22 Nisan 2020

Kendi görevini yapmayanlar

 
Kendi görevini yapmayanlar sağlık emekçilerini hedef aldı
Salgın kaynaklı ölüm oranlarının en yüksek olduğu kent olan Zonguldak’taki tabloyu ve Valinin sağlıkçıları hedef alan sözlerini CHP Zonguldak Belediye Meclis Üyesi ve Halk Sağlığı Bilimi Uzmanı Doktor Atınç Kayınova ile konuştuk.
         
İşyeri Hekimleri Derneği Başkanı da olan ve kentteki meslek hastalıkları üzerine de çalışmalarıyla bilinen Karlıova, madenler dolayısıyla yaşanan meslek hastalıkları ve kentin hava kirliliği konusunda yıllarca birçok uyarıda bulunduklarını ancak bunların ciddiye alınmadığını dile getirdi. 
Salgın sonrası Zonguldak’taki ölüm oranlarının Türkiye’de ilk sırada çıkması sonrası alınan karantina kararlarına işaret eden Karlıova, “Zonguldak için önlem almanın gerekliliği zaten yıllar öncesinden belliydi. Bu ölümlerin yaşanmasına gerek yoktu. Üstelik 2019 Eylül ayındaki pandemi raporunda kentteki kronik rahatsızlıklara dikkat çekilmiş, özellikle akciğer, kanser ve koah hastalıklarına yakalanan binlerce kişi olduğu ifade edilmişti. Bu raporu okumak, önlem için harekete geçmek için liyakatli kadrolara, bu raporu okumayı bilen görevlilere ihtiyaç var. Bu yapılmayınca bu tablo yaşanmış oldu” ifadesini kullandı.   
https://sol.org.tr/bugun

21 Nisan 2020

Şebeke dalga geçiyor: Bu tür işlere "sosyal rüşvet" deniyormuş... Çevrecilerin eli kolu bağlıymış...

EREN’DEN HAYAT KURTARAN BAĞIŞ
Yoğun bakım dışındaki koronavirüs tespit edilen hastalarda kullanılmak üzere mobil diyaliz su sistemini temin eden Eren Enerji, 10 adet yüksek basınçlı nazal oksijen cihazının da teminini kısa sürede yaparak Atatürk Devlet Hastanesi yönetimine teslim etti. 
Koronavirüsle mücadelede katkılarından dolayı Zonguldak halkı adına Eren Enerji firmasına teşekkür eden Atatürk Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Hasan Tosun, şu ifadelere yer verdi:
http://www.halkinsesi.com.tr/zonguldak/erenden-hayat-kurtaran-bagis-h53685.html 

20 Nisan 2020

30+1’in 1’i:

30+1’in 1’i: ve Zonguldak…

Can Kartoğlu    sendika.org
Onlar ki “Yaşam hakkıma dokunma!”, “Temiz hava haktır!”, “Yaşanabilir bir Zonguldak için termiksiz bir gelecek istiyoruz!” demekten yorulmayan, direnmeyi, haklarını söke söke almayı, emek vermeyi en iyi bilenlerdir. Zonguldaklı maratoncu Kemal Özdemir’in “temiz hava” için Kozlu’dan Çatalağzı’na kadar koşup, Kapuz’da yüzmesine, Greenpeace’in “Kömür varsa sağlık yok!” diye yaptığı eyleme, ilk çevre davasını 1996’da ÇATES atıkları için açıp, o gün bugündür Zonguldak’ta yaşayanların yaşam hakkı mücadelesini eğitimle ve hukukla sürdüren sivil toplum kuruluşlarına ve onca insana rağmen, niye üstü de kara olmuştur Zonguldak’ın? Ve ne olmuştur da 3 Nisan’da başlayan karantina uygulamasının kapsamındaki şehirler “30 büyükşehir ve Zonguldak” diye tanımlanınca, Zonguldak “ve” ile bir yandan büyükşehirlere bağlanırken, aralarına gidip onlarla eşitlenirken, bir yandan da “ve” ile biricik kılmıştır kendini. Neden “30 artı 1’in 1’i”dir Zonguldak? Neden bir tanedir?
Elbet bir açıklaması vardır: Zonguldak’ta madencilik mesleğinden dolayı akciğer, KOAH ve solunum yetmezliği hastalığı biraz daha fazla görüldüğü, koronavirüs de nefes yollarında etkili olduğu için karantinadadır Zonguldak.
Sözü, tam burada TEMAnın Zonguldak Temsilcisi Berran Aydan’a bırakalım. Korona vakaları ve buna bağlı ölümleri sadece maden çalışanlarıyla açıklamanın, eksik kaldığını söylüyor Aydan.  Zonguldak’ta 1,5 km’lik vadide iki ayrı özel şirkete ait, aktif durumda olan 7 ünite kömürlü termik santralinin bulunduğuna dikkat çekiyor: “Bu santraller toplam 3095 Mw kapasitedir. 300 Mw, iki ünite ÇATES’e; geri kalan 2.795Mw, beş ünite ithal kömürle çalışan diğer santrallere aittir. Yıllardır filtresiz çalışan ve altı sene önce özelleştirilen ÇATES’in bacalarına filtre takılması, tekrar filtresiz üretim yapmaması için biz doğa gönüllüleri pek çok etkinlik yaptık, Temiz Hava Hakkı Platformu işbirliği ile imzalar topladık ve TBMM’ye giderek beş siyasi partinin grup başkan vekilleriyle görüştük.” Aydan, sonunda içlerinde yıllardır filtresiz çalışan ÇATES’in de bulunduğu 10 kömürlü santralın üretiminin 31 Aralık 2019’da durdurulduğunu, Zonguldak’taki diğer şirketin ise üretimini sürdürmekte olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Diğer yandan Ereğli Demir Çelik fabrikalarının sebep olduğu hava kirliliği de ciddi sorunlara yol açmaktadır. Tüm yöremizde solunum hastalıkları ve kanser vakalarında artış gözlenmektedir.”

