![]() |
30 Ekim 2021
Kozlu Sanat Sokağı
Kozlu Sanat Sokağı'nda 4 yazar kitaplarını imzaladı
Anadolu Sanat Derneği tarafından açılan Kozlu Sanat Sokağı'na sanatseverler yoğun ilgi gösteriyor. Sanat sokağında söyleyişi ve müzik etkinlikleri de gerçekleştiriliyor. Cumartesi günü Kozlu Sanat Sokağında 4 yazar kitaplarını imzalattı.
"Ela" isimli kitabın yazarı Bülent Dikmen, "Arayış ve Mutluluk", "Çaylar Benden" ve "Yıldızlar da Kaybolur" isimli kitapların yazarı Kenan Tunç, "Safranbolu'ya Nefes Verenler", "Annemin Cenneti", "Susmanın İki Yakası" "Kadın Yüzleri" ve "Haziran Büyüsü" isimli kitapların yazarı Döndü Açıkgöz Erenler İle "Bendeniz" isimli kitabın yazarı Hafize Şentürk.
29 Ekim 2021
Türkiye’den Almanya’ya işçi göçünün 60. yılı: Göç Çocukları
27 Ekim 2021
Kdz. Ereğli
Küçük arkeologlar kazı yaptı, müzeye teslim etti
Kdz. Ereğli Belediyesi Oyuncak Evi’nde “Minik Arkeologlar kazı Yapıyor” atölyesinin ikincisi gerçekleştirildi. Bu kez atölyeye Nimet Hoca İlkokulu öğrencileri katıldı. 15 çocuk, önce kısa bir eğitimden geçti; ardından Akheron Vadisi’nde kendileri için oluşturulan kazı bölgesinde çalışmalara katıldı. Çocuklar ellerinde kazı aletleri, başlarında kasklarla toprağı kazdılar, anfora parçalarına ulaştılar. Arkeolog Dr. Güzin Bilir ve ekibi küçük arkeologlara eşlik etti, onları yönlendirdi. Daha sonra ekip Ereğli Müzesi’ne giderek bu parçaların nasıl birleştirilip sergilenme aşamasına geldiğini gözlemledi. Kdz. Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık, atölye çalışmalarına eşlik etti.
26 Ekim 2021
ZBEÜ
İşte Dilek Eyriboyun'un o açıklaması:"Bugün 26 ekim 2021 - Salı, Mustafa'nın aramızdan ayrılışının 7. günü.
Bu vesileyle bugün ZBEÜ Makina Mühendisliği Bölümünde çalışma arkadaşları ve sevenleriyle birlikte anılacak.
Adını, 3 mart 1992'de Kozlu'da meydana gelen grizu kazasında hayatını kaybeden 263 madenciden alan Zonguldak, Bülent Ecevit Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi öğrencilerinden oluşan "Uzay Takımı Grizu - 263" ün koordinatör hocası ZBEÜ Makina Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr.Sayın Bülent Ekmekçi hocamın telefonu ve takımın eski kaptanı elektrik-elektronik mühendisi sevgili Muzaffer Duysal'ın mesajı ile bu acılı günlerimizde bizi bir nebze teselli edecek ve mutlu eden incelikle karşılaştık.
Ocak ayında, uzaya fırlatacakları uyduya, yazacakları hayatını kaybeden 263 madencinin adlarının yanına "eğitim şehidi" olarak değerlendirdikleri Mustafa Eyriboyun'un adını da yazacakları bilgisini verdiler.
Gerçekten onu sonsuzluğa uğurlamak, adını yaşatmak adına çok büyük incelik gösteren başta değerli hocam Prof.Dr.Bülent Ekmekçi olmak üzere Uzay Takımı Grizu - 263 ekibine içtenlikle teşekkür eder başarılarının devamını dilerim.
Mustafa'ya gösterilen vefa karşısında duygu yüklü ve huzurluyum, gözü hep üzerimizde olacak."
22 Ekim 2021
21 Ekim 2021
20 Ekim 2021
2018 Pusula
Yanan hep bizdik/Sizler kömür sandınız! O dizelerin hikayesi
Mustafa Eyriboyun
Dün gece yarısından sonra tam yatmak üzereyken sevgili Engin Çöl'den bir mesaj geldi. "Yanan hep bizdik/Sizler kömür sandınız" şiirimi istiyor. "Ne zamana..." diye sordum. On-onbeş dakika kadar bekledim, cevap gelmeyince yattım. Çünkü bir önceki gece ağrıdan sızıdan hemen hiç uyuyamamıştım.
