08 Ağustos 2024

 

Teknoloji, sermaye, faşizm

Yüz yıl önce de makine, kimya, bilgi işlem alanında hızlı, sarsıcı bir teknolojik gelişme dalgası yükseliyordu. O dalga hem umut veriyor hem de getirdiği hız ve belirsizliklerin etkisiyle derin bir anksiyete yaratıyordu.

Otomobil, uçak/helikopter, ofset baskı, sinema, renkli fotoğraf, jilet, elektrikli süpürge, klima cihazı, 35 mm negatif, ilk 35 mm kamera gibi icatların yanı sıra, penisilin, kemoterapi, insulin, antibiyotikler, sentetik boyalar, sentetik kauçuk gibi kimya ve ilaç sanayi alanında gelişmeler, insan yaşamını kolaylaştırıyor, kalitesini iyileştiriyor umut veriyordu. Bunlara karşılık tank, savaş uçakları, denizaltı, makineli tüfek, otomatik silahlar, telsiz telgraf, biyolojik-kimyasal silahlar gibi teknolojik gelişmeler, I. Dünya Savaşı’nda etkilerini gösterdikten sonra “bir daha asla” sloganıyla büyük bir varoluşsal korkuya neden oluyordu.

Ekonomik, özellikle finansal kriz derinleşir, sınıf mücadeleleri sertleşirken bu en ileri teknolojileri üreten, geliştiren sermaye gruplarının, ki artık egemen sermaye düzeyindeydiler. Örneğin, İtalya’da Fiat (otomotiv), Pirelli (lastik, kauçuk), Montecatini (kimya) Italgaz (enerji), Ansaldo (silah) ve Almanya’da Krupp (demir çelik), Siemens (elektrikli aletler), Bayer (ilaç), BASF (kimya), IG Farben (sentetik kauçuk, kimya ilaç) Hoecsht (sentetik boyalar, insülin), OPEL (otomotiv) ve ABD’de Ford (otomotiv), General Motor (otomotiv), IBM (bilgi işlem), William Randolph Hearst (medya baronu) yeni gelişmeye başlayan faşizmi ve Nazizmi desteklediler: Kısacası, 100 yıl önce, en ileri, öncü teknolojileri üreten ve üzerinde yaşayan sermaye faşizmi destekledi. 
BUGÜN DE...

Bugün en ileri ve öncü teknolojilerin, bilgisayar, elektrikli taşıtlar, güneş enerjisi panelleri, uzay-havacılık sektörlerinde ve bilgi işlem, bilgi depolama, veri madenciliği, en önemlisi de yapay zekâ (algoritmalar) alanlarına geliştiğini görüyoruz. Bu gelişmeler hem daha kapasiteli “mikro işlemciler”, “nöral ağlar”, kuantum bilgisayarı üretme, yeni antibiyotikler sentezleme, ilaçlar, moleküler ve genetik tedavi yöntemleri geliştirme alanlarını etkiliyorlar. Bu alanlardaki sermayeye bakınca karşımıza, vergi vermek, yasal olarak denetlenmek, etkinliklerinden dolayı sorumlu tutulmak istemeyen Elon Musk (mühendislik), Peter Thiel (Pay-Pal, Palantir), Sam Altman (OpenAI-“yapay zekâ”), Jeff Skoll, Tom Perkins (teknoloji finansörü) gibi kapitalistler çıkıyor. Bunlar tam da bu nedenlerle mali kaynaklarını ve ellerindeki araçları kullanarak ABD’de Trump’ı ve MAGA hareketini destekliyorlar. Musk “X”teki algoritmaları mesajların Trump’tan yana gelişmesini destekleyen yönde maniple ediyor, Trump kampanyasını mali olarak destekliyormuş. Trump da “ne isterlerse yapacağını” açıkça söylemekten çekinmiyor.
 
Ergin Yıldızoğlu   Cumhuriyet

                               

07 Ağustos 2024


Değerler Eğitimi Etkinlik Kitabı
 


Zonguldak Belediye Kültür Merkezi açtığı pankartla bir çok kursun açılacağını açıkladı. 

Kurslar arasında, tiyatro, resim, seramik, piyano, ebru, hat,minyatür, yazarlık, keman, gitar, bağlama,yan fülüt ve şan yer alacak.  Kurslara kayıtlar 5 Ağustos tarihinde başlayarak 13 Eylül’de sona erecek. 
 

