26 Şubat 2025

(Trump Gaza)

Trump’tan mide bulandıran Gazze paylaşımı
Daha önce yaptığı açıklamalarda Gazze'yi devralacağını söyleyerek, Gazze'deki Filistinlilerin kalıcı olarak zorla yerinden edileceğine ve Gazze'de bir 'emlak geliştirme planının' hayata geçirileceğine işaret eden Trump'ın 'Gazze planına' tepkiler sürerken, Cumhuriyetçi ABD Başkanı, bugün paylaştığı videoda, "Gazze 2025, sırada ne var?" yazısıyla birlikte Gazze'deki yıkımı gösteren yapay zeka görsellerinin ardından, yine yapay zeka ile oluşturulmuş görsellerde Gazzelilerin gökdelenlerin inşa edildiği, lüks araçların sokaklarda dolaştığı Gazze'ye doğru yürüdüğü görülüyor.
 33 saniyelik videoda ABD Başkanı Donald Trump'ın danışmanı ve 'Hükümet Verimlilik Departmanı'nı (DOGE) yöneten milyarder iş insanı Elon Musk'ın deniz kenarında gülerek yemek yediği, erkek dansçıların kumsalda dansöz kıyafetiyle dans ettiği, bir çocuğun elinde Trump'ın başı şeklinde altın rengi bir balon taşıdığı, Gazze sahiline yatların yanaştığı, Trump'ın bir gece kulübünde bir dansözle karşılıklı dans ettiği, Musk'ın kumsalda havaya para saçarak dans ettiği ve çocukların da havada savrulan paraların altında dans ettiği görüldü. 'Trump'ın Gazze'si' (Trump Gaza) ifadesinin yer aldığı, otel olduğu anlaşılan bir binanın yanı sıra Trump'ın altından bir heykelinin de Gazze'ye dikildiği, Trump ile İsrail'in Gazze'ye saldırıları dolayısıyla Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) hakkında tutuklama kararı çıkardığı İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile birlikte üzeri çıplak bir şekilde havuz kenarında güneşlendiği sahneler de videodaki görüntülere yansıdı. Trump ile Netanyahu'nun arasında ise yine 'Trump'ın Gazze'si ifadelerinin yer aldığı görüldü.

                       

25 Şubat 2025

2018 Pusula

 

Yanan hep bizdik / Sizler kömür sandınız! O dizelerin hikayesi

      Mustafa Eyriboyun 

Dün gece yarısından sonra tam yatmak üzereyken sevgili Engin Çöl'den bir mesaj geldi. "Yanan hep bizdik/Sizler kömür sandınız" şiirimi istiyor. "Ne zamana..." diye sordum. On-onbeş dakika kadar bekledim, cevap gelmeyince yattım. Çünkü bir önceki gece ağrıdan sızıdan hemen hiç uyuyamamıştım.
Engin'in "Yarına" diyen cevabını sabah okudum. Bu şiirin öyküsü epey uzun... Kısaca şöyle... Aslında Armutçuk grizu faciasının (1983) acısıyla sadece "Yanan hep bizdik/Sizler kömür sandınız" şeklinde sözlü olarak söylenmişti. Dizelerin yazıya dökülmesi ise 1992 Kozlu faciası sonrasına dayanır. "Dizeler"in dediğime bakmayın, o sözlerin bu kadar derin etkisi olacağını hiç düşünmemiştim. Şiir yazma gibi bir iddiam da hiç olmadığı için bunları bir yerlerde yayınlamak da aklımdan hiç geçmedi. Ta ki eşim (Dilek) Ankara Siyasal'da yüksek lisans yaparken, Mülkiyeliler Birliği Dergisi'nin editörlüğünü yapan Oktay Etiman'ın (Merhum) eşimden Kozlu grizu faciasıyla ilgili fotoğraf istemesine kadar. Fotoğrafla birlikte bu dizeleri göndermiştim. Gönderdiğim fotoğrafla birlikte bu dizeler de Dergi'ye kapak olmuştu. Fakat kendi ifadesiyle "yoğunluktan", Oktay Etiman, derginin hiç bir yerinde adımı yazmamış. Daha sonra Mehmet Özer'in bir şiir kitabında bu dizeleri kendi yazmış gibi kullanması üzerine Etiman ile yazışmalarımız olmuştu. (Oktay Etiman ve şahsen tanımadığım bir iki kişiyle yazışmalarımıza ait e-postalar hesabımda kayıtları duruyor.)

