013

Miras: Ekrem Ekşi


      
Ekrem, 1957 Zonguldak doğumlu. İTÜ Mimarlık Fakültesi Öğrenci Temsilciliği, Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği (YDGD) genel sekreterliği yapmış bir muhalif, üstelik komünist. Öğrenci gençliğin eylemlerinde, köylülerin çay ve tütün gösteri ve yürüyüşlerinde, gecekondu yıkımlarında halkın yanında direnişte, grev çadırlarında işçilerle dayanışmada, hemen her eylemde, her yerde Ekrem'e rastlamak mümkün.
12 Eylül 1980, Cuntanın ilk günü. Ağabeyinin evinden gözaltına alınıyor Ekrem. Sorguda falakaya yatırılıyor.

Üç 12 Eylül 
Memet Zengül
http://www.cilavuzhaber.com/?c=613
   
http://www.imece-der.com/index.php?option=com_content&view=article&id=132:ekrem-ek&catid=41:yitirdiklerimiz&Itemid=63 

25 Eylül 2013

Gerici TOMA, Çağdaş Akrep’e karşı
İbrahim Akyürek
Taksim Gezi protestolarundan sonra TOMA üzerine neler yazılıp çizilimedi ki! Üretimi yapan fabrika ve sahibinin izi sürülüp tesbit edildi. Sahibi Katmercilerin AKP’li yandaş aile olduğu ortaya çıkarıldı. İzmir’de bulunan fabrikanın önünde protesto eylemi bile yapıldı. Gariban, büyük teneke görünüşlü TOMA’nın teknik özelliklerini ise bilmeyen kalmadı. OT Dergisi’nin “Türkiye Çöl Olmasın! TOMA Vakfı” çıkartması ile alaya bile alındı. Önünde poz vermek neredeyse moda oldu. Yeni teknoloji desteği ile gelecekte kazanacağı yeni kıvrak yetenekleri haberleştirildi. Borsadaki yükselişi (Haziran’dan bu yana %15) okuyanları neredeyse kapitalizm karşıtı yaptı.
     
http://67kentimiz3.blogspot.com/

19 Eylül 2013

Çok Yeni...

Gürgen Öz'den Nevrotik
"Nevrotik", Türkiye'deki toplum yapısını, ilişki biçimlerimizin absürd ve çarpık taraflarını ve bunların nedenlerini hınzır bir mizahla deşifre ediyor.
İnsan ruhu, özgürlük kavramı, farklı kültürler ve kadın erkek ilişkileri üstüne eğlenceli, hicivsel dört farklı öykü.
Bu kitapta kadın erkek ilişkilerini değişik hikâyeler içinde okurken; toplumsal baskıların insanları nasıl etkilediğini görünce kendinizi gülmekten alamayacak, bazen gerilimli ve dramatik bir kurgu içinde heyecanlı bir serüvenin içine dalacak, bazen de felsefi ve hüzünlü bir şekilde aşkı ve ilişkileri sorgulayacaksınız.
Tamamı psikolojik ağırlıklı kurgulanmış dört öyküden oluşan bu konsept kitapta, Gürgen Öz sizi kendi hayal dünyasına davet ediyor. (Tanıtım Bülteninden).

       
Gürgen Öz 1978 yılında Zonguldak'ta doğdu. TED Zonguldak Koleji'nin ardından İstanbul Üniversitesi'nde bir yıl Sanat Tarihi okudu. Bu dönem içinde Şahika Tekand oyunculuk stüdyosuna devam etti. Daha sonra İstanbul Üniveristesi'nden ayrılıp Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tiyatro Bölümünün Oyunculuk Ana Sanat Dalı sınavlarına girdi ve 4 yıllık eğitimini burda tamamladı.
http://www.idefix.com/kitap/nevrotik-gurgen-oz/tanim.asp?sid=JECVPMM8D44HAEYIZW04 
    
http://www.gurgenoz.com/bio.htm

18 Eylül 2013

Miras: Foto Turan

Foto Turan
Haftalık yayınlanan SonSöz Gazetesi'nin son sayısında Zonguldak'ın en eski fotoğraf stüdyolarından Foto Turan tanıtıldı. Gazeteci Çetin Sezgin, Cevdet Turan ile anılarını ve mesleğin durumunu konuştu.    

17 Eylül 2013

     
AVUKAT YUCAK ANLATIYOR
İşçiler Ölüyor, Aileler Bir Başına Adalet Peşinde

Sendikalar, emek hareketi gündemli organizasyonlar ve meslek odaları… Avukatı dert etme, şunu, bunu dert etme demeliler. Ama böyle bir tutumları yok. Kimse sahiplenmiyor
Olay olduğunda basın açıklaması yapmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Davalarda karşı taraf 15 avukatla geliyor, biz toplamda 20 kişiyiz. Çok yalnız bırakılıyor aileler.