"Milletimizin Diliyle Konuştuk"

     

Ülke kahvehanesi 

Yetişkinlik döneminde karşılaştığımız tüm nevroz ve psikozlar bir şekilde çocukluk deneyimleriyle bağlantılı olduğundan, RTE’nin tüm ülkeye yaşattığı psikozların nedenlerinden bazıları da orada saklı olabilir. Ruşen Çakır ve Fehmi Çalmuk’un hazırladığı Recep Tayyip Erdoğan - Bir Dönüşüm Öyküsü (2001) adlı kitapta anlatılan şu anılar o yüzden dikkate değer:
 “Reis Kaptan sinirli bir adamdı. Sinirlendiğinde evden kimse ona yaklaşamaz, irtibat kuramazdı. Ama onun Recep Tayyip’e karşı özel bir ilgisi vardı. Tenzile Hanım da bunun keşfetmişti. Evin babası sinirli olduğunda iş Recep Tayyip’e düşerdi. Hemen Reis Kaptan’ın yanına sokulurdu. O kollarına sığındığında Reis Kaptan’ın siniri kalmazdı. Recep Tayyip, babasını üzdüğü zaman inanılmaz bir şey yapardı: Reis Kaptan’ın ayakkabılarını öperdi. Bunu gören Reis Kaptan sakinleşir, gözlerinden yaşlar süzülür, bütün çocuklar da babalarıyla birlikte ağlardı.

 Bir gün öyle bir olay oldu ki Tayyip Erdoğan hayatı boyunca aklına her küfür geldiğinde bunu hatırlamaktadır. Erdoğan o olayı şöyle anlatır: ‘Hava kararmadan önce eve girmek zorundaydık. Bizim evin karşısında Müşerref Abla dediğimiz bir komşumuz vardı. Ben, beş-altı yaşlarındaydım. Çocuğum ya, küfür ediyorum ona... Beni almış karşısına. Ben küfrettikçe onun hoşuna gidiyor o da benim popoma vuruyor. O vuruyor ben küfrediyorum. Babam gelince (onu mahallede çok severlermiş) hemen şikâyet etmiş beni. Bunlardan haberim yok tabii. Babam içeri giriyor... Allah rahmet etsin... Alıyor beni tavana asıveriyor. Ancak ellerimden mi, koltuk altlarımdan mı bağlamış onu hatırlamıyorum. Orada 15-20 dakika kalmış olacağım ki dayım gelip beni kurtarıyor. O günden sonra küfür faslı da kapandı.’” (Metis, İstanbul, 2001, s. 17-8)

 Uğur Kutay   Birgün  

06 Ağustos 2024

     

"Sultanlar 
piyasaya sürüldü"
'
Çok Uluslu Yeme - İçme Mafyası
"Milli Fırsatları" Kaçırmıyor!
    

03 Ağustos 2024

 

Yeni silahlanma yarışı

Bu gelişmelere bağlı olarak silah teknolojileri geliştirme ve üretimi ile ilgili sektörlerde belirgin bir canlanma var. Avrupa havacılık ve savunma ticaret birliği ASD’nin genel sekreteri Jan Pie’ye göre “Savunma sektörü siparişlerinde Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana, en yoğun artışlar yaşanıyor” (Financial Times). Financial Times’ın 20 büyük ve orta ölçekli ABD’li ve Avrupalı savunma ve havacılık şirketiyle yaptığı anket, bu şirketlerin bu yıl on binlerce kişiyi işe almak istediklerini gösteriyor.

Örneğin ABD’de Lockheed Martin, Northrop Grumman ve General Dynamics, 6 bine yakın yeni personel almayı amaçlıyor. Ankete katılan 10 şirket, çalışanlarının sayısını 37 bin ya da toplam işgücünün neredeyse yüzde 10’u düzeyinde artırmayı planlıyor. İngiltere’de BAE Systems ve Japon Mitsubishi Heavy Industries, ortak gerçekleştirecekleri yeni bir savaş uçağı inşa projeleri için 2024 yılı sonuna kadar, yedekler de dahil olmak üzere 6 bin yeni çalışanı işe almayı planlıyorlar; başta endüstri ve yazılım mühendisleri olmak üzere 2025 ile 2028 yılları arasında 8 bin ila 10 bin yeni pozisyon için işe alım yapmayı bekliyorlar. Almanya’da Rheinmetall ve Nammo, Fransa’da Thales ve Dassoult Havacılık, binlerce yeni personel almayı planlıyor.

Gerileyen hegemonya, yükselen yeni güçler ve aralarındaki jeopolitik rekabet, silahlanma yarışını; silahlanma yarışı şirket kârlarını, yatırım ve istihdamı; şirketlerin yatırım ve istihdamı da ister istemez bu ortamın devamını sağlayacak dinamikleri besliyor. Bir uğursuz döngü gelişmeye devam ediyor...