Engin'in "Yarına" diyen cevabını sabah okudum. Bu şiirin öyküsü epey uzun... Kısaca şöyle... Aslında Armutçuk grizu faciasının (1983) acısıyla sadece "Yanan hep bizdik/Sizler kömür sandınız" şeklinde sözlü olarak söylenmişti. Dizelerin yazıya dökülmesi ise 1992 Kozlu faciası sonrasına dayanır. "Dizeler"in dediğime bakmayın, o sözlerin bu kadar derin etkisi olacağını hiç düşünmemiştim. Şiir yazma gibi bir iddiam da hiç olmadığı için bunları bir yerlerde yayınlamak da aklımdan hiç geçmedi. Ta ki eşim (Dilek) Ankara Siyasal'da yüksek lisans yaparken, Mülkiyeliler Birliği Dergisi'nin editörlüğünü yapan Oktay Etiman'ın (Merhum) eşimden Kozlu grizu faciasıyla ilgili fotoğraf istemesine kadar. Fotoğrafla birlikte bu dizeleri göndermiştim. Gönderdiğim fotoğrafla birlikte bu dizeler de Dergi'ye kapak olmuştu. Fakat kendi ifadesiyle "yoğunluktan", Oktay Etiman, derginin hiç bir yerinde adımı yazmamış. Daha sonra Mehmet Özer'in bir şiir kitabında bu dizeleri kendi yazmış gibi kullanması üzerine Etiman ile yazışmalarımız olmuştu. (Oktay Etiman ve şahsen tanımadığım bir iki kişiyle yazışmalarımıza ait e-postalar hesabımda kayıtları duruyor.)
“Ben şiir yazdım” demeye cidden utanıyorum. (Şair dostlarım lütfen affetsin.) Ancak bu dizeleri şiir formunda yazmam ise 2000 ya da 2001 yılına dayanıyor. O güne kadar orda-burda, kağıt parçalarına, defter köşelerine yazdığım ne varsa bilgisayara kaydetmiştim. Bunları noterde tescilletmek istedim fakat ciddi bir para tuttuğu için vazgeçtim. Az para tutsun diye bir sayfaya birden çok şiirimsi sığdırmıştım (uyanığız ya...) ama meğer noterde sayfa denince belli bir sözcük sayısı esasmış. Yüz küsur sayfa dosya bilgisayarımda onyedi yıldır duruyor. Bu arada e-posta gruplarında, eski/yeni Facebook hesabımda yazdıklarım hariç... Düz yazı hariç, sadece şiir formunda yazdıklarımı toplasam onlar da bir otuz kırk sayfayı bulur.
Tanıdık tanımadık pek çok kişi, arkadaş, dost benden kitap beklediğini söylüyor/yazıyor. Doğrusu bu gururumu okşamıyor değil. Ancak kitap yazmak, "Tamam bunun işi bitti. Bu oldu" demek gibi bir şey. Ben hiç bir şeyi sonlandıramam ki... Hâlâ bu "Yanan Hep Bizdik" şiir denemesini okuduğumda bile bazı yerlerini değiştirebilirim. Yani bende "plastik sanatlar" yerine "elastik sanatlar" var. Bereket bu denememi Gülden Hanım Halkın Sesi gazetesindeki şiir sayfasında yayınladı. Onunla, bulup Engin'e gönderdiğim aynı mıdır? Yoksa değiştirilmiş midir onu bilemiyorum. Çünkü elli yerde kayıt var. Şu an bulabildiğim bu.
Sürç-ü lisan etti isek affola. Günler hayr, şerler defola...
Yrd. Doç. Dr. Mustafa Eyriboyun
Bülent Ecevit Üniversitesi
Mühendik Fakültesi
Makine Mühendisliği Bölümü
19 Ekim 2021
Veda: 19 Ekim 2021
Akademik kimliği bir yana fikir adamıydı. Çağdaş nesiller yetiştirmek için çok mücadele verdi. Adalet için çalıştı. Yanlışların üzerine cesaretle gitti. Usta kalem ve usta fotoğrafçıydı. Doğup büyüdüğü Zonguldak tarihi ve kültürü için çok emek verdi. Kentimizin, her zaman bandına ait fotoğraf arşivleri hazırladı. Yazılı ve görsel olarak çalışmaları bir çok etkinlikte kullanıldı.Bugün onu kaybettik (19 Ekim 2021) aramızdan zamansız ve ani ayrılışı geride büyük üzüntü bıraktı. Öğrencileri, sevenleri ve dostları onu çok özleyecek. Ancak eserleri ve fotoğrafları kent tarihine ışık tutacak. Işıklar içinde yat Mustafa Eyriboyun öğretmenim. Ruhun şad olsun...