“Ben şiir yazdım” demeye cidden utanıyorum. (Şair dostlarım lütfen affetsin.) Ancak bu dizeleri şiir formunda yazmam ise 2000 ya da 2001 yılına dayanıyor. O güne kadar orda-burda, kağıt parçalarına, defter köşelerine yazdığım ne varsa bilgisayara kaydetmiştim. Bunları noterde tescilletmek istedim fakat ciddi bir para tuttuğu için vazgeçtim. Az para tutsun diye bir sayfaya birden çok şiirimsi sığdırmıştım (uyanığız ya...) ama meğer noterde sayfa denince belli bir sözcük sayısı esasmış. Yüz küsur sayfa dosya bilgisayarımda onyedi yıldır duruyor. Bu arada e-posta gruplarında, eski/yeni Facebook hesabımda yazdıklarım hariç... Düz yazı hariç, sadece şiir formunda yazdıklarımı toplasam onlar da bir otuz kırk sayfayı bulur.

Tanıdık tanımadık pek çok kişi, arkadaş, dost benden kitap beklediğini söylüyor/yazıyor. Doğrusu bu gururumu okşamıyor değil. Ancak kitap yazmak, "Tamam bunun işi bitti. Bu oldu" demek gibi bir şey. Ben hiç bir şeyi sonlandıramam ki... Hâlâ bu "Yanan Hep Bizdik" şiir denemesini okuduğumda bile bazı yerlerini değiştirebilirim. Yani bende "plastik sanatlar" yerine "elastik sanatlar" var. Bereket bu denememi Gülden Hanım Halkın Sesi gazetesindeki şiir sayfasında yayınladı. Onunla, bulup Engin'e gönderdiğim aynı mıdır? Yoksa değiştirilmiş midir onu bilemiyorum. Çünkü elli yerde kayıt var. Şu an bulabildiğim bu.


Sürç-ü lisan etti isek affola. Günler hayr, şerler defola... 

2018 

Yrd. Doç. Dr. Mustafa Eyriboyun
Bülent Ecevit Üniversitesi
Mühendik Fakültesi
Makine Mühendisliği Bölümü
 
                                   

Soğuksu / Simit Fırını Karşısı

-AÇIK-

23 Şubat 2025

“Hamaset, Nutuk, Nostalji Yok... Kızgınız!”



Ağustos 1992

  
Madencilerin artık gaz maskesi var
İbrahim Akyürek
3 Mart 1992’de Kozlu’da gerçekleşen büyük grizu patlamasında 263 işçi ölmüş, ocaklarda çıkan yangın nedeniyle girilemeyen yerlerdeki 142 işçinin cesedi yer üstüne çıkarılamamıştı.
Kuyulara su basılarak yangın söndürüldü ve ilk aşamada 200 metre derinlikteki 50’ye yakın işçinin cesedi 2 ve 4 Ağustos 1992’de çıkarıldı.
Cenazeler; Bartın, Devrek ve Yenice’nin köylerine doğru arkası açık pikaplarla gönderildiler.
Ne, işçilerin sendikası Genel Maden-İş, ne işveren-devlet olarak Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) törene bile gerek duymadı. Zonguldak’tan Ankara’ya yürüyüşe geçen Onbinler de ortada gözükmedi.
Grizunun nedenleri tartışıladursun, sorumlular ortada gözükmesin, biilinen tek gerçek, iki aydır artık işçilerin gaz maskesi taşımaları.
Yaklaşık beş milyon değerindeki Fransız malı “Fenzy” marka maskeler iki yıldır gümrükte beklemiş. Yazışmalar birbirini izlemiş. Devlet devleti denetlemiş. İş Güvenliği Tüzüğü maskeyi zorunlu tutmuş. Ancak para ayrılamamış.
“Fenzy”, bir çeşit yapay akciğer. Hareketsiz durumda bir saat, kontrolsuz soluk almada, yani hareket durumunda yarım saat size yardımcı oluyor. Bir kez kullanılıp atılıyor. Şimdi madencilerin belinin bir yanında kullandıkları lambaların aküleri, öteki tarafında yeni araçları “Fenzy”ler var.
3 Mart 1992 tarihindeki grizu patlamasında gaz maskeleri gümrükteydi. Anlatıldığına göre 100’ü aşkın işçi, bu maskeler bellerinde olsaydı kurtulabilecekti.
Ne, Maden Mühendisleri Odası'nın, ne de Ankara’ya yola çıkan yüzbin kişiyi örgütleyen sendikanın gücü maskeleri gümrükten kurtarmak için kullanılmıştı.
Ücret artışı için, ocakların kapatılmaması için bir ay kent içinde yürüyen işçi toplulukları, Mengen barikatı önünde geceleyenler maskeleri gerekli görüp, gücünü bu araçları elde etmek için kullanmamıştı.
Bir yanda ölenlerin yakınları tabut başında ağlarken, öte yanda yaklaşan vardiyanın işçileri ocaklara girmeye hazırlanıyordu.
Gözlerim tabutlarla işçilerin bellerindeki gaz maskeleri arasında gidip geldi. Madencilerin artık ölümler karşılığı edinilen gaz maskeleri vardı. 
Ağustos 1992
F: İbrahim Akyürek

