02 Temmuz 2023

1962

Kaza değil cinayet: ‘İş kazalarını’ konu alan filmler (2)
Mesut Kara   Evrensel
 
Türk sinemasında iş kazası sorununa dolaylı da olsa ilk değinen film, Halit Refiğ’in çektiği, Zonguldak maden işçilerinin sorunlarını daha çok bir fon olarak ele alan “Şehirdeki Yabancı”dır. Halit Refiğ 1962 yılında çektiği bu filmde, kara elmas kenti Zonguldak’a götürür bizi. Filmin senaryosunu Vedat Türkali yazmıştır. Film sansüre takılan, sinema tarihimizdeki önemli ilk toplumcu gerçekçi filmlerdendir.
 
Maden Mühendisi Aydın, yurt dışındaki eğitimini tamamlar ve doğup büyüdüğü Zonguldak’a döner, maden işletmesinde çalışmaya başlar. İdealisttir, hayatın kötülükleriyle mücadele edebileceğini ve dönüştürebileceğini düşünür.
 
Yıllar önce, maden emekçisi babası ve Ağaçlıgillerin villasında hizmetçi olarak çalışan annesi Gülsüm ölünce, bölgenin zengin kişilerinden Selami (Ağaçlıgil) Bey, “Bu çocuğu ben okutacağım” demiştir.

Selami Bey genç mühendisi karşılayıp evine götürür. Aydın evde, ummadığı bir ‘kötü sürpriz’le karşılaşır. Selami Bey’in karısı, onun geçmişteki büyük aşkı Gönül’dür.
 
Selami: Ee, anlat bakalım, İngiltere’de, kömürün nasıl çıkarıldığından başka bir şey öğrendin mi?

Aydın: Öğrendim. Birlikte yaşayan insanların, birlikte mesut olabileceğini, nasıl çalışmaları ve dayanışmaları gerektiğini öğrendim.

Selami: Vay vay vay, ne dediğini anlamıyorum ama herhalde iyi şeyler söylüyorsun.

Aydın madendeki ilk incelemelerde, destek için kullanılan direklerin bu işe uygun olmadığını görür. Madende kullanılan ağaç direklerin kalitesinin düşük olduğunu, bunların göçüğe sebep olabileceğini söyleyerek bu direklerin kullanıldığı yerlerde çalışmayı durdurur. Müdürün, Mühendis Aydın’ın uyarılarını dinlememesi ve çalışmayı sürdürmesi sonucunda göçük meydana gelir ve iki işçi yaşamını yitirir. Bu arada maden kazası sonrasında görevden alınan müdür, Aydın’dan rahatsız olan çıkar çevreleri ile birlikte, eski bir aşk meselesini gündeme getirerek basın üzerinden Aydın’a karşı bir karalama kampanyasına girişir.
 
                    

27 Haziran 2023


 

Zonguldak’ta gelenek haline gelen bayram sabahı silah sıkma konusunda Vali Mustafa Tutulmaz açıklamada bulundu. 
"Böyle mutlu günleri silah sıkma gibi olumsuzluklarla olumsuz hale getirmeyelim. Bu konuda güvenlik güçlerimiz tespit ettiklerine gerekli cezayı yazacaklardır. Bundan da kimsenin şüphesi olmasın. Vatandaşlarımız tespit edip bize gönderirlerse video gibi belgelerle gerekli cezayı uygularız. Bunu da özellikle vatandaşlarımıza iletmek istiyoruz" diye konuştu."

2019

 

Nisan 2023



 

25 Haziran 2023

BKM


 

     
    Çünkü; ölen madencilerin bedenlerini yeraltından çıkarabilen ve başsağlığı dileyen değil, işçilerin kömür çıkarırken, çalışırken ölmesini engelleyebilen devlet sosyal devlettir."

 


 “Trafik Canavarı” öldü!

