Zonguldak'ta Yüksekova ProtestosuZonguldak'ta bir grup üniversite öğrencisi, Hakkari'nin Yüksekova İlçesi'nde 3 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayları basın açıklamasıyla protesto etti.
13 Aralık 2013
12 Aralık 2013
'Silivri Cezaevi'nde bize yırtıcı bir hayvan gibi davranıyorlardı'
Ergenekon davası kapsamında 4 yıldan fazla tutuklu kalan CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr Mehmet Haberal, Silivri Cezaevi’nde kaldığı hücrenin maketini yaptığını belirterek, “Hücredeki adam benim. İki kolunuzu açtığınızda duvarlara değiyorsunuz. O kadar küçük bir hücreydi” dedi. Maketi elleriyle çizip hazırladığını söyleyen Haberal, "Sabah akşam sadece sayımlar için açılır, üzerinize kapanır. Kapının üstündeki 30’a 15 santimlik delikten de yemek verilir. Yırtıcı hayvanmışsınız gibi" diye konuştu.http://t24.com.tr/haber/silivri-cezaevinde-bize-yirtici-bir-hayvan-gibi-davraniyorlardi/245899
11 Aralık 2013
19.Kömür
Kongresi Zonguldak'ta yapılacak 21-23 Mayıs 2014 tarihleri arasında yapılacak olan Türkiye 19.Kömür Kongresi’nin hazırlık çalışmalarına başlandı. Kongrede, öncekilerde olduğu gibi, kömürün aranmasından tüketimine kadar geçen süreçte kömür madenciliğinde yaşanan gelişmeler ve karşılaşılan sorunlar bilimsel verilerle tartışılacak.
http://komur.maden.org.tr/
3 Madencinin Zehirlendiği Kaçak Ocağın Sahibinin Başka Ocağında da 1 Genç Ölmüş
http://www.haberler.com/3-madencinin-zehirlendigi-kacak-ocagin-sahibinin-5412356-haberi/İ.K.'nın, aynı bölgede bulunan başka bir kaçak ocağında çalışan Yıldız Tutal'ın da 28 Temmuz 2009'da başına kaya parçası düşmesi sonucu öldüğü ortaya çıktı. Ocağın, lise 1'den sonra okulu terk eden Yıldız Tutal'a ait olduğu ileri sürülmesine rağmen, polisin araştırması sonucu ocağın gerçek sahiplerinin İ.K. ve M.Ç. olduğu belirlendi.
Kaçak Ocaklarda Ölenlerin Yakınları, İlginç İddiayla Sarsıldı
http://www.haberler.com/kacak-ocaklarda-olenlerin-yakinlari-ilginc-5411419-haberi/Oğlunun liseyi ikinci sınıfta bıraktığını anlatan Tutal, "Arkadaşlarının hatırına bir ay kaçak ocağa gitmiş. Kaçak ocakta çalıştığından hiç şüphelenmemiştim. Evladım iş kazasında öldüğünde ruhsatsız ocağa girdiğini öğrendim. Kaza sırasında kafasına taş düşünce orada kalıyor. Taş düştükten sonra yetkililere haber verilmemiş. Ocakta bulunan kazma ve kürek gibi malzemeleri toplayıp çareyi kaçmakta bulmuşlar. Kaza 13.30'da olmasına karşın yetkililere 17.30'da bildirilmiş" diye konuştu.
10 Aralık 2013
Karaelmas Diyarında "Ölüm Tünelleri" Can Yakıyor
Sosyal güvencesiz istihdamın yanı sıra işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı kaçak ocaklarda, grizu, göçük ve gaz zehirlenmesi gibi tehlike altında çalışan madenciler, iş kazalarında ya yaşamlarını yitiriyor ya da sakat kalıyor.
Taş kömürünün ruhsatsız yer üstüne çıkarılması ve üretilmesinin yasak olduğu kentte, TTK'nın görevlendirdiği personel, emniyet güçleriyle kaçak kömür ocaklarına yönelik çalışma yürütüyor.
Yaklaşık 6 yılda 36 bin 471 dinamit ve 10 bin 356 kapsül kullanılarak bin 762'si kapatılmasına karşın, adeta "mantar gibi biten" kömür ocaklarının 500 civarında olduğu, 3 bin kişinin istihdam edildiği öngörülüyor.
http://www.haberler.com/karaelmas-diyarinda-olum-tunelleri-can-yakiyor-5406603-haberi/
Sosyal güvencesiz istihdamın yanı sıra işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı kaçak ocaklarda, grizu, göçük ve gaz zehirlenmesi gibi tehlike altında çalışan madenciler, iş kazalarında ya yaşamlarını yitiriyor ya da sakat kalıyor.
Taş kömürünün ruhsatsız yer üstüne çıkarılması ve üretilmesinin yasak olduğu kentte, TTK'nın görevlendirdiği personel, emniyet güçleriyle kaçak kömür ocaklarına yönelik çalışma yürütüyor.
Yaklaşık 6 yılda 36 bin 471 dinamit ve 10 bin 356 kapsül kullanılarak bin 762'si kapatılmasına karşın, adeta "mantar gibi biten" kömür ocaklarının 500 civarında olduğu, 3 bin kişinin istihdam edildiği öngörülüyor.
http://www.haberler.com/karaelmas-diyarinda-olum-tunelleri-can-yakiyor-5406603-haberi/
09 Aralık 2013
Bunlar ocak değil ölüm kuyusu!..
