24 Ocak 2025

Fotoğrafçılık

“Ardımda milyonlar var!”

Polis, fotoğrafın sahte olduğunu söyleyerek medyayı yanıltıyor

 

Musk'ın 'Nazi selamı'na Almanya'da 'Heil Tesla' protestosu: Soruşturma başlatıldı

Gruplar geçtiğimiz günlerde, Musk'ın el hareketinin de yer aldığı görüntüleri "Heil Tesla" ifadesi ile birlikte Almanya’nın Grünheide bölgesindeki Brandenburg Tesla fabrikasının duvarına yansıttı. "Heil Tesla" ifadesi, ''Heil Hitler'' sloganına gönderme içeriyor.  
"BİR BUÇUK SAAT BOYUNCA SANAT YAPTIK"

Gruplar eyleme dair sosyal medyada yaptıkları paylaşımlarda, Musk’ın aşırı sağcı siyasi gruplarla olan bağlarına dikkat çekti.

Brandenburger polisi, İlk etapta bu görüntülerin “sahte” olduğunu ve böyle bir projeksiyonun yapılmadığını öne sürdü. Polis sözcüsü perşembe günü ise olayın araştırıldığını ve projeksiyonun gerçekleşip gerçekleşmediğinin henüz kesin olarak tespit edilemediğini bilirdi.

Zentrum für politische Schönheit grubu, projeksiyonun yaklaşık bir buçuk saat sürdüğünü belirterek, Tesla fabrikasının güvenlik önlemlerinin bu kadar zayıf olmasına şaşırdıklarını ifade etti. Grup sosyal medya paylaşımlarında, "Polis, fotoğrafın sahte olduğunu söyleyerek medyayı yanıltıyor. Ancak fabrika güvenliğinin bu kadar uzun bir süre boyunca bu projeksiyonu fark etmemesi mümkün mü" ifadelerini kullandı.

                              

2024


Kitapta röportajı olan kişiler:

Attilâ İlhan, Vedat Türkali, Vedat Günyol, Vüs’at O. Bener, Rasih Nuri İleri, Ahmet Özer, Hasan Kıyafet, Turgut Çeviker, Mahmut Makal, Zerrin Koç, Altan Erkekli,  Tuncer Cücenoğlu, Semih Poroy , Bedri Koraman, Behiç Ak, Zeynep Aliye, Semrin Şahin, Erdoğan Alkan, Emin Nedret İşli, Ozan Telli, Kadir İncesu, Turhan Feyzioğlu, Mustafa Işık, Osman Bozkurt, Salih Aydemir, İhsan Işık, Oktay Güzeloğlu, Akın Ersöz, Hatice T. Doğanay, Meryem Gülbudak, Cemalettin Kavaklıgil, Turhan Gürkan, Ahmet Yıldız, İsmet Lokman, Kadir Doğruer, Mustafa Bilgin, Kürşat Coşgun, Yaşar Yeniceli, Orhan Taylan, Ferdi Akarnur, Hikmet Karagöz, Yekta Keçeli, Sırrı Gültekin, Aziz Sivaslıoğlu.

23 Ocak 2025

Ocak 2025

Yıl 2004 / Şebekenin ilk toplu cinayeti: Pamukova tren kazası

   

Yunanistan’da 28 Şubat’ta 57 kişinin hayatını kaybettiği tren kazasının ardından başlayan grevler, 8 Mart’ta ülke genelinde kamu ve özel sektörün katılacağı genel grev ile devam edecek.
        