 İbrahim Akyürek  
Özellikle çok ölümlü trafik kazası haberlerinin değişmeyen simgesi “Trafik Canavarı” artık ortada eski sıklıkta görünmüyor. Ölümlü kaza haberleri eskisi gibi manşete de çıkmıyor. Yeni nesil kazalar mobese kayıtlarından seyirlik halde görüntülü mecralara veriliyor. "İyi ki orada değildim" hissi yaratan görüntüler, seyircilere, devlete-millete faydalı oluyor mu, bilinmiyor.
Canavarın ölümünü düşünürken Zonguldak Valisi’nin geçtiğimiz günlerde Karayolları Bölge Müdürü’ne yönelttiği görüşler ilgimi çekti. Müdür Hüsamettin Özendi’nin meydana gelen kazalarda sürücüleri de sorumlu tutma yönündeki açıklamasını yarıda kesen Vali Erdoğan Bektaş’ın aşağıdaki görüşü canavarın kesin ölümünün yaklaştığının devlet katındaki durumuydu benim için. Aynı zamanda, kör noktaların haritasını yayınlayıp önlem ve sorumluluk almayan kamu yönetimi için bir uyarı gibiydi:
Şoförlük, yol ve araç şartlarına göre yapılan bir eylemdir. Çok sebepleri olan ölümlü trafik kazaları var ve biz bunları biliyoruz. Ama bütün bunlara rağmen ortada bir şey var. Bir kuşku var, bunun adı da ‘korkuluk’tur. Bunu yapıncaya kadar biz bu suçtan beraat edemeyiz. Hani Nasrettin Hoca demiş ya: "Hırsızın hiç mi suçu yok?" "Suçsuz" demiyoruz, ama biz kendi suçumuzla ilgiliyiz. Kaza olan noktalar belli. Siz iyisini bizden daha iyi biliyorsunuz. O alanlara öncelik verelim. Yani insan ölüyor. Ölen insanın geri gelme şansı yok. Yani suçlu o ya da bu önemli değil ki… Sonuç ortada. Dolayısıyla biz elimizden geleni sonuna kadar yapacağız. Bizim işimiz bu”
"Enflasyon Canavarı" gibi “Trafik Canavarı” simgesi de başlangıçta çok kullanışlıydı. Aşırı hız, hatalı sollama, alkollü araç kullanma gibi tanımlar kamu kaza istatistiklerinin en başında (neredeyse %99’lar) yer alıyordu. Kalanı yol, araç kusurlarıydı. Zamanla canavar simgesi önemli karayollarının kenarlarında uyduruk tabelalar olarak kullanıldı. Büyük bir ciddiyetle canavarla mücadele kuruluşları oluşturuldu. Canavarın faaliyetleri terörle eş tutuldu. Özellikle 90’lı yıllarda bazı devlet üniversiteleri, bazı liberal köşe yazarları canavarla mücadele yemini ettiler neredeyse. Solcu gazeteler (Cumhuriyet, Birgün) bile yakın tarihlere kadar canavar simgesine sığındı kaza haberlerini duyururken. Zaman zaman kazaların dehşetine dikkat çekmek için "şu kadar yılda bir ilçe nüfusu kadar insan ölüyor" dendi. Aslında bu rakamlar da gerçek değildi. Kaza sonrası hastanede ölen yaralılar, jandarma bölgesindeki ölümler istatistiklerde yer almıyordu. Ancak, 2016’dan bu yana Avrupa Birliği veya Birleşmiş Milletler projelerinin zorlamasıyla, sayılmayan yaralanma ve ölümler de kayıtlara girmeye başladı.
90’lardan 2000’lere otolar, otoyollar, köprüler alıp başını giderken "bu kadar araca, köprüye gerek var mı?" sorusunu çok az insan sordu. Nüfusun artış hızı tartışmalarda günah keçisi işlevi gördü. Toplu taşımayı, metroyu, öteki seçenekleri çok az insan düşündü, arzuladı. Solcu gazetelerde oto sayfaları vazgeçilmez oldu. Oto teknolojisi adı altında araba markalarının reklamını yaptılar. Çevrecilikle ilgili sayfa ve köşeleriyle perhiz-turşu zıtlığını anımsattılar.

Sonunda geldik bugünlere...

2022



 

24 Haziran 2023

2021

    

"Devlet, Sermaye ve Paralı Askerler" el atılmamış bir konuyu, ‘Dünyanın En Eski İkinci Mesleği’ olarak tanımlanan paralı askerlik olgusunu inceliyor. Konuyla ilgili tarihsel gelişim sürecinin yanı sıra, yakın tarih ve günümüze de ışık tutan bu çalışma, Wagner’den, Blackwater’dan Silvercorp’a, ÖSO’dan SADAT’a kadar bir dizi özel askeri güçleri değişik boyutlarıyla inceliyor.
                               