19 Nisan 2020

30 büyükşehir artı Zonguldak

     
Yönetmenden mektup: 
Kahvenizi içmek isterim, orada olursanız!
Zonguldaklı Yönetmen Kıvanç Baruönü, “Sağlık çalışanları bize yük oldu” diyen Zonguldak Valisi Erdoğan Bektaş’a mektup yazdı;

  “Sayın Valim, beni tanımazsınız? Yedi göbekten Zonguldaklı bir ailenin mensubuyum. Dedem Zonguldak’ta Ticaret Odası Başkanlığı yapmış. Büyük dedelerim hani tabiri caizse buralar dutlukken at binermiş bu topraklarda. O zaman kentin adı bile yokmuş… Siz gerisini hesap edin işte, ben bu kadarını anlatayım. 
 Siz pek bilmezsiniz. Benim çocukluğumda madende göçük olduğunda sirenler çalardı kentte… Yediden yetmişe bilirdik bu sesi. Bir sessizlik çökerdi o an kente… Göçük altında kalan canlar kiminin babası, amcası, abisi olurdu. Sizin ailenizden olmasa bile, sınıf arkadaşınızın komşunuzun ya da mahalleden bir tanıdığın tanıdığı bile olsa acısı hepimizi yakardı. Zonguldaklı küçük yaşta öğrenir bir olmayı, başkasının derdi ile dertlenmeyi, hem hal olmayı… Ne güzel kelimedir, hemhal… Şimdi ki gençler pek bilmez. Başkasının derdi ile dertlenmek manasında kullandım az evvel..
  Zonguldak’ı tüm Türkiye’ye gelen hacı kafilelerin denetim altına almayan kim? Hemen yanı başınızda valilik camından baksanız gözükür bile belki. O termik santrallerin dumanı. Senelerdir tüterken o zehri soluyan Zonguldaklı’ya arka çıkmayan kim? Kronik ciğer hastalıklarında bu kent niye, nasıl dünyanın en önde gelen kenti oldu? Yaşlı nufüs olarak bunca kalabalığın sebebi ne, bu kentin gençleri neden iş için, ekmek için göçer oldu? Zamanında göç alan kent şimdi nasıl oldu da terkedilmiş bir kent haline geldi? Gün hesap sorma, suçlu arama zamanı değil sayın Valim. Zamanı gelecektir elbet, yapılan herşeyin hesabı sorulacaktır. Hani belli ki inançlı bir insansınız. Bu dünyada olmasa bile, ahirette verir insan hesabını.
  Bakın ben İstanbul’da yaşayan ama kalbi hala orada atan biriyim. Dedikleriniz beni bile yaraladı. 30 büyükşehir artı Zonguldak diye herkes bas bas bağırırken, benim Valim çıkıp 'doktorlar kendine bile bakamıyor' dememeli.. Hani belki dil sürçmesidir dedim, sonra çıkıp özür dilemişsiniz. Onu dinleyince anladım ki sayın Valim; siz ne dediğinizi, ne de bizi anlamamışsınız!
http://www.pusulagazetesi.com.tr/yonetmenden-mektup-kahvenizi-icmek-isterim-orada-olursaniz-144373-haberler.html 

18 Nisan 2020

Margaret Thatcher: Turgut Özal'ın "kan kardeşi"

 Omuz omuza, El ele... 
Tiyatro ve sinema yönetmeni Matthew Warchus, The Pride’da (Onur/ 2014) gerçekle kurguyu harmanlayarak Margaret Thatcher’ın tutucu yönetimindeki İngiltere’de madencilerin 1984’ten 1985’e dek süren protestosunu, LGBT Onur Yürüyüşü’nü eğlenceli, mizah ve enerji dolu bir vurguyla betimliyor.
İngiltere’de madenciler tıpkı geyler ve lezbiyenler gibi tutucu hükümetin, polisin, basının, medyanın baskısı, zorbalığı altındadırlar. Grevin ilk günlerinde gey hakları savunucusu genç aktivist Mark Ashton (Ben Schnetzer) arkadaşlarını ikna eder, Güney Galler’deki madenci kasabası Onllwyn’in temsilcisi Dai’yle (Paddy Considine) Londra’da buluşurlar. Dai’yi bir gey bara götürürler. ‘Londra ve Güney Galler’deki publar arasındaki tek fark buradaki kadınlar daha feminen” der. Ellerinde kalan tek şeyin onurları, kendilerine olan saygıları olduğunu belirten Dai, bunlardan vazgeçmeyeceklerini vurgular. Mark ve arkadaşları ‘Geyler ve Lezbiyenler Madencileri Destekliyorlar’ sloganıyla gri bulutlarla kaplı Onllywin’e geldiklerinde yerel halkın pek beklenmedik sevecenliği, sıcaklığı, misafirperverliği karşısında şaşkınlık yaşarlar.
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/omuz-omuza-el-ele-1733596 


17 Nisan 2020

Belgesel

        
Yeşim Ustaoğlu
Sırtlarındaki Hayat 
Rize’nin Çamlıhemşin, Topluca köyünde çekilen belgesel bölgede yaşayan kadınların yaşamlarını konu alıyor. Belgesel, sırtlarında taşıdıkları ağır fiziksel yüklerin yanı sıra yaşam şartlarının zorlukları ve ailelerini çekip çevirmenin de getirdiği ağır yükün altında ezilmeden büyük bir dayanıklılık gösteren, her şeye rağmen şarkılarından ve yüzlerindeki gülümsemeden vazgeçmeyen kadınlara odaklanıyor. Uçsuz bucaksız ormanlarla çevrili, dinmeden yağan yağmurların ve akarsuların seslerinin yankılandığı bölgeye içeriden bir bakış sunuyor.
    

