Amber,
1968'de bir film ve fotoğraf topluluğu olarak bir araya geldi. Çalışma, Kuzeydoğu İngiltere'deki işçi sınıfı ve marjinalleşmiş yaşamları ve manzaraları belgelemeye odaklandı:
| "KRİZ": Eller Havaya |
"Ekonomik zorluklar elbette fotoğraf uğraşımızı da olumsuz etkilemiştir. Ne yapalım, içimizdeki sevgisini de koparıp atamayız ya. Yanımızda makinayı nazlı bir yavuklu gibi taşırız hiç değilse. Eskisi kadar sık olmasa da, iyice emin olup öyle basarız deklanşöre. Ya da hiç çekmeyiz canım. Doğada, mavi göğün altında olmayı onun vesilesi sayarız.." (Trabzon Fotoğraf Sanatı Derneği Yönetim Kurulu Dernek Bülteni, Mayıs 2001) |
| Benzeri geçen ayın bülteninde de yinelenen yukarıdaki cümleleri okuyunca tevekkül anlayışının sızdığı yerler ve günlük sözlü-yazılı dile yansıdığı kadarıyla kanıksanan öteki vurgular (kalıplar) aklıma geldi: "...ülkemizdeki ekonomik kriz", "...dünyayı kaplayan savaş tedirginliği" (İFSAK Fotoğraf Günleri sayfası), "...savaşsız, krizsiz bir yıl diliyoruz" (İFSAK Aylık Bülteni), Geniş Açı ve Fotoğraf dergilerinin başyazılarındaki "kriz" siniklikleri... Ve ezberleyip bulaştırdıklarımız: "...toplumca yaşadığımız deprem", "...gittikçe betonlaşan kentler", "...bir bir yok olan ormanlarımız", "trafik ve enflasyon canavarları...". Olup bitenleri, nedenleri ile dillendirmekten vazgeçiyoruz artık. Sanki bizim dışımızda, bizim kontrolumuzdan çıkmış, açıklamakta zorluk çektiğimiz doğa olayları karşısındaki bir ilkelin ruh halini taşıyoruz. Açıklayabildiğimiz oldu bittilerde de suçlu hep insan oluyor. Tüm dinlerde olduğu gibi... Cezalandırılması, ödüllendirilmesi, terbiye edilmesi gereken yaratık. Gündelik sözlü-yazılı metinlerdeki kalıplar ve onu destekleyen ruh halini barındıranların çağdaş-laik sınıflamasında yer aldıklarını görünce işler iyice karışıyor. Nedenler bulanık da olsa bilinmesine karşın, sorumluluklar-belalar da yüklediği için kaçışa geçip birbirimize kaderciliğin reklamını yapıyoruz. Bugünlerde ayaküstü "kent dilekleri", modernlerin duası yerine geçiyor sanki. Günlük konuşmalarda, yazmalarda uzun nedenler sıralanması değil beklentim. Ama; bir sitem, kinaye, taşlama, alay gibi benzerlerimize tepki olarak bolca kullandığımız zeka parçası eleştirilerin "kriz" taşıyıcı tiranlardan esirgenmemesi...Daha kaygı vereni, bu dilin sanatsal yaratıcılığın kaynaklarından olan tarihsel çelişkileri taşıyamayacağı. Aydınlanmacı atalarımızın, engizisyonun sahiplerine kafa tutarak gökyüzünü yere indirdiğini, insanı hayatın merkezine koyduğunu yazar kitaplar. Ancak Luther'in dini, dinselleştirerek toplulukların içine sindirdiği de eklenir. Günümüzün piyasa ilişkilerinde hırpalanmış bireyi, menkul kıymetlerin kılıflarına (reklam, medya, okul, yasa) kafa tutmak için yeniden konumlanmak yerine, kişisel-toplumsal bastırmalarında çıkarttığı (olağanüstü) enerjiyi eşitiyle ya da kurcaladığı kendi tarihiyle cebelleşmede harcıyor, hayaletini ortada gezdirerek uyum sağlayacağı cemaatini arıyor. Pasif gericiliğin ilişkilere sindirilmiş hali küresel karakter olup günlük dilde sırıtıyor. * "Her toplumsal düzen, kendini korumak için gereksinim duyduğu karakter biçimlerini yaratır, Reich." http://www.hezarfen.net/paralax/042ibrahim.htm Mart 2002 |
