09 Nisan 2026

YENİ / NİSAN 2026

 

Siyonizmin kurucusu Theodor Herzl'in şöyle bir sloganı vardı: "Topraksız bir halk için halkı olmayan bir toprak." Avrupa emperyalizminin koca bir çağına dayanak olmuş slogan budur. Zygmunt Bauman 

08 Nisan 2026

Sergi Odası 27. Yılına Giriyor!


Sergi Odası 27. Yılına Giriyor!

26 yıldır Zonguldak’ta kültür-sanat ortamı sunan Sergi Odası 1 Mayıs 2026’da 27'inci yılına girecek.

Sergi Odası son bir yılda bir dizi fotoğraf, karikatür, seminer, sergi ve söyleşiyi konuk etti. "Salı Sineması" film gösterilerini sürdürdü. İnternet üzerinden her ay bir konuda fotoğraf sunumu gerçekleştirdi.

Geçen dönem boyunca geleneksel çalışması ‘Zonguldaklı Yazarlar, Zonguldak’ı Yazanlar” ve "Fotoğraf ve Sinema" başlığı altında topladığı yayınları masa üzerine çıkardı.

Fotoğraf/Film Haftası

2025'in Kasım ve Aralık aylarına paylaştırılan etkinlikler, Britanya (İngiltere) kömür işçilerinin 84/85 uzun grevi ve Zonguldak Kömür Havzası maden işçilerinin 90/91 uzun grevini hatırlatmak üzere düzenlendi.

Dayanışma İçin Teşekkür!

Sergi Odası, yıl boyunca süren çalışmalarına destek olan kuruluşlara teşekkür ediyor: Eğittim Sen Çaycuma Temsilciliği, Karaelmas Ressamlar Topluluğu, Zonguldak Fotoğraf Derneği, Zonguldak Belediye Kültür Merkezi, Salı Sineması Topluluğu Katılımcıları, Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı, Kilimli Halkevi, Soğuksu Öztürk Simit Fırını, Soğuksu Star Elektrik, Birgün Gazetesi, Haftalık Susma Gazetesi, Berfin Bahar Dergisi.

  

06 Nisan 2026

“Girmemelerini istediğimiz işlerin dışında kaldılar”

 

SABAH VE YENİ AKİT, TRUMP’I SANSÜRLEDİ

ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı “harika bir lider” diye nitelendirdi; ardından ekledi:

“Türkiye şahaneydi. Aslında harikaydı; girmemelerini istediğimiz işlerin dışında kaldılar.”

Sabah, “Trump’tan Erdoğan’a tarihi övgü” başlığıyla verdi Trump’ın sözlerini. Ancak haberde, Trump’ın sadece “Türkiye harika bir ülke ve Erdoğan da mükemmel bir lider" sözlerini aktarırken, “Girmemelerini istediğimiz işlerin dışında kaldılar” bölümünü makasladı. Hem dijitalde, hem de basılıda yaptılar bu kesme işini.

Aynı makaslamayı Yeni Akit de farklı yöntemle yaptı. “Trump, Erdoğan için ‘Harika lider’ dedi, Ekrem cezaevinde çatladı” başlığıyla web sayfasında tamamen yoruma dayalı bir metin yayımladılar. Sabah’ın yaptığı gibi onlar da Trump’ın ikinci cümlesini kestiler.

Trump’ı sansürleyerek okur ve izleyicilerinin, “Girmemelerini istediğimiz işlerin dışında kaldılar” sözlerini öğrenmesini engellemeye çalıştılar. Tabii bir konuşmanın bir yarısını alıp oradan Erdoğan’a övgü çıkarmak, eleştirilere neden olabileceğinden kaygı duydukları öbür yarısını ise sansürlemek gazetecilik değil propagandacıların yapabileceği bir uygulama. 