10 Nisan 2020

Yeni

Bugün Türkiyeli göçmenler olmaksızın Almanya’yı düşünmek mümkün değildir. Onlar “konuk işçi” (Gastarbeiter) olmaktan çıkarak, Alman toplumunun ayrılmaz parçası haline gelmişlerdir. Bonn’a bağlı Bad Godesberg’de imzalanan 30 Ekim 1961 tarihli ikili işgücü anlaşması hangi iç ve dış konjonktürel şartların birleşmesi sonucu ortaya çıkmış, bu anlaşma Türkiye- (F.) Almanya ilişkilerini nasıl etkilemiştir? Soğuk Savaş’ın sembolü Berlin Duvarı’nın inşasından yalnızca birkaç ay sonra, her iki ülkenin çıkarı hangi noktada kesişmiştir? Tarihsel anlamda yakın olan ikili ilişkiler, hangi koşullar altında dönüşüme uğramıştır?

Haziran 2019’da Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda Yüksek Lisans Tezi olarak hazırlanan ve Prof. Dr. Erel Tellal’ın önerisi ile Friedrich- Ebert- Stiftung Türkiye Temsilciliği’nin katkılarıyla güncellenerek kitap haline getirilen bu çalışmada, Türkiye’den göçün 1961-2000 yılları arasında Türkiye- (F.) Almanya ilişkilerine etkisi analiz edilmektedir.

09 Nisan 2020

Kemal Soytürk

TTK Üzülmez Müessesesi Asma Kömür İşletmesi'nde yeraltı elektrik teknikeri Kemal Soytürk (52)'ün covid-19 salgınına maruz kalarak yaşamını yitirmesi, yakınları ve mesai arkadaşlarını üzüntüye boğdu. 
Soytürk'ün, TTK'dan emekli olan arkadaşı Alaaddin Kara, acısını şu sözlerle paylaştı:
"Biliyordum bu corono belasının sinsice çevremde dolaştığını. Biliyordum, ama bu kadar erken yüreğime ateş düşüreceğini nerden bileyim? Turan’ın haber vermesiyle acı haberini öğrendim. Dostlarımı arayıp, ölüm haberinin yalan olduğunu söylemelerini bekledim. Ama maalesef elimizden kayıp gitmişsin. Şaka yapmasını çok severdin, biliyorum ama bu şakan hiç olmadı. Ocakta gezerken yaptığın espriler anlattığın fıkralar aklıma geldi. En olmadık yerde, en sıkıntılı anlarda yaptığın esprilerin ile gönlümüzün yağını eritir, sinir boşalmalarına neden olurdun. Zor çalışma koşulları içinde gerilen insan ilişkilerini anında yumuşatır, yaşamı tiye alan bakış açınla olayı kapatırdın.
Asma işletmesinin vardiyalardaki elektrik servisi sorumluluğunu yıllardır sen taşıdın. Yüksek gerilim hatlarına yıldırım düşer, trafoya güvercin girer, ÇATES’de arıza olur, fırtına çıkar elektrik arızası olur. -170, -205, -320 katları arasında ekibinle birlikte koşturur dururdun. Sabah tertibinde amirlerine tertip verirken terleyen kafanı gazete kağıdıyla silerdik. Oysa arka cebinde havluya benzer kocaman bir mendilin olurdu. Biz de olayı yalandan yere olduğundan daha büyütüp, kafanda dökülen saçlarını sayardık. “Hep beni bulur bunlar, hep beni!” Der, şansızlığında dert yanardın. Üzerine fazla gelince, “ Ocak çalışır, ben yatar; ocak yatar, ben çalışırım!” derdin.
http://www.halkinsesi.com.tr/zonguldak/ah-kemal-im-ah-h53413.html 
                    
<> Alaaddin Kara. Asma Ocağından yeni emekli, maden teknikeri, yazar, fotoğrafçı

“KARAR GEÇ ALINDI”

Zonguldaklılar koronavirüs nedeniyle endişeli:
Sağlık taraması yapılmalı

       
Koronavirüs (Kovid-19) salgınının yayılma hızının 
kesilmesi amacıyla 30 büyükşehir ile beraber Zonguldak iline giriş çıkışlar 3 Nisan’da durduruldu. Zonguldak için sunulan gerekçelerin başında, şehirdeki akciğer kanseri oranının yüksek olması geldi. Şehre giriş çıkışların kısıtlanmasının ardından valilik genelgesiyle ilçeler arasında geçişler de kısıtlandı.
“KARAR GEÇ ALINDI”
Dükkanını kapattığı için 15 gündür çalışmadığını belirten Berber Kemal Aktaş, şehre giriş çıkışların ve ilçeler arası geçişlerin kısıtlanmasını yetersiz bularak, kararın geç alındığını söyledi.
 
SAĞLIK TARAMASI YAPILMALI"
Zonguldak’ın dışında bir köyde oturduklarını dile getiren Aktaş, “Zonguldak’ın yaşlı bir nüfusu var. Aynı zamanda akciğer hastalıklarının çok yüksek olduğu bir il. Sağlık Bakanı şu kadar tarama yaptık diyor. Ama Zonguldak’ta yapılan bir şey yok. Mahallelerde, köylerde sağlık taraması yapılmıyor” dedi. Oturduğu mahallenin eski bir mahalle olduğunu belirten Aktaş, mahallelerine alışveriş yapabilecekleri araçların gelmediğini, temel gıda maddelerine ulaşamadıklarını, bu sorunun bir an önce çözülmesi gerektiğini aktardı.
 