Tunca Bengin (Milliyet)
Evet ortada bir kader var ama, bu ölümlerden ziyade, insanların o ölüm kuyularına inmek zorunda bırakılmalarıyla ilgili.. Çünkü; madencilik bölgede yaşayanların en önemli ekmek kapısı. Ancak, bu konuda, yeterli ve güvenli iş olanağı yok. Genel Maden işçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Eyüp Alabaş’ın verdiği bilgiye göre, bölgedeki en büyük işveren halen 9 bin 700 kişinin çalıştığı TTK yani devlet. O’nun işletmediği sahaları kiralayarak madencilik faaliyetleri yürüten ve yaklaşık 5 bin kişiyi istihdam eden özel sektör de ikinci sırada.http://www.sendika.org/2013/12/bunlar-ocak-degil-olum-kuyusu-tunca-bengin-milliyet/
Kırnapçı’dan tanıtım ve imza etkinliği
11 Aralık 2013 Çarşamba akşamı saat 19.00’da Çaycuma Kültür ve Sanat Merkezi Tiyatro Salonunda gerçekleşecek olan kitabın tanıtım ve imza etkinliğinde, Hüseyin Çakır türküleri eşliğinde Çaycuma fotoğraflarından oluşan slayt gösterimi de yapılacak.
http://www.caycuma.org/haberoku.asp?id=10553
11 Aralık 2013 Çarşamba akşamı saat 19.00’da Çaycuma Kültür ve Sanat Merkezi Tiyatro Salonunda gerçekleşecek olan kitabın tanıtım ve imza etkinliğinde, Hüseyin Çakır türküleri eşliğinde Çaycuma fotoğraflarından oluşan slayt gösterimi de yapılacak.
http://www.caycuma.org/haberoku.asp?id=10553
05 Aralık 2013
Zonguldak'ta Maden Ocaklarında Acı Gün:
4 Ölü, 1 Yaralı
Kırat Mahallesi'nde ruhsatsız olan ve daha önce mühürlenerek kapatılan kömür ocağında dün gece metan gazından 3 işçi zehirlendi. TTK tahlisiye ekipleri tarafından yapılan çalışmalar sonucu sabaha karşı 53 yaşındaki Yaşar Özerdoğan, 24 yaşındaki İsmail Altun ve 54 yaşındaki Mustafa Özalpuğan'ın cansız bedenleri çıkarıldı. 3 işçinin cenazeleri Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.
Günlüğü 60 lira ücretle çalışan işçilerin can verdiği ruhsatsız kömür ocağının sahibi İsmail K.'nın, kamu malına zarar vermekten halen cezaevinde bulunduğu ve 3 gün önce ocağın yeniden faaliyete geçmesi talimatını gönderdiği ileri sürüldü.
http://www.haberler.com/zonguldak-ta-maden-ocaklarinda-aci-gun-4-olu-1-5392338-haberi/
04 Aralık 2013
Maden Galerisi Açılışında Acılar Tazelendi
Zonguldak'ta,
4 Aralık 'Dünya Madenciler Günü' kapsamında, Valilik önündeki Şehitler
Anıtı'nda yapımı tamamlanan ve yer altında maden ocağında kullanılan
araç ve gereçlerin bulunduğu maden galerisi açıldı. http://www.haberler.com/maden-galerisi-acilisinda-acilar-tazelendi-5386514-haberi/
28 Kasım 2013
Rakıya Sorgu
İbrahim Akyürek
Körlemesine AKP karşıtlığından gözü dönmüş, benim palavracı, kolaycı, sözde örgütlü tembel solcularım neredeyse rakı ortak paydasında ulusal cephe kuracak.
Ve neredeyse rakı içmek ilericiliğin simgesi olacak. Daha kalabalık görünmek için kolayına yüceltilen futbol taraftarlığında ve odasına tünemişlerin "sosyal medya"sında gezi parkı protestolarına sorgusuz-sualsiz nasıl yaklaşılıyorsa, içki taraftarlığı da sorgu-sualle karşılaşmıyor. İçki tanıtımına sınırlar getirilince dev firmaların verdiği romantik, isyankar, "çağdaş" ilanlara sempati duyma sınırına ben bile çok yaklaştım, anımsatayım bu arada.
Bizim Zonguldak, alkol tüketiminde istatistiklerde ön sıralarda yer alır. Şehre dışarıdan gelen misafirlere Ramazan'da lokantaların, içkili mekanların sonuna kadar açık olduğu övünülerek anlatılır. Az ilerdeki, neredeyse yasak bölge olan Kastamonu kötü örnek olarak araya sıkıştırılır. Konuşma öyle duruma gelir ki, bilmeyen de bizim şehri özgürlükler, kültürler şehri sanır. Cumhuriyetin yükünü, eziyetini çekmiş bu kent dizi dizi alkol mekanlarıyla çürümüşlüğünü teşhir eder aslında. Eski Yeşilçamdaki emekçi mekanlarının sınıflanması gibi mühendisine, doktoruna, işadamına, işçisine, memuruna, garibanına göre teşhir mekanları ayrılmıştır. Kimisi meslek odası, evi veya derneği lokali olarak kamu hizmeti verir. Anımsayın, düşük yoğunluğa ayarlanmış iç savaşta gencecik insanlar bir günde beşer-onbeşer ölüp giderken askeri gazino dahil şıkıdım şıkıdım oyunlar sürüp gitti bu mekanlarda.