  

Pamukova tren kazasını ve nedenini iyi tahlil etmiş bir müzik grubunun yaptığı bir şarkı. Sözleriyle kazaya ve arka planındaki sisteme eleştiri getiren Sakin grubu, şarkıya verdiği isimle aslında hırs ve iktidar çatışmalarında yok olup giden hayatlara vurgu yapıyor:  
Denek Hayatım. 
Ben sana söyledim hepten  ölürüm ben/
İnan dönüşü yok bu hız seferi/
Bak bu tren devrilir, bağırır bu raylar/
 O sahte o kart  düzene 
Bu sözlerle anlatıyor insan hayatını değersiz görerek, onu bir denek olarak kullanan düzeni. İlk albümleri olan Hayat’ın çıkış şarkısı da yine Denek Hayatım. Son yıllarda Türkçe’de yapılmış en iyi protest şarkının söz yazarıysa Onur Özdemir. 




 

Hızlandırılmış tren faciasında 18 yıl sonra karar Ocak 2022

 

22 Ocak 2025

23 Ocak

Kim bu naziler?

 

1995’te deniz ve denizcilik yazılarını Öpülesi Gemiler başlıklı kitabında...

Mümtaz Soysal ve Denizcilik 
Mümtaz Soysal, iyi bir hukukçu, iyi bir bilim insanı ve hoca, inançlarını sonuna kadar büyük bir kıskançlıkla savunan siyasetçi, lafını çok dilde esirgemeyen devlet adamı ve de müthiş bir aydındı. Ve Mümtaz Hoca aynı zamanda da iyi bir deniz insanı ve gemilere sevdalı idi. Adeta bir pusula gibi, fırtına kanatlı martıları selamlayarak dev dalgalara direnen deniz fenerleri gibi bu konuda yani deniz ve denizcilik konusunda da çok yazdı ve çizdi.

1995’te deniz ve denizcilik yazılarını Öpülesi Gemiler başlıklı kitabında toplamıştı. Kitap çıktıktan sonraki süreçte de özellikle Hürriyet ve Cumhuriyet Gazetesindeki AÇI köşesinde bu temadaki yazılarını sürdürdü. Her yazısından yeni bir şey öğreniyor ve göremediğimiz hatta aklımıza dahi gelmeyen kritik noktaların farkına varıyorduk. 

Mümtaz Hoca,  2019 yılının 11 Kasımında demir alarak bizlere veda etti. Ardından henüz Covid 19 salgınının olmadığı günlerin birinde Telgrafhane’de Taylan Özbay dostumuzla sohbet ederken kendisine Öpülesi Gemileri yeniden basar mısınız diye sordum. Mümtaz Hoca gibi Zonguldaklı ve hatta aynı liseden mezun olan Taylan da bu fikre memnuniyetle katıldı. 

Serdar Şahinkaya   Haber.Sol

                             

Hatırlıyoruz!

Hatırlıyoruz!

                    

21 Ocak 2025

2016

 Siyaset olgusunu iktidar ilişkileri biçiminde algılayan La Boétie, bugün bile kafaları kurcalayan, "insanların nasıl olup da itaat etmekle kalmayıp boyun eğmeyi, hatta kulluk etmeyi arzuladıkları" sorununu yapıtının odak noktasına yerleştirir.  

BKM

Doğa gönüllüleri, bölgede yaşanan ekoloji sorunlarını tartışmak, çözüm yolları önermek ve geleceğe doğru yol çizilecek yol haritasını belirlemek için bir araya geliyor. TEMA önceki dönem İl Temsilcisi Berran Şeker Aydan, Zonguldak Çevre Koruma Derneği Başkanı Ahmet Öztürk, Doğa Gönüllüsü Kemal Bulut’un çağrısıyla gerçekleşecek buluşma, Zonguldak belediyesi Kültür Merkezi Emekliler Konağı’nda, 25 Ocak Cumartesi günü, 12.00’de başlayacak.