İmzası olan yüzlerce fotoğraftan ayrı sayfamızda paylaştığı birkaç fotoğraf karesiyle hocamızı saygıyla anıyoruz...
Yüksel Yıldırım
Zonguldak Nostalji
18 Ekim 2021
BEÜ
![]() |
Bülent Ecevit Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünde Doktor Öğretim Üyesi olarak görev yapan Mustafa Eyriboyun Covid 19 nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı. Yaklaşık 10 gün önce bu hastalığa yakalanan Eyriboyun, önceki gün yoğun bakım servisine alındı. Durumu ağırlaşan Mustafa Eyriboyun, ambulansla hemen Bolu İzzet Baysal Üniversitesi Hastanesi yoğun bakım servisine kaldırıldı. Entübe olduğu öğrenilen Mustafa Eyriboyun'un sağlık durumu ciddiyetini koruyor.
Kdz. Ereğli
16 Ekim 2021
Zonguldaklı Yazarlar, Zonguldak’ı Yazanlar
Zonguldak Kitapları Masa Üstüne ÇıktıSon beş yılda (2017-2021) yayımlanan Zonguldak kitapları masa üstünde buluştu.
Zonguldak Sergi Odası’nın geleneksel etkinliği bu kez son beş yılın Zonguldak kitaplarına (Zonguldaklı Yazarlar, Zonguldak’ı Yazanlar) ayrıldı.
Zonguldak kültürüne ilgi duyanlar yaklaşık yetmiş kitabı 23 Ekim 2021 tarihine kadar bir arada görmüş olacak.
Sergi Odası, uzun zamandır kitap rafları arasında Zonguldak kitaplarına ayrı bir bölüm ayırıyor. 1930'lardan günümüze pek çok kitap bu bölümde yer alıyor.
Mithatpaşa Mah. Zübeyde H. Cad. 19 Arı İşhanı Kat 1Etkinlik pazar dahil saat 11.00-18.00 arası açık.
(Zafer Eczanesi Üstü, Japon Pazarı'na 20 m.)
12 Ekim 2021
Pisi Pisine Yılmaz Özdil Sözcü
Atatürk Anıtı'yla Time dergisine kapak olan, anıtsal heykeltıraşımız Profesör Tankut Öktem… Trafik kazasında son nefesini verirken, trafik kazasında son nefesini veren Barış Akarsu'nun heykelini yapıyordu.
08 Ekim 2021
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti:
TGC: Polisin sokakta gazeteciyi engellemesi Anayasal suçtur
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, polisin sokakta gazetecilere müdahale etmesi, sokak röportajı için basın kartı zorunluluğu olduğunu iddia etmesi, kimlik kontrolü yapıp, soruları not etmesi, gazetecilerin fotoğraflarını çekmesiyle ilgili basın açıklaması yaptı.
“Son günlerde sokakta röportaj yapan muhabirlere, foto muhabirlerine ve kameramanlara da polisin müdahale etmesi, soruları not etmesi, basın kartı zorunluluğu olduğunu ileri sürmesi gibi olaylarının sıklaştığına tanıklık ediyoruz" diyen TGC, "Gazetecilerin sokak röportajı yapmasının önünde hiçbir hukuksal engel bulunmamaktadır. Gazetecilerin yapmış olduğu sokak röportajları asla yasaklanamaz, içeriği de denetlenemez" ifadelerine yer verdi.
05 Ekim 2021
Dayanışma
Sergi Odası'ndan Tahir Elçi Oyuncak Kütüphanesi'ne destek
Zonguldak'ta 22 yıldır kültür-sanat ortamı sunan Sergi Odası, Tahir Elçi Kütüphanesi'ne kitap desteğinde bulundu.
Son dört yılda 1000'den fazla çocuğun oyuncak, bisiklet ve kitapla buluşmasını sağlayan kütüphane Diyarbakır Sur'da çalışmalarını sürdürüyor.
30 Eylül 2021
Iğdır
Zonguldak Sergi Odası, aile hekimi Mehmet Kum'un çabalarına kitap desteğinde bulundu
Iğdır Halk Sağlığı Merkezi’nde görev yapan aile hekimi Dr. Mehmet Kum, kendisine tedavi için gelen hastalarına kitap hediye ediyor. Çoğunlukla çocuklara kitap veren Kum, aynı zamanda ihtiyaç sahiplerine ayakkabı, mont ve elbise temin ediyor.
