İbrahim Akyürek
Temmuz 1993 : Fotoğraflar: Gökhan Yalta http://67kentimiz1.blogspot.com/
Velioğlu, "Madencilik sektöründeki kayıp diğer sektörleri de etkiledi. Esnaf, çarşı, bakkal, sanayi ile beraber 8 bin kişilik kayıp. Bunların da 5-6 bininin başka şehirlere göç ettiğini görüyoruz. Sadece Kilimli bölgesinden 20-25 civarında otobüs madencileri Soma bölgesine götürdü. 2 bin 500 civarında madenci Soma ve Balıkesir bölgesine gitti" dedi.http://www.gercekgundem.com/?p=572599
“4 saat göçükte kaldım. Toprak gömdü beni. Ama arkadaşlar kurtardı. 13 gün hastanede yattım. Diğer kazada yüzüm parçalandı, kollarım, bacaklarım yandı. Bugüne kadar belki 15 ameliyat oldum. Bacağımdan yüzüme parça aldılar. Şimdi yine çalışıyorum. Korkuyorum ama yapacak başka bir iş yok. Korksan ne olacak? Gideceksin sonuçta. Garsonluk yapsan, alacağımız günlük 20 lira. Hiç olmazsa burada asgari ücretin biraz üzerinde alıyoruz da ev kiramızı ödeyip, çocuklarımızı okutabiliyoruz.”http://www.evrensel.net/haber/70207/kacak-ocakta-olumu-beklemek.html#.Ul7eAG3zTBI
Zonguldak’a gidip Zonguldaklılarla konuştuğunuzda çoğunda güçlü bir nostaljinin var olduğunu gözlemleyebilirsiniz. 1970’lerin sonundan beri gerileyen madenciliğin, Özal’lı yıllarda yaşanan saldırıların, süren özelleştirmelerin, işsizliğin, artan iş kazalarının, sermayenin kente vurmaya başladığı damganın yarattığı belirsizlik ve umutsuzluk ortamının ürünü olan bu nostalji, Zonguldak’ın geçmişinden iyi sahneleri hatırlatıyor. Devletin üstlendiği sosyal hizmetler, ‘Cumhuriyet’in ilk vilayeti’, işçi yatakhaneleri (‘pavyonlar’), Ankara ve İstanbul’la eş zamanlı yapılan tenis kortları, kulüpler, sinemalar, balolar, ‘Ekonoma’ marketleri, meslek okulları…http://haber.sol.org.tr/yazarlar/e-attila-aytekin/kelebegin-ruyasi-ve-bir-zonguldak-69127
Zonguldaklı yazarların ve Zonguldak üzerine yazanların kitaplarının arşivlenip sergilendiği Soğuksu Şehir Kitaplığı özel rafını Devrek doğumlu İlker Özünlü'nün ktaplarına ayırdı. İçinde çay ocağının da yer aldığı Kitaplığın özel bölümünde daha önce İrfan Yalçın ve Mustafa Ziyalan yer aldı. Kelebeğin Rüyası filminin seyirciyi derinden etkileyen müziklerinin, Rahman Altın imzalı soundtrack albümü müzikseverlerle buluştu. DMC etiketiyle tüm müzik marketlerde yerini alan 30 özgün bestenin bulunduğu albümde Prag Flarmoni Orkestrası, 70 kişilik dev bir kadro ile Altın'ın bestelerine hayat verdi.http://www.dr.com.tr/muzik/kelebegin-ruyasi/rahman-altin/yerli-albumler/film-dizi-muzikleri/urunno=0000000437449
10 Eylül 19:00'da İstikl2al Caddesi'nde Yeşilçam Sokağı'nın girişinde basın açıklaması için, Ekrem, 1957 Zonguldak doğumlu. İTÜ Mimarlık Fakültesi Öğrenci Temsilciliği, Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği (YDGD) genel sekreterliği yapmış bir muhalif, üstelik komünist. Öğrenci gençliğin eylemlerinde, köylülerin çay ve tütün gösteri ve yürüyüşlerinde, gecekondu yıkımlarında halkın yanında direnişte, grev çadırlarında işçilerle dayanışmada, hemen her eylemde, her yerde Ekrem'e rastlamak mümkün.