Faruk Bildirici   Birgün

1990

 İNSANA SAYGI MİTİNGİ

24 Şubat 1990  
Zonguldak
Çektiğimiz fotoğraflar peşimizi bırakmıyor. İşçi ölümleri seni beni ilgilendirmez gibi görünür. Ancak, zamanla yarışan işçi servisinin bir öğrenci servisi ile çarpışması beklenmedik değildir. Ya da bir kuryenin hemen ulaştırmaya zorunlu olduğu kebabının altında kalmak...
+
İnsana Saygı Mitingi yaklaşık 25 binlik katılımla yapıldı. Peş peşe gelen ölümler çok sayıda sendikanın Zonguldak'ta buluşmasıyla sonuçlandı.
+
BUGÜN bol haber, bol rapor, bol istatistik, bol Allaha havale var!

 F: İbrahim Akyürek






Faşist hareket ve kadroları devlete eriştiklerinde, ilk hedeflerinden biri

 

Pentagon’da ‘gleichschaltung’

Faşist hareket ve kadroları devlete eriştiklerinde, ilk hedeflerinden biri bürokrasiyle güvenlik aygıtıdır. Çünkü devletin şiddet uygulama kapasitesi, siyasal bir projenin, dolayısıyla da faşizmin en kritik dayanaklarından biridir. Bu noktada “gleichschaltung” (kurumların hizaya getirilmesi) kavramını anımsayabiliriz. Adolf Hitler iktidara geldikten sonra 1933-34 yıllarında devleti, toplumu Nazi ideolojisine göre dönüştürmek için “gleichschaltung” politikası uyguladı. Bürokrasi “temizlendi”; üniversiteler, eğitim, kültür kurumları yeniden düzenlendi. Devlet aygıtı anayasal düzenin değil rejimin ideolojik hedeflerinin taşıyıcısı haline geldi.

 “Derin devletin temizlenmesi” gerekçesine dayandırılan bu öneriler aslında, anayasada tanımlı görevler, sınırlar içinde hareket eden, hükümetlerden “bağımsız” bürokrasinin profesyonel özerkliğini zayıflatmayı, devlet aygıtını, siyasi sadakat esasına göre yeniden şekillendirmeyi, böylece kapitalist demokrasinin devlet ve hükümet ayrımını ortadan kaldırarak devleti başkanının iradesi altında “1”leştirmeyi hedefliyordu.

 Almanya ve İtalyan faşizmlerinin 1930’lardaki deneyleri bize “süreç olarak faşizm” içinde, faşist dönüşümün hızlandırılması bağlamında kriz ve savaş koşullarının bir “fırsat penceresi” olarak kullanıldığını gösteriyor. ABD’de de kara kuvvetleri komutanının İran savaşının tam ortasında kovulması, “Savaş Bakanı” Hegseth’in savaş koşullarını, süreç olarak faşizmi hızlandırmak için araçsallaştırdığını gösteriyor. ABD’de “süreç olarak faşizm”, parlamenter sistem içinde geri çevrilemeyecek bir noktaya hızla yaklaşıyor. 

Ergin Yıldızoğlu   Cumhuriyet

Amerikancılık ve NATO’culuk çoğunlukla örtülü yapılır.

     

Günümüzün mandacılığı NATO’culuktur

Türkiye’de devletin tersine, toplumda ABD ve NATO karşıtlığı yüksektir. Böyle olduğu için de Amerikancılık ve NATO’culuk çoğunlukla örtülü yapılır.

Bir de Türkiye’nin NATO’da kalmaya devam etmesine gerekçe üreten bir yaklaşım vardır. Bu kesimlerin son dönemde iki argüman geliştirdiği görülüyor: 1) “Türkiye, NATO’da kalarak NATO’dan korunmaktadır!” 2) “Türkiye NATO’da kalarak Güney Kıbrıs’ın NATO üyesi olmasını önlemektedir.”

NATO ÜYELİĞİ TÜRKİYE’NİN ELİNİ BAĞLIYOR

İlk argüman önemli, zira NATO’da kalmayı savunanların da artık kabul ettiği bir gerçekliktir Türkiye’ye tehdidin NATO ülkelerinden geldiği.