TERMİK SANTRALLER RİSKİ ARTIRDI
Emekli işçi Ayhan Kiraz da, Zonguldak’ta riskin yüksek olmasının sebebinin kömür madenleri ve termik santraller olduğunu söyledi. Santrallerin zorunlu olmasına rağmen filtre takmadıklarını söyleyen Kiraz, bu durumun şehri dünyanın en kirli havasına sahip ili yaptığına dikkat çekti. “Havanın kirli olması koronavirüs ölümlerinin arttırıyor” diyen Kiraz, test kitlerinin şehre çok geç gelmesinin de bir etken olduğunu aktardı. Virüs şüphesi ile hastaneye başvuranların testlerinin Bolu’ya gönderildiğini belirten Kiraz, bu arada geçen sürede insanların evlerine gönderildiğini belirtti. Test sonuçları gelene kadar insanların karantinaya alınmadığını dile getiren Kiraz, bu süre içerisinde virüsün diğer insanlara hızla yayıldığını belirtti. https://www.evrensel.net/haber/401716/zonguldaklilar-koronavirus-nedeniyle-endiseli-saglik-taramasi-yapilmali

06 Nisan 2020

Zonguldak’ın “derin toprakları” altında

     
Emeğin başkentinden yükselen çığlık...

 Aykut Küçükkaya    Cumhuriyet
Koronavirüslü günlerde saatlerimiz Cumhuriyet’in şimdilerde boş koridorlarında geçerken, arkadaşlarımızın büyük çoğunluğu evlerinden çalışıyor. Aklım hep “Karaelmas”ta. 35 yıl Zonguldak’ın “derin toprakları” altında çalışan, akciğerlerine kömürün tozu yapışan babamla, şeker hastalığı gözlerine vuran anacığımla her gün tekrarladığımız “Köyde evde kalın, dışarı çıkmayın, işin şakası yok” diyaloğu...
Türkiye’de bilanço giderek ağırlaşırken koronavirüs salgını Zonguldak’ı da derinden etkiliyor. Zonguldak madenci ve emekli kenti... Mesleki hastalıklara bağlı akciğer ve solunum yolu hastalıkları, KOAH hastalığı en üst sıralarda. Virüs, yapısı itibarıyla akciğerlere tutunuyor. Maden işçisi ve emeklisi, taşkömürünün tozundan sonra bir de virüs belasıyla baş başa. Çatalağzı beldesinde 1.5 kilometrekarelik alan içinde tam 7 adet termik santral ünitesi var, insanı ve doğayı zehirliyor. Yıllarca bu santrallara filtre takılması için büyük mücadeleler verildi. Zonguldak, yaşlı nüfusunun fazlalığı, büyük şehirlere olan yakınlığı, özellikle Ankara, İstanbul illeriyle olan bağları ve kontrolsüzce şehre sokulan virüs taşıyan pek çok umreci yurttaş nedeniyle de salgın için riskli bir coğrafya oldu. Tüm bunlara karşın Zonguldak’ta hâlâ sokağa çıkma yasağının getirilmemesini anlamak mümkün değil!
    
Dünya, Türkiye, Zonguldak kısacası insanlık virüs sınavında. Her gün dünyanın en özel gazetesi Cumhuriyet’i, muhabirlerimizin özel haberleri, yazarlarımızın analizleriyle sizlere ulaştırmak için çalışıyoruz. Beynimiz İstanbul’da, kalbimiz Zonguldak’la atıyor. Demirtaş’ın sözünü ettiği sağlık emekçileri arasında Mehmet Çelikel Lisesi’nden sıra arkadaşım, Zonguldak Devlet Hastanesi’nin eczacısı Mehmet Şen de var. Can dostum virüsü yenecek, biliyorum. Madenci hastalığıyla boğuşan babam, 76 yaşında köyünde “evde kal” telkinleriyle virüse karşı mücadele ediyor.
http://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/aykut-kucukkaya/emegin-baskentinden-yukselen-ciglik-1731449 

05 Nisan 2020

Yıl 2014 Çatalağzı

    
Geçen hafta Türkiye’ye gelen Greenpeace Gemisi ile İstanbul’dan Zonguldak’a gelen eylemciler, sabah 06.00 sıralarında Çatalağzı beldesinde Eren Holding’e ait Eren Limanı’na Zodyak botlarla girdiler. (2014) 
      

Kanser üreten şebeke / Yıl 2020

    
Kentimiz ve çevresinde kanser üreten şebeke boş durmuyor.
Halkın Sesi Gazetesi bu şebekeyi çok seviyor.
Halkın Sesi'nde köşe tutanlar çok güzel susuyor.

04 Nisan 2020

AKP Zonguldak'ı


AKP Zonguldak'ı salgınla hatırladı: 
Korona gider başka salgın gelir

VAKA SAYISI 197
Zonguldak ili termik santraller ve maden ocakları ile çevrili bir şehir. Bu sebeplerden dolayı hava kirliliğinin de yüksek olduğu bir yer. Bütün bu sorunlardan dolayı gözler Zonguldak’a döndü. Kent akciğer hastalıklarının da youn olarak görüldüğü bir yer. Kentte koronavirüse yakalanan kişi sayısı 197. Yaşamını yitiren kişi sayısı ise 12.
ÖLÜM ORANI YÜKSEK
En çok vaka görülen şehirler sıralamasında 9. sırada. 
Ölüm oranında ise %6’lara yükseldi. Türkiye’deki en yüksek ölüm oranı.
7 BİN MADEN İŞÇİSİ ÇALIŞIYOR
1990'da 35 bin işçinin çalıştığı kentin en önemli istihdam kaynağı Türkiye Taşkömürü Kurumu'nda (TTK) halen 7 bin 900 maden işçisi çalışıyor.
7 BİN NÜFUS 7 TERMİK SANTRAL
Zonguldak’ta faaliyet gösteren Zonguldak Eren Santrali başta olmak üzere Çatalağzı Termik Santrali ve Oyka Kağıt SEKA Çaycuma Termik Santrali uzun yıllardır şehrin hava kalitesine zarar veriyor. 7 bin 766 nüfuslu Çatalağzı Beldesi'nde 7 termik santral var. Ekoloji örgütleri ve yerel halk yıllarca bu termik santrallerin yapılmaması için eylemler düzenledi, seslerini haykırmaya çalıştı. Ancak hiçbiri karşılık bulmadı. Bugün gelinen noktada kentin nüfusunun önemli bir bölümü solunum yollarına bağlı hastalıklarla mücadele ediyor.
KANSER ORANI DA YÜKSEK
Kanser oranları da çok yüksek. Türkiye İstatistik Kurumu Zonguldak Bölge Müdürlüğü'nün açıkladığı 2018 yılı ölüm nedeni istatistikleri vahim tabloyu ortaya koyuyor. Zonguldak’ta ölümlerin bin 558’i dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklandı. İyi huylu ve kötü huylu tümörlerden kaynaklı ölümler 856 olurken, solunum sistemi hastalıklarından kaynaklı ölümler 732 oldu.
https://artigercek.com/haberler/akp-zonguldak-i-salginla-hatirladi-korona-gider-baska-salgin-gelir