12 Eylül 1980, Cuntanın ilk günü. Ağabeyinin evinden gözaltına alınıyor Ekrem. Sorguda falakaya yatırılıyor.
Taksim Gezi protestolarundan sonra TOMA üzerine neler yazılıp çizilimedi ki! Üretimi yapan fabrika ve sahibinin izi sürülüp tesbit edildi. Sahibi Katmercilerin AKP’li yandaş aile olduğu ortaya çıkarıldı. İzmir’de bulunan fabrikanın önünde protesto eylemi bile yapıldı. Gariban, büyük teneke görünüşlü TOMA’nın teknik özelliklerini ise bilmeyen kalmadı. OT Dergisi’nin “Türkiye Çöl Olmasın! TOMA Vakfı” çıkartması ile alaya bile alındı. Önünde poz vermek neredeyse moda oldu. Yeni teknoloji desteği ile gelecekte kazanacağı yeni kıvrak yetenekleri haberleştirildi. Borsadaki yükselişi (Haziran’dan bu yana %15) okuyanları neredeyse kapitalizm karşıtı yaptı.
Foto Turan
Haftalık yayınlanan SonSöz Gazetesi'nin son sayısında Zonguldak'ın en eski fotoğraf stüdyolarından Foto Turan tanıtıldı. Gazeteci Çetin Sezgin, Cevdet Turan ile anılarını ve mesleğin durumunu konuştu.
Sendikalar, emek hareketi gündemli organizasyonlar ve meslek odaları… Avukatı dert etme, şunu, bunu dert etme demeliler. Ama böyle bir tutumları yok. Kimse sahiplenmiyorhttp://www.bianet.org/bianet/toplum/149894-isciler-oluyor-aileler-bir-basina-adalet-pesinde
Olay olduğunda basın açıklaması yapmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Davalarda karşı taraf 15 avukatla geliyor, biz toplamda 20 kişiyiz. Çok yalnız bırakılıyor aileler.
Ailelerin iş kazaları konusunda adalet mücadelesi tazminat ve ceza davası ile bütündür. Ceza davasını takip etmek ahlaken lazımdır. Kimin sorumluluğu varsa cezasını çekmeli denmeli, bunda ısrar edilmeli. Çünkü, ceza davaları, geride kalanlar için netice doğuracak en önemli hukuksal mücadele pratiğidir.
Ah Karadeniz vah KaradenizMelis Alphan (Hürriyet)
Hesapsızca planlanan bu termik santrallar birbirinden bağımsız olarak ÇED süreçlerine tabi tutuluyor. Yani her birinin çevreye etkisi ayrı raporlanıyor; “Her projenin çevresel etkileri minimum olacaktır” deniliyor, büyük resim gösterilmiyor.
8 termik santralın birden kümülatif etkisini ne düşünen ne de değerlendiren var. Olan Zonguldaklılara oluyor, olacak.
“Bizden ırak” diye düşünmeyelim. Afrika’da kelebek kanat çırpsa Amerika’da fırtına olur. Dünya küçük, memleket daha da küçük.
Ayrıca bugün Zonguldak’a, yarın bizim kentimize…
Mümtaz Sosyal
Cumhuriyet, bu vatanda bize önce çok şey verip sonra çok şey almak ister. Bugün toprağa vereceğimiz Selma Soysal’a çok olanak vermişti cumhuriyet. Zonguldak’taki ortaokul sınıflarından sonra Çapa Kız Öğretmen Okulu, Kandilli Lisesi ve Yüksek Öğretmen Okulu’nda parasız yatılı eğitim, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik ve Astronomi Bölümü’nde öğrenim, Profesör Dr. Cahit Arf gibi değerli bir matematikçiyle “Sonsuz Boyutlu Hilbert Uzayı” üzerine doktora yapma, Paris, Londra, Boston üniversiteleriyle Massachusetts Teknoloji Enstitüsü MIT’in uzmanlık programlarına katılma olanağı vermek gibi.
Cumhuriyet, verdiklerinin karşılığını almayı bekler; daha doğrusu, biz ona borcumuzu ödemek isteriz.
Selma Soysal, o borcu ömrünün sonuna kadar ödedi.