31 Temmuz 2026

Madımak

  

Madımak anlatıları


  Kaymakamlık, Mülkiye Müfettişliği, Bakanlık Genel Sekreterliği, Valilik ve Danıştay Üyeliği gibi görevlerden sonra emekliye ayrılan Muzaffer Dilek’in, Madımak’a dair yazdıkları ‘Mülkiye Müfettişinin Gözünden Sivas Kalkışması’ başlığı altında yer alıyor ve yazılma gerekçesi oldukça çarpıcı: ‘Bana göre Cumhuriyet tarihinin en vahim ve en canavarca hislerle gerçekleştirilmiş olayını, birinci elden incelemiş bir bürokrat olarak görüş ve değerlendirmelerimi yapmadan öteki dünyaya gitmek istemedim. Bu trajik olayla ilgili vakıf olduğum şeyler benimle kalsın istemedim.’

Kitapta soruşturma sürecinde tanıklık edilen tuhaflıklara dair detaylar oldukça dikkat çekici. Mesela Sivas Valiliği’nden istenen bilgi ve belgelere yanıt olarak gelen yanıtta, mevzuat gereği her gün saat 11.00’de yapılması zorunlu olan Asayiş Saati toplantı tutanağının yer almamış ve neden gönderilmediğine dair bilgi verilmemiş olması gibi. Ya da Tugay Komutanı’na iletilen soruların yazılı yanıtlarının aynı gün iletilmesi için mutabık kaldıkları halde, komutanın yazılı yanıt göndermek yerine, bir ulakla selam göndermekle yetinmesi gibi. Daha başka örnekler de var.

***

Kitaptaki bilgilere göre Vali Ahmet Karabilgin’in İçişleri Bakanlığı’ndan yardım talebi karşılanmamış, 5. Er Eğitim Tugay Komutanlığı’ndan önce telefonla, sonra yazıyla askeri yardım talebi ise sözde bazı yasal gerekçelerin arkasına sığınılarak zamanında ve yeterli destek sağlanmamıştır. Müfettişin ifadesiyle valiliğin talebine karşı vaziyet idare edilmeye çalışılmış, beş saatlik zaman içinde toplam 80-90 asker gönderilmiştir. Müfettiş Dilek, kentte olaylara ilişkin yaygın söylentiler varken, Komando Bölük Komutanlığı’nın, PKK operasyonuna gönderilmesinin de bir sorun olduğunu ve bu sorunların kolektif bir sorumluluğa işaret ettiğini belirtir. Müfettişin ifadesiyle ‘sanki görünmez bir el asayiş ve genel güvenlikten sorumlu olup Ankara’da ve Sivas’ta görev yapan tüm kamu otoritelerini karar alıp uygulayamaz hale sokmuştur.’

 

  Anlatılarda sürecin devamına ilişkin notlar da ilginç. Teftiş heyeti incelemesini bitirip Ankara’ya dönünce, 7 Temmuz günü Soruşturma Ön Görüş Raporu’nu sunmak üzere, İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu’nu ziyaret edip inceleme süreci ve rapordaki temel vurguları anlatırken, Bakan Gazioğlu, ‘daha çok dinliyormuş gibi yapıp aslında anlatılanlarla pek de ilgilenmemiş.’      

Şükrü Aslan   Birgün 

29 Temmuz 2026

Göç

‘DIŞARIDAKİLER: Bir Zamanlar Almanya’da’: Yeni Bir Göç Hikâyesi

Yapımcılığını, yönetmenliğini ve senaristliğini Ahmet Küçükkayalı’nın üstlendiği, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Proje Geliştirme ve Yapım Desteği ile hayata geçirilen DIŞARIDAKİLER: Bir Zamanlar Almanya’da filmi, vizyon için geri sayıma başladı. İzleyicide derin izler bırakmayı hedefleyen bu etkileyici yapım, 21 Ağustos’ta Türkiye’deki sinemaseverlerle buluşmasının ardından Avrupa genelinde de gösterime girerek küresel bir yolculuğa çıkacak.