Termik santral ve madenler

En çok koronavirüs vakasının görüldüğü iller
Zonguldak: “Burada termik santral ve madenler yüzünden akciğer hastalıkları çok fazla, salgının sonuçları ölümcül olur”
Medyascope’a konuşan CHP Zonguldak Milletvekili Ünal Demirtaş, “Zonguldak’taki hastanelerin yatak sayıları yetersiz, salgının bu kadar yayılmasının sebebi karantinaya alınmadan sosyal hayata karışan umreciler. Ölüm sayısı beş olarak açıklandı ancak yedi kişi olduğunu biliyoruz” dedi.
"Demirtaş’a göre kentin öznel koşulları salgını daha da riskli hale getiriyor: “Zonguldak termik santraller ve kömür madenleri yüzünden akciğer kanseri, kronik akciğer hastalığı (KOAH) ve astım hastalığının çok yoğun olduğu bir kent. Bu sebeple koronavirüsün burada yayılmasının ölümcül sonuçları çok yüksek olacaktır.”
"Zonguldak’taki hastanelerin yatak sayılarının yetersiz olduğunu vurgulayan Demirtaş, 25 sağlık çalışanının koronavirüs testinin pozitif çıktığını ve bunun sağlık çalışanları açısından koruyucu ekipman eksikliğini gösterdiğini belirtti. Demirtaş, “İlk etapta ciddi malzeme eksikliği olduğu bilgileri geliyordu. Şu anda bu eksiklikler biraz daha giderilmiş görülüyor ancak doktorlar ve hemşirelerin ulaşabildiği koruyucu ekipmana tüm sağlık işçilerinin de ulaşması gerekiyor” dedi."
Söyleşinin tamamı için :

01 Nisan 2020

Yeni

Sunuş: Şehrin Öbür Nefesi, Hülya Yalçın
• Giriş: Hayvanları Dahil Eden Bir Şehir Kuramına Doğru, Ayten Alkan
• ABD’li Seyyahların Gözünden 19. Yüzyıl Osmanlı Şehirlerinde İnsan-Hayvan Karşılaşmaları, Cansu Özge Özmen
• Empatinin Kültürel Boyutları Üzerine: Sokak Hayvanları ve İstanbul, Kimberly Hart
• İstanbul Sokaklarında Türler Karşılaştığında: Kedi’nin Temizliği, Taşkafa’nın Hayaleti, Özlem Güçlü
• Kafesin İki Tarafı: Atatürk Orman Çiftliği Hayvanat Bahçesi’nin Hafızası Derya Acuner
• Zonguldak’taki Emekçi Katırlar: Hayvan Emeği ve Direnişi Üzerine Bir İnceleme, Figen Uzar Özdemir
• Kurban Kaçış Yolları: Dönüşen Şehirler ve Şehirlilikler Arasında, Ezgi Burgan
• Sınırlı Kamusallık İçinde Görünmez Patikalar: Konya’da Kuşlar, Anıtlar ve Dışarıdakiler, Pınar Karababa

26 Mart 2020

Örnek Dayanışma

     
Öteki dernekler, sendikalar, meslek odaları ve vakıflara
örnek olacak çağrı:

22 Mart 2020

"Burada herkes dip dibe"

Binlerce madencinin sağlığı tehlikede!
'BURADA SALGIN OLURSA TÜM ŞEHRE YAYILIR'

Bir TTK işçisi, Kozlu’daki durumu şu sözlerle anlatıyor: “Çok endişeliyiz. Zaten yeraltında steril bir ortam yok, bütün gün toz içindeyiz, bir de kalabalık… Kafeste dip dibeyiz, tertip alanlarında toplu şekilde bekliyoruz, aynı banyoları, aynı soyunma odalarını kullanıyoruz. Ocağa bir kuyudan hava giriyor, tüm alanları dolaşıyor, dolayısıyla hepimiz aynı havayı soluyoruz. Tek bir kişide virüs olsa bu koşullarda hızla yayılır salgın, diyelim ki bize bir şey olmadı, ama yaşlı anne babalarımız, çocuklarımız var. Burada Zonguldak’ın her yerinden, her ilçesinden, köyünden insan var. Yalnızca biz değil, bu şehirde yaşayan herkesin sağlığı tehlikede.”
Ocakta salgına karşı alınan önlemlerin ise son derece yetersiz olduğunu belirten işçi, “Ben hiç ateş ölçüldüğünü görmedim. Maske ve eldiven zaten veriliyordu. Her yeri dezenfekte ettiler, banyolar ilaçlandı vs. ama yüzlerce insan dip dibeyken bunlar ne işe yarayacak? Tek çare ücretli izin. Bir süre üretimi değil, bizim ve halkın sağlığını düşünecekler, bu salgını önlemenin başka yolu yok” diye konuşuyor.
'KİMSE SESİMİZİ DUYMUYOR, HAYATIMIZ HİÇE SAYILIYOR'
Bir diğer işçi de “En yüksek risk burada ama kimse görmüyor, kimseye sesimizi duyuramıyoruz” diye başlıyor sözlerine, şöyle devam ediyor:
“1 metre kuralından söz ediyorlar, burada herkes dip dibe. Lavabolar, hamamlar, soyunma odaları… Hepsi ortak kullanım. Zaten havasız ortam, birbirimizin nefesini soluyoruz. Biri meyveli sakız çiğnese tüm ocağa yayılıyor kokusu. Kafeslerde sıkış tepiş çıkıyoruz yukarı, bazen ayaklarım yere değmiyor. Aksıranlar, öksürenler… Kımıldayamıyorlar ki ağızlarını kapasınlar. İnsanlar virüse karşı eldivenle araba kullanıyor, bir de bizim halimize bakın! İnsan hayatı bu kadar hiçe sayılamaz!”
https://haber.sol.org.tr/emek-sermaye/binlerce-madencinin-sagligi-tehlikede-283247 