Yumuşak saatler...
Bu sıra sıra mekanlar erkek ihtiyaçlarına göre, erkekler tarafından kurgulanmıştır. Gecenin ilerleyen saatlerinde masalardan acı ceken çeken erkeklerin inleyişleri, takıntıları, kavgaları öteki masaları sarmaya başlar. Erkeklerimizin, geçici kadın olma, duygulanma saatleri gelmiştir. Sıvılar her yerlerinden akar. Yumuşacık olurlar. Gündüz asık suratlı, az konuşkan erkeğimiz bülbül gibi olur, duygusal pelte haline gelir gecenin ilerleyen saatlerinde.
Çoğu deniz gören bu mekanlardaki erkekler için bulutlar, rüzgar, ay, müzik ayrıntı bile değildir. Asıl dert bundan sonra başlar. İçkiyle şişinen erkek solcular, solcu sarhoş adamları evde karşılayacak olan kadınların, çocukların ruh durumlarını, katlandıkları eziyeti hesaba katmazlar. Masada çekilmez hale gelen erkeğin, evini, iktidar alanını keyfince neye dönüştürebileceğini düşünmezler.
Leyla Navaro, "Tapınağın Öbür Yüzü" kitabında "Tersi gibi görünse de, yetişkin erkeklerin ruh sağlığı kadınlarınkine oranla daha bozuktur." diyor. Normal hayatta ise bu satırlar geçersiz görünür. Sinirli, saldırgan, panik ataklı erkek, iş yaşamında bu davranışlarını başarılı "normal" erkek özellikleri olarak gezdirir, sınırlara vuran depresyonunu çalışma ortamında fırsata dönüştürür. Tersine, cinsiyeti kadın olsaydı, ilaçlarını yanına alıp evinde oturan başarısız suskun kadın olacaktı.
Geçenlerde Birgün Gazetesi'nde keyfin ustası, rakının hastası olarak tanıtılan Feridun Nadir'in biri tam sayfa iki ayrı yazısı çıktı. Yazar; rakıyı yüceltiyor. Rakıdan kültürü çıkar uyuşturucu kalır, rakının öncelik mezesi muhabbettir, diyor. Uygulamadan, "reel rakı dünyası"ndan, erkeklerin iç sıkıntısıyla daldıkları mekanlardan haberler vermiyor. Biranın bile yaygın halde uyku ilacı, uyuşturucu yerine tüketildiğini bilmezmiş gibi yapıyor. Sorgulamıyor.
23 Ağustos 2013 iakyurek1@hotmail.com
'Kelebeğin Rüyası'na Amerika Basınından Büyük İlgi
86. Oscar Academy Ödülleri' için "En İyi Yabancı Film" dalında ülkemizi temsil etmek üzere seçilen "Kelebeğin Rüyası", Oscar yolunda Los Angeles'ta adım adım başarıya koşuyor.
http://www.haberler.com/kelebegin-ruyasi-na-amerika-basinindan-buyuk-5364272-haberi/Yılmaz Erdoğan;
"Çok yakın arkadaşım olan aktör Erdal Tosun bana Zonguldak şairlerinden bahsetti. 'Zonguldak şairleri' diye araştırdığımda, karşıma 3 isim çıktı. Bunlar Muzaffer, Kemal ve Rüştü oldu. Erdal, bana bu 3 şairin hikayelerini araştırmamı söyledi ve çok enteresan, üzücü bir hayat hikayesi bulacağımdan bahsetti. Açıkçası bu konuda fazla bir bilgim yoktu ve şairlere ait 2-3 şiirden başka, onları tanımıyordum. Onları araştırmaya başladığımda, çok eski bir kitapçıda Rüştü Onur'a ait eski bir kitap buldum. O kitabı araştırmak için Zonguldak'a gittiğimde Muzaffer'e ait başka bir kitap daha buldum ve bu bulduğum iki kitapla bu insanların karakterlerini anlamaya, onları tanımaya çalıştım. Bu süreç o kadar kolay olmadı, yaklaşık 5 senemi aldı."
26 Kasım 2013
2013 "Karaelmas İbni Sina Ödülü"
Zonguldak'ta 14 yıldır kültür-sanat ortamı sunan SergiOdası'nın geçen yıl verdiği İbni Sina Ödülü bu yıl Aralık ayı sonunda açıklanacak.
İbni Sina Ödülü; kent sınırları içinde bulunduğu ortamda (okulunda, mahallesinde, işyerinde, yöresinde) kültür ve sanatın yaygınlaşması için emek veren, sanatın insanlarla buluşması için gönüllü ortam yaratan kişilere verilmek üzere ilk kez konmuş, İbni Sina'ya ait "Bilim ve Sanat takdir edilmediği yerden göç eder" sözü ise, ödül isminin seçilme gerekçesi olmuştu.
Emekli öğretmen, yontu ve mask sanatçısı Mehmet Türkçelik ödülün ilk sahibi olmuştu.
25 Kasım 2013
“Evren’in Zonguldak ziyaretine anlam verilemedi”
Kenan Evren 11 Kasım 1997 Salı günü kentimize ziyarete gelince yerel gazetelerimizden SUSMA habere yukarıdaki başlığı atmış.