Hikâyenin merkezinde, hayallerinin peşinden gitmek ve kendine yeni bir gelecek inşa etmek için her şeyi göze alan 20 yaşındaki Rıfat yer alıyor. Film, yalnızca 1980’li yıllarda Zonguldak’tan Almanya’ya uzanan o zorlu ve dönemi şekillendiren göç dalgasını anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda zamansız bir temayı merkezine alıyor.

Rıfat’ın gözünden ekrana taşınan bu yolculuk, bugün bile pek çok gencin kalbinde hissettiği o derin aidiyet arayışını, gelecek kaygısını ve ne pahasına olursa olsun kendi ayakları üzerinde durma mücadelesini evrensel bir dille beyaz perdeye aktarıyor. İzleyiciyi “Hayallerinin peşinden gitmek için ne kadar ileri gidebilirsin?” sorusuyla baş başa bırakan yapım, insan ruhunun direncini gözler önüne seriyor.

 

25 Temmuz 2026

Kitap ve Müze

OKUMA Grubu (Sergi Odası) ikinci buluşmasını Maden Şehitleri Müzesi bahçesinde gerçekleştirdi.

ÜZÜLMEZ'de bulunan  Müze ücretsiz. Kemerbaca dolmuşları ile gidiliyor. 

Gönüllü rehber eşliğinde, yoğun emek etrafında örgütlenen sosyal yaşam tarihi...

Kuruluşunda/yaşatılmasında emeği ve desteği olanlara bol teşekkür.
-
24 Temmuz 2026, Üzülmez

















 

Film

 

23 Temmuz 2026

arabanızdan vazgeçer misiniz?

 

 
Bedava bilet verseler arabanızdan vazgeçer misiniz?

 Teklif basit. Arabanızı aileniz dışında birine satar ya da hurdaya çıkarırsanız, size tüm Almanya’da geçerli “Almanya bileti”ni (Deutschlandticket) bedava veriyorlar. Almanya bileti ülkedeki tüm toplu taşıma araçlarına sınırsız biniş hakkı sağlıyor. Şehiriçi otobüsler, metro ve tramvayın yanı sıra şehirlerarası trenler de hizmetinizde. Almanya biletinin yıllık maliyeti 756 avro. Yapmanız gereken tek şey otomobilinizden vazgeçtiğinizi ispatlamak ve bir yıl boyunca yeni bir otomobil almamak.

  Özetlersek, otomobil çoğu zaman bir zorunluluk değil bir bağımlılık. Statü simgesi ve tüketim kültürünün bir parçası olmaya devam ediyor. Ulaşım araçları arasında çevreye ve iklime en çok zarar verenlerden biri olduğu unutuluyor. Toplu taşıma ve bisiklet ise otomobilin panzehri.

  19 Mart Darbesi diye tanımlanan, Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan süreçten sonraki boykot çağrılarını hatırlayın. Boykotun birçok alanda işe yaradığını biliyoruz ancak CHP’nin boykot listesinde yer alan otomobillerin satış rakamları boykottan etkilenmişe benzemiyor. Örneğin boykot listesinde yer alan Doğuş Grubu’na ait üç aracın satışları 2025’te bir önceki yıla göre arttı. Bu otomobillerin hepsini iktidara ve demokrasi karşıtı müdahalelere destek verenler almadığına göre, boykot çağrısı iş otomobile gelince etkisiz kalmışa benziyor. Otomobil tutkusu kapitalizmin insanları metalara nasıl tutsak ettiğini gösteren önemli bir örnek. Boykot ise içinde bulunduğumuz dünyada otokratik rejimlere karşı mücadelede kullanılan, etkili bir yöntem. O yüzden de kendimizi kapitalizmin en etkin uyuşturucularından kurtulma konusunda hazırlamamız gerek. “Cumhuriyet mi yoksa sevdiğim otomobil mi” sorusunu henüz sormadıysak bile, bir gün kendimize sormak zorunda kalabiliriz.