ÇATALAĞZI-MUSLU BÖLGESİNDEKİ TERMİK SANTRALLER, HEPİMİZİN HAYATINI CEHENNEME ÇEVİREREK ÇALIŞMAYA DEVAM EDİYOR

Belgesel

Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) yapımcılığını üstlendiği, maden işçilerinin 6 Şubat 2023 depreminde gösterdikleri üstün gayret ve kahramanlıkları anlatan ‘K-ÖMÜR’ adlı belgesel, 5 Şubat 2025 Çarşamba günü Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Sezai Karakoç Kültür Merkezi’nde düzenlenecek gala gösterimiyle izleyiciyle buluşacak., 
                          

16 Ocak 2025

İnternet

 

Gazete Oksijen

 

AB savaş suçuna ortak olmakla suçlanıyor

İspanya ve İrlanda’nın talebiyle hazırlanan AB raporu İsrail’in Gazze’de savaş suçu işlediğini belgeledi. Yapılan oylamada İsrail’e silah ambargosu uygulanması reddedilince rapor sızdırıldı. AB’li siyasetçiler gelecekte savaş suçuna destekten yargılanabilir

 

13 Ocak 2025

2024

Brüksel

Hind Rajab Vakfı, 30 Mart Hareketi'nin bir koludur ve esas olarak İsrail devletinin Filistinlilere karşı işlediği insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve insan hakları ihlallerine yanıt olarak adalet arayışına adanmıştır. Devam eden Gazze soykırımı sırasında kurulan vakfımız, Hind Rajab'ın ve İsrail'in soykırım kampanyası altında hayatını kaybeden veya acı çeken herkesin anısını onurlandırmaktadır.

11 Ocak 2025

Adres / Sergi Odası



SergiOdası: Arşiv

              

    Çekim Ortamı 
Madencilik Olan Filmler:
Vadim O Kadar Yeşildi ki - Ekim Düşü - Maden - Germinal - Yük - Bir Günün Hikâyesi - İnci Dişli Kardeşim - Diri Gömülenler - Kelebeğin Rüyası - Kanlı Elmas - Madencinin Kızı - Derin Çığlık/263 - The Pennsylvania Miners'Story - The Devil's Miner Kan Dökülecek - Beaconsfield - Soluk Yüzlü Adam 100 Bin Kişiydiler Efterklang 16 Ton - Altın - Yerli Kızların Saçlarından Yapılır - Güzel Günler Göreceğiz Yeraltından Sesler - Dünyanın Merkezi - Kırmızı Köpek Kıskanmak - Sevgili Wendy -  Manda Yuvası - Afgan Kömürü Hashima Kömür Madeni - Billy Elliot Müzikali Tek Başına - Onur (Pride) - Billy Eliot - Maden 33 Harlan County USA - Paşa Vardiyası 301 - Bizim İçin - Ziyafet Lacivert Gece - Mükellefiyet - Kayıp Sesin Hikayesi

SergiOdası: Arşiv 
Kasım 2021

Siz de bir film ekleyin: 67sergi@gmail.com

                      

Zonguldak Nostalji

Zonguldak Nostalji

09 Ocak 2025

‘MARKET MARKALARI’ DÜZENİ

 

Birşah Süt’teki su sandığınız gibi değil!

Çocukluğumuzda, mahallenin gür bıyıklı Cumhuriyet okuru abileri vardı. Futbol ya da trafik kazaları... Konu ne olursa olsun, “mesele sınıfsal” diye başlarlardı. Haklı da çıkarlardı. Her işin özü ekonomik ilişkilere bağlanırdı. Sonra o abiler bıyığını kesti, Cumhuriyet okumayı bıraktı. Dönem, süreç, konjonktür gibi popüler kelimeler kullanmaya başladılar. Oysa yoksulluk, mahallemizde çocukluğumuz gibi büyümeye devam ediyordu.

Konuyu nereye getireceğimi anladınız. Okuduğunuz o haberden söz ediyorum: “Tarım Bakanlığı, Danone tarafından A101 için üretilen Birşah marka sütleri, içinden su çıktığı gerekçesiyle toplatma kararı aldı.”
  ‘MARKET MARKALARI’ DÜZENİ

Birşah Süt, Dost Süt, Mis Süt, Migros Süt, Carrefour Süt... Sadece süt için yazdım. Yumurtadan peynire, tuvalet kâğıdından ete kadar son dönemde sepetimize giren markalar çok değişti. Markete gidiyorum, elim hep onlara gidiyor. Nasıl gitmesin? Belirgin şekilde en ucuzu onlar. “Market markaları”, sadece o markete özel üretiliyor.
 