17 Haziran 2023


  
Bayram Yaklaşıyor...
Tek tip, kısa ömürlü, 
çok sayıda çoğaltılmış hediyelikler yerine;
Hediyeleriniz yerel, 
sanatçılarınız yerel olsun!
Resim, Fotoğraf, Film, Heykel, Kitap, 
Çatuk, Seramik, Dokuma ve El Emeği Ürünler...
Devrek, Çaycuma, Filyos, Kdz. Ereğli, 
Kilimli, Gökçebey, Kozlu, Alaplı
  SergiOdası  
 Çağrısıdır... 

'Can Atalay bize adaleti öğreten kişidir'
Türkiye İşçi Partisi’nden Hatay milletvekili seçilmesine karşın tutukluluğu devam eden avukat Can Atalay’ın serbest bırakılmaması karşısındaki tepkiler sürüyor. Gezi Parkı protestoları davası kapsamında, Silivri Cezaevi’nde bir yılı aşkın süredir tutuklu bulunan Can Atalay, Soma katliamı, Çorlu tren faciası, Ermenek maden faciası, Sakarya Hendek havai fişek patlaması ve Aladağ öğrenci yurdu yangını gibi pek çok “toplumsal davada” görev aldı. Söz konusu davalarda mağdur olan veya yargılananların aileleri tutuklu milletvekili Can Atalay’ın tahliye edilmesi için çağrı yaptı.

'SESİMİZ, İSYANIMIZ...'

                                            

14 Haziran 2023

Filyos

 

Deniz, dal parçaları ve hayaller: 
Mehmet Türkçelik ile Driftwood Sanatı

Türkiye’nin ilham verici sanatçılarından Mehmet Türkçelik ve atölyesi Çatuk Sanat Evi, fırtınalı denizin getirdiği dal parçalarının (çatuk) nasıl birer sanat eserine dönüştüğünün yaşayan kanıtı. Deniz, dal parçaları ve hayallerin sıra dışı bir deneyime dönüştüğü Çatuk Sanat Evi, ziyaretçilerini benzersiz bir yolculuğa davet ediyor. Sanatın ve doğanın buluştuğu bu eşsiz yerde, Türkçelik’in çatuk sanatına tanıklık edin.
      
Çatuk yöresel bir kelime. Karadeniz ormanlarından derelere, ırmaklardan denize sürüklenen ağaç parçaları doğanın işçiliğinden geçer fazlalıklarından arınır. Fırtınalarda kıyıya vurur. Ben de bu ağaç parçalarından kendime göre uygun bulduklarımı toplarım. Halk da yakacak olarak toplar. “Ya içlerinde güzel parçalar varsa?” diye düşünürüm. Emekli olmadan önce evde ve apartmanın uygun olan bölümlerinde çalışıyordum. Filyos’a dönünce daha disiplinli çalışmaya başladım. Malzemenin çoğu denizden geldiği için yöresel isme sadık kaldım. “Çatuk nedir” diye sorduklarında işte bunlar diyorum, ağaç parçalarını gösteriyorum.
      

Yerel halk için Çatukçu Mehmet Hocayım. Çocukların bakışı çok iyi, onların tepkileri benim için çok önemli. Onların tepkilerini izlemek hem hoşuma gidiyor hem de ilham veriyor. Müthiş hayal dünyaları var. Atölyeye geldikleri zaman çatuklarla iki dakikada heykel yapıveriyorlar. Ben de onlardan ilham alıyorum. Yani çocuklar ilham kaynaklarımdan, onlar doğuştan sanatçı. Zonguldak’tan gelenler atölyeyi görmeye gelmiyorlar, doğal olarak. Gezinirken “aaa burada tuhaf bir dükkan var” diyorlar. Girip girmemek arasında tereddüt ederken “buyurun gezebilirsiniz” deyince “bunların hepsini siz mi yaptınız” diye şaşkınlıkları hoşuma gidiyor. Rağbet görme derken satın almayı kastediyorsanız öyle bir durum yok tabi. Bol bol tebrik var, elinize sağlık var. O da bana yetiyor.