Sergi Odası, konuklarının bıraktığı kitap, dergi ve DVD filmleri gönüllü kitap kampanyalarına ulaştırıyor. Bugüne kadar elliyi aşkın noktaya ulaşıldı.
26 Eylül 2021
24 Eylül 2021
Gazete Kadıköy:
Emrah Ablak ile “bir zamanlar”
Ben mühendislik okudum ama hep karikatürist olmak istedim. Fakat bizim zamanımızda aileleri ikna etmek diye de bir şey vardı ve karikatüristliğin bir okulu yok. Benim aileyi mutlu edecek bir okul kazanmam ve İstanbul’a gelmem gerekiyordu. İstanbul’da Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünü kazandım. Sonra direkt Oğuz Aral’ın dergisine gidip gelmeye başladım. Çizgi çok kullanılıyordu bizim çocukluğumuzda veya benim yaşadığım yerlerde insanların yataklarının altında çizgi romanlar olurdu; Tommiksler, Teksaslar… Bütün ebeveynlerin neredeyse yatağının altında çizgi roman vardı. Sokaklarda çizgi roman pazarları kurardık, çocuklar kurardı. Sokaklarda dediğim de belli bir sokağı vardır onun, eksik sayıları gidip oradan bulursun. Yani o kültürün çok içindeydik. Çocukken de çiziyordum ve o olay devam etti.Ben kâğıda çizdiğimi alıp buraya aynı şekilde uygulayacağım- bu şekilde olmaz. Çünkü kâğıt medyasının birtakım avantajları vardı. Üzerine renk basılabiliyordu ve biz kâğıt medyasının bütün avantajlarını kullandık; kâğıdı büyük yaptık, renkli yaptık, saman kâğıt yaptık, beyaz kağıt yaptık, yani türlü cambazlık yaptık kağıt medyası üzerinde ve onu tükettik. Hatta şunu hatırlıyorum, Süpermen’in öldüğü sayıda derginin arka kapağı, katlanınca başka bir resim, açınca başka bir resim şeklinde, animasyon gibi yapılmıştı. Süpermen aşağı düşüyordu. Bunlar hep kâğıt medyasından maksimum faydalanmak için yapılan numaralar. Şimdi artık elimizde dijital medya var ve dijital medya bize inanılmaz şeyler sunuyor. Bunlardan bir tanesi ses. Artık popüler medyanın içine ses koyabiliyorsun. Bu kâğıt değil, bu başka bir şey. Dolayısıyla bizim çizgiyi, görsel sanatları, dijital medyanın kapasitesi ve yetenekleri oranında tekrar düzenlememiz gerekiyor. Animasyondan bahsetmiyorum, animasyon çok başka bir şey. Ama karikatür sanatını ve çizgi roman sanatını burada dijital medya içinde besleyecek birçok şey olduğunu görüyorum ben. Bunları kullanmanın yolunu bulmamız gerekiyor.
Emrah Ablak 1972 Zonguldak doğumlu
23 Eylül 2021
2014, Almanya
Byung-Chul Han: “Bilgi Birikimi Tecrübeden Gelir, Bizlerse Bugün Amatörlüğün Korkusuyla Yaşıyoruz”
Eğer bir sistem özgürlüğüme saldırıyorsa, karşı koymam gerekir. Ama şimdiki sistemin kalleşliği özgürlüğe saldırmayıp onu araç haline getirmesinde. Örneğin, 1980 yılında yapılan sayımda, protestolar olmuştu. Hatta hükümet binasına bomba atılmıştı. İnsanlar sokaklara çıktı çünkü karşılarında devlette onların izni olmadan haklarındaki bilgileri almak isteyen bir düşman vardı. Bugün, daha önceki dönemlerden paylaştığımızdan çok daha fazla bilgiyi kendi elimizle dışarıyla paylaşıyoruz. Neden bununla ilgili hiçbir protesto yok? Çünkü önceye göre daha özgür hissediyoruz. O zaman insanlar özgürlüklerine saldırıda bulunulduğunu ya da özgürlüklerinin kısıtlandığını düşündüler ve bu yüzden sokaklara çıktılar. Bugünse kendimizi özgür hissediyor ve kendi isteğimizle kendi bilgilerimizi dışarıya veriyoruz.