Kendileri üretiyor sanmayın. Sistemi gelişmiş kapitalist ülkelerden aldık. PL (Private label) sistemi, çoğunu bildiğiniz ünlü markaların, markete özel marka üretmesini anlatıyor. Birşah örneğindeki gibi. Danone, A101’e özel süt üretiyor. Dağıtım, market, raf avantajını kullanan A101; dükkân ordusuyla kâr marjını düşürerek kendi markasını en ucuza satıyor.ıktığı gerekçesiyle toplatma kararı aldı.”
  Gazze krizi başlayınca İslamcı camiada “boykot” çağrıları başladı. Hükümetin başta İsrail’e giden gemiler olmak üzere yaşadığı zikzakları biliyorsunuz. İç pazarda ise “Sadece Starbucks-Burger King yetmez” diyerek boykot kampanyası başladı. Çeşitli boykot listeleri, kılavuzları hazırlandı. Hangi firmaların İsrail’i desteklediği ve ürünlerinin tüketilmemesi gerektiği anlatıldı. Yeni Şafak Grubu’nun yazdıklarından aktarayım: “Danone İsrail’deki ikinci büyük gıda şirketi, Siyonist ekonomiye kaynak oluşturuyor, İsrail ordusunu destekliyor.” Danone ürünleri “Gazze kardeşliği” için raflardan indirildi. Kimi yerlerde en dibe kondu. Vatandaş, Filistin’e destek için, Danone yerine Birşah yudumladı. Ancak Birşah’ı üreten de Danone’ydi! Sütün kârını Danone ile Nurcular paylaşıyordu. İşte Filistin sömürüsünü ranta çeviren bu samimiyetsizliği sorgulayan eylemci gençler ya da Sabri Uzun gibi isimler aylardır gözaltına alınıp tutuklanıyor. Birşah içip oturmayana kelepçe var! 
Barış Terkoğlu   Cumhuriyet 
                               

08 Ocak 2025

Bu silahların namlusunun günün birinde size dönme ihtimali % 60

Dikkat! Yakın Tehlike: % 60

İbrahim Akyürek
"Silahlı olayların nedenine bakıldığında %23,5 oranında aile içi şiddet, %33,8 oranında arkadaş, tanıdık, hısım akraba ve gönül ilişkileri oluşturmaktadır. Silahlı şiddet olaylarının %57,3’ü tanıdıklar arasında gerçekleşmektedir." (Türkiye’de ve Dünyada Bireysel Silahlanma, Umut Vakfı)
Artık eskisi gibi değil. Önceleri, gençliğimizde “Bir uçak şu kadar çocuk mamasına bedel” denir, savaşın getirecekleri bu benzetmeyle kamuya açıklanmak istenirdi. Ya da yakın tarihlerde olduğu gibi, “Savaşa değil sağlığa, yoksula bütçe” sloganı atılırdı. Şimdi, savunma sözcüğü altında yeni model silahların teşhiri yapılıyor. Beraberinde vatan sevgisi, bayrak, yerlilik, millilik pazarlamada “duygu-dolgu” malzemesi olarak kullanılıyor.

Bir zamanlar, silah tüccarlarının dergisi Savunma ve Havacılık dergisindeki reklamlar kafama takılmıştı. Yabancı markalı silahların tanıtım fotoğrafları üzerinde Türk bayrağına yer verilmesini tuhaf karşılamıştım. Bu derginin başka bir ülkede yayınlanan ve sahaflarda denk geldiğim benzerinde Mısır bayrağının bulunması ile aydınlandım. Silah tüccarları, olası müşterilerini bayrakla ayartmayı tercih etmişti.