Bayram Sabahı Silahlar KonuştuZonguldak’ta Ramazan Bayramı’nın sabahı silah atma geleneği bu yıl da sürdü. Şehrin dört bir yanından silah sesleri yükseldi.Kent merkezinde bayram namazının ardından silah sesleri yükseldi. Şehrin dört bir yanında silahlar susmazken polis ekipleri ise ihbarlar üzerine harekete geçti. Ellerindeki silahları ard arda ateşleyen vatandaşlar, geçmişten günümüze devam eden bayram adetini yerine getirdi. Aralıksız duyulan silah sesleri duruma alışkın olmayanları korkuttu. Önceki yıllarda ise silahla ateş ederek genel güvenliği tehlikeye sokmaktan bazı vatandaşlara idari para cezası uygulandı.http://www.milliyet.com.tr/bayram-sabahi-silahlar-konustu-zonguldak-yerelhaber-2867542/Öte yandan, 2015 yılındaki Kurban Bayramı’nda Taşbaca Mahallesi’nde kurbanının kesilmesini bekleyen 64 yaşındaki Temel Civelek, kimliği belirsiz bir magandanın tabancasından çıkan kurşunun hedefi olmuş, kurşunun sırtına isabet etmesi sonucu yaşamını yitirmişti. (15 Haziran 2018, Milliyet)
Yayıncının Yorumu:
Yarın sabah yine şehrin tepelerinde silah talimi yapılacak.
Sağcı yerel gazetecilerin kanun dışı bu eylemlere "bayram geleneği" yakıştırması tam bir uydurmadır. İşçi ve emek kültüründen gelen bu şehrin (en azından merkezinde) böyle bir gelenek yoktur. Son beş yıldır süren, yetkili ve sorumlu olanların göz yumduğu, korkudan silahla oynayan çaresizlerin eylemi vardır. "Maganda, Serseri" yakıştırması silahlı şebekeleri önemsizleştirmektir. Gelecekte çoluğunu çocuğunu, komşusunu öldürecek; mafya ve tefecilerin kadrosunu dolduracak adamların yarın "geleneksel talimi" var!
1961 kurulan Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) kurucularından olan yazar Ahmet Hamdi Dinler hayatını kaybetti. 75 yaşında yaşamını yitiren Dinler’in ailesinden yapılan duyuruda Dinler’in cenazesinin 20 Ağustos Pazartesi günü Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii’ndeki öğle namazı sonrası, Edirnekapı Şehitlik Mezarlığı’ndaki aile kabristanına gömüleceği belirtildi.
AHMET HAMDİ DİNLER KİMDİR? Ahmet Hamdi Dinler, 1943 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Asıl mesleği mimarlık olan Dinler, TİP’in kurucu isimleri arasında yer aldı. Dinler, 1965 yılında, TİP Eminönü ilçe sekreterliği yaptı. 1967 yılında Zonguldak’a yerleşen Dinler, sırasıyla TİP Zonguldak İl Saymanlığı ve İl Başkanlığı yaptı. 12 Mart askeri cuntasında sekiz buçuk yıl hapse mahkum edildi. Çeşitli cezaevlerinde tutsak edilen Dinler, 1974 yılında tahliye edildi. Dinler’in “TİP Tarihinden Kesitler I-II” adıyla da bir eseri var.https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2018/08/19/tip-kurucularindan-ahmet-hamdi-dinler-yasamini-yitirdi/
Türkiye ile o yıllardaki adıyla Federal Almanya Cumhuriyeti arasında imzalanan işgücü alımı antlaşmasından bu yana ellidört yıl geçti. O günden bugüne onbinlerce Türkiyeli, kadınıyla erkeğiyle yaşamlarını diyar ellerde sürdürdü. Ancak yarım yüzyılı aştıktan sonra bu vatandaşlarımız; bilim dünyamızda yıllardır “Bitmeyen Göç” konusundaki çalışmalarıyla öne çıkmış saygın bir isim olan Prof. Dr. Nermin Abadan-Unat’ın tanımıyla “konuk işçilikten ulus-ötesi yurttaşlığa” geçti. Bu alanda yerli ve yabancı bilim insanları, gazeteciler, yazarlar tarafından yapılmış onlarca araştırma ve kitabın yanısıra edebiyat, tiyatro, sinema gibi alanlarda verilen ürünler, bu büyük hikayenin tüm veçhelerini, değişen siyasi ve toplumsal boyutlarıyla yansıttı; yeni çalışmalarla yansıtmaya da devam ediyor.