21 Mart 2020

Zonguldak: Alkış seslerine silah karıştı

    
Haşmet Babaoğlu'nun 'pislik' kazası
Haşmet Babaoğlu Twitter hesabından ““Ben bu saat bilmem kaçta alkış vs. işlerini yutmam, katılmam da… Bu kampanyaların nasıl kötüye kullanıldığını defalarca gördüm… Gerekmedikçe dışarı çıkmayın, sağlık sistemini meşgul etmeyin, sağlıkçılara asıl destek budur. “Bir takım pisliklerin bu alkış kampanyasını nasıl sevinçle karşıladığını da buradan görüyor, izliyorum” diye yazdı. Babaoğlu, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya hitaben de “Şimdi ‘alkışlıyoruz’ diyenler bir hafta sonra aynı saatte tencere tava çalarak başka şeyler istendiğinde pişman olurlar ama hadi neyse” diye seslendi.
Babaoğlu’nun bu mesajından kısa bir süre sonra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da eşi Emine Erdoğan ile birlikte sağlık çalışanlarına destek için yapılan alkışlı eyleme katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, o anın görüntülerini kendi sosyal medya hesabından da yayınladı. Haşmet Babaoğlu, önce söz konusu mesajlarını sildi, ardından hesabını tamamen kapatıp gözden kayboldu!
https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/03/21/hasmet-babaoglunun-pislik-kazasi/ 
     20 Mart 2020 Cuma günü Soğuksu tepelerinde (Zonguldak) saat 21.05'de, alkışlı eyleme kısa süreli silah atışları eşllk etti. Beş dakika sonra atışlar devam etti. 

18 Mart 2020

305 maden sahası

305 maden sahası ihalesine karşı dava açıldı
Çevre dernekleri ve meslek odaları, 305 maden sahasının ihalesine karşı Enerji Bakanlığına dava açtı. Söz konusu sahaların bulunduğu bölgelerde çevre mücadelesi veren Yeşil Artvin Derneği, Çan Çevre Koruma Derneği, Kazdağları Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, EGEÇEP, DAÇE, Adana Tabip Odası, Erzin Üretici Birikleri ve Ziraat Mühendisleri Odasının açtığı davada hukuka aykırılık ve telafisi imkansız zarar şartları birlikte taşındığından dava sonuçlanıncaya dek yürütmenin durdurulması da talep edildi.
Davayı açan Avukat İsmail Hakkı Atal, ormanların su üretimi, erozyonu önleme, biyoçeşitliliğe ortam oluşturma gibi çok sayıda kamu yararı olduğunu belirterek ormanları yok edecek maden faaliyetlerinde kamu yararı olmadığını söyledi. Devletin zaruri madencilik faaliyetleri dışında özel teşebbüs madenciliğini tamamen sonlandırması gerektiğini belirten Atal, “Kanunlara uygun yapılıyormuş gibi gözüken madencilik faaliyetleri kanuni olmadığı gibi hukuki de değil. İklim krizinin ülkeleri ve dünyayı sarsan etkisini göz önüne almamış olan bir madencilik mevzuatının üzerinde tesis edilmiştir” dedi.
“MADEN KANUNU, SU VE GIDA KAYNAKLARINI YOK EDECEK ŞEKİLDE YAPIANDIRILIYOR”
                

09 Mart 2020

Anayasa Mahkemesi (AYM)

AYM'den Soma davası için önemli karar: Kamu görevlilerine soruşturma izni
Anayasa Mahkemesi (AYM), Soma Katliamı'nda yaşamını yitiren 301 işçi ailesinin kamu görevlilerinin yargılanması için yaptığı başvuruyu karara bağladı. AYM kararında, kamu görevlilerinin yargılanmasına ilişkin soruşturma izni verilmemesi kararını kaldırdı.
Resmi Gazete'de bugün yayımlanan kararda, Soma Katliamı için yürütülen ceza soruşturması kapsamında kamu görevlisi olan "bazı şüpheliler hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğine illişkin" yapılan başvuru hakkında AYM kararında şöyle denildi:
https://haber.sol.org.tr/turkiye/aymden-soma-davasi-icin-onemli-karar-kamu-gorevlilerine-sorusturma-izni-282211 

"Yeşil Kuşak" çalışıyor!