Adını koyalım, o ülke ABD’dir. Ama Türkiye’nin NATO’da bulunmaya devam etmesi ne tehdidi ortadan kaldırıyor ne de argümanda iddia edildiği türden bir savunma sağlıyor.

Türkiye’nin NATO üyesi olduğu şartlarda ABD Türkiye’de darbeler yaptı.

Türkiye’nin NATO üyesi olduğu şartlarda ABD Türkiye’ye silah gösterdi; gemimizi, uçağımızı vurdu, askerimizin başına çuval geçirdi.

Türkiye’nin NATO üyesi olduğu şartlarda ABD, Türkiye’ye ambargo uyguladı; başka silah almayı da engelledi mevcut silahın mühimmatını da satmadı; parasını aldığı uçağa bile el koydu; ulusal silahlanmamızı geciktirdi.

 Mehmet Ali Güler   Cumhuriyet 

05 Nisan 2026

madenler ve ortaklıklar

      
Sermaye, çevre ve emek denklemi Türkiye'deki büyük maden projeleri, yerli holdinglerin küresel maden devleriyle stratejik ortaklıklarıyla yürüyor. Bazı projeler ise tamamen yabancı sermaye elinde. Sermaye semirirken doğa ve yaşam alanları yok oluyor.  
 Özer Akdemir  Evrensel

Tarih


Mozaikler, 24 Ocak 2008 tarihinde köyde yaşayan Nizamettin Oral’ın bahçesinde sera kurmak için yaptığı kazı sırasında ortaya çıktı. İlk incelemelerde Geç Roma–Erken Bizans dönemine ait olduğu değerlendirilen taban döşemeleri, kısa sürede uzmanların dikkatini çekti. Alan daha sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından koruma altına alınarak arkeolojik sit olarak kayıt altına alındı.

Ancak aradan geçen yaklaşık 17 yıla rağmen bölgede kapsamlı bir restorasyon çalışmasının yapılmadığı iddia ediliyor. Bu durum, hem köy halkı hem de kültürel miras savunucularının tepkisine neden oldu.

Kadıoğlu Köyü’nde bir araya gelen vatandaşlar, mozaiklerin doğal koşullar nedeniyle her geçen gün zarar gördüğünü ifade etti. Nem, yağış ve çevresel etkilerin tarihi yapıyı tehdit ettiğini belirten grup, bilimsel yöntemlerle acil koruma ve restorasyon çalışması başlatılması gerektiğini vurguladı.

04 Nisan 2026

Cumhuriyet NATO'yu çok seviyor!


Eski NATO Genel Sekreter Yardımcısı Diriöz, 77. yaşına krizlerle giren NATO’yu değerlendirdi: ‘Trump’ın ileriye gideceğini sanmıyorum, temmuzdaki zirve Türkiye’ye faydalı olur’ 

NATO’nun temel stratejisinin caydırıcılık ve savunma olduğuna dikkat çeken Diriöz, Trump’ın tavrının caydırıcılığı baltaladığını söyledi. Diriöz, “Caydırıcılığın gerçekleşebilmesi, inandırıcı olabilmesi, bir saldırıyı önleyebilmesi için iki önemli unsur var. Birincisi imkân ve kabiliyetler: Top, tüfek, tank, savaş uçağı, savaş gemisi, bunların lojistik vasıtaları… İkincisi ise siyasi irade. NATO zirve bildirileri, bakanlar bildirileri bu yüzden önemli” dedi.

Bu noktada Trump’ın açıklamalarına işaret eden Diriöz, “Şimdi bir ülke kalkıp da ‘NATO işe yaramaz, kağıttan kaplan’ vesaire derse, bu, caydırıcılığı zaafa uğratır. Ancak neticede Avrupa'nın güvenlik bakımından tercihi, transatlantik boyutu muhafaza etmektir. Amerika'nın tercihi de ekonomik olarak kendine yakın olan Avrupa’yla rahat ilişkiler kurmaktır. Bu, ABD için ilave güç kaynağıdır. Onun için ben bu söylemlerin çok ileri gideceğini ve caydırıcılığın daha da zarar alacağı bir noktaya ulaşacağını sanmıyorum. Bu söylemler, hafif gaz vermek için ya da Hürmüz’le ilgili destek toplamak içindir” sözlerini sarf etti.