Ergin Yıldızoğlu   Cumhuriyet  
                                

02 Ağustos 2024

 Okursan yazarsın...
 Okuma Notları
 Özlem Yücesan

Okuma notları

01 Ağustos 2024

GÜRDAL ÖZÇAKIR:

     
 
NAİF BİR MADENCİ DOSTU 
 NEDİM GÜNSÜR 
1954'te gittiği Zonguldak'ta başladığı “Madenciler” dizisi resimlerini, İstanbul'a döndükten sonra da, 1960'lı yıllara kadar devam ettirmiştir. Notlu ön çalışmalar, etütler, değişik zeminlerin üzerine füzen, kurşun kalem, boya gibi malzemelerle portre ve boy figürü olarak yapılmış madenci çalışmaları ve kompozisyon araştırmaları yapmıştır. 1957 yılında Türk Alman Kültür Merkezi'nde açılan ikinci kişisel sergisini “Madenciler Serisi”nden oluşturmuştur. Bu sergide yer alan resimleri şunlardır:  “Madenciler” (1954) , “Ayakta Duran Madenci” ve “Ayakta Duran ve Dinlenen Madenciler” (1955) “Ocak içinde İşçiler”, “E.K.İ. İşçisi İş Başında”, “Maden İşçileri Yemekhanede” (1956) gibi desenler ve çalışmaları ile birlikte “Yaralı Madenci” (1955), “Madenci ve Ailesi” (1956) ,“Zonguldak Limanı ve Madenci” (1957), “Sarı Madenciler - Maden Ocağında” (1959) , “Madenci” ve “Madenci Sofrası” (1960) , “Madenci” (1964) gibi yağlıboya tabloları.

31 Temmuz 2024

Fatih Akın'ın 'İstanbul Hatırası' Belgeseli Sergi Odası'nda

Türk-Alman yönetmen Fatih Akın’ın 20 yıl önce çektiği ve büyük ses getiren “Köprüyü Geçmek: İstanbul Hatırası” adlı belgeseli Sergi Odası programına alındı. 6 Ağustos Salı günü saat 18.00'de belgesel ilk gösteri DVD'si ile büyük perdede izleyicilerle buluşacak.

Film, yüksek çözünürlüklü yenilenmiş haliyle bu ay dijital bir kanalda yeniden gösterime girdi. İstanbul’un müzik geleneğini inceleyen filmin tanıtımı  ise Temmuz ayı başında İstanbul'da yapıldı.

Gecede konuşan Akın, “10 yıl aradan sonra ilk kez İstanbul’a geldim. Uçaktan indim ve doğrudan Boğaz’a gittim. Hepinizi çok özledim. Hiç değişmemişsiniz! İstanbul sizsiniz” dedi. 

 
Fatih Akın, Zonguldak Filyos'dan Almanya'ya ilk göç eden bir ailenin çocuğu olarak Almanya'da doğdu.

 

30 Temmuz 2024


 

GÖÇMEN BİR YÖNETMENİN OBJEKTİFİNDEN SILA OLGUSU: FATİH AKIN SİNEMASI ÜZERİNE BAĞLAMSAL BİR İNCELEME  Recep Yılmaz

(Fatih Akın'ın ailesi, Zonguldak Filyos'dan Almanya'ya ilk göç edenlerden...)

29 Temmuz 2024

    

"Biz de ilk defa buraya giriyoruz. Daha önce gelmediğimiz için üzgünüz. Zonguldak iki katlı şehir derler ye , işte burada onu bir kez daha gördük.Bu proje keşke çok daha önce yapılmış olsaydı. Biliyorsunuz yıllardır Lavuar  yalanı diye konuşuluyordu. Artık bu yalan gerçek oluyor. Daha önceki Belediye başkanlığı döneminde yarışmalar düzenlenmişti. En olan şekliyle firmamız bunu gerçekleştirecek. Biraz gecikmeler yaşandı ama Pazartesi gününden itibaren tekrar makinelerin gelmesi ile birlikte çalışmalar hız kazanacak. En kısa zamanda buranın  vatandaşların hizmetine sunulması için çalışıyoruz” 

 


25 Temmuz 2024

Çaycuma


 Atölye liderliğini yaparken çocuklar kadar kendinin de mutlu olduğunu belirten tiyatrocu ve drama lideri Fahri Bozbaş, özgüven, dayanışma ve yeni oyunlar öğrenmenin yanı sıra hep birlikte Gemiciler'de bir kütüphane oluşturmayı amaçladıklarını söyledi. 

