11 Eylül 2026

Kömür


 

Zonguldak Kritik Zirveye Hazırlanıyor: Kömürün Geleceği Ve Maden Faciaları Masaya Yatırılacak 
Kömürün başkenti Zonguldak, madencilik sektörünün en önemli ve kapsamlı buluşmalarından birine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. TMMOB Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi tarafından organize edilen Türkiye 24. Uluslararası Kömür Kongresi ve Sergisi (KÖMÜR TÜRKİYE 2026), 23-24-25 Eylül 2026 tarihlerinde Zonguldak Dedeman Otel’de gerçekleştirilecek.

İnternet

  

07 Eylül 2026

Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri açık olacak



İnternet

2019’da İdris Naim Şahin az kalsın CHP-İYİ Parti ittifakının...

 

 

Bu bir ‘Hepiniz oradaydınız’ hikâyesi

 O dönem muhalefete karşı AKP ile Fethullahçılar ittifak halindeydi. İdris Naim Şahin ise ittifakın en kalın sopası olarak iş yapıyordu. Herkes kendisini görünce sevindiğini söyleyen vatandaşa “Nereden bileyim sevindiğini, hadi bir takla at, oyna da göreyim” sözleriyle onu hatırlıyor. Gerçekten davul çaldırıp vatandaşa göbek de attırdı. Olayın nerede olduğunu ise çok az kişi hatırlıyor. Erzurum’da, beş TEDAŞ işçisi iş cinayetine kurban gittikten sonra, sözümona bölgeye inceleme yapmaya gittiğinde, millet yastayken bunu yaptı. 2011’de Kızılay’da terör örgütünün bombasıyla sokakta ölen vatandaşları “adet” diye sayması, Van’da çadırdaki depremzedelerle “Sarayda yaşıyorsunuz” diye konuşması zaten insana nasıl baktığını gösteriyordu.

 2012’de Cumhuriyet Bayramı yürüyüşünü yasakladığında sokağa çıkanların “illegal örgüt mensubu” olduğunu söylemişti. Muhalefet konuşanın içeri atılmasına itiraz edip ülkede özgürlük olmadığını söylediğinde “Dışarıda özgürlük yoksa tutuklanınca niye şikâyet ediyorsunuz” diye dalga geçti.

 Öyle bir içişleri bakanıydı ki...

Uludere’de PKK’li sanılarak öldürülenler için “Sağ yakalansalar kaçakçılıktan yargılanacaklardı” demeyi seçti. Alevilerin evleri işaretlenerek kışkırtma yapıldığında durumu “Çocuklar bilgisayar oyunundan etkilenerek yapmışlar” diye açıkladı.

 FETÖ’NÜN SİYASET ADAMI

İdris Naim Şahin herkesi örgütle ya da terörle suçlarken ortaya çıktı ki aslında kendisi FETÖ ile iş tutuyordu. FETÖ, kumpaslar sırasında Emniyet içinde “C-5 bürosu” denen ve “ulusalcıları” takip eden illegal bir yapı kurmuştu. Beş yıl boyunca yasadışı çalıştığı ortaya çıkan büro 28 Kasım 2012’de onun imzasıyla resmiyete kavuştu.

 Peki bir içişleri bakanının aracında polisin kaçanları yakalamasının, fuhuş için bile getir götürde kullanılmasının üstüne bizim muhalefet neden gidemedi, “Kim bilir daha neler yapmıştır” diye neden soramadı, derseniz... Çok basit. 2019’da İdris Naim Şahin az kalsın CHP-İYİ Parti ittifakının Ordu’da ortak adayı oluyordu. Görüşmeler yapıldı, Şahin’e herkesin gözü önünde iki parti de övgüler düzdü. Hâlâ hafızası olan cumhuriyetçi taban öyle güçlü tepki verdi ki geri adım atmak zorunda kaldılar. Şahin, Saadet Partisi’nin adayı olup seçimi kaybetti. 2023’te ise İYİ Parti Ordu’da 1. sıradan aday gösterdi. Yine seçilemedi.