Ailelerin iş kazaları konusunda adalet mücadelesi tazminat ve ceza davası ile bütündür. Ceza davasını takip etmek ahlaken lazımdır. Kimin sorumluluğu varsa cezasını çekmeli denmeli, bunda ısrar edilmeli. Çünkü, ceza davaları, geride kalanlar için netice doğuracak en önemli hukuksal mücadele pratiğidir.
http://www.bianet.org/bianet/toplum/149894-isciler-oluyor-aileler-bir-basina-adalet-pesinde 

16 Eylül 2013

      
Ah Karadeniz vah Karadeniz
Hesapsızca planlanan bu termik santrallar birbirinden bağımsız olarak ÇED süreçlerine tabi tutuluyor. Yani her birinin çevreye etkisi ayrı raporlanıyor; “Her projenin çevresel etkileri minimum olacaktır” deniliyor, büyük resim gösterilmiyor.
8 termik santralın birden kümülatif etkisini ne düşünen ne de değerlendiren var. Olan Zonguldaklılara oluyor, olacak.
“Bizden ırak” diye düşünmeyelim. Afrika’da kelebek kanat çırpsa Amerika’da fırtına olur. Dünya küçük, memleket daha da küçük.
Ayrıca bugün Zonguldak’a, yarın bizim kentimize…
 Melis Alphan (Hürriyet)
http://www.sendika.org/2013/09/ah-karadeniz-vah-karadeniz-melis-alphan-hurriyet/ 


08 Eylül 2013

Miras

     
Cumhuriyet, bu vatanda bize önce çok şey verip sonra çok şey almak ister. Bugün toprağa vereceğimiz Selma Soysal’a çok olanak vermişti cumhuriyet. Zonguldak’taki ortaokul sınıflarından sonra Çapa Kız Öğretmen Okulu, Kandilli Lisesi ve Yüksek Öğretmen Okulu’nda parasız yatılı eğitim, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik ve Astronomi Bölümü’nde öğrenim, Profesör Dr. Cahit Arf gibi değerli bir matematikçiyle “Sonsuz Boyutlu Hilbert Uzayı” üzerine doktora yapma, Paris, Londra, Boston üniversiteleriyle Massachusetts Teknoloji Enstitüsü MIT’in uzmanlık programlarına katılma olanağı vermek gibi.
Cumhuriyet, verdiklerinin karşılığını almayı bekler; daha doğrusu, biz ona borcumuzu ödemek isteriz.
Selma Soysal, o borcu ömrünün sonuna kadar ödedi.
 Mümtaz Sosyal 
 6 Ağustos 2013
http://www.matokulu.com/index.php/matematikciler-kategorisi/209-prof-dr-selma-soysal

06 Eylül 2013

 Bartın Gazetesi 90 Yaşında!
Bartın Gazetesi Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi, Samsun 19 Mayıs, Eskişehir, İstanbul, Balıkesir, Bartın, Zonguldak, Sakarya, Erzurum ve son olarak da Kastamonu üniversitelerinde tez ve araştırma konusu yapılarak, çalışmalar kitap haline getirildi. Kültür Bakanlığı'nca yayınlanan belgesel Türk Basın Tarihi kitabında da yer aldı. Ayrıca bin 680 sayfalık 3 ciltlik büyük boy 'Bartın Halk Kültürü' kitabının yayınlanmasında Bartın Gazetesi'nin 90 yıllık arşivi büyük rol oynadı.

http://www.haberler.com/bartin-gazetesi-90-yasinda-5028061-haberi/ 
      
http://blog.milliyet.com.tr/Cumhuriyetle_yasit_Bartin_Gazetesi____90___dedi_/Blog/?BlogNo=428093&RefNo=22

04 Eylül 2013


Şırnak'ta göçük altında kalan işçilerin cesedine ulaşıldı 
Şırnak'taki kömür ocağında çalışan 4 kişi, dün ocak girişindeki kanyonun yüksek kesimlerinden düşen kaya parçalarının altında kalmış, bir kişi kendi imkanı ile yara almadan kurtulurken, 3 kişi göçük altından çıkamamıştı.
DHA'dan Ebubekir Toprak'ın haberine göre, arama kurtarma çalışmaları bugün sonuç verdi ve 45 yaşındaki Mahmut İçkale ile 19 yaşındaki Süleyman Gökalp'in cesetleri Diyarbakır'dan gelen sivil savunma ekiplerinin, köpeklerle yaptığı arama çalışmaları sonunda çıkarıldı.
http://haber.sol.org.tr/kent-gundemleri/sirnakta-gocuk-altinda-kalan-iscilerin-cesedine-ulasildi-haberi-79069 