Alt başlık olarak şunlar yazılı: “ Deniz Kulübü’nde onuruna verilen yemeğe demokrasi platformuna üye bazı kuruluş yöneticilerinin katılması tepkiyle karşılandı.”
Dönemin ÖDP İl Başkanı Mustafa Akgün, SİP İl Başkanı Recep Adıgüzel ve Emek Partisi İl Örgütü yaptıkları açıklamalarda yemeğe katılan düzenbazları bir güzel kınamışlar.
Anadolu Folklor Vakfı’nın gariban elemanları ise “milli giysilerle” darbeciyi ve yemekçileri gösterileriyle heyecanlandırmışlar.
Yemeğe 120 kişi davet edilmiş ancak sayı 300’ü bulmuş.
Vali Sami Seçkin tarafından durup dururken “emeğin başkenti”ne davet edilen “7.Cumhurbaşkanı Kenan Evren”, camlı köşkte basın toplantısı yapmış. Şeriata veryansın etmiş, kendisinden de “Atatürkçü Genç” olarak söz etmiş.
Öteki partileri sorarsanız CHP, DSP falan hepsi yemeğe koşmuşlar. Haber küpürünün yanına aldığım nota göre önceki dönem CHP Zonguldak Milletvekili Harun Akın da (O dönem CHP Zonguldak İl Başkanı olmalı) yemekçiymiş.
Çoğu erkek ve çoluk cocuk sahibi olan bu kalabalık (işadamı–bürokrat) için “hepimizin devleti”; “güç, iktidar, para”ya giden en kestirme yol demek...
Bu tür yemekli toplantılar ise devletle ilişkiye girmenin en somut, en haz alıcı-verici gösterisi olur çoğunlukla…
Darbe sonrası yaptığı konuşmalarda bir şef garson kadar maaş alamamasından, işçi ücretlerinin yüksekliğinden yakınan bir asker cumhurbaşkanı’nın yemeğine katılmak bir teşekkür yerine neden geçmesin.
Devletin malı, mülkü, kıyısı, ihaleleri, memuru, bürokratı, milletvekili, taşı-kömürü ile "saygın-hayırsever" işadamı olmanın açık saçık, şeffaf örneklerini sergileyen “zonguldak sevdalıları” bu yemekle geçmişine ve geleceğine sahip çıktı bence…
Haberleri izlerseniz bilirsiniz, şimdi moda; Evren’in isminin verildiği okul, cadde, meydan gibi yerlerden isminin silinmesi. Son olarak, İstanbul İl Genel Meclisi’nin CHP’li üyeleri silme işlemleri için toplu önerge vermişler; levhalardaki demokrasi ayıbı olan isim kalksın, demişler.
Bu eylemin gösteriş olarak kalmaması için darbe hükümetlerinde bakan olarak yer alan sosyal demokratların, darbecilerle yüzgöz olanların arşivlerden bulunup ayıplanması ne iyi olur?
10 Eylül 2009 İbrahim Akyürek
23 Kasım 2013
Zonguldak Programı
Kadına yönelik şiddete karşı sokağa!
Bülent Ecevit Üniversitesi Üniversiteli Kadın Kolektifi, 22 Kasım Cuma günü üniversite yemekhanesinin karşısında ”Kadına Yönelik Şiddet” ile ilgili resim sergisi açacak. Kadınlar aynı gün saat 17:00′de Tahir Karauğuz Konferans Salonu’nda erkeklerin kadınların üzerinde ki egemenliğini anlatan ”Tersine Dünya” filmini izleyecek. 23 Kasım Cumartesi günü saat 16:30′da üniversiteli kadınlar, huzur evindeki kadınları ziyaret edecek. Kadınlar, 24 Kasım Pazar günü saat 15:00′te TMMOB Makine Mühendisleri Odasın’da ”Kadına Şiddet” konulu panel düzenleyecek. 25 Kasım’da ise üniversiteli kadınlar, üniversiteden zincir oluşturarak Madenci Anıtı’na halk ile beraber yürüyüp orada sokak tiyatrosu ve basın açıklamasını gerçekleştirecek.
http://www.sendika.org/2013/11/il-il-25-kasim-programlari-kadina-yonelik-siddete-karsi-sokaga/
22 Kasım 2013
Zonguldak Maden İşçileri Eylemde
Türkiye Taş Kömürü ( TTK ) Üzülmez bünyesinde çalışan maden işçileri olumsuz çalışma şartları ve can güvenlinin olmaması gerekçesiyle işbaşı yapmama kararı aldı.http://www.bianet.org/bianet/emek/151510-zonguldak-maden-iscileri-eylemde
Gece vardiyasında çalışan işçiler ocaktan çıkmama, sabah vardiyasında çalışan işçiler de ocağa inmeme kararı aldıklarını açıkladılar. 300 kadar işçi ocağa kendilerini kilitledi, gündüz vardiyası işçileri de kapıda nöbet tutuyor.
http://www.pusulagazetesi.com.tr/
18 Kasım 2013
Emek hareketi tarihinin kaynakları tartışıldı
Emek tarihi alanında önemli çalışmalara imza atan konuşmacılar TÜSTAV ve Tarih Vakfı’ndaki malzemelerin yanı sıra Başbakanlık arşivleri, sendikal arşivler, baro arşivleri, emniyet arşivlerinden de yararlandıklarının altını çizdi. Ancak söz konusu resmi belgelerin sınırlılığına dikkat çeken emek tarihçileri bu nedenle ilgili dönemde yayınlanan gazeteler, edebi eserler, filmler gibi çeşitli alternatif kaynaklara da başvurduklarını dile getirdi.