23 Temmuz 2024

Kdz. Ereğli


27 Temmuz Cumartesi günü Eğitmen Büşra Abacıoğlu’nun katılımıyla saat 09.30 – 14.00 arasında Aşağı Kandilli Endüstri Mirası Kompleksi gezilecek. Katılımcılar Varagel yolu, Madenci evleri, Kömürün bulunduğu alan (Neyren deresi) ve Eski ray sistemi ve tünelleri gezecek.

Kdz.Ereğli Belediyesi Kültür Danışmanı Melih Can Tanrıkulu; miras rotalarının kentte farkındalık yaratmaya devam ettiğini söyledi ve rota hakkında şu bilgileri verdi.


NAT0 / ''Yeşil Kuşak'

  
Kemal Türkler’in kızından DİSK’e tepki: 'Babamın katillerini onaylayanlarla aynı masaya oturanlar...'

Meral Akşener’in 2014’te MHP milletvekili ve TBMM Başkan vekili olduğu dönemde, 7 TİP’li gencin ve Kemal Türkler’in katili Ünal Osmanağaoğlu’nun cenazesine milletvekilleriyle birlikte katıldığını hatırlatan Nilgün Türkler Soydan, o dönemde buna karşı suç duyurusunda bulunduğunu ancak aslında bunu DİSK’in yapması gerektiğini söyledi.
 
O dönemde Ünal Osmanağaoğlu’nun cenazesine katılan milletvekilleri hakkında “suçu ve suçluyu övmek”ten suç duyurusunda bulunan Nilgün Türkler Soydan “Ben suç duyurusunda bulunurken baştakilerin soruşturma açmayacağını belki biliyordum ama tarihe not düşmek gerekir diye bunu yaptım. Bunu DİSK yapmalıydı” dedi.


                             

22 Temmuz 2024

NATO / 'Yeşil Kuşak'

 

MHP'nin hedefindeki 154 kişi

MHP avukatları İbrahim Ethem Yiğit ve Çağrı Can Pak, mahkemeye, çoğunluğu televizyon programlarından oluşan bir hard disk de sunmuş. Buna dayanarak da “MHP’ye saldırı” yaptığını söylediği 154 kişinin listesini vermiş. Bu 154 kişinin mahkemeye çağrılmasını, ifadelerinin alınmasını, tabiri caizse “MHP ile derdiniz nedir” diye sorulmasını istemiş. İşin ilginci, MHP’nin “bölücü, liberal, Marksist, Fetöcü yapıların elemanları” diye andığı 154 kişinin çoğunluğu Marksist ya da liberal olmadığı gibi, FETÖ ve bölücü ideolojilerle de mücadelesiyle tanınan kişiler. FETÖ’cülük ile nam salmış bazı kişiler ise listede yok.

154 KİŞİNİN LİSTESİ

Dilekçenin ekinde şu 154 kişinin ismi var
  

***

 Halihazırda Tolgahan Demirbaş’tan Emre Yüksel’e sanıkların, Olcay Kılavuz’dan Ahmet Yiğit Yıldırım’a şüphelilerin önemli bir kısmı MHP ve Ülkü Ocakları yönetiminden. MHP’nin cinayete adlarını karıştıran bu isimlerden değil de cinayeti sorgulayan kişilerden şikayetçi olması dikkat çekiyor. MHP yönetimi, belli ki cinayetin konuşulmasını engellemeye çalışıyor. Öte yandan mahkeme bu talebi kabul etseydi ve 154 kişi çağrılsaydı sadece ifade süreci yıllar alacaktı. Böylece Sinan Ateş cinayeti davasının sonucu iyice belirsizleşecekti. Nihayetinde dilekçe cinayetle hesaplaşmaya değil, hesaplaşanlarla hesaplaşmaya çalışıyor.

Söz değil eylem. Olmasaydı hayatın sırrını nasıl çözerdik?

Barış Terkoğlu    Cumhuriyet  
                          

2019

20 Temmuz 2024

Özgür Halkın Sesi

 

Ulaştığımız kaynaklara göre, Zonguldak’ta çekilen veya konusu Zonguldak olan uzun metrajlı 16 film yapılmıştır. Kentimizin kültür envanterinde yer alan bu filmlerle ilgili bilgiler belli aralıklarla bu köşede verilmeye çalışılacaktır.

