05 Haziran 2024
03 Haziran 2024
02 Haziran 2024
01 Haziran 2024
Almanya / Kömür Madencilerine Adanan 78 Yıllık Festival
Ruhr Festivali: 1946'dan günümüze
1946/1947 > 2024 : 78 YIL
Hamburg tiyatroları savaş sonrası soğuk kış aylarında ısıtma kaynaklarından yoksun oldukları için kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya kalınca, Hamburg tiyatrolarının idari müdürü Otto Burrmeister ve Hamburg Devlet Operası çalışma konseyi başkanı Karl Rosengart arabayla Ruhr bölgesine gitti: A2 Recklinghausen'deki 4/5 König Ludwig maden ocağının bacalarını gördüler ve oradaki madencilerden kömür istediler: Madenciler, işgalci güçleri atlatarak, kamyonları gizlice doldurdular ve böylece Hamburg'da sıcak bir ortam sağladılar.
31 Mayıs 2024
30 Mayıs 2024
Borussio Dortmund'a silah üreticisi sponsor oldu, taraftar ayaklandı
Almanya'nın en büyük silah üreticisi Rheinmetall, Borussia Dortmund'a sponsor oldu. Sosyal medyada tepkisini dile getiren taraftarlar, anlaşmayı 'iğrenç' diyerek niteledi.
Takıma derin bağlılığı ifade eden Borussia Dortmund'un' 'gerçek aşk (echte Liebe)' şiarının, bu sponsorluk anlaşmasıyla büyük yara aldığını söylemek, pek yanlış olmaz. Babamın hayatının yarıdan fazlasını geçirdiği, çalıştığı ve öldüğü bu kentin takımının birçok oyununu seyirci ve gazeteci olarak izledim, sempati duydum. Rheinmetall ile sponsorluk anlaşmasını duyar duymaz, ben de Facebook sayfamda sempatimin bittiğini ilan ettim.
KESSEN: RHEİMMETALL KANA BATMIŞ ADINI SARI SİYAHA BOYAMAK İSTİYOR
Borussia Dortmund'un taraftar birliği Unsere Kurve sözcüsü Thomas Kessen, Rheinmetall'in 'imajını düzeltmek için spora el attığını' söyledi. Deutschlandfunk'a konuşan Kessen, şu ifadeleri kullandı: “Aynı Katar'da işleyen mekanizma, spor ile imaj parlatma girişimi. Rheinmetall, kana batmış adını sarı siyah (Borussia Dortmund'un renkleri) fırça ile boyamak istiyor. Watzke de (kulüp başkanı) milyonlara sevinecek. Bu kadar alçalınmaz.”
Sponsorluk anlaşmasına karşı imza kampanyası başlatan Alman Barış Derneği, Borussia Dortmund'a sembolik olarak kırmızı kart gösterdi, sponsorluk anlaşmasını iptal etmesini istedi. X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, Rheinmetall ile sponsorluk anlaşmasının, Borussia Dortmund'un temel değerlerini aykırı olduğunu ifade etti.
Filistin’de yabancı gazeteci yok
1990’lara, Yugoslavya iç savaşına dönelim. Savaşı takip eden gazeteci Aida Çerkez, olan biteni dünyaya duyurmaya çalışırken, ikinci yılın sonunda işi bırakmak istediğini söylüyor. Çünkü sağır insanlara bir şeyler anlatmaya çalıştığını düşünüyor. Sağır insanlar biziz, Avrupa, Asya. Medeniyet ve normal günlerde demokrasi nutukları atanlar.
Aida Çerkez’i işinde tutan bir anısı, Nazi dönemini anlatan yaşlı bir Almanın sözleri oluyor. Nazilerin işledikleri suçlara karşı neden bir şey yapmadığı sorulan yaşlı insan, “bilmiyorduk” yanıtını veriyor. Aida, Bosna’da savaşın ortasında gazetecilik yapmaya devam etmesini şu sözlerle anlatıyor: “Belki savaşı durduramayacaktım ama kimse bilmiyordum diyemeyecekti.”
İsrail yabancı gazetecilerin girişine izin vermeyebilirdi ama sınıra gidip, oradan bu durumun ilan edilmesi bile çok şeyi değiştirebilirdi. Batı, Gazze ve bugün Refah’ta yaşananları Filistinli veya Arap gazetecilerden değil, Batılı gazetecilerden dinlese Batı’nın reaksiyonu değişir miydi? Belki, kocaman bir belki ancak Bosna’daki gazeteci meslektaşlarım bunun faydalı olduğunu, seslerinin duyurulmasına yardımcı olduğunu söylüyor. Filistinli gazeteciler de bu yönde çağrı yapıyor. O halde bu çağrıya destek olmamız gerekir. BBC, CNN, NBC ve diğerleri. Filistin’de değilsiniz, neredesiniz?
Özgür Gürbüz Birgün
28 Mayıs 2024
Birgün
Bizi ‘satmak’ için sürekli izliyorlar
Akademisyen Burak Toraman internetle yaşadığımız süreci özetledi: ‘‘Neoliberalleşmenin en üst seviyesini yaşıyoruz. Gazze’de insanlar kurtarılma umuduyla bir şeyler paylaşıyor ama kimse hiçbir şey yapmıyor, duyarsızlaşıyoruz.”