Kent araştırmacısı, emekli maden işçisi Erol Çatma da, 16 Kasım 2013 Cumartesi günü "Emek Hareketi Tarihi Kaynakları ve Zonguldak" başlıklı bildirisini sundu.
http://haber.sol.org.tr/sonuncu-kavga/emek-hareketi-tarihinin-kaynaklari-tartisildi-haberi-82778
Emek tarihi alanında önemli çalışmalara imza atan konuşmacılar TÜSTAV ve Tarih Vakfı’ndaki malzemelerin yanı sıra Başbakanlık arşivleri, sendikal arşivler, baro arşivleri, emniyet arşivlerinden de yararlandıklarının altını çizdi. Ancak söz konusu resmi belgelerin sınırlılığına dikkat çeken emek tarihçileri bu nedenle ilgili dönemde yayınlanan gazeteler, edebi eserler, filmler gibi çeşitli alternatif kaynaklara da başvurduklarını dile getirdi.
Kent araştırmacısı, emekli maden işçisi Erol Çatma da, 16 Kasım 2013 Cumartesi günü "Emek Hareketi Tarihi Kaynakları ve Zonguldak" başlıklı bildirisini sundu.
http://haber.sol.org.tr/sonuncu-kavga/emek-hareketi-tarihinin-kaynaklari-tartisildi-haberi-82778
16 Kasım 2013
Irak’ın
kuzeyinde iş yapan Türk şirketleriyle ilgili haberlere yıllar
önce Milliyet Gazetesi’nde rastlamış, şaşırmıştım. O yıllar sayıları
200'ü aşıyordu, şimdi çoğu inşaat alanında 1200 şirket varmış. Sonra
İbrahim
Tatlıses’in piyango işlerini alması, inşaat işlerine girmesi haberleri yer
aldı. Sonra Kuzey Irak’a giren bankalar,
inşaatçılar, oteller, mobilyacılar, enerji şirketleri haberleri. Bu
arada Ahmet Özal çoktan Irak'a girmiş "Özal City" kurmuş, dahası batmış
haberimiz olmamış.
Bizim sol, sosyalist, muhalif basın sermaye hareketliliği ile şiddet arasında pek bağlantı kurmaz. Herkes
amatör strateji uzmanıdır. Harita üzerinde toprak, petrol, halk, güç
paylaştırır. Peşine hak, hukuk, halklar, barış, özerklik, emperyal güçler, kendi geleceğini tayin hakkı genellemelerini ekledin mi, tamam.
Gerçekten tamam mı? Neyse
ki, yakınlarda bir çıt çıktı haber.sol.org'da. Barzani İmparatorluğu ve
enerji şirketleri konusunda araştırma yazısı yer aldı.
.
İnternet aramasında “Erbil” ve “Türk şirketleri” yazın karşıınıza çıkan şehvet dolu haberleri görmek bedava size. Ortalıkta, benzetmek gibi olmasın ekonomi- politik ve üstelik ideolojik sömürü pornosu dolaşıyor. Arzular ve çeşit çeşit yatırımlar ortalığa saçılmış. El değmemiş doğası, el atılmayı bekleyen son büyük petrol yatakları, sömürülmeyi bekleyen her milletten el/düşün emeği ile kapitalist terörün yeni arzu nesnesi karşınızda; burası Erbil coğrafyası...
Türkiye’nin
Erbil Başkonsolosluğu sayfasına giriş yapın. Karşınıza çılgın bir
devlet memuru çıkacak. Bir başka haberde aynı memur, “adeta ihale takipçisi
gibi çalışıyoruz” sözleriyle tavanlara sıçrayacak.
Öteki yatırım haberlerine bakıyorsunuz... Antepten 30 kişilik işadamı “tarihi, kültürel bağlar” eşliğinde Erbil’e çıkarma yapıyor. Türkiye’nin batısından güzel İzmir, "vatansever" İzmir boş durur mu, Egeli ve İzmirli yaşlı-genç işadamlarından 25 adamlık iş kuvveti ile Erbil pastasını yakından incelemek üzere Irak’a “giriyor”. Irak’ın “coğrafi ve lojistik avantajları” gözlerini fıldır fıldır döndürüyor. Yutulacak pastanın mezhebi, ırkı, milliyeti, vatanı olmaz deyip incelemelerini şu sözlerle tamamlıyorlar: “Küresel kriz nedeniyle zor günler yaşayan Türk işletmeleri için can simidi oldu".
Öteki yatırım haberlerine bakıyorsunuz... Antepten 30 kişilik işadamı “tarihi, kültürel bağlar” eşliğinde Erbil’e çıkarma yapıyor. Türkiye’nin batısından güzel İzmir, "vatansever" İzmir boş durur mu, Egeli ve İzmirli yaşlı-genç işadamlarından 25 adamlık iş kuvveti ile Erbil pastasını yakından incelemek üzere Irak’a “giriyor”. Irak’ın “coğrafi ve lojistik avantajları” gözlerini fıldır fıldır döndürüyor. Yutulacak pastanın mezhebi, ırkı, milliyeti, vatanı olmaz deyip incelemelerini şu sözlerle tamamlıyorlar: “Küresel kriz nedeniyle zor günler yaşayan Türk işletmeleri için can simidi oldu".