Özgür Gürbüz   Birgün 

 

22 Temmuz 2026

MAFYA'nın şirketleşmiş hali:

 

VARLIK YÖNETİM ŞİRKETİ ENDİŞELENMENİZ İÇİN NELER SÖYLER?

Varlık Yönetim Şirketleri Derneği”nin sayfasında, varlık yönetim şirketlerinin sloganı olarak ne yazdığınız biliyor musunuz; “mutlu müşteri”. Evet, onlar, biz borçluların sorununu çözdüklerine inandıkları için günün sonunda bizim “mutlu müşteri” olduğumuza inanıyorlar. Ama bizi arayarak endişelendirmek için türlü sözler söylüyorlar.

Eğer sonuç odaklı düşünürsek, kendilerince haklı olabilirler ama o gemi o limana varana kadar nelerin olup bittiğini bir tek borçlular bilir. Önce sizi arıyorlar, sonuç alamadıklarında, sırasıyla birinci dereceden yakınımız olan, annenizi, babanızı, kardeşlerinizi, varsa eşinizi, eşinizin anne ve babasını, sizinle aynı soyadını taşıyan ve akraba olduğunuzu düşündükleri herkesi, üst komşunuzu, köyün muhtarını bile arama fırsatı olursa arayıp bizim borcumuzu söylüyorlar. Burdaki amaç elbette ev haczine gelmiş gibi etki yaratmak. Sizi böyle mahcup durumda bırakıp borcunuzu herkesin öğrenmesini sağladıklarında anında ödeme yapacağınızı düşünüyorlar. Oysa, imkan olsa çoğunuzun ödeme yapıp zaten bu duruma gelmeyeceğinizi görmezden geliyorlar.
                       

2017

 

2005

 
Avukat Cihan Eren’i hatırlayan? 
Avukat Cihan Eren, bundan 10 yıl önce silahlı bir saldırıda öldürüldü. 
Karadeniz Sahil Yolu için hukuk mücadelesi veriyordu. 
Bütün iyi hukukçular gibi toplumsal yararı gözetiyordu. 
Karadeniz sahilini doldura doldura ilerleyen projenin, doğayı tahrip ettiği gerekçesiyle açtığı davayı kazanmıştı.

Rastlantı bu ya, silahlı saldırıdan iki gün sonra Fındıklı Aksu Sahili’yle ilgili yapılacak keşfe katılacaktı.

Tetikçi, duyup bildiğimiz bütün tetikçiler gibi 20’li yaşlardaydı.
 
Tetikçilerin çoğu gibi hazır bir hikâyesi vardı: “Kurtlar Vadisi dizisindeki Polat Alemdar’a özeniyordum. Ünlü birini vurmam lazımdı. Fındıklı’daki en ünlü kişi de Cihan Eren olduğu için onu vurdum” dedi. 
Sonra ne mi oldu?

Avukat Eren öldürülmeden önce 3. derece sit alanı ilan edilen Fındıklı Aksu Sahili’ne ilişkin karar, Eren öldürüldükten sonra Karayolları Genel Müdürlüğü’nün başvurusuyla Trabzon Bölge Koruma Kurulu’nca kaldırıldı.
 
Trabzon İdare Mahkemesi bu kararı esas alan imar planını iptal etmişti.
AKP’li Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Özak’ın onayıyla yol inşaatı tekrar başlatıldı.

Aksu Sahili, kayalarla doldurularak yok edildi. 
  
 Çiğdem Toker    Cunhuriyet   2005

20 Temmuz 2026

The Gulen: Belgesel Kitap/DVD

Bir ‘kurucu olay’ üzerine notlar

 2002- 2015 dönemi, siyasal İslamın, “bir restorasyon” projesi bağlamında şekillenmiş “pasif devrim” süreci içinde devlet aygıtında kurumsal mevziler kazandığı; sivil toplum, medya, eğitim ve bürokraside yavaş ama derinden bir rıza imalatı yürüttüğü klasik bir “mevzi savaşı” evresiydi. “15 Temmuz” bu süreci bir “cephe savaşı” aşamasına sıçrattı; devlet içi tarafların çatışmasının galibi, elde ettiği merkezileşmiş yürütme gücüyle, “mevzi savaşı” taktiğine dönerek günümüze uzanan yeni bir rejim inşa-kuruluş süreci başlattı.