ZBEÜ

Öğretim Elemanları Sergisi, BEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şemseddin Dağlı, Doç. Dr. Oğuz Tunçel, Dr. Öğr. Üyesi Cumhur Coşkun, Doç. Dr. Ali Asgar Çakmakçı, Doç. Dr. Çağlar Uzun, Öğr.  Gör. Seher Uysal Kırkel, Arş. Gör. Mustafa Emrah Özaras, Öğr. Gör. Yavus Ayhan ve Öğr. Gör. Cemil Toprak’ın hazırladığı 50’ye yakın eserden oluşuyor.

 Katılımcıların büyük beğenisini kazanan sergi 22 Haziran’a kadar sanatseverlerin ilgisine açık olacak.

 

13 Haziran 2023

Bayramlık kitaplar:

 https://www.kitapyurdu.com/index.php?route=product/search&filter_name=arno%20gruen  

Kişi, Toplum, Ülke, Din, Milliyetçilik...
Nerede Şiddet Varsa Orada Kendinden Nefret Var!
Nefreti ve Şiddeti Anlamak İçin
Arno Gruen Kitapları Var!
                  

2021

Tarikat - Siyaset - Mermi üçgenindeki 
kindar şebekeye oy verenleri anlamak için (zor çeviriye karşın...) 
Arno gruen kitabı...

   

Konser:





Almanya - Çaycuma

 


Çaycuma TSO Fen Lisesi, Erasmus programı kapsamında Çaycuma’nın kardeş kenti Lennestadt’taki kardeş okulları Maria Königin Gymnasium’u ziyaret etti. 16 öğrenci ve 4 öğretmenden oluşan Çaycuma heyeti, proje kapsamında planlanan çeşitli etkinliklere katıldı. Karşılıklı olarak projelerin tartışılıp geliştirildiği çalışma sırasında Lennestadt Belediyesi de ziyaret edildi. Lennestadt Belediye Başkanı Tobias Puspas büyük bir misafirseverlikle karşıladığı TSO Fen Lisesi heyeti aracılığıyla başta Başkan Bülent Kantarcı olmak üzere tüm Çaycuma’ya selam söyledi.



 
Tolga Karaçelik'ten yeni film: Başrolde Steve Buscemi

Tolga Karaçelik'in yazıp yönettiği dördüncü ve İngilizce çekilen ilk filmi "The Shallow Tale"in çekimleri New York'ta başladı. Filmde ABD'li oyuncular Steve Buscemi, Britt Lower ve John Magaro rol alacak.

Kara komedi türündeki film, bir boşanmanın ortasında bocalayan bir yazarla ona gündüzleri evliliği, geceleri ise yeni kitabında kaleme aldığı cinayetler için danışmanlık yapan emekli bir seri katilin arkadaşlığını konu alıyor.

                   

 TOLGA KARAÇELİK KİMDİR?

“Zonguldaklıyım” 
Tolga Karaçelik’in doğup büyüdüğü yer Bebek. Anne tarafı İstanbullu, baba tarafı Zonguldaklı:
Bir ropörtajında Tolga küraçelik “aslen nerelisiniz?” sorusuna şöyle cevap veriyor.
“Soyadım Karaçelik; bundan daha Zonguldaklı olunabilir mi?!”

Devrek


 

10 Haziran 2023

ZOKEV

Devrek



                   

 
Sanata siyaset bulaştırma zamanı!
 Türkiye Cumhuriyeti tarihi geride bıraktığı yüz yıl boyunca ‘Sanat ve sanatçı ile uğraşmayı bir görev bilmiştir’ denilebilir. Özellikle de kriz anlarında faturanın sanat icra eden, yaratan, eli kalem tutanlara kesilmesi bir devlet geleneğidir. En nihayetinde cumhuriyet daha beş yaşına girmeden memleketin en büyük iki şairinden Mehmet Akif Ersoy gönüllü olarak kendini Mısır’a sürmüş, Nâzım Hikmet ise hakkındaki 15 yıllık hüküm nedeniyle yurt dışına çıkmak zorunda kalmıştı. Bu gelenek yıllar boyunca devam etti. Bütün darbelerde kapısı ilk çalınan aydın ve sanatçılar oldu.