Pentagon’un, silah şirketlerinin, Bush ekibinin
işgal edip "özgürleştirdiği" Irak burası. İnşa halindeki milli
duygularla gaz verilen, BDP'nin uzaktan hayranlıkla izlediği gıcır gıcır ulus-devletin valileri Erbil
pastasını gelin paylaşalım diye neredeyse yalvarıyor küresel çetelere.
Küresel şirketler, çok sayıdaki MHP'li, karadenizden inşaatçılar "kazan-kazan" oyunu oynarken o tarafta; kışladaki, dağdaki gençler "kaybet-kaybet" oyunu ile mezarı boyluyor bizim bu tarafta.
Küresel şirketler, çok sayıdaki MHP'li, karadenizden inşaatçılar "kazan-kazan" oyunu oynarken o tarafta; kışladaki, dağdaki gençler "kaybet-kaybet" oyunu ile mezarı boyluyor bizim bu tarafta.
Arama sırasında BBC’nin "Öteki Irak" başlıklı 8 bölümlük
dizisine rastladım. Irak’a giren her milletten işadamı için “ekmek” aslanın
ağzında gerçekten. Şu izlenime bakın: “Bütün
önemli binalar gibi, çevresi iki insan boyunda kalın taş bloklarla örülü ve üç
titiz aramadan geçerek girilebilen Erbil Sheraton otelinin lobisi, adeta bir ticari ve
diplomatik arı kovanı”.
Yoksulluktan gelme, çok çekmiş Leyla Zana yakın
gelecekte bir diplomat ya da iş kadını olarak arı kovanının içine düşer mi? Erbil tarafına baktıkça “vatan, millet, Diyarbakır”
heyecanıyla çenesi düşen Osman Baydemir
gelecekte kuracağı şirketler grubunun bayraklarıyla Erbil pastasına dalar mı?
Okuyoruz ki, Erbil pastası %3'lük vergi cennetiymiş. Tek eksiği maaşa bağlanmış nüfüs, sanayi ve tarım sektörünün gelişememesiymiş. Yarı liberalizme geçiş süreci yaşanıyormuş. Şerafettin Elçi’nin oğlu Renas Elçi bir yandan partisini kurmuş, bir yandan beş yıllık şirketiyle altyapı işlerine dalmış. Elçi; Türkiye’den gelen işadamlarına çok sıcak davranıldığını sözlerine eklemiş.
Okuyoruz ki, Erbil pastası %3'lük vergi cennetiymiş. Tek eksiği maaşa bağlanmış nüfüs, sanayi ve tarım sektörünün gelişememesiymiş. Yarı liberalizme geçiş süreci yaşanıyormuş. Şerafettin Elçi’nin oğlu Renas Elçi bir yandan partisini kurmuş, bir yandan beş yıllık şirketiyle altyapı işlerine dalmış. Elçi; Türkiye’den gelen işadamlarına çok sıcak davranıldığını sözlerine eklemiş.
Bütün bunlar olurken, kapitalizm inşa edilirken, pasta
yağmalanırken gerekli olacak zam, zulüm, işkence, yolsuzluk,
yozlaşmaya karşı birikecek tepki isyanlarını dönüştürmek için bazı
islamcı partilerin kenarda yalancı baharı beklediğini anımsatayım.
Bu yazıyı bitirmek üzereyken Ortadoğu’yu içinden bilen
gazeteci Mete Çubukçu’nun “Kürtlerle -sıfır- sorun mu?” başlıklı Radikal’de okuduğum
yazısının bitişine bakın: “Türkiye’nin son dönemde, her şeye rağmen en
olumlu, tutarlı politikası Irak Kürdistan’ına yönelik. Erbil; Şam, Bağdat,
Tahran ile karşılaştırıldığında Türkiye’nin komşularına göre en az sorun
yaşadığı bölge. Bu ileriye Suriye Kürtlerine yönelik de bir ipucu olabilir mi?“
Çubukçu'nun
yazısının üst tarafı “o onu yapmış, bu bunu demiş, o
da belki şöyle yaparmış" strateji gevezeliğiyle dolu. Çubukçu; memleketi
Türkiye sanki o kadar huzurlu ki,
komşularıyla sorunlarına gelecek biçiyor. Çok gezen, savaş gören
gazetecimiz Irak huzurunun geçici olduğunu, serbest piyasa ile süslenen
ulus devlet pastasının büyüklüğünün
şimdilik geçici huzur verdiğini anlamakta zorluk çekiyor, tarihe
ezen - ezilen çarpışmasından bakmadığı
için huzursuz olmuyor.