 

03 Nisan 2026

Kültür


Trump Şimdi Boğaz'da, Adana'da

NATO’nun Karanlık Arşivi

ABD, eskisi gibi toprak işgal edip sömürge kurmak yerine farklı bir yol izledi. Uluslararası ticareti, parayı ve güvenliği kendi etrafında toplayacak yeni bir emperyalist düzen kurdu. Bu yeni düzenin ekonomik ayağını Bretton Woods anlaşması, IMF ve Dünya Bankası oluşturdu. Tüm bu ekonomik sistemi ve ABD’nin yatırımlarını koruyacak silahlı güç görevini ise NATO üstlendi.

Savaş sonrası Amerikan emperyalizminin kurumsal temelleri, İkinci Paylaşım Savaşı henüz cephelerde devam ederken atılmaya başlandı. Temmuz 1944’te ABD’nin New Hampshire eyaletindeki Bretton Woods kasabasında 44 müttefik ülkenin delegeleri konferans için bir araya geldi. Amerikan sanayisinin devasa üretim fazlasını eritebilecek açık, istikrarlı ve güvenilir bir küresel pazarın inşası; bu konferansın temel amacını oluşturmaktaydı. Konferans ile birlikte dolar, küresel ticaretin ve rezervlerin merkezi haline geldi.
 
Uğurcan Yıldız   El Yazmaları

Trump Şimdi Boğaz'da, Adana'da

NATO, ABD, Türkiye: Eski hikâyenin yeni hali

NATO’nun genel tercihleri dışında belli ki, Amerika seçtiği bazı ülkelerle farklı bir ilişkiyi devam ettirecek. Türkiye’yi bu bakımdan hayati derecede önemli görüyor. Tersi olmaz, yani NATO, Amerika’ya karşı bir politika sürdürmek amacını güderek böyle bir işe kalkışmaz


 Daha önce Birleşmiş Milletlerin sonunu görmüştük. Sadece Trump ona karşı bir pozisyon aldığı için değil. BM’nin artık hiçbir yaptırım gücü kalmadığı için. Nihayet, NATO tarihe karıştı. Dünya siyaseti, devletler arasındaki ilişkiler böyle keskin ifadeleri kaldırmaz. Bitti dediğimiz şey yarın yeniden başlar. Ama şurası bir gerçek ki, Soğuk Savaş döneminin kurumları, iki kutuplu bir dünyaya göre kurulmuş olan o kurumlar şimdi değişen dünyanın erozyonu içinde tükeniyor

  NATO’nun genel tercihleri dışında belli ki, Amerika seçtiği bazı ülkelerle farklı bir ilişkiyi devam ettirecek. Türkiye’yi bu bakımdan hayati derecede önemli görüyor. Tersi olmaz, yani NATO, Amerika’ya karşı bir politika sürdürmek amacını güderek böyle bir işe kalkışmaz. Kaldı ki, Türkiye’de kurulacak yeni karargahlar, OD için, Türkiye’nin doğusu ve güneyi için yeni politikaların planlanması demektir. 
Hasan Bülent Kahraman   T'24

31 Mart 2026

Cinayet

 

Yunanistan’daki tren kazasında devlet sorumlu bulundu

Yunanistan’da 28 Şubat 2023’te meydana gelen ve 57 kişinin yaşamını yitirdiği Tempi tren faciasına ilişkin açılan bir tazminat davasında, mahkeme ilk kez devletin sorumluluğunu kabul etti.

Atina İdari İlk Derece Mahkemesi’nin verdiği karara göre, hayatını kaybeden bir kişinin yakınlarına yaklaşık 400 bin avro tazminat ödenmesine hükmedildi.