27 Mayıs 2024
25 Mayıs 2024
AKP’nin “Trafik güvenliğini artıracağız” vaadine rağmen trafik kazalarında devasa artış yaşandı. Ölü sayısı yüzde 25 arttı. TTKÖD’den Alpay Lök 2022’de yükseltilen hız sınırlarının buna sebep olduğunu söyledi.Trafik hızlandı, ölümler arttı
İçişleri Bakanlığı 2022’de otoyollarda otomobillerin hız sınırlarını yükseltmişti. Otoyollara göre değişmekle birlikte hız sınırlarında saatte 10-20 kilometreye kadar artışlar yapılmıştı.
Verileri değerlendiren Türkiye Trafik Kazalarını Önleme Derneği Başkan Yardımcısı Alpay Lök hız sınırlarının yükseltilmesinin ardından ölümü kazalarda artış beklediklerini ifade etti. Lök şunları söyledi: “2022’de Soylu zamanında hız sınırları artırıldı. O zaman da karşı çıktık buna. Birinci neden bu. Hız en etkili faktör. Kent içinde bir yayaya 60 km hızla giden bir araç çarparsa yaşama ihtimali sıfır. 50 km’de bu oran yüzde 30’a, 30 km’de yüzde 70’e yükseliyor. Bu nedenle de Avrupa’da kent içinde hız sınırının 30 km’ye düşürülmesi tartışılıyor. Tüm Avrupa’da otoyollarda hız sınırında düşüş var. Hız sınırı 140 km olan sadece bir ülke var Avrupa’da. Üstelik bizde radarlarda hız sınırında yüzde 10’luk tolerans var. Yani 154 km’ye kadar yükseltilebiliyor.”
Şehirlerarası otobüs kazalarına da değinen Lök şunları aktardı: “Geçen sene bu kazalarda 230 kişi hayatını kaybetti. 2019 yılında tüm Avrupa’da ölüm sayısı 100’dü. Örneğin Almanya’da 2022’de 2788 kazada 8 kişi hayatını kaybetmişti. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın bir sloganı var: Türkiye Hızlanıyor. Evet Türkiye hızlandı. Ama bu da kazaları artırdı. Ölümleri bu noktaya getirdi. Yüzde 25 artış kabul edilebilir değil. Hızın özendirilmesiyle geldik bu noktaya.”
23 Mayıs 2024
20 Mayıs 2024
Ultra işlenmiş insanlar
Tıp diplomasını Oxford’dan alan İngiliz uzman, abur cubur için kullanılan bilimsel bir terim olan UPF’nin “gıda değil, endüstriyel olarak üretilmiş yenilebilir bir madde” olduğunu; “bağımlılık yapmak üzere tasarlandığını ve pazarlandığını” iddia ediyor ve bu ürünleri şöyle tanımlıyor: “UPF’ler, taze hazırlanmış yemeklerin ve öğünlerin yerini alabilecek yüksek kârlı (düşük maliyetli malzemeler, uzun raf ömrü, vurgulu markalama), kullanışlı (tüketiciye hazır, aşırı lezzetli) ürünler yaratmak için tasarlanmıştır.”
Yazar, kitabında her birimizin yılda ortalama 8 kg katkı maddesi tükettiğimiz gerçeği gibi istatistikleri güçlü bir etki yaratmak için kullanıyor. Ya da 12 yaşındaki Birleşik Krallık çocuklarının üçte birinin artık çiğneme ihtiyacı duymadıklarını, Avustralya’nın yerlileri olan Aborijinlerin ‘modern’ hayatla tanıştıktan sonra çene kuvvetlerinde sadece 100 yıl içinde benzer ve dikkat çekici derecede hızlı bir evrimsel gerileme olduğunu belirtiyor.Van Tulleken’e göre obezitenin nedeni olağan şüpheliler ‘şeker, tuz, yağ ya da egzersiz eksikliği’ değil, ultra işlenmiş gıdalardaki sentetikler, kimyasallar ve dengeleyiciler. Bunlar evrimleşmiş tat, koku, renk ve doku kullanımımızı kısa devre yaptırarak bizi sağlıksız ve bağımlılık yaratan yeme tercihlerine ve ardından kilo almaya yönlendiriyor.NYT bu paradoksu şöyle tanımlıyor: İnsanlar gıda ucuz olduğunda mı daha çok yemek yiyor, yoksa gıdayı ucuz yapan işlem bizi daha çok yememiz için kandırdığı için mi daha çok ucuz gıda yiyorlar? Bu sorunun yanıtı, van Tulleken’in bizi hasta eden yiyeceklerin kâr amaçlı işlemenin bir parçası olduğu açıklamasında bulanık ve karışık. Düşük maliyet tüketimi arttırdığı için gıdaları daha ucuz hale getirmek için kalitesiz malzemeler kullanılıyor. Gıda “aşırı tüketilmek üzere tasarlanmış” olsa bile, poşeti 100 dolar olsa kimse onu yemez.

















