Fotoğraflar:
http://t24.com.tr/
http://www.gercekgundem.com/siyaset/5247/baydemirle-sicak-kucaklasma
Fotoğraflar:
http://t24.com.tr/
http://www.gercekgundem.com/siyaset/5247/baydemirle-sicak-kucaklasma
12 Ağustos 2012
“Kürdistan Dünya Kapitalizmine Entegre Edileceği Döneme Giriyor”
http://www.bianet.org/bianet/siyaset/151426-kurdistan-dunya-kapitalizmine-entegre-edilecegi-doneme-giriyor
Doğal bir stratejik ortak
http://www.radikal.com.tr/yazarlar/seyfettin_gursel/dogal_bir_stratejik_ortak-1161830
“Kürdistan Dünya Kapitalizmine Entegre Edileceği Döneme Giriyor”
http://www.bianet.org/bianet/siyaset/151426-kurdistan-dunya-kapitalizmine-entegre-edilecegi-doneme-giriyor
Doğal bir stratejik ortak
http://www.radikal.com.tr/yazarlar/seyfettin_gursel/dogal_bir_stratejik_ortak-1161830
Karadeniz Sahil Yolu planı 8 yıl sonra iptal
Davacılardan Hasan Sıtkı Özkazanç ise yapılan deniz dolgusu ile yolun yanlışlığının bu kararla bir kez daha teyit edildiğini belirterek şöyle konuştu: “Trajikomik olan, davalar esnasında bilirkişilerin ve davacıların önerdikleri güney yolu geçişleri Ardeşen, Fındıklı, Arhavi ve Hopa’nın güneyinden geçecek şekilde Artvin , Rize, Trabzon ve Giresun illerini kapsayan 1/100 binlik çevre düzeni planına konmasıdır. Akla ‘bu ne perhiz bu ne lahana turşusu’ deyişi geliyor. Tek tesellimiz bu davalar ve verilen mücadele sonucunda Karadeniz Sahil Yolu’nun yanlışlığının herkes tarafından anlaşılmış olmasıdır.”
http://t24.com.tr/haber/karadeniz-sahil-yolu-plani-8-yil-sonra-iptal/244121
11 Kasım 2013
Unutma Bahçesi
Er Utku Kalı tahliye edildi!
Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013 günü meydana gelen ve 52 kişinin ölümüne 130 kişinin yaralanmasına sebep olan bombalı saldırıyı El Kaide’nin Suriye’deki kolu olan El Nusra Cephesi’nin yapmış olabileceğine işaret eden Jandarma İstihbarat Daire Başkanlığı’na ait gizli yazışmaları Redhack'e sızdırmakla suçlanan er Utku Kalı, Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıktı.
Not : 26 yaşındaki Utku Kalı Zonguldak, Ereğli doğumlu. Balıkesir Üniversitesi Elektronik Haberleşme Teknolojisi Programı Bölümü'ünden mezun oldu. SergiOdası, Utku'ya Zonguldaklı yazarların kitaplarını gönderdi. Utku, İbrahim Akyürek'e üç gün önce ulaşan mektubunda teşekkür ederken, Ereğlili olmaktan gurur duyduğunu ayrıca belirtti)http://t24.com.tr/haber/er-utku-kali-hakim-karsisinda/243762
05 Kasım 2013

Karadeniz Karadeniz, Fırtınalar İçindeyiz
Yıl 1977. Önce Zonguldak, sonra Samsun ve Artvin. Tüm Öğretmenler Birleşme Dayanışma Derneği’nden (TÖB DER) tanıdığı bölgedeki arkadaşlarıyla irtibata geçer. Zonguldak’ta maden işçileri, Giresun’da Fiskobirlik işçileri ve tarımın yoğun olduğu bölgelerde ürün bazında örgütlenmelerin yolu açılır. Arada yaşanan Fatsa’daki sosyalist yerel yönetim deneyimi… Mitingler, kampanyalar, toplantılar…
02 Kasım 2013
Öteki Dünya:
26 Eylül 1999
https://tr-tr.facebook.com/media/set/?set=a.198014523601228.48010.105696576166357&type=3Minderden morga...
Üzerinde her yerde satılan bir dergi çıktı. Örgütten tutuklandı. Ulucanlar'daki kanlı isyanda öldü. Adı Ahmet Savran. Grokement dalında Türkiye şampiyonu madalyalı güreşçi Zonguldak'da beden eğitimi öğretmenliği yaparken 5 ay önce üzerinde bulunan dergi yüzenden yasadışı örgüte yataklık suçlamasıyla tutuklandı. DGM'de dava açıldı. Cezaevi cezaevi gezdirildi. Ankara Ulucanlar'da terör suçlularının arasına konuldu. İddianamede dergi için "legal yayın" deniliyordu. Daha memuriyeten bile alınmamıştı. Talihye bekliyordu. Cezaevindeki olaylarda kurşunlarla can verdi.
Aradan geçen 14 yıla rağmen Ulucanlar katliamı unutulmadı
http://www.kirmizihaber.com/aradan-gecen-14-yila-ragmen-ulucanlar-katliami-unutulmadi/
ALAYI “YAZAR” OLDU,
F TİPİ KİMİN
UMURUNDA ?
İbrahim Akyürek
Gençliğinde politik örgütlenmelerde hareket halinde olan kent insanlarımızın, arkadaşlarımızın bir bölümü 12 Eylül darbesinden sonra içeri düştüler. Eziyet gördüler, bağımsız yaşamlarından üç-beş yıl alındı.
Sonra; kimi emekli, kimi işçi-memur olarak kaldı, kiminin sıfırdan biriktirdiği işçileri oldu. Kimi yardımseverliğe verdi kendini. Kimi de emekçi-yazar oldu Zonguldak tarihi araştırmalarına yöneldi, yeni kitaplar doğdu. Kimi başından geçenleri yazdı. Roman, şiir, öykü, belgesel, karikatür oldu. Kiminin yerel gazetelerde köşeleri oldu.