 Çıbanın başı Soner Yalçın
Odatv deyince iki Barış zavallıdan başka bir şey değildir. Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan, Soner Yalçın’ın emriyle hareket ederler. Çıbanın başı Soner Yalçın’dır. MİT şehidimizin soruşturması mutlaka ona uzanacaktır.
Kaldı ki İsrail aparatı Soner Yalçın’ın en büyük suçlarından biri 17-25 Aralık’ta FETÖ’yle iş tutması ve FETÖ’nün kurdurduğu Karşı gazetesiyle ortaklık yapmasıdır. Barış Terkoğlu 17 Aralık’ın FETÖ’cü Savcısı Celal Kara’yı aklayan haberler yapmıştır Karşı gazetesinde. Mesela 18 Mart 2014 tarihli Karşı gazetesinde “17 Aralık Savcısı: Yargılanacaklar” manşeti atmışlardır. Gene Karşı gazetesinde “MİT’le ilgili dosyayı bize Cemaat verdi” diye yazan Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu’ydu.
Gezi’ye girmiyorum bile. Zaten orada Kavala-Soner ilişkisi nettir. Yani iki Barış’ı ve Odatv’yi bu işlere sokan Soner Yalçın’dır. Çıbanın başı Soner Yalçın’dır.
Onlarca, yüzlerce örnek verilebilir. Hem Gezi kalkışmasını hem 17-25 Aralık darbesini destekledikleri hem MİT şehidimizi deşifre ettikleri için hukuk, Odatv suç örgütüne hesap soracak. Her şey yeni başlıyor.
Cem Küçük Türkiye Gazetesi'nde Yazdı

Cem Küçük Kimdir?
Cem Küçük, 1978 senesinde Zonguldak’ta dünyaya geldi.
İlk ve ortaöğrenimini Zonguldak’ta tamamlayan Küçük, İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu.
Yazarlığa 2012 senesinde Yeni Şafak’ta başlayan Cem Küçük, Televizyon hayatına ise TVNET ile başladı.
Köşe yazarlığının yanı sıra kitap çevirileri de yapmaktadır.
Yeni Şafak’tan ayrıldıktan sonra Star Gazetesi’nde yazmaya başladı ve 24 TV’de Ersoy Dede ile birlikte program yaptı.
Adalet ve Kalkınma Partisi muhaliflerine karşı sert çıkışlarıyla bilinmektedir.
Şimdilerde TGRT haber kanalında program ve Türkiye Gazetesi’nde yazarlık yapmaktadır.
https://www.yeniakit.com.tr/kimdir/Cem_K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk 

08 Mart 2020

"Yeşil Kuşak" çalışıyor!

 Ersoy Dede: Sırada Soner Yalçın var
Ersoy Dede bugünki, "Bu haber değil kontrespiyonaj faaliyettir" başlıklı yazısında erişime engellenen ve genel yayın yönetmeni Barış Pehlivan ile haber müdürü Barış Terkoğlu'nun ardından Soner Yalçın'ın da tutuklanacağını iddia etti.
Söz konusu yazıda Dede, "Oda Tv ekibine yakın bir gazeteci arkadaşım, biraz da sitemle, “yeni Baransu sen oldun, söyle bakalım sırada kim var?” diye mesaj atmış. Niye böyle söylüyor? Çünkü ben bu yapılanın haber değil ihanet olduğunu ilk söyleyen adamlardan biriyim de onun için.. İyi de bunun için Baransu gibi valizci olmaya gerek yok. Ortada bir ceset var. Başında da katili duruyor. Elindeki bıçaktan da kan damlıyor. Kim olsa; “az sonra buraya polisler gelir” der yani.. Bir şeyi önceden haber vermek ya da savcılara istikamet çizmek değil ki bu.. Soruyor ısrarla o arkadaşım; “sırada kim var?” diye. Söyleyeyim.. Sırada Soner Yalçın var. Ve ben soruşturmayı önceden bildiğim için söylemiyorum bu ismi. Ya da savcılara adres gösteriyor falan değilim" ifadelerini kullandı. https://artigercek.com/haberler/ersoy-dede-sirada-soner-yalcin-var
                      
Gazeteci Ersoy Dede kimdir?
1975 yılında aslen Zonguldak’ta dünyaya gelmiştir. Gazetecilik mesleğine doğup büyüdüğü memleketinde, Adalet Gazetesi ile adım atmıştır. 1992 senesinde İstanbul’a taşınmış sırası ile muhabir, editör vb. bir çok görevde çalışmalar gerçekleştirmiştir. Özellikle radyoculuk yönü kuvvetli olan ünlü isim yaptığı yayınlar ile kısa sürede zirveye tırmanmayı başarmıştır. Best Fm, Show Radyo, Power Fm, Radyo Kozmos, İstanbul Fm ve NTV Radyo’da editör ve spiker olarak çalışmış, bir çok radyo’da genel yayın yönetmenliğini üstlenmiştir.https://www.yeniakit.com.tr/haber/gazeteci-ersoy-dede-kimdir-ersoy-dede-biyografisi-939653.html

Almanyadaki Çaycumalılar, Devrekliler, Filyoslular Lenin ile tanışacak...

Almanya'ya Vladimir Lenin heykeli
Ruhr Vadisi'nin ortasında bulunan Gelsenkirchen'e dikilecek olan heykel, Almanya'nın batısında bulunan ilk Lenin heykeli olacak. Yerel yönetim ile solcu partiler arasında uzun süren tartışmaların sonrasında Almanya'nın Gelsenkirchen kentine Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin kurucu lideri olan Vladimir Lenin'in heykeli dikilecek. 
Mahkeme, Almanya Marksist Leninist Partisi'nin (MLPD) genel merkez binasının önüne metal heykelin dikilmesine izin verdi. Belediye yöneticileri heykelin görüntüyü bozacağı iddiasında bulunmuştu. 
Batı Gelsenkirchen bölgesi yerel konseyi de heykele karşı çıkarak, "Komünist lider Lenin şiddeti, baskıyı, korkuyu ve insanların çektiği büyük acıları temsil ediyor. Bütün bunlar onun Almanya'nın demokratik anayasal düzenine uygun olmadığını gösteriyor. Bunlar onun demokrasimize karşı şavaşın bir sembolü olduğunu gösteriyor" sözlerini ifadelerine ekledi. 
MLPD, tepkilere rağmen mahkemeye başvurduktan sonra heykeli dikme hakkını kazanınca, "Bugün Vladimir İlyiç Lenin büyük bir zafer elde etti" açıklamasında bulundu.
MLPD'nin Genel Başkanı Gabi Fetchtner, "Çok mutluyuz. Gelsenkirchen bir işçi kenti ve Lenin burası için çok uygun" dedi.
Belediye sözcüsü mahkemenin kararına itiraz edeceklerini söyledi. Lenin'in 1930'lu yıllarda SSCB'de yapılan 2.15 metrelik heykeli 14 Mart'ta halka sunulacak.
                          