Çünkü modern dünya düzeninde topraklar, finans sisteminin içine hapsedildi.

 

Öldür, borçlandır, satın al
Ve artık herkes biliyor ki; ölüm, yıkım, yerinden edilmeler savaşın sadece görünen yüzü…

Asıl mesele, savaşın gerçeği şekillendirme gücüdür.

Bu yüzden hiçbir savaş anlatıldığı gibi başlamaz, anlatıldığı gibi sona ermez.

Hiçbir işgal yalnızca güvenlik kaygısıyla yapılmaz. Hiçbir bomba demokrasi için patlamaz.

Bahaneler, daima ölümlerden önce gelir.

İsrail savaşı nasıl başlattı hatırlıyor musunuz? Hamas dedi, kutsal kitap dedi…

Oysa İsrail’in silahları Amerikan mühendisliğinden, fonları Amerikan bankalarından, diplomatik kalkanı Amerikan yönetiminden geldi.

Sonunda Gazze’ye İsrail değil, ABD çöktü.

 Geleneksel savaşlarda generaller kazanırdı, modern savaşlarda yatırımcılar kazanıyor. Yıkılan şehirlerin yerine gökdelen diken şirketler, askeri harcamaları silah tekelleriyle paylaşan devletler, felaketleri “yatırım fırsatı” olarak gören fon sahipleri... İşte savaşın gerçek kazananları bunlar.
Belma Akçura    Milliyet 
                        

21 Şubat 2025

Türkçeye özsever olarak tercüme edilen narsist sözcüğü....

 

Narsistler içimizde

Trafikte önünü kesen kıro, herkesin sosyal mühendisi aile büyüğü, gaddar patron, evlendikten sonra canavarlaşan eş, küçük kızın ya da oğlun, bize bağırıp duran politikacı

Narsistik kişilik bozukluğunun nedenleri

Anne ve babanın büyüme çağındaki çocuktan aşırı beklentide bulunması, çok fazla şımartılarak büyümek, çocuklukta şiddet ve istismar yaşamak, gerçekçi olmayan övgüler almak, değersizlik ve sevgisizlik deneyimleri narsisizmin nedenleri arasında sayılır. Narsisizm genetik değildir ve yakın çevrenin etkisiyle oluşur.

Sosyal medyanın yaygınlaşması ile bireylerin kendilerini sürekli olarak çevreye göstermek istemesi ve "like"lar, beğeniler peşinde koşması narsistik eğilimlerin yaygınlaştığını gösterir. Sosyal medyanın yarattığı mükemmel yaşam illüzyonu birçok kişinin kendisini ve yaşamını başkalarıyla karşılaştırmasına ve dolayısıyla kendini yetersiz hissetmesine neden olabilir. Bu durum, narsistik eğilimlerin toplumda daha fazla görünür hale gelmesine yol açar.

  Narsist kişi sürekli olarak kendini beğenmiş ve kibirli davranışlar sergilerken çevresindekilerden her zaman iltifat bekler. Buna rağmen başkalarının duygularını hiç önemsemez ve empati kuramaz. Diğer insanları manipüle edilecek nesneler gibi görür. 