31 Ağustos 2013

Miras

Tarihi "Varagele" Turizme Kazandırılacak
Ereğli ilçesine bağlı Gökçeler beldesinde, 148 metrelik tepeden sahildeki madene 130 yılı aşkın süredir işçi ve malzeme taşınan raylı sistemin, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) tarafından artık kullanılmaması nedeniyle turizme kazandırılması isteniyor. Bölgede, 1880'li yıllarda inşa edildiği tahmin edilen varagelenin (eğimli arazilerde dolu vagonları aşağıya, boş vagonları da yukarıya çekmeye yarayan, nakliyat yolu) yıllarca ekonomiye sağladığı katkının turizme yönlendirilmesi düşüncesiyle Ereğli Kömür Havzası Amelebirliği Biriktirme ve Yardımlaşma Sandığı Başkanı Hasan Yılmaz ile TTK yetkilileri tesiste incemeler yaptı.
http://www.haberler.com/tarihi-varagele-turizme-kazandirilacak-5003858-haberi/

27 Ağustos 2013


Üniversite, Zonguldak'ta Göçün Nedenlerini Araştıracak
Nüfusun azalması ile doğru orantılı şekilde üniversiteye gelen akademisyenlerin çeşitli nedenlerle şehirden ayrılmak istemeleri nedeniyle öğretim görevlisi tutmakta zorlanan BEÜ, göçün nedenlerini araştırmak için çalışma başlattı. BEÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ile Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğretim elemanlarından oluşacak 20 kişilik ekibin, başka şehirlere göç edenleri bulup görüşeceğini, röportajlar yaparak bilimsel bir çalışma ortaya koyacağını söyledi. Prof. Dr. Özer, şöyle konuştu: 
http://www.haberler.com/universite-zonguldak-ta-gocun-nedenlerini-4986036-haberi/ 

25 Ağustos 2013

Fatma Süzme Afyonlu, Nihat Ziyalan;
Zonguldak, 1958
Soğuksu Şehir Kitaplığı'nda özel bölüm
Mustafa Ziyalan kitaplarının
Zonguldak Terakki Mahallesi'nde Eski Soğuksu Karakolu arkasında açılan Soğuksu Şehir Kitaplığı'nda özel bölüm Mustafa Ziyalan kitaplarına ayrıldı. Şu anda Amerika'da yaşayan yazarın ondan fazla kitabı bulunuyor. Kitaplıkta ayrıca, "Zonguldaklı Yazarlar-Zonguldak'ı Yazanlar" başlığı altında sergilenen kitaplar ve İbrahim Akyürek'in "yüzkarası" başlıklı fotoğraf sergisi  görülebilir.
      
Mustafa Ziyalan
 1959'da Zonguldak'ta doğdu. Annesi şair, ressam Fatma Süzme Afyonlu; babası şair, yazar, oyuncu Nihat Ziyalan.

 Ziyalan; İstanbul'da Oruçgazi İlkokulu'nu, Alman Lisesi'ni, Çapa Tıp Fakültesi'ni bitirdi. Viyana'da, Mainz'da kaldı. Evlendi. Niğde'nin bir köyünde sağlık ocağı hekimliği, adli tabiplik, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde psikiyatri asistanlığı yaptı. Mahkûmlarla, işkence görmüş kişilerle, tinerci çocuklarla, kumarbazlarla çalıştı. Los Angeles'te psikanalitik psikoterapi, New York Üniversitesi'nde psikiyatri dalında uzmanlık eğitimi aldı. Bir caz müziği grubuyla çalıştı. New York'ta psikiyatristliğe başladı. Şizofreni alanında araştırmalar yaptı. Son yıllarda AIDS'li, gelişim özürlü kişilerle çalışıyor. İki çocuğu var. Şimdilerde New York'un Kızıl Kanca (Red Hook) semtinde, onların emaneti küçük, kırmızı bir balıkla yaşıyor, kızının şiirlerini daktiloya çekiyor.
 

Şiirleri, denemeleri, öyküleri, şiir ve düzyazı çevirileri 1983'ten bu yana Varlık, Adam Sanat, Yasakmeyve, Pentimento, Hayvan, Virgül, Evrensel Kültür, Şiir-lik, Cumhuriyet, Yazko Çeviri, Şizofrengi, İn Vivo gibi yayınlarda yer aldı. Yakılacak Kentlerden başlıklı bir gezi yazıları, denemeler kitabı yakında çıkacak.

http://ziyalan.com/biyografi.html 
http://www.idefix.com/kitap/mustafa-ziyalan/urun_liste.asp?kid=20434