“Savunma” sözcüğü arkasında gizlenen silahlanmayla ülke insanları, bu gıcır gıcır aletler sadece ülkelerinin güvenliği için kullanılacak kanısına kapılıyor. Silah tüccarlarının “çağdaş” kanadından Otokar’ın bir basın açıklamasını okurken bir aydınlanma daha yaşadım. Şirketin silah sattıkları elliye yakın ülkenin ismi övgüyle sıralanıyordu. Demek ki, devlet-Atatürk-bayrak coşkusu ile içeriye, millete hava atan azgın tüccar öteki ülkelerin “savunmasını” da kolaylaştırıyordu.

Sıkıntı yaratan soru şu; bugün silahların satıldığı dost ve müttefik olarak işaretlenen devletler yarın düşmana dönüşürse ne olacak?


Haber yeni sayılmaz 2012’den Milliyet gazetesinde. Bu yazıdaki Otokar ile de ilgili. Bahreyn’de reform isteğiyle sokağa çıkan Şii muhalif hareketlerin içinden birinin açıklaması “Türkiye’ye Kobra Sitemi” haberiyle yer aldı: “Türkiye barışçıl gösterilerin bastırılması için bu araçları gönderdiğin için teşekkürler.”

Muhalifin sitemi aslında silah ve futbol tüccarı Ali Koç’a olmalı. Fabrika, mal, işçi O’nun. Ancak yapılan iş, silah ve ticareti olunca fabrika babasının malı bile olsa ülke ve bayrakla özdeşleştiriliyor.

 

***

Şimdi gelelim devlet işlerinden aile işlerine

Bir istatistik sonucunu hiç unutmam. Her aile içi şiddet haberinde anımsarım çünkü. Diyelim; evinizin, işyerinizin, aracınızın bir yerinde güvenlik endişesi ile bir silah gizli yerinde kullanılmayı beklesin. Özellikle kadınlar, özellikle çocuklar dikkat! Bu silahların namlusunun günün birinde size dönme ihtimali % 60.

Bireysel silahlanma ile yaşanan şiddetten, yani hayatın kendisinden, Umut Vakfı'nın araştırmalarından çıkan yüzdeler bunlar. Kadına yönelik şiddet haberlerinde yer alan yüzdeler de aynı. En yakın çevre yani eş, nişanlı, arkadaş, yakın akraba, komşu sıralamanın tepesinde yer alıyor. Yani yakın savunma, korunma, ailemin/devletimin direği diye umut bağladığınız gücün başınızın belası olma ihtimali % 60.

***
Şimdi yeniden dönelim devlet işlerine.

Şiddet yine en yakından, en yüce-kutsal yerden geliyor. Koruma ve kollama güçleri aile üyelerini yani yurttaşlarını tam 12’den vuruyor: 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül… (Darbeler 12’li günlere özellikle denk getiriliyormuş...Tarih seçimi de psikolojik savaş taktiğiymiş…)

Özel seçilmiş, yetiştirilmiş, kandırılmış elemanlarını fazlası var azı yok tam dokuz yıl kullanılmak üzere ortakları AKP şebekesine ödünç veren, dinimizin direği diye tapılan Fethullah Gülen tam içimizden değil miydi?

Ordunun, polisin (en iyimser oranla, fazlası var azı yok % 15’i) hizmet hareketinin emrine verilmiş, benzetmek gibi olmasın "özgür türkiye ordusu" çoktan kurulmuş, failler ve mağdurlar vatan dedikleri ortak evde silahlı-silahsız şiddettin tarafı olmuştu.
"Silahlı şiddet olaylarının %44,2’si cadde-sokak gibi topluma açık alanlarda, %30,4 oranıyla failin ya da mağdurun evinde gerçekleşmiştir." Umut Vakfı 
https://www.umut.org.tr/

Ocak, 2025    F: İbrahim Akyürek 

                                        

“Bir koyup üç alacağız”

35 yıl sonra tarih tekerrür mü ediyor?