Belki de, ama toplumun bu yapısının ortaçağ feodalizminden hiçbir farkı yok. Yaşadığımız bu şey kölelik. Facebook gibi dijital derebeyleri bize toprak verip bize işlediğiniz sürece bu toprak bedava sizin olabilir. Biz de bu toprağı deli gibi işliyoruz. Sonunda da derebeyleri gelip hasadı topluyor. Bu bir iletişim sömürüsü. Birbirimizle iletişim kuruyor ve kendimizi özgür hissediyoruz. Derebeyleri de bu iletişimden para kazanıyor ve gizli servisler bu iletişimi kontrol ediyor. Sistem aşırı verimli. Buna karşı bir protesto yok çünkü özgürlüğü sömüren bir sistemin içinde yaşıyoruz.
İş arayan bir çok insan tanıyorum, hepsi çöp muamelesi görüyorlar. Dünyanın en zengin ülkelerinden biri olan Almanya’da bu insanlara serseri muamelesi yapılıyor. Onurları ellerinden alınıyor. Bu insanlar tabii ki protesto yoluna gitmiyorlar çünkü durumlarından utanıyorlar. Durumlarından toplumu sorumlu tutmaktansa kendilerini suçluyorlar. Bu sınıftan hiçbir politik hareket beklenemez.
Günümüzde dil yok sadece suskunluk ve acziyet var. Dil susturuldu. Diğer yandan da muazzam bir gürültü var, iletişim gürültüsü; öte yandan inanılmaz bir kelime yoksunluğu söz konusu, kelimesizlik sessizlikten farklı bir şey. Sessizlik çok şey anlatır. Sessizliğin bir dili vardır. Durgunluk da çok şey anlatır ve bir dil olarak kabul edilebilir. Ama gürültünün ve kelime yoksunluğunun dili yoktur. Günümüzde var olan tek şey kelime yoksunu, gürültülü bir iletişim, ki bu da büyük bir sorun teşkil ediyor. Bugün “bilgi birikimi” bile ortadan kalkmış durumda sadece bilgi var. Bilmek bilgiden tamamen farklı bir olgu. Bilgi birikimi ve hakikat kulağa modası geçmiş geliyor. Ayrıca bilgi birikiminin hem geçmişi hem de geleceği içine alan farklı bir zaman çizgisi var.
![]() |
| Türkçede Kitapları: |
Zekâ (intelligence) sözcüğü intel-legere kökünden gelir, satır aralarını okumak, farklılaşmak anlamlarına gelir. Zeka sistem içinde farklılaşma eylemidir. Zekâ yeni bir sistem yeni bir dil oluşturamaz. Zihin zekâdan tamamıyla farklıdır. Çok zeki bilgisayarların insan zihnini taklit edebileceğine inanmıyorum. Bütünüyle zeki bir makine tasarlayabilirsiniz ama bu makine asla yeni bir dil icat edemez, bence. Makinenin bir zihni yoktur. Hiçbir makine ona verilen girdiden daha fazla çıktı üretemez. Yalnızca hayat denen mucize girdisinden fazla ve tamamen farklı bir çıktı ortaya koyabilir. Hayat ruhtur. Makinelerden farklıdır. Ama her şeyin otomatiğe geçtiği ve algoritmalarla yönetildiği yerde hayat tehlikeye düşer. (2014, Almanya)
Birgün
Emperyalizm ve gericilik kıskacında Afgan kadınlar
Batı tarafından “kurtarılmış” Afgan kadın hikâyelerinin yanı sıra, “Amerika tarafından özgürleştirilmiş” Afgan kadın hikâyeleri de oldukça popülerleşti bu dönemde. Bunlardan en çarpıcı olanlarından biri de Kabil’de Revlon, L’Oreal ve diğer kozmetik markalarının sponsorluğunda başlatılan ve sekiz ay suren “Sınırsız Güzellik/ Beauty Without Borders” kampanyasıydı. Projede yer alan Amerikalı bir eğitmenin anlattıklarına bakılırsa, Kabil’de durum çok vahimdi: “Kabil’e ilk geldiğimde, kadınların saçlarına ve yüzlerine yaptıklarına inanamadım. Saçlarına kına yakarak saçlarını mahvediyorlardı. Saçlarını kestikleri makasla çalı budanırdı. Evin uzağındaki kuyulardan kovalarla taşıdıkları sularla yıkıyorlardı saçlarını. İçlerinden birinden bana makyaj yapmasını istedim; beni palyaçoya çevirdi.” Bu hikâyenin anlatılış nedeni, kadınların evlerinde neden musluk suyu olmadığını ve günlük tüm ihtiyaçları için uzaktaki kuyulara gitmek zorunda olduğunu sorgulamamız değildi elbette. İstenen, kampanya sayesinde kadınların kendi güzellik salonlarını açacak noktaya gelmesini ve bu sayede “özgürleşmelerini” alkışlamamızdı. Bununla beraber, kampanyaya sponsor olan markalar reklamlarını ve PR’larını yaptılar, ürünlerini satacak yeni pazarlar açtılar. Aslına bakarsanız ortada gerçekten bir makyaj vardı. Kalkınmacı özgürlük söylemleriyle asıl makyajlanan emperyalist normlar ve şiddet politikalarıydı. Savaş çığırtkanları da bu hikayeleri birer propaganda malzemesine dönüştürdü.