Kararda, Yunanistan devletinin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı aracılığıyla demir yolu ağındaki riskli ve yetersiz koşullardan uzun süredir haberdar olmasına rağmen gerekli denetimleri yapmadığı ve önlemleri yeterince hayata geçirmediği vurgulandı.

Mahkeme ayrıca, bu ihmallerin kazanın meydana gelmesinde etkili olduğuna ve gerekli tedbirler alınmış olsaydı facianın önlenebileceğine dikkat çekti.  57 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRMİŞTİ

      

 

30 Mart 2026

İnternet

  

harika bir lider. / trump ankara'da

İki yeni NATO komutanlığının anlamı

NATO için geçenlerde “ABD’siz kâğıttan kaplan” diyen ABD Başkanı Donald Trump, örgütü hedef almayı sürdürüyor. İran’da yardımına gelmedikleri için NATO üyelerine kızan Trump, “Onlar (NATO üyeleri) bizim yanımızda değilse biz neden onların yanında olalım ki?” diyerek “NATO çözülüyor mu” tartışmalarını körükledi.

Trump, konuşmasında Türkiye’yi ise diğer NATO üyelerinden ayırdı: “Türkiye bize son derece destekleyici oldu. Bence Türkiye şahaneydi, harikaydı. Onlar istediğimiz şeylerin dışında kaldılar. Bence Erdoğan harika bir lider.”

İktidara yakın medyanın Erdoğan övgüsü nedeniyle pek beğendikleri bu sözler, gerçekte büyük sorun içeriyor. “İstediğimiz şeylerin dışında kaldılar”, dolayısıyla “İstemediğimiz şeyleri yapmadılar” diyen Trump neyi, hangi fiili kastediyor? Önemli.
Mehmet Ali Güler   Cumhuriyet

29 Mart 2026

TRUMP BEYKOZ'DA...

Boğaz’ın kalbinde emperyalist karargâh: NATO'nun taşeron komutanlığı Beykoz'a kurulacak
AKP'nin "milli güvenlik" kılıfının altından NATO tahkimatı çıktı. Anadolu Kavağı’nda sessiz sedasız kurulan yeni Deniz Unsur Komutanlığı ile İstanbul Boğazı emperyalist operasyonlara açılırken, Montrö fiilen işlevsiz hale getiriliyor.

rezilliğin de ortağı:

AKP bu rezilliğin de ortağı: Trump'ın 'Barış Kurulu' Filistin direnişini 'terörist' ilan etti, İsrail canı isterse Gazze'den çekilecek
Erdoğan’ın kurucu üyesi olduğu Trump’ın “Barış Kurulu” Hamas’a yeni planını sundu. İsrail’in Gazze’den tam çekilmesini garanti etmeyen plan, Filistin devletinden de söz etmiyor. Gazze’ye yakıt girişi ve yeniden inşanın başlaması ancak direnişin tam silahsızlanması koşuluna bağlanıyor. Hamas’ın “geç olmadan” kabul etmesi istenen, tekliften çok tehdide benzeyen plan direnişi de “terörist” ilan ediyor.

27 Mart 2026

"Muhteşem İlişki"

        


      
Nail Güreli:
 “Gazetecilik temas ve mesafe mesleğidir!”

örgüt


Meslek örgütü ne işe yarar?

Bir yazar, şair, sanatçı, gazeteci, çevirmen ya da editör için meslek örgütü gerekli midir? Ya da bu meslek örgütleri ne iş yapar, varlık nedenleri nedir?

Meslek örgütlerinde aynı işi yapan insanlar bir araya gelir ve hak mücadelesi vermekte, meslek standartları oluşturmakta, iş verene ve kamuya karşı temsil yeteneği göstermekte öne çıkabilir, görev üstlenebilir. Hatta greve bile gidebilir. Ne yazık ki gazeteciler, yazarlar, sanatçılar, çevirmenler ya da editörleri bir araya getiren meslek örgütleri için aynı tanımı vermemiz mümkün değil. Çünkü bu alanda üretim bireysel olduğu kadar düzensizdir de. İşveren-işçi ilişkisi görünür düzeyde belirgin değildir. Yapılan iş doğrudan kamusal alanla ilişkilendirilir.