Hak ettiklerini düşündükleri ilgiyi görmeyen narsistik kişiler, kendilerini mutsuz ve hayal kırıklığına uğramış hissederler ve toplumdan uzaklaşmaya başlarlar. Buna paralel olarak ben merkezci yapıları nedeniyle etraflarında pek sevilmedikleri için içinde bulundukları toplum da onları dışlar. 

Mehmet Ali Çiçekdağ   t24

                                  

19 Şubat 2025

 

2016 / Mehmet Uçum

Erdoğan'ın Başdanışmanı Uçum: Solcuyum, Eskiden TKP Üyesiydim

HaberTürk'ten Kübra Par'a konuşan Uçum'un açıklamaları şöyle:


Sol hareketin içinden geldiğinizi duydum, doğru mu?


Evet. Karslıyım. 1980 öncesine Kars'ta solun hâkimiyeti vardı. Ağabeylerim, amcalarım sol hareketin içindeydi. 12-13 yaşında politik faaliyetlere katıldım. Eski Türkiye Komünist Partisi'nin gençlik kolundaydım. Darbeden birkaç gün önce çok sevdiğim arkadaşım Hamza Can çatışmalarda öldürüldü. Hem onun ölümünü protesto etmek hem de kendimizi ifade etmek için duvarlara yazılar yazdık, pankartlar astık. "Faşizme geçit yok" "Hamza Can ölümsüzdür"... Ertesi gün polis beni gözaltına aldı. Yazıları duvarlara yağlı boyayla yazıyorduk. Ayakkabılarıma boya damlamış. Suyla silmiştim ama ayakkabım kuruyunca boyalar ortaya çıktı. Duvarlara yazanlardan biri olduğum anlaşıldı. Tek başıma yaptığımı söyledim ama inanmadılar. Kafamda hayali bir karakter oluşturdum. O zamanlar Şener Şen'in tıraş bıçağı reklamında Seyfi diye bir karakter vardı. "Her şeyi Seyfi'yle yaptım" dedim. İnandılar.

Sonra?


O zamanın koşullarında gözaltına alınmak işkence görmek demekti. Elektrik verdiler. Kafamda Rus rulet oynadılar. Soğuk su döktüler. Askıya astılar. Nehrin kenarına götürüp "Seni vurup, buraya atacağız" dediler. Çocuk yaştaydım ama kedimi militan, onları ise düşman olarak görüyordum. Düşmanlara karşı direniyormuşum gibi hissediyordum. Günlerce Seyfi'yi aradık. Haliyle bulamadık!

Kurtuldunuz mu sonra?

11 Eylül 1980 sabahı "Gözün aydın öğleden sonra çıkacaksın" dediler. Ama beni savcılığa götürecek polis arabasının benzininin bitmiş. Yani iş yarına kalmıştı. Ertesi gün 12 Eylül oldu. Hücrelerin kapısı tekmeyle açıldı. "Kalkın lan darbe oldu" dediler. Gözaltı sürem 55 güne çıktı. Sonra Erzurum sıkıyönetim cezaevine gittim. Diyarbakır Cezaevi'nin mikro bir pratiğini orada yaşadım. Mahkûmları her sabah yerlerde süründürürlerdi. Coplatırlardı. Marşlar ezberletip, söyletirlerdi. Hakaretleri saymıyorum bile. En nihayetinde tahliye oldum.

Kendinizi hala solda görüyor musunuz?


Tabii. Geleneksel değerlere bağlı sol politikalardan yanayım. Doğru tanımlama buysa muhafazakâr sol demokratım.

AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan'la yolunuz nasıl kesişti?

 2016

Bacaağzı

16 Şubat 2025

Michael Moore, Filistin'in Oscar Adayı "From Ground Zero"ya Yürütücü Yapımcı Olarak Katıldı.

Günümüz Gazze’sinde savaşın ortasında yaşayan 22 Filistinli yönetmenin kısa filmlerinden oluşan “From Ground Zero,” animasyon, belgesel ve kurmacayı harmanlayarak, yapımcıların ifadeleriyle, “insan ruhunun direncini ve yıkımın ortasında dahi yeşeren yaratıcılığı” gözler önüne seriyor. Yönetmen Rashid Masharawi’nin koordinasyonu ve finansmanıyla hayata geçirilen film, 3 Ocak’ta Watermelon Pictures tarafından ABD’de gösterime girecek.