 Muhalif duruşlar hızla suç kapsamında, sembolik ve fiziksel araçlarla baskı altına alındı. Diyanet rejimin en asli ideolojik-teolojik meşruiyet aygıtına dönüştü. “Olayın” ertesinde devlet bürokrasisinde başlayan geniş kapsamlı tasfiyelerin sonunda karar alma mekanizması rasyonel bürokratik süzgeçlerden, liyakatten tamamen arındırılıp karizmatik lider kültü ile onun etrafındaki dar iktidar kliğinin iradesine bağlandı

 KÜLTÜR SAVAŞLARI 

“Olayın” kurduğu rejimin, mülkiyet ilişkilerine, şirket yapılarına, piyasa mekanizmalarına liderlik düzeyinde doğrudan müdahale edebilen, muhalif ya da güvencesiz sermayeyi tasfiye edip yandaş kliklere, holdinglere sistematik kaynak aktaran yapısı, Günter Reiman’ın “vampir ekonomi” (1939) modelini anımsatıyor. Bu model içinde silah sanayisi, rejim açısından, hem sermaye birikimi hem milliyetçi-güvenlikçi meşruiyet üretimi açısından en stratejik önceliğe sahipti. 

Ergin Yıldızoğlu   Cumhuriyet  
                                                    

17 Temmuz 2026

Kontrol

Yapay zekaya karşı işçi isyanı 

YERLERİNİ ALACAK ROBOTLARI EĞİTİYOR

Hindistan’daki tekstil işçileri için artık günlük görevlerden biri dikiş ve paketlemenin yanı sıra kafa kamerası takmak. İmalathanede müdürler tarafından sebebi söylenmese de, işçiler mesai boyunca yaptıkları işi artık kayıt altına almak zorundalar.

“İlk başta komik olduğunu düşündük” diyen tekstil işçileri, The Guardian’a verdikleri röportajda zamanla izlenme dürtüsüyle atmosferin değiştiğinden bahsettiler. Rutin olarak yaptıkları işte verimliliklerinden dolayı şüpheye düştüklerini, hata yapmamak için daha dikkatli davrandıklarını ifade ettiler. Gözetim alanında işlerine devam etmeye çalışan emekçilerin bilmediği şey ise elde edilen bu videoların ne için kullanılacağı.

“Egosentrik veri” adı altında kaydedilen bu görüntüler, emekçilerin el hareketlerini ve üretim sürecini gösteriyor. Objectways veya Labellerr gibi teknoloji firmaları tarafından toplanan bu veriler ise ileride işçilerin yerini alabilecek insansı robotlar geliştirmek için robotik şirketlerine satılacak. Tekstil emekçileri ise sadece başlangıç. Depolar, dükkanlar ve fabrikalarda çalışan işçilere ait milyonlarca veri de kapsamlı modeller için gerekli olacak.

                                         

09 Temmuz 2026

Alaplı

 

Üst geçit yok: Yayaların güvenliği için modern bir üst geçit yapılmalı.

Sinyalizasyon ve aydınlatma yetersiz: Akşam saatlerinde karanlığa gömülen yol için güçlü aydınlatma ve sinyalizasyon şart.

Otopark ve cep alanları eksik: Düzensiz parklanmayı önleyecek kalıcı düzenlemeler hayata geçirilmeli.
 
Ertuğrul, “Vatandaşlara ceza kesmekle sorun çözülmez; bu kökten bir altyapı ve mühendislik sorunudur. Kalıcı çözüm gelene kadar sürecin takipçisi olacağız.” ifadelerini kullandı.