MLPD (Almanya Marksist Leninist Partisi) seçimlere katılan ve doğrudan Marksist olduğunu belirten dört partiden biri. Başında eski bir metal işçisinin bulunduğu partinin savunduğu politika çizgisi Marksizm, Leninizm ve Maoizm üzerine kurulu. Die Linke'yi (Sol Parti) sistem dışında olmamakla eleştiren MLPD 'gerçek sosyalizmi' savunduğunu belirtiyor. İnternet sitesindeki yayın dilleri arasında Türkçe'nin de bulunduğu MLPD, Almanya'da yaşayan Türkiye kökenlilerin oluşturduğu bazı sol çevreler tarafından da destekleniyor.

                       

07 Mart 2020

Ekrem Ekşi dosyası

Ekrem Ekşi dosyasında işkenceci polislere yeniden yargılama yolu
İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi, 12 Eylül darbesi sırasında işkenceyle katledilen Ekrem Ekşi’nin davasında avukatların yaptığı temyiz başvurusunu kabul etti. Şimdi dosya Yargıtay’a gidecek.
Sosyal Araştırmalar Vakfı bünyesinde oluşturulan komisyon, uzun uğraşlar sonucu Ekrem Ekşi’nin dosyasının tamamına 14 Şubat 2020’de ulaştı. Komisyonda bulunan Avukat Kamil Tekin Sürek dosyayı inceledikten sonra İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesine itirazda bulundu. Sürek, Ekrem Ekşi’nin eşi Sefariye Ekşi’nin katılan olmasına rağmen ne müvekkile ne de diğer üç katılana mahkemelerin kararlarının tebliğ edilmediğini, yargılamanın adeta katılanlardan gizlenerek sonuçlandığını belirtti. Dilekçesinde dava sürecinde yaşananları özetleyen Sürek şunları söyledi: “Yargılama süreçlerinde sanıkları kurtarmak için zaman aşımı süresi geçtikten sonra sahte sanıklar ve tanıklar ortaya çıkmış, suç üstlenilmiş, sanıklar hakkında beraat kararı verilmiş, suçunu itiraf eden sahte sanık zaman aşımı gerekçesi ile cezalandırılmamış ve daha sonra bu yasa dışı girişimlerden geriye dönülmüştür.”
EKREM EKŞİ KİMDİR?
30 Kasım 1955 tarihinde Zonguldak`ta doğan Ekrem Ekşi, 1974-1975 öğretim yılında İTÜ Mimarlık Fakültesi`ne girdi. O yıllar gençliğin 12 Mart yarı-askeri darbesinin etkisini kırdığı, örgütlenmeye başladığı ve kitlesel mücadelelerin ivmesini yükseltmeye başladığı bir dönemdi.

Okullarda, fabrikalarda, semtlerde gençlik hareketi yükseliyordu. Ekrem Ekşi de bu dönemde harekete katıldı. İTÜ ve İstanbul gençlik mücadelesinde öne 
çıktı.
https://www.evrensel.net/haber/398880/ekrem-eksi-dosyasinda-iskenceci-polislere-yeniden-yargilama-yolu?utm_source=anasayfa&amp;utm_medium=manset&amp;utm_campaign=haber&amp;slide_order=05
     
Belediye başkanının oğlu öldürüldü!
http://www.elmas67.com/guncel/belediye-baskaninin-oglu-olduruldu-h24205.html

06 Mart 2020

SAHAF



             9. Soğuksu Sahaf Günleri           
Zonguldak ve çevresinde sahaf geleneğini sürdüren Zonguldak Sergi Odası; yıllanmış gazete, dergi, kitap, fotoğraf, kart, afiş, kaset ve DVD filmleri masa üstüne çıkarmaya devam ediyor.
Soğuksu Sahaf Günleri’nin Dokuzuncusu 6 Mart 2020'de yeni eklenen dergi ve kitaplarla başlıyor.
Kentin en eski mahallesi Soğuksu'da bulunan Sergi Odası/Sahaf; araştırmacılar, okurlar ve meraklılar için ziyaret yeri olarak biliniyor. 
"Emperyalizmin kapitalizmin 'belirli bir gelişme aşamasında' ortaya çıkmadığını, bidayetten itibaren emperyalist olduğunu" ileri süren Düşünür, Yazar Samir Amin anısına adanan Sahaf Günleri, 22 Mart tarihine kadar açık kalacak. etkinlik pazar dışında saat 10.00- 17.00 arası açık.
Etkinlik içindeki yayınlara, Karikatürcüler Derneği Zonguldak Temsilcisi karikatürist Kürşat Coşgun’un arşivinde bulunan Togo’nun portre çizimleri  eşlik edecek.
Sergide, portre karikatürün en başarılı temsilcilerinden biri olan Togo’nun 1930 ve 1940’lı yıllarda çizdiği, dönemin sanat, edebiyat, siyaset ve diplomasi dünyasının önemli isimlerinin bulunduğu portreler yer alıyor.
www.67sergi.blogspot.com    
Yazıcılar Yurdu Karşısı
Mehmet Akif Sok. 12
Soğuksu, Zonguldak - Merkez
                

ALİ BİLGE'NİN RÖPORTAJISamir Amin 15 Yıl Önce Türkiye'yi Böyle Değerlendirmiştihttps://m.bianet.org/bianet/siyaset/199932-samir-amin-15-yil-once-turkiye-yi-boyle-degerlendirmisti
                 
Samir Amin: 'Büyük İnsanlığın' kurtuluşuna adanmış, harika bir yaşam...
https://m.bianet.org/bianet/siyaset/199932-samir-amin-15-yil-once-turkiye-yi-boyle-degerlendirmisti