Kısacası muhalefetin Erdoğan’ın eski yol arkadaşı Şahin’in karıştığı skandalda iktidar gibi sessiz kalmasının nedeni çok değil birkaç yıl önce Şahin’den bir muhalif politikacı çıkarma çabasında bulunup başarısız olmasıydı. İktidara “Bu adam içişleri bakanınızdı” diye hatırlatsa iktidar da “Sonra da sizin yol arkadaşınızdı” diye cevap verecekti. Toplu sessizlik töreninin sebebi işte buydu.  

Barış Terkoğlu   Cumhuriyet


Direniş

 

 
Sahipsiz işçilik alacakları: Madenci direnişi bize ne söylüyor?


Fakat meseleyi sadece "madenciler kazandı" diyerek kapatamayız. Çünkü gerçek bir sosyal hukuk devletinde, işçinin hakkını alabilmesi için direniş çadırları kurması değil; devletin o hakkı işverenin iflasına veya konkordatosuna kurban etmemesi gerekir. Üstelik mücadele burada da bitmiş değil. Türkiye Maden-İş Sendikası Orta Anadolu Şube Başkanı Talih Kocabıyık, yaklaşık 400 çalışanın kıdem tazminatı ana paralarının ödendiğini açıklarken kıdem tazminatı faizleri ve diğer alacakların tamamı ödenene kadar mücadelenin süreceğini belirtiyor. Mağduriyetin yüzde 80'inin giderildiği, diğer alacakların ve bazı çalışanların yeniden işe alınması konusunun da görüşüleceği ifade ediliyor.

O halde soruyu biraz daha açık soralım: Bu bir zafer midir?

 Hüseyin İrfan Fırat   Birgün 

Hakikat

 

Matemsiz barış

Güney Afrika'nın Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu dünyaya "örnek geçiş adaleti" diye pazarlanmıştır. Komisyon, Apartheid'i birkaç yüz failin işkence ve cinayet itirafına indirgeyerek dosyaları kapadı. Oysa Apartheid'in gerçek gücü toprak gaspında, iş gücü sömürüsünde, bütün beyaz nüfusun yıllarca faydalandığı bir düzendeydi. Birkaç yüz kişi itiraf etti, af diledi; toplumun vicdanı rahatladı ama mülkiyet hiç sorulmadı. Kolektif sorumluluk, bireysel bir af törenine feda edildi. Ardından siyah elitlerle beyaz elitlerin ortaklaşa kurdukları düzende, sömürü ve siyahlar aleyhine eşitsizlik daha da derinleşti.

Şimdi sürdürülen süreçte ise daha da “çiğ” bir şey oluyor.  Olmakta olan hakikatin arandığı bir süreç bile değil, hakikatin hiç sorulmadığı bir süreç. Öcalan, Bahçeli, Erdoğan cephesinin kurduğu "terörsüz Türkiye," bir itiraf, bir dosyalama, bir kürsü bile öngörmüyor; doğrudan statü, fesih, çerçeve yasa diline atlıyor. Güney Afrika'nın kusurlu modelinde bile mağdurlar bir gün kürsüye çıkıp anlatabilmişlerdi. Burada o kürsü bile kurulmayacak gibi. Üç tarafın da (devlet aygıtının, milliyetçi tabanın, örgütün kendi meşruiyetinin) işine gelmiyor. Çünkü hakikat açılırsa hepsinin dosyası birlikte açılacak. Demem o ki "kalanların" (ailelerin, yakınların, o kadının) matem tutma hakkı, yukarının siyasi mutabakatına kurban ediliyor.

 

Bu yüzden bu barışa matemsiz barış diyorum. Silahın susması tabi ki iyidir, kimse bunu küçümsemesin. Ama susan silahın altında hâlâ gömülü, hiç sayılmamış, hiç adı anılmamış bir ölüler listesi var ve o liste sayılmadan kurulan her barış, bir gün o kadının meyhanedeki kahkahası gibi, birinin "sana yakışıyor mu" diye sorduğu bir borç olarak geri dönecek.  