17 Eylül 2021
ABD Sunar: "Yeşil Kuşak"
On dokuz yıldır yaptığı Marmaris İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün ardından, Zonguldak’a, İl Müdürü olarak atanan Züleyha Aldoğan görevine başladı. Selefi Ali Tosun'dan görevi devralan Aldoğan yardımcıları tarafından çiçeklerle karşılandı. Marmaris’teki görevi sırasında okullara yılbaşı kutlamasını yasaklamak gibi tuhaf uygulamalarla basına konu olan Aldoğan ayağının tozuyla Zonguldak Valisi Mustafa Tutulmaz’ı da ziyaret etti.EVREN’LE DANS, ENSAR’LA RAKS
Öte yandan Aldoğan’ın kendisi gibi Marmaris’te ikamet eden 12 Eylül darbesinin lideri Kenan Evren’le dans ederken çektirdiği fotoğraflar ortaya çıktı. Yılbaşı yasağıyla ilgili genelgesinin ardından hakkındaki iddiaları araştıran Odatv, bir dönem darbecilerle gönül gönüle olan Aldoğan’ın, çocuk tecavüzleriyle gündeme gelen Ensar Vakfı’na açık destek verdiğini yazdı. Odatv’nin haberinde yer alan bilgiye göre, Aldoğan, icraatlarını öve öve bitiremediği Ensar Vakfının Marmaris Şubesinde Mütevelli Heyeti Üyesi olarak da görev yaptı.
16 Eylül 2021
15 Eylül 2021
Filyos
BEÜ’nün 15-16 Ekim 2021 tarihlerinde gerçekleştireceği “Filyos Kongresi” farklı tüm görüşlere kapalı tutuluyor. TMMOB gibi uzman kuruluşlar, başta TEMA olmak üzere verdikleri mücadele ile Filyos Projesi’nde yapılacak yatırım ekosisteminin belirlenmesinde etkili olan çevre örgütleri, ZOKEV gibi konuyla ilgili pek çok çalışma yapmış sivil toplum örgütleri görüşlerini açıklamak üzere kongreye davet edilmedi.
Onursal başkanlıklarını Zonguldak Valisi Mustafa Tutulmaz ve BEÜ Rektörü Mustafa Çufalı’nın yaptığı; BEÜ Rektör Yarımcısı Kemal Büyükgüzel, Rektör Danışmanı Ahmet Özarslan’ın Düzenleme Kurulu eş başkanlıklarını üstlendiği kongreye, konuyla ilgili farklı görüşleri olan çevrelerin görüşlerini sunmak üzere davet edilmemesi dikkat çekiyor. Davet edilmeyen kurumlar arasında Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB) gibi uzman kuruluşların, başta TEMA olmak üzere verdikleri mücadele ile Filyos Projesi’nde yatırım ekosisteminin belirlenmesi için ilke karalarının alınmasında etkili olan çevre örgütlerinin, ZOKEV gibi sempozyum dahil Filyos’la ilgili pek çok çalışma yapmış sivil toplum örgütlerinin görüşlerini açıklamak üzere sempozyuma davet edilmemesi kongrenin en baştan sakat doğmasına neden oluyor.
10 Eylül 2021
Söyleşi:
Rüştü Onur, Muzaffer Tayip Uslu, Kemal Uluser… Bu topraklardan filizlenen dizeleri notalarla buluşturan Kömür Karası Müzik Grubu, 10 Eylül Cuma akşamı saat 20.00’de Çaycuma Belediye Kompleksi’nde genç yaşta vereme yenilen şair Rüştü Onur ve arkadaşlarının şiirlerini notalarla buluşturacak.



















