Doğu Karaoğuz, Çaycuma Belediyesi tarafından yayımlanan “Efsane Madenci Süleyman Sırrı” adlı kitabın tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, “Gençliğini, iyi bir madenci olan babası Ahmet Ali Ağa’nın yanında, kömür ocaklarında geçiren Süleyman Sırrı, madencilik işine damardan giren biriydi, bu işi iyi öğrenmişti” dedi.
Çaycuma Belediyesi tarafından kültür dizisinin 2. kitabı olarak çıkan “Efsane Madenci Süleyman Sırrı” toplamda 208 sayfadan oluşuyor. İçinde dönem ait bolca fotoğraf da bulunan kitap Zonguldak ve Çaycuma’nın bir dönemine de ışık tutuyor.http://www.gundem67.com/caycuma/efsane-madenci-suleyman-sirri-h51027.html
Gazetecilere açıklamada bulunan Devrek Belediye Başkanı Mustafa Semerci, “Dostlarımızla çevremizle tartıştık. Bir tepki vermemiz gerektiğini düşündük. Ama Mesut Özil’e zarar vermek istemedik. Kendisi de bir açıklama yapmış. Bu açıklama bizi de ferahlattı. Biz de tepkimizi vermek zorundaydık. Bizleri üzen konu Mesut’un açıklamasında ‘Almanya’da Polonyalı futbolcularımız da var. Ama bizlere Türk Alman diyorlar.’ Olmaması gereken bir şey. İsveç Spor Bakanlığı’nın duyarlılığını Alman bürokrasisi gösteremedi. Biz de hemşehrimize sahip çıkmak amacıyla Devrek'te Mesut Özil caddesinde bir tabelamız vardı. O’nun gururla taşıdığı Alman milli takım formasının yer aldığı fotoğraf vardı. Bu tabelayı değiştirme kararı aldık. Cumhurbaşkanımızla beraber Londra’da çektirmiş olduğu fotoğrafı tabelaya yerleştirdik” ifadelerine yer verdi.
Halkın Kurtuluş Partisi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı marifetiyle Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı’na Tügva Genel Başkanı İsmail Emanet, Tügva Zonguldak İl Temsilcisi Murat Yılmaz, Türkiye Taş Kurumu Genel Müdürü Kazım Eroğlu, Hazine Müsteşarlığı ve Daire Başkanı Ömer Cihan, Bakanlık ve MTA Genel Müdürü Cengiz Erdem hakkında Görevi kötüye kullanma, Görevinden kaynaklı kişi ve kurum kayırma, bilerek ve isteyerek kamu zararına sebep olmak, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak nitelikli dolandırıcılığa neden olmak ve Nüfuz Ticareti’nden dolayı suç duyurusunda bulundu.HKP’den yapılan o açıklama:
Daha kaç 109 kişinin böylesine çağdışı çalışma ortamında yaşamını kaybetmesine seyirci kalınacak? Kaçak kömürcülükle mücadele konusunda,gelmiş geçmiş hükümetler ve kamu otoritesince kararlı bir irade sergilenmemiştir!
Aksine istihdam alanları yaratılmayan kentte, kaçak kömürcülük siyasiler eliyle kamu otoritesine istihdam alanı gibi lanse edilerek kaçakla mücadelenin akamete uğratılması vicdanları sızlatmıştır!
Zonguldak’ta görev yapan her valinin ortak sorunu kaçak kömürcülük ile mücadele olmasına rağmen, bir şey yapılmamış, yapılan toplantılarının tümü de kadik kalmıştır!
Geçtiğimiz ay Kilimli beldesinde kaçak bir ocakta meydana gelen olayda cinayet gibi iş kazası yaşandı!
Erol Akbaba, kaçak ocakta desendere tabir edilen yerde kömür yüklü kamyonun çarpması sonucu yaralandı, talihsiz madenci bir saat sonra ocak sahipleri tarafından bir aracın bagajına atılarak çağrılan ambulansa saatler sonra teslim edildiğinde iş işten geçmişti.