Selçuk Candansayar   Birgün

03 Eylül 2026

kazaların yüzde 27’si yollardan

Her gün 5 kişi motosiklet kazalarında niye ölüyor? 
Motosiklet Sürücüleri Federasyonu (MOSEF), Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşlarından biri... 600 binin üzerinde üyesi var. 37 yaşındaki Federasyon Başkanı Murat Tomris’e, “Günde yaklaşık 5 motor sürücüsünün hayatını kaybettiği doğru mu?” diye soruyorum. Bu bilgiyi doğruluyor ve anlatmaya başlıyor: “Ölen motorcuların çoğunluğu 16-30 yaşında... Aslında ölen kurtuluyor bir şekilde. Bir de kazalarda ölmeyip ölmekten beter olan insanlar var. Mesela omurilik hasarı alanlar bir daha hiç yürüyemiyor. Uzuvlarını kaybedenler var. Çünkü motosiklet kazalarında sizi koruyacak bir kaporta yok. Direkt bedeniniz darbe alıyor.”
“Peki neden bu kadar çok kaza oluyor?” diye soruyorum bu kez. “Türkiye’de ehliyet sistemi baştan aşağıya fiyasko! 12 yaşındaki çocuğuma bir motosiklet vereyim, ‘Oğlum şöyle bir düz git, şurada bir sekiz çiz, sağ sol sinyal vererek devam et’ diyeyim, yapsın bunları, ehliyeti alır! İnsanları o kadar basit bir sınava tabi tutuyorlar. Sınav kuruluna giren denetmenlerin çoğu motosikletin nasıl kullanılacağını bile bilmiyor! Oysa Avrupa’da bir sistem var, sürücü kursuna gidip ‘Motosiklet ehliyeti almak istiyorum’ dediğinizde, sizi önce bir akademiye yönlendiriyorlar. ‘Git, buradan ileri ve güvenli sürüş eğitimi al, profesyonel sürücü olduğuna dair sertifikanı getir, sonra ehliyet sınavına gir’ diyorlar. Bu eğitim süresi, Almanya’da asgari 55 saat, Hollanda’da 43 saat, Fransa’da 35 saat... Bizde ise hiç yok. Maalesef bizde ehliyeti alan, kendini profesyonel sürücü sanıyor, trafiğe çıkıyor ve kaza yapıyor. Federasyon olarak şubat ayında bir çalıştay düzenledik. Orada da dile getirdik. Gençlerimizi kaybediyoruz, bunu bir milli güvenlik meselesi olarak görmeliyiz. Ehliyet sisteminin tamamen yenilenmesi gerekiyor. Bu konuyla ilgili eğitim süreçlerini federasyon olarak 81 ilde biz yürütebiliriz. İnsanların nasıl panik fren ve ani manevra yapacağını, nasıl düşeceğini, kaza anında ne yapacağını, her şeyi bilmesi lazım. İleri seviyelerde eğitimlerle bunlar öğretilebilir. Bu işin devlet sivil toplum işbirliğiyle ele alınması şart. Bir de Avrupa’daki otoyolların tamamı güvenli. Bizde ise Ulaştırma Bakanlığı’nın internet sitesinde bahsetmiş olduğu gibi kazaların yüzde 27’si yollardan kaynaklanıyor. Yani yetersiz aydınlatma, bozuk asfalt,  çukurlar, bariyerler ve yol işaretlerinin eksikliğinden... Bu konu da acilen ele alınmalı.”   
Mine Şenocaklı   Gazete 0ksijen

                                               

 


 

Maden


 

02 Eylül 2026

2016

          

Bu anıt güneş enerjisiyle şekil değiştiriyor!