       


08 Şubat 2025

Çaycuma

Çaycuma Belediyesinin şirketi ÇAYBEL, Atatürk Bulvarı üzerindeki tarihi Belediye Çay Bahçesi ile Askerlik Şubesi arasındaki yolda kurulması planlanan Sanat Sokağı için 14 adet kulübe imal etti. Tümüyle ahşaptan imal edilen kulübeler Çaycuma Belediyesi ekiplerince yerlerine yerleştirildi. Son derece şık şekilde tasarlanıp imalatı yapılan kulübelerde, her türlü el işiyle hediyelik eşyaların satışı yapılacak. Kadın emeğinin değerlenmesi için önemli bir görev üstlenecek satış kulübeleri, ilçenin görsel ve turistik değerine de katkı sunacak.

                             

2024 Kasım

 

"devlet aklı"

 

04 Şubat 2025

"devlet aklı"

 

Sıradan Faşizm 

İkinci kuşak Sovyet sinemacılarından biri Mikhail Romm. Hemen tümü arşivlerden derlenmiş, Aralarında Hitler'in özel film arşivi, SS subaylarının çektiği özel filmler, Sovyetler'in ve diğer kimi ülkelerin devlet arşivleri gibi kaynaklar da bulunan materyali kurgulayarak oluşturduğu anıtsal 'Sıradan Faşizm ' filmiyle, Almanya'da Nazizm'in 1930'larda başlayan yükselişini ve savaş sonu ile birlikte gelen çöküşünü anlatıyor.
Bunun yanı sıra, aynı zamanda 'faşizm'in içinde oluştuğu koşulları, sıradan, küçük, önemsiz bulunan olaycıklarla  tehlikeli hoşgörülerle, gündelik boş verişlerle, yerine getirilemeyen görevler ve kaçınılan sorumluluklarla nasıl palazlandığını da gösteriyor. 
Bir taraftan 'eğlenceye boğulmuş' ve çökmekte olan 'soyluları ve zenginleriyle' diğer taraftansa Hitler ve Musolini'nin şahsında cisimleşen pespaye bir hakimiyet tutkusuyla çok başarılı bir üslupla dalga geçerken , diğer taraftan bu kepazeliğin ağır bedellerini de seyircinin önüne koyuyor.

Siyah Beyaz
İlk Politik Belgesel Başyapıtı, 1965

https://www.dr.com.tr/film/obyknovennyy-fashizm-siradan-fasizm/yabanci-sinema/klasikler/urunno=0000000592469   
                   

02 Şubat 2025

BKM

İngiltere


 
İngiltere’de sendikalardan faşizme karşı örgütlenme çağrısı

Yahudi Sosyalist Grubu’ndan David Rosenberg, Trump’ın göreve başlamasıyla birlikte 1930’lardaki dehşet verici dönemi hatırlatan işaretlerin daha görünür hale geldiğini söyledi: “O dönemde aşırı milliyetçi nefret, özellikle antisemitizm, Avrupa genelinde yaygındı. İnsanlar geleneksel politikacılara olan inançlarını kaybederek haklarını savunacağını vaat eden figürlere umut bağladılar. O zaman da Avrupa genelinde aşırı sağ hızla yükseliyordu. (…) Aşırı sağın bayrağına koşanlar arasında, hayat koşullarını iyileştirmek isteyen sıradan insanlar vardı. Ve bu insanlar kendi servetini ve gücünü artırmak isteyen demagoglar ve diktatör heveslileri için kolay bir av haline geldiler.

 İtfaiyeciler Sendikası (Fire Brigades Union) Genel Sekreteri Steve Right da yaptığı konuşmada işçi sınıfının aşırı sağa karşı mücadeledeki önemine vurgu yaptı: “Aşırı sağı frenlemek için sokaklarımızı, işyerlerimizi örgütlemeliyiz. Yanıbaşımızda çalışan göçmen işçilere değil tepemize binen patronlara tepki vermeliyiz” dedi
 
       

Londra'da aşırı sağcılar ile ırkçılık karşıtları karşılıklı eylem düzenledi

 

Almanya'da yüz binlerce kişi, AfD'yi protesto etti

"devlet aklı"

  

01 Şubat 2025

Çanakkale

 
Doğa talanına karşı mücadelenin sergisi: "Kaz Dağları Direnişi" 
Kaz Dağları’nda yapılmak istenen maden çalışmalarına karşı direniş yıllardır sürüyor.