07 Temmuz 2026

Ekoloji ve Fotoğraf Buluşması

  

Küçük Menderes’te maden kuşatmasına karşı ortak cephe: ‘Yerin üstündeki altın bize yetiyor’

Tarihi Birgi’de düzenlenen Ekoloji ve Fotoğraf Buluşması, Küçük Menderes Havzası’nı kuşatan maden projelerine karşı güçlü bir direniş çağrısına sahne oldu. Holdinglerin milyar dolarlık maden iddialarına “Yerin üstündeki altınımız bize yetiyor” diyen muhtarlar, kararlılık mesajı verdi: “Bıçak kemiğe dayandı, lafın bittiği yerdeyiz. Her bir ağacımıza kurban oluruz, dağlarımızı terk etmeyeceğiz.”
 


                                                

05 Temmuz 2026

4 Haziran 2026 - NATO KAFA

   

Operasyonun dış ayağı

Bu kaçıncı! Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu, onca analize rağmen, hâlâ operasyonun dış ayağını anlamayarak (!) Atlantik dünyasından medet ummaya devam ediyor.

Son olarak Özgür Özel Newsweek’e yazdığı makalede “Yürüttüğümüz demokratik mücadele, yalnızca Türkiye’nin demokratik geleceğini değil, aynı zamanda bölgemizin, Avrupa'nın ve NATO'nun güvenliğini de şekillendirecektir” dedi.

ABD İMAMOĞLU’NU KURTARABİLİR Mİ?

13 Aralık 2025’te, İmamoğlu’nun CFR’nin dergisi Foreign Affairs’te yazdığı makale üzerine, bu köşede “ABD İmamoğlu’nu kurtarabilir mi?” başlığıyla bu konuya değinmiştim.

Ağır bir başlık seçmiştim, çünkü...

Öncesinde Özel ve İmamoğlu defalarca Batı’ya “AKP’nin bize yaptığı hukuksuzluğa karşı çıkın” mesajı vermişti, sayısız kere “Bizi yalnız bırakmayın” çağrısı yapmıştı. Karşılığında “Biz AKP’den daha Batıcıyız, daha Atlantikçiyiz, daha NATO’cuyuz” teminatı vermişlerdi.

Ama anlaşılmadığı görülüyor ki hâlâ aynı çizgiyi sürdürüyorlar. 


 Mehmet Ali Gürel   4 Haziran 2026  Cumhuriyet

                                   

                    

04 Temmuz 2026

NATO

Bir kişinin “duyarsız, soğuk ya da anlayışsız, laf anlamaz, söz dinlemez, taş kafalı” olduğunu anlatmak için kullanılan “nato kafa nato mermer” deyimindeki nato sözcüğünün kökeni Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü (NATO) ile ilgili değil. 

NATO KAFA

24 Ocak 2024; Komplo değil maziden bir haber:

TBMM, İsveç'in NATO üyeliğini AKP-MHP-CHP oylarıyla onayladı 
İsveç'in NATO üyeliği TBMM Genel Kurulu'ndaki tartışmalardan sonra açık oyla kabul edildi. MHP, AKP ve CHP milletvekillerinin 287'sinin "kabul" oyu kullandığı oylamada 55 milletvekili "ret" 4 milletvekili "çekimser" oy kullandı.

 

NATO Kafa

İmamoğlu'ndan zirve öncesi NATO'ya mesaj: 'Demokratik bir Türkiye çok daha güçlü ve güvenilir bir ortak olacak'

Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabından paylaşılan açıklamada İmamoğlu, NATO'ya mesaj göndererek, zirvenin Türkiye’nin dünyadaki yerini ve yönünü gösterecek önemli bir dönüm noktası olacağını savundu.

Türkiye’nin jeopolitik konumu ve ordusuyla Avrupa ve bölge güvenliği açısından kritik bir kapasiteye sahip olduğunu söyleyen İmamoğlu, bu gücün asıl kaynağının ise “millet iradesi, hukukun üstünlüğü ve Cumhuriyet kurumları” olduğunu söyledi.

İmamoğlu, demokratik hukuk devleti kimliğini güçlendiren ve kurumsal karar alma mekanizmalarıyla öngörülebilir hale gelen bir Türkiye’nin bölgede ve dünyada “çok daha güçlü ve güvenilir bir ortak” olacağını öne sürdü.