İbrahim Akyürek, 2016
Zonguldak liman arkasında bulunan maden şehitleri anıtı görenleri şaşırtıyor. Madenci isimlerinin yazılı olduğu plastik levhalar güneşin etkisiyle şekilden şekile giriyor. Bu anıta farklı zamanlarda uğrayanlar anıtın rutubet ve tuzun da yardımıyla şekil değiştirmesi karşısında şaşkınlıklarını gizleyemiyor. 
Anıta ziyarete gelenler de zaman zaman anıtın dinamik değişimine ayak uyduruyor. Kimi yakınlarının ismi yazılı olan levhaları evine götürüyor. Kimi güneş, rutubet, tuzlu su etkisiyle harekete geçen levhaları bantlarla yapıştırarak mukavemet denemeleri yapıyor. 
Anıttaki son değişiklik, bir bölümü estetik dışı olan isim levhalarını geçtiğimiz Mayıs ayında yenileyen ekibin başına geldi. CHP Zonguldak Milletvekili adayı Deniz Yavuzyılmaz ve genç ekibinin "Her bir levha bir ömür demek" sloganıyla bir yıl önce yenileyip astığı sarı levhalar güneş enerjisiyle şekil değiştirmeye başladı. Neredeyse görünmez hale gelmeye başlayan isimlerin yerini sarı ve koyu kahverengi tonda levhalardan oluşan yepyeni bir anıt görüntünün alması merakla beklenmeye başlandı.
2003 yılında açılan anıt halkın her türlü interaktif katılımına da fırsat sundu. Fikir olarak, kavram olarak kökü dışarda "sosyal sorumluluk" projeleri için bulunmaz bir fırsat oldu burası. Öyle ki, maden mühendisliği bölümünden üniversite öğrencileri anıtın otlarını temizledi, çiçek ekti, levhaları parlattı, yere dökülen levhaları toplayarak farklı biçimler verdi. Böylece; devletin kurumlarının, bol solcu sendika, oda ve particilerin her yere yetişemiyeceğinin haklı mesajını da verdi. Ayrıca, yerel basın çalışanları üç kez büyük değişim geçiren bu anıtın haberlerinden yıllarca harçlıklarını çıkardı. Bu haberlere eşlik eden internet yorumlarında katılımcı yurttaşlar tarafından değişim için öfkeli öneriler sunuldu. Anıttaki sürekli değişimin önü kapanmasın diye gerçek ve sanal dünyada imza kampanyaları bile düzenlendi.

Son alınan haberlere göre, anıtın önümüzdeki günlerde açılacak Maden Müzesi'ne taşınmasından vazgeçilmiş. Sebebi ise yaz aylarında anıtta ortaya çıkacak yeni görüntülerin ziyaretçi sayısını artıracağı şeklinde açıklanmış.

Yakın kaynaklardan alınan başka bir habere göre 20. Kömür Kongresi nedeniyle şehrimize gelen konukların bu ilginç anıtı ziyareti programa son anda eklenmiş. Öneriyi, Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi Başkanı Erdoğan Kaymakçı bizzat yapmış. Anlatılanlara göre Kaymakçı, "Burnumuzun dibindeki bu anıtın yeri şehrin misafir odası sayılır" demiş.
 

3 Mayıs 2016


31 Ağustos 2026

SİNOP

 

Sinopale’nin 10. Edisyonu 2 Eylül’de Üretim Süreciyle Başlıyor! 
İlk olarak 2006 yılında düzenlenen Sinopale – Uluslararası Sinop Bienali, yirmi yıllık tarihinin ardından 2 Eylül – 15 Kasım 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek onuncu edisyonuyla önemli bir dönüm noktasına ulaşıyor. Yerel katılımı, imece temelli üretim modeli ve ulusal ve uluslararası sanatçılarla kurduğu iş birlikleri sayesinde Sinop’u, çağdaş sanatın önemli buluşma noktalarından biri hâline getiren bienal, onuncu edisyonunda da bu mirası geleceğe taşımayı hedefliyor. İlk günden bu yana tek bir başküratör belirlemek yerine farklı isimlerin eşit düzlemde birlikte çalıştığı yatay küratöryel modelini benimseyen Sinopale’nin 10. edisyonunun eş-küratörlüğünü Deniz Kırkalı, Mariam Natroshvili, Marina Fokidis ve bienalin kurucusu Melih Görgün üstleniyor.

28 Ağustos 2026

"eğitim şart"

İngiltere’nin plastik atıkları Çukurova’da sulama kanallarını kirletiyor

Uluslararası çevre örgütü Environmental Investigation Agency’na (EIA) göre, İngiltere’nin Türkiye’ye gönderdiği plastik atıkların yaklaşık yüzde 13’ü Mayıs 2021 ile Temmuz 2024 arasında Adana’daki geri dönüşüm bölgesinde bulunan sekiz tesise ulaştı.

Bu dönemde 13 İngiliz şirketi bölgeye 545 sevkiyat yaptı. Sevkiyatların toplam ağırlığı 52 bin tonu buldu.

Haberde, plastik atık ihraç eden şirketlerin yasa dışı hareket ettiğine ilişkin bir iddia bulunmadığı belirtildi. Ancak İngiltere’deki mevzuat, ihracatçı şirketlere gönderdikleri atığın çevreye zarar vermeden geri dönüştürülmesini sağlama sorumluluğu yüklüyor.