Direnişin sesini duyurmak ve kitleselleştirmek için ise ekoloji platformları, STK’ler ve yurttaşların çalışmaları devam ediyor.

İşte bu amaçla Kaz Dağları Ekoloji Platformu’nun katkılarıyla gerçekleştirilecek olan Gözden Çıkarılmış Topraklar: Kaz Dağları Direnişi adlı fotoğraf sergisi, 30 Ocak saat 17.30’dan 6 Şubat’a kadar Çanakkale Belediyesi Troia Sergi Salonu’nda ziyarete açık olacak.

Fotoğraf sergisinin hazırlayıcıları olan Begüm Ormancı ve Helin Sinan ile Kaz Dağları’ndaki tanıklıkları ve sergi hakkında konuştuk.
 
Bianet

 

28 Ocak 2025

Protestolar

Kâr hırsı yargılanacak

Geçtiğimiz hafta Yunanistan ve Sırbistan’da meydanlar dolup taştı. Pazar günü Yunanistan’da son 30 yılın en büyük kitlesel eylemi olarak nitelenen gösteriler gerçekleşti. Atina’dan Selanik’e, Patra’dan adalara kadar ülke genelinde sayılarının yüz binleri bulduğu ifade edilen kitleler 28 Şubat 2023’te yaşanan ve 57 kişinin hayatını kaybettiği Tempi tren kazası için adalet talebiyle meydanlara çıktı: "Kâr hırsı yargılanacak" dedi. Sırbistan’da ise Novi Sad tren istasyonu faciasında 15 kişinin ölümüne tepki olarak ülke genelinde büyük protestolar gerçekleşti.

Tempi tren kazası, Atina’dan Selanik’e giden yolcu treninin yük treniyle çarpışması sonucu gerçekleşmişti. İncelemeler, özelleştirme politikalarının getirdiği ihmal ve kâr odaklı yaklaşımlara işaret ediyordu. Ses kayıtları, işçi sendikalarının yaptığı uyarılara kulak tıkandığını ve demiryollarında yeterli güvenlik önlemlerinin alınmadığını ortaya koymuştu. Ulaştırma Bakanı istifa etmişti, ancak bu, toplumun öfkesini ve adalet arayışını durdurmadı. Bilakis, itirazlar daha örgütlü bir şekilde hem sorumluların cezalandırılması hem de özelleştirmelerin durdurulması talepleriyle büyüdü.

∗∗

Benzer bir adalet arayışı Novi Sad’daki tren istasyonu faciası sonrası Sırbistan’da da yaşandı. Son olarak 24 Ocak Cuma günü Sırbistan'ın başkenti Belgrad'da 1 Kasım 2024’te Novi Sad tren istasyonunun çatısının çökmesi sonucu hayatını kaybeden 15 kişi için adalet talebiyle ülke genelinde kitapçılar, barlar ve tiyatrolar greve gitti. Daha önce de binlerce kişi sokağa dökülmüştü. 15 kişinin ölümü kamu altyapı projelerindeki yolsuzluk ve ihmallerin bir sonucu olarak değerlendiriliyor ve bu da hükümete yönelik tepkileri artırıyor. Sokak hareketinin başını ise öğrenciler çekiyor. 

Özge Güneş   Birgün

 

                          

26 Ocak 2025

24 Ocak 1980 ekonomi kararlarını hatırlıyoruz:

 

Belgesel

Dr. Öğr. Üyesi Mehtap Özsoy tarafından TÜBİAK destekli hazırlanan proje kapsamında düzenlenen serginin açılışı 28 Ocak Salı günü saat 14.00’de yapılacak.

  Aynı proje kapsamındaki “EKİ İşçi-Fabrika Sinemaları: Sahadan İzler” belgeselinin ilk gösterimi ise 28 Ocak Salı günü saat 15.00’de BKM sinema salonunda izlenebilecek.