Feci bir şekilde yaşamını yitiren madenci eşi iki çocuk annesi Meryem Akbaba "adalet istiyorum’" diye isyanı yürekleri dağladı! Hiçbir sosyal güvencesi olmayan genç kadın "eşinin saatler sonra sağlık kurumuna değil, ambulansa teslim edilmesi olayın duyulmak istenmemesinden kaynaklandığını ileri sürerek bir cinayet işlendiğini ileri sürdü!’’
Son yıllarda kaçak kömürcülerin kurtarılmış bölge haline getirildiği, Kilimli ilçesi Damarlı mahallesi açık işletme sahası kaçak kömürcü ve kömür nakliyecilerinin cirit atıldığı merkezi haline geldi.
TTK uhdesinde ki saha ve ormanlık bölgede, denetim eksikliği her alanda görülmeye başlandı.
Yıldız Tutal'ı Kim Öldürdü?
Onlarca kaçak kömür ocağına, her geçen gün yenileri eklenerek sayıları artarak çoğaldı. Kaçak ocak ağızlarına kurulan bant sistemiyle kömürler poşetlenip ağızları dikilerek, sevkiyata hazırlanıyor.
Tabi tüm sorunlar ve olasılıklar göz önüne alınarak, adı sanı belli olmayan poşetlere doldurulan kömürler kamyon kasasının altına yerleştirilip üzerine şirket logosu olan yasal poşetli tüvanan kömürden 15-20 çuval konulup kamufle edilerek güvenlik kontrol noktalarından rahatlıkla geçilip, civar il ve ilçelere kaçak kömür nakliyatı bu yöntemle devam ediyor.
2014 senedinden beri bir boks kulübü altında faaliyet gösteren grubun 22 şubesi ve 300'den fazla üyesi olduğu ifade ediliyor.
Seehofer'ın "Bu dernek kamu yararına bir tehlike oluşturuyor" sözüne de yer veren Huffington Post, grubu "Erdoğan hükümetinin Almanya 'daki silahlı kolu" olarak niteliyor.
Çete hakkında, AKP'li milletvekili Metin Külünk'ten para ve silah aldığı iddiasıyla geçtiğimiz yıl soruşturma açılmıştı. Mart ayında ise, çete üyelerinin evleri aranmıştı. 'Almanyalı Osmanlılar' çetesine uyuşturucu, silah ticareti, kara para aklama, şantaj, belgede sahtecilik gibi suçlamalar da yöneltiliyor.
Soma'da karar duruşması ertelendi, aileler nöbete başladı
Manisa'nın Soma ilçesinde 301 madencinin yaşamını yitirdiği faciayla ilgili 5'i tutuklu 51 sanığın yargılandığı davada mahkeme başkanı, üye hakimlerden birinin ani gelişen rahatsızlığı nedeniyle kararı erteledi. Kararın 11 Temmuz Çarşamba günü açıklanacağı belirtilirken, aileler erteleme kararına tepki gösterdi. Duruşması öncesi madenci yakınları ve Sosyal Haklar Derneği (SHD) çağrısıyla yüzlerce kişi yürüyüş gerçekleştirdi.https://www.artigercek.com/soma-davasinin-karar-durusmasi-ertelendi
Soma katliamında hayatını kaybedenlerin aileleri, 9 Temmuz'daki karar duruşmasının ardından yola çıkıyor. Katliamda hayatını kaybeden Uğur Çolak'ın annesi Gülsüm Çolak "Çocuklar da işçiler de bir daha ölmesin diye şehir şehir gezeceğiz" dedi.
Aileler, 13 Temmuz’da Silivri’de, 14 Temmuz’da Tuzla’da ve Kocaeli’de iş cinayetleriyle ilgili açıklamalarını yapacak. Zonguldak’taki madenciler ve aileleriyle 15 Temmuz günü buluşacak olan katliamda hayatını kaybedenlerin yakınları 16 Temmuz’da Ankara’da olacak. Aileler, davanın devam ettiği sırada mahkeme heyetinin değiştirilmesini Ankara’da, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) önünde protesto edecek.