Oysaki her editör sabah kalkıp işe gidiyor, onu ofiste bazen asık yüzlü patron beklediği gibi bazen de işsizlik bekliyor olabilir. Zaten dün akşam işten çıktıktan sonra yolda ya da evde en azından üç dört saat daha çalışmaya mecburdur. Çünkü o yayınevi işyeri değil evdir, editör çalışan değil aile üyesidir… Dolayısıyla fedâkarlık etmesi gerektiği üzerine konuşulması bile gereksizdir(!)

Öyle ya her insan evine giderken turnikeden geçiyor ve kart basıyor, evet. Her insan öğle yemeğinde evinden çıkıp dışarıda zıkkımlanıyor… Zaten o çevirmenin ya da grafikerin telifi iki hafta sonra yatırılsa da olur(!)

  İfade özgürlüğünün hepimiz için risk taşıdığının farkındayız. Bu risk karşısında bireysel direncimizin azımsanyacak oranda güçlü olduğunu kabul ederek örgütlü dayanışmanın hayati ölçüde gerekli olduğunun da altını çizmemiz gerekir. 

  Zaten bir avuç insanız ve birbirimizden sorumluyuz. Bir yazarın bir gazeteciyle dayanışması kadar daha doğal ne olabilir? İki meslek örgütünün birlikte hareket etmesi görülmüş ve anlaşılır bir durum zaten.

“Benim ne işime yarar?” diye düşünmeden önce, bir meslek örgütüne üye olmak, yönetimde söz almak, örgüt ağının güçlenmesi için çalışmak gerekir. Çevirimize biri çökebilir. Yaptığımız kapak için itibarsız cümleler kurabilir bir densiz. Telifimize burun kıvırabilir.

C. Hakkı Zariç    Diken 

                                   

26 Mart 2026

Oto - Silah

       

  'Demir Kubbe'ye ekipman üretimi: Volkswagen yalanlamadı

EK dergi / 2018

Video Kasetlere Tutkun Bir Sinefil: Metin Kart


Video kaset iptilası nasıl girdi kanına Metin abi senin?

Ben çocukluğumda televizyonu çok seviyordum. Televizyonun her şeyini çok seviyordum o yıllardan itibaren. Küçük kırmızı bir televizyonumuz vardı. Jaws’ı filan o televizyonda izlemiştim ben mesela. Video kaset dönemi de tam o zamanlara rastladı. Babam arkadaşlarıyla beraber futbol turnuvaları yapardı o dönem Zonguldak’ta. Mahallenin en büyük abisiydi babam, çok da iyi futbol oynardı. Turnuvanın olduğu yerde bir de videocu vardı, adı Japon Sadi’ydi, kaset doldururdu. Video kasetlerden önce afişlere hayran oldum ben. O dükkanda Evil Dead afişi vardı, ben o afişi yarım saat izlerdim. En sonunda kovardı beni Sadi abi. Benim odamdaki afiş o afiştir işte.
 
Nasıl afişler olurdu başka o dükkanda anımsıyor musunuz? Yerli film satmıyor muydu bu dükkan?

13. Cuma, Hayalet Avcıları, Evil Dead… Zaten ekstrem afişler olurdu bu dükkanda daha çok. Nejat Uygur, Kemal Sunal ve Cüneyt Arkın haricinde bizim videocumuzda pek yerli film yoktu. Biraz da arabesk diyebiliriz ama genel olarak yabancı film vardı dükkanda. Chuck Norris’in, Michael Dudikoff’un ve de korku filmleri bulunurdu. Afişlerden dolayı ben video kasetlere gark oldum o dönem.

Video cihazı o dönem pahalı bir cihaz; evinizde video cihazı var mıydı?