Irak’a karşı ABD’nin öncülüğünde yaklaşık 40 ülkeden oluşan bir koalisyon kuruldu. Türkiye’nin nasıl tutum alacağı merak konusuydu. Ankara, Irak-İran Savaşı’nda olduğu gibi tarafsız kalmak yerine, dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın yüksek hevesiyle ABD’nin başını çektiği koalisyonla birlikte hareket etmeye karar verdi. Hatta Özal’ın koalisyonun şahin kanadını temsil ettiği bile iddia edilebilirdi. Özal, ABD’li diplomatlarla yaptığı görüşmelerde, işgali sonlandırmanın da ötesinde, bir an önce Saddam’ın indirilmesi gerektiğini söyleyip durdu.

Özal ünlü “Bir koyup üç alacağız” sözünü, Türkiye’nin bu süreçteki politikasını anlatmak için sarf ediyordu (Daha sonra Times dergisine bu lafı şaka amaçlı kullandığını ama “Türkiye’nin yine de kârlı çıktığını” söyledi). Dışişleri kadroları temkinli bir hat izlenmesi konusunda uyarılarda bulunurken kimseyi dinlemeyen Özal’ın gözü fırsatlardaydı. Süreç içinde Genelkurmay, Dışişleri ve Milli Savunma Bakanları istifa etti. Komünizme karşı kurulan NATO’nun içinde Soğuk Savaş sonrası Türkiye’nin rolü tartışılırken, Özal bu tartışmalara ülkesinin jeopolitik konumunu emperyalizmin hizmetine sunma arzusuyla cevap veriyordu. Tıpkı Menderes’in Kore’ye asker gönderme kararı gibi… 

 ÖZAL’IN IRAK STRATEJİSİ

6 ay süren savaşın kaybedeni Irak’tı. Özal ise “ülkenin 200 yıl sonra ilk defa savaşın galipleriyle müttefik olduğunu” söylüyor, kazananın yanında yer almanın avantajlarına işaret ediyordu. Fakat Körfez Savaşı’nın Türkiye’ye maliyeti ağır oldu. Ülke ekonomisi milyarlarca dolar zarara uğradı. Göçler ve insani krizlerin yanında 90’lı yıllarda şiddet de doruğa çıktı. Ancak Özal’ın amacı, tüm kayıpları göze alarak Türkiye’yi “Yeni Dünya Düzeni”nde ABD’nin yanında konumlandırmaktı. CIA’nin üst düzey isimlerinden Graham Fuller de “Yeni Türkiye Cumhuriyeti” adlı kitabında “1991 savaşının Türkiye'ye tek faydası, Washington’la olan stratejik ilişkisinin pekişmesiydi, zira Türkiye güvenilir müttefik imajını sağlamlaştırmıştı” diyecekti.

Berkant Gültekin   Birgün

                                    

03 Ocak 2025

Savaş Tüccarı

 

Aziz Yıldırım ve Aselsan arasında dev anlaşma 
ASELSAN, eski Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın ailesine ait olan DEARSAN Tersanesi de dahil olmak üzere 3 şirket ile 210 milyon euro'luk anlaşma imzaladığını duyurdu.

ASELSAN'dan yapılan açıklamada, "Elektronik Harp, Radar, Haberleşme, Seyrüsefer, Silah, Elektro-Optik ve Sualtı Sistemlerinin tedariki kapsamında toplam 210.1 milyon euro tutarında sözleşme imzalandı. Sözleşme kapsamında teslimatlar 2025 ile 2029 yılları arasında gerçekleştirilecek" denildi.
                            

 

Adalet ve Demokrasi Ayı: OCAK

Belediye Kültür Merkezi / 2-14 Ocak 2025 Zonguldak

Uğur Çiv