Araştırma ile Türkiye kökenlilerin Almanya, Fransa ve Hollanda'da siyasal katılımının hangi düzeyde olduğu sorusuna yanıt aradıklarını söyleyen UETD Başkanı Zafer Sırakaya rapor hakkında şu bilgileri verdi:
https://www.artigercek.com/turkler-avrupa-da-solcu-turkiye-de-sagci"Türkiye'ye olan siyasetin ilgi düzeyi yaşamış olduğu ülkelerin siyasetine ilgi düzeyinden biraz daha fazla olduğunu görüyoruz. Vatandaşlarımızın Avrupa'da yaşarken daha çok sol partilere yönelik bir tercihleri olduğunu görebilme imkanımız var. Aynı şekilde Türkiye ile ilgili tercihlerinde ise daha muhafazakar partileri tercih ettiklerini gördük. Bu da Avrupa'daki sağ ve muhafazakar partilerin bir şekilde yabancılara, göçmenlere yönelik daha kapsayıcı bir siyaset anlayışı içerisinde hareket etmediklerinin de bir tezahürü olduğunu ifade etmek istiyorum." (2017)
Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Vekili Hakan Yüksel, yaz döneminde uygulayacakları etkinlikler hakkında bilgi verdi. Yüksel, gençlik kamplarının, Yeşil ve Mavi kamp olarak iki ayrıldığını ve 400 kişi yakın gencin bu kamplardan ücretsiz faydalanacağı söyledi. Yüksel ayrıca 29 Haziran tarihinde 81’ilde eş zamanlı olarak İl Spor Merkezlerinin açılacağını söyleyerek 39 branşta ücretsiz şekilde çocuklara hizmet vereceklerinin altını çizdi.
GENÇLER DOĞA İLE BULUŞACAKhttp://www.pusulagazetesi.com.tr/gencler-yesil-ve-mavi-kamplarda-bulusacak-100101-haberler.html
Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdür Vekili Hakan Yüksel, gençlik kamplarının müracaatlarının başladığını söyleyerek, ‘’Her yıl olduğu Gençlik ve Spor Bakanlığımızın gençlerimizin sosyal ve kültürel anlamda gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla yaz döneminde gençlik kampları yapılmakta. Bu gençlik kamplarımızda mavi ve yeşil olmak üzere 2 grupta değerlendiriliyor. Mavi kamplarımız 11 dönem yeşil kamplarımız 12 dönem toplam 400 kişiye yakın gencimizi bu kamplardan faydalandıracağız. Yeşil kamplarımız 16-22 yaş arası. Mavi kamplarımız ise 12-15 yaş arası gençlerimize hitap edecek. Bu müracaatlarını gençlerimiz bizim gençlik ve spor bakanlığımızın sitesinden müracaatlarını yapıyorlar. Bize gelen listelerle arkadaşlarımızın kamplara ulaşımlarını sağlıyoruz. Kamplarımızda ki her şey tamamen ücretsiz. Gençler dolu dolu yaz dönemi geçirecek’’dedi.
Fuchs gazetemize yaptığı açıklamada devamla, Almanya’da en büyük göçmen grubunun Türkiye kökenliler olduğunu da hatırlatarak, “DOMID Türkiye kökenli göçmenler tarafından temelleri atılan bir müze. Bu nedenle de müzede Türkiye’den gelen işçilere ait çok malzeme ve hikaye var. Bu nedenle diyebilirim ki özel olarak Türkiye kökenlilere ait çok fazla malzememiz var. Bu nedenle müzeyi ister sanal isterse gerçek ortamda ziyaret edenler Türkiye kökenlilerin Almanya’ya göçüne dair çok şey görecekler” dedi.http://www.yenihayat.de/2018/05/28/almanyada-ilk-sanal-goec-muezesi-kuruldu/
Kdz. Ereğli ilçesinde yapımı tamamlanan Hüseyin Tatoğlu Kültür Merkezi’nin açılışı bugün saat 16.30’da gerçekleştirilecek. Zonguldak Valisi Ahmet Çınar ve Tatoğlu ailesi tarafından açılışı gerçekleştirilecek Kültür Merkezi’nde barkovizyon gösterimin ardından plaket takdimi yapılacak. Açılışta ayrıca halk oyunları gösterisi ve Nikomedya Gençlik Oda Orkestrası konseri verilecek. Hüseyin Tatoğlu Kültür Merkezi’nde açılış nedeniyle saat 21.30’da dünyaca ünlü caz müzisyeni ve gitarist Kırım Tatarı Enver İzmaylov konser verecek.http://www.kdzereglihaber.com/haber/Huseyin-Tatoglu-Kultur-Merkezi-aciliyor---/13580#h13580