Bizim evde video kaset yoktu ki. Babamın üç maaşına denk geliyordu video cihazı o dönem. Babam maden işçisiydi benim ve asgari ücret alıyordu 90 grevine kadar. Şimdinin parasıyla 4.500 TL filan eder. Nasıl alacaksın ki? Bir işçi onu alamaz, evine koyamaz. Ama babamın çok güzel arkadaşları vardı. Mahmut amcam vardı, Mustafa’nın babası. Haftasonları onlara giderdik, Mahmut amca bize film kiralardı. Mahmut amca’da izlediğim ilk film, benim video kaset koleksiyonuna başladığımda edindiğim ilk filmdir: “Asfalt Kovboy” (“Renegade” adlı 1987 yapımı filmden bahşediyor burada Metin Kart. Bu film “They Call Me Renegade” olarak da biliniyor.) Fakat filmi edindiğimde izlemedim, ben o filmi en son 1991 yılında izledim. Şu an benim arşivimde üç tane “Asfalt Koyboy” var, hiçbirini izlemedim. Çünkü izlediğimde tekrar o tadı alamayacağımı biliyorum. Beğenmeyeceğim filmi, ama şu an benim gözümde öyle bir konumda ki, size anlatamam, çünkü ben o film sayesinde video kaset toplamaya başladım. Çok kötü bir film olabilir, konusunu sorun söyleyemem şu anda size. Ama bu gözümde değerinden bir şey eksiltmez. 2018 Ek Dergi

ZFD

 

25 Mart 2026

Fabrika-insan

 

Dijital platformlar ve kapitalizm

 Fakat dijital kapitalizme baktığımızda sadece fabrikada çalışan işçi değil ekran başında sosyal medyada olan herkes birer metadır ya da dijital platformlar için hammaddedir. Burada tüm insanlığın metalaşması söz konusudur. Artık metalaşma sonucu kişinin kendine ve çevresine karşı yabancılaşması sadece fabrikalarda değil dijital olan her yerdedir. Ayrıca metalaşmada mekânsal sınırların aşılması insanı günün her saatinde her zaman dijital kapitalizmin objesi olmaya itmektedir. Çünkü dijital kapitalizm davranış üretir, veri toplar ve tahmin satar. İnsan faaliyetleri ekonomik değere çevrilebilir bir veri akışına dönüştürülmüştür.

 Fabrika-insan veya kullanıcı-insan, dijital platformlar tarafından esir alınmıştır aslında. Fakat bu esaret zorla değil gönüllü olarak gerçekleşir. Çünkü başta insan dijital platformların kendisine bedava hizmet sunduğunu varsayar. Para vermeden birçok hizmet alabilmektedir ve bu durumda insan ekranda kaldıkça optimum fayda sağladığını düşünür. Oysa kişi dijital platformda vakit geçirdikçe hem ona bağlanmış olacaktır hem de teknoloji şirketlerine veri sağlayarak onlara gelir getirecektır. Dijital platformlar görünmeyen bir sözleşmeye dayanır ve kişiler (kullanıcılar) bilmeden ekonomik sürecin bir parçası haline gelirler. 

 Son olarak insan kendi kendine akıl yürüten, karar alan, seçim yapan etken bir varlıktan kendisine benimsetileni seçen ve fakat seçtiğini zanneden edilgen bir varlığa dönüşmektedir. Dijital platformların insanları bu şekilde esaret içine alması ve onları kendisine bağlamasının en önemli nedeni kişilere sunduğu hizmetlerin çabasız ve kolay olmasından kaynaklanmaktadır. Kolaylık ve rahatlık insanlar tarafından hemen satın alınmaktadır. Aynı zamanda sorunun cevabının bekleme süresinin çok az olduğu ve her sorunun bir cevabı olduğu dijital platformlarda insanların toplumdan kopuk, kendi benliğine dönmüş varlıklar haline gelmesi daha da hızlanacaktır. Bu, kişilerin siyasal duyarlıklarını da pasifize etmeye yöneliktir. 
Burak Gürbüz  haber.sol