 Ancak bugünün ayırt edici özellikleri var. AKP iktidarı daha ilk yıllarından itibaren sanatı bir mücadele ve iktidar alanı olarak gördüğü için yalnızca ‘devlet hassasiyetleri’yle değil, kendi ideolojik hattıyla da bu alana baktı. Geçmişte ‘devlet aklı’ tarafından belirlenen ‘bölücü, yıkıcı, irticai vb.’ tanımlarla ifade edilen bir ‘kesime’ karşı ama asıl olarak sol fikirlerin toplum içinde yaygınlaşmasının önüne geçmeye dair bir politika söz konusuydu

 Gelelim bu tarafa. Özellikle de ‘sanat/ piyasa’ ilişkisinin ayrılmaz bir biçimde birbirinin içine girdiği son 30-40 yılda tekrarlana tekrarlana bir klişe haline gelen “Sanata siyaset karıştırmama” hassasiyetinin geçerliliğini yitirdiğini görmek sevindirici. Çünkü siz siyasete karışmasanız bile, bir ödül töreninde yaptığınız ‘basit’ bir konuşma bile siyasallaştırılabiliyor. Dolayısıyla iktidar cephesinin her türden eleştiriyi hızla siyasallaştırdığı bir ortamda, sanatı siyasetten azade kılmanın olanağı zaten yok. Aksine tam olarak sanata siyaset bulaştırmanın vaktidir. Bunu yaparken de bir arada durmanın, dayanışmanın olanaklarına yaratmak; meslek örgütlerini güçlendirmek yeni yapılar, direniş alanları inşa etmek giderek mecburiyet haline geliyor.

Şenay Aydemir   Evrensel 

                     



08 Haziran 2023

Kdz. Ereğli


 

Kadıköy

      

BEKSAV'ın 'Pride' filmi gösteriminde çok sayıda gözaltı 

Bilim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı (BEKSAV) Sinema Kolektifi, bugün Onur Ayı etkinlikleri kapsamında Birleşik Krallık’ta madenciler ve eşcinsellerin dayanışmasını anlatan “Pride” filmini göstermek istedi ancak Kadıköy Kaymakamlığı film gösterimini yasakladı. 

                           


"Devlet gelecek yerden..."

      

HÜDA PAR Başkanı’ndan Selahattin Demirtaş’a yanıt: 'Belki konuşabiliriz' 
 HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, “HDP’nin elini tutun” diyen HDP’nin tutuklu eski lideri Selahattin Demirtaş’a yanıt verdi. Yapıcıoğlu, "Meşru zemine gelsinler. Kendilerine ait bir iradelerinin olduğunu ortaya koysunlar. O zaman belki konuşabiliriz” dedi.

      

07 Haziran 2023

Birgün

  
‘Sol’dan bakanlar vizöre yansıdı
               

 

04 Haziran 2023

Soğuksu

                               
Sergi:

Fotoğraflarla Zonguldak Grevi

Belgesel Fotoğrafçı İbrahim Akyürek’in “Zonguldak Grevi” başlıklı sergisi Zonguldak’ta ziyarete açıldı.

İlk kez sergilenen fotoğraflarla 1990-91 Büyük Madenci Grevi ve Ankara Yürüyüşü konu alınıyor.

Zonguldak Sergi Odası’nın, kentin en eski mahallesi Soğuksudaki yerinde (Yazıcılar Yurdu Karşısı) açılan serginin ilk bölümünde 35 fotoğraf yer alıyor.

30 Kasım 1990’da, işçilerin örgütlü olduğu Genel Maden İş Sendikası grev kararı almış, 4 Ocak 1991 tarihinde kent içi yürüyüşler Ankara’ya yönelmişti.

Sergi, Haziran 2023 ayı boyunca pazar dışında saat 11.00-18.00 arası açık kalacak.

İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (İFSAK) onur üyesi olan İbrahim Akyürek'in Hayatımız Trafik, Hayatımız Zonguldak, Zonguldak Yazıları ve Hayatımız Fotoğraf isimli yayınlanmış kitapları var.

Akyürek, bugüne kadar "Gazhaneler'de Şenlik Var!", "Madenciler", "70'li Yıllar/Bir Kesit", "Bir İnsan Nasıl Kaybolur?", "Hayat" başlığı altındaki fotoğraflarını sergiye dönüştürdü.

 

Sergi Odası, Terakki Mh. Mehmet Akif Sok. 12 (Yazıcılar Yurdu Karşısı) Soğuksu-Zonguldak

67sergi@gmail.com

Sergi