19 Temmuz 2024

Çaycuma


Zonguldak



 

Özgür Halkın Sesi::


Özel ve kaçak maden ocakları sahipleri ile olan yakın ilişkileriyle bilinen, sık sık kömür ocağı sahipleriyle mesai saatleri dışında özel yemeklerde buluşan Kilimli İlçe Jandarma Komutanı Cengiz Kaya’nın vefa yemeği verdiği öğrenildi. Kaya’dan boşalan göreve Çaycuma İlçe Jandarma Komutanlığından bir atama yapıldığı öğrenildi.

ÇÜRÜMÜŞ İLİŞKİLER

Öte yandan Kilimli İlçe Emniyet Müdürlüğünde de özel ve kaçak ocak sahipleriyle benzer ilişkiler içinde olan üst düzey polis müdürleri olduğu iddia ediliyor.

                            




Çaycuma


 

İrfan Yalçın Kitapları Masası 
Sergi Odasında

18 Temmuz 2024

  
'Şahsa Özel Bürokrasi' 
Denetimsizliği İle Tehlike Yaratıyor!
Kozlu Sahil Yolu/Bugünden Düne
Karaelmas Üniversitesi Öğrencileri
Trafik Kazası Geçiren Arkadaşları İçin 
Topladıkları İmzalarla Yol Kestiler, 90'lar
(F: İbrahim Akyürek)

16 Temmuz 2024

     
1984/85  İngiltere
Kömür Madeni İşçilerinin 
Büyük Grevi / 40. Yıl
Dave L. Noble 
Sergi Odası 40. Yılı Kasım Ayında
Fotoğraf/Film Haftası ile Kutlayacak

15 Temmuz 2024

Zonguldak


 

Uyuşturucu / Acun ve Adamları Bugün Filyos'da



Sosyal soslu rıza imalatı

Chomsky medyanın en güçlü silahı olan eğlenceyi halkı siyasetten uzaklaştırmak için “kayıtsızlık üreten bir araç” olarak tanımlar. Ona göre magazin ve eğlence Roma İmparatorluğu’nun sirk oyunlarının güncel yansımasıdır. Dahası kitleler kendisi için uygun olanı (ve olmayanı) araştırmak yerine çoğunlukla halihazırda mevcut olan ve yoğun şekilde tanıtılanları izler ve okur.

Medya teorisyeni Neil Postman da 1985 tarihli “Televizyon: Öldüren Eğlence” adlı kitabında benzer bir tespiti George Orwell’in “Bin Dokuz Yüz Seksen Dört” ile Aldous Huxley’nin “Cesur Yeni Dünya” romanlarını karşılaştırarak yapar. Orwell’in ülkesinde devlet yaşamın her noktasında yoğun bir denetim, baskı ve sansür uygular. Huxley’nin diyarındaysa aksine her şey alabildiğine serbesttir. Hiçbir baskı ve denetime ihtiyaç yoktur. Kitaplar sansürlenmez çünkü kimse kitaplarla ilgilenmez. Toplumsal bir başkaldırıdan korkmak yersizdir zira herkes kendini eğlenceye ve hazlara kaptırmıştır. Huxley’nin deyimiyle “hoşça vakit geçirmeye yönelik sonsuz iştah” insanı her zaman kendine tutsak edecektir.
 Sosyal ağlar ilk başlarda küçük girişimlerin kitleselleşme hevesi olarak doğdu. Ancak kısa sürede ulaştıkları milyonlarca kullanıcının maliyeti hepsini yatırımcıların eline bakar hale getirdi. Örneğin YouTube emekleme yıllarında bir yandan medya devi Viacom’un açtığı 1 milyar dolarlık tazminat davasıyla boğuşuyor, diğer yandan kullanıma sunduğu reklamlarla giderlerini kapatmaya çalışıyordu. Google satın almasaydı YouTube muhtemelen 2006 yılının sonunu göremeden kapanacaktı. (Bugün çatı şirketi Alphabet’in toplam gelirinin yüzde 11’ini YouTube oluşturuyor.)

Kısa sürede sosyal ağların çoğu (Facebook gibi) sermaye destekli devlere dönüştü. Dönüşemeyenler rakipleri tarafından satın alındı. Kalanların tamamı kapandı. Ayakta kalabilenlerin hepsi “reklam yayın mecrası” olarak özüne döndü. Ana hedef reklam yayını olunca, sistemin merkezi kullanıcılardan reklamverenlere (ve bu ilişkiyi diri tutmakla görevli algoritmalara) kaydı.

M. Serdar Kuzuloğlu    Oksijen