Kim dediyse, “alayı yazar oldu”, iyi de oldu.
Keşke, darbeden önce de yazıp, çizme, araştırma çabaları olsaydı. Zonguldak tarihi neleri kaçırmazdı neleri…
Şimdi başka bir keşke yaşanıyor ve şu soruyu sorduruyor: Bugünün cezaevlerinde eziyet görenlerle kim dayanışmaya koşacak?
F Tipi haberleri yeniden çoğaldı çünkü. Son haberinde fotoğrafın üzerine şu başlığı atmış Birgün Gazetesi: “Cezaevleri 12 Eylül’ü Yaşatıyor”.
Anlaşılıyor ki, içerdekilerin dış sese, bize gereksinmesi var
En çok merak ettiğim, içeriyi gören, tanıyan adamlar içerdekine neden yardım etmez, ya da içeriyi neden unutur?
Yine benzer merakım şu; eli kalem tutan yazarlarımız darbecilerin peşine neden düşmez. Bizim kentten 12 Eylül darbesini bugünlerden bakarak değerlendiren, sorgulayan üç-beş yazı, kitap neden çıkmadı, çıkmayacak?
Bizim kentin kimi yazarları SergiOdası’na uğradıkları zaman heyecanla doğru Zonguldak kitapları bölümüne koşuyor. Sahaflardan düşen yeni (eski) kitap var mı diye…
Anlaşılıyor ki, "uzmanlık" ilgi görüyor. Bir çeşit kendi ölçeğinde, taşra çapında “kariyer” havaları esiyor. Bu arada F Tipi kodesler kimin umurunda...
90’lı yılların başından sonra ülkenin o dönem koşullarının itmesiyle sanat olarak fotoğraftan isteyerek uzak kaldım. Üyesi olduğum dernek içinde (İFSAK) kendimi İsviçre sınırları içindeymiş gibi hissettim çünkü. Hemen çok yakınlardaki İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’ne üye oldum. Kültürel Haklar Komisyonu’nda dört beş yıl koşturdum. Hak arama eylemlerinde fotoğraf çektim. Komisyon olarak sanat alanındaki sansür, yasak ve baskıları dile getirdik, derleyip aylık raporlara dönüştürdük. Basın açıklamalarında bu raporlardaki bilgiler yer aldı.
O zamanlar birden şunu fark ettim. Bu iş, yani kültür-sanat-medya alanındaki haksızlıkların çetelesini tutmak, bağırmak koskoca memlekette İnsan Hakları Derneği’ne ve bir avuç sosyalist insana kalmıştı. Kocaman kocaman kültür, sanat, gazeteci örgütleri, irili ufaklı yazarlar, sanatçılar susmuştu. Sanki, Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne düşmemek, baskı görmemek için güvenceleri vardı.
Mesleki ve gönüllü çabalarındaki kimi hırslar; erkeğin ilgi görme, sosyalleşme kaygısını uğraşlarından giderme arzusu, başkalarını düşünme hislerini köreltir çoğunlukla. Ek olarak; benim cinsimin kültüründe süreklilik ve sorumluluk endişesi yoktur. Bugün kurar, yarın küser ve yıkar...
Bugün de benzer farkındalık içindeyim.
Bizim kentin içeriyi görmüş adamları içerdekileri neden unuttu, biri Ereğli'de olmak üzere bu kentte kurulan iki İnsan Hakları Derneği neden yürümedi, kapandı?
26.Şubat.2010
30 Ekim 2013
İspanya'da Maden Ocağı Kazasına 48 Saatlik Protesto
İspanya'da maden ocaklarında son 18 yılın en büyük kazası olarak gösterilen olayda 6 kişi hayatını kaybederken, 4'ü ağır 5 maden işçisinin de hastaneye kaldırıldığı belirtildi. Yetkililerden tarafından yapılan açıklamada, kömür madeninde 15 kadar işçinin kazı yaptığı bir ocağın yakınlarında kokusuz, gürültüsüz ve büyük çapta bir metan gazı kaçağı olduğu, işçilerin koruyucu maske takmaya ve kaçmaya fırsat bulamadıkları ifade edildi.
http://www.haberler.com/ispanya-da-maden-ocagindaki-kaza-5229971-haberi/
İspanya'da maden ocaklarında son 18 yılın en büyük kazası olarak gösterilen olayda 6 kişi hayatını kaybederken, 4'ü ağır 5 maden işçisinin de hastaneye kaldırıldığı belirtildi. Yetkililerden tarafından yapılan açıklamada, kömür madeninde 15 kadar işçinin kazı yaptığı bir ocağın yakınlarında kokusuz, gürültüsüz ve büyük çapta bir metan gazı kaçağı olduğu, işçilerin koruyucu maske takmaya ve kaçmaya fırsat bulamadıkları ifade edildi.
http://www.haberler.com/ispanya-da-maden-ocagindaki-kaza-5229971-haberi/
28 Ekim 2013
CHP'nin Yol Vergisi ve Milli Koruma Kanunu
Çalışma yükümlülüğü de sert şekilde uygulanıyordu. Edirne, Safranbolu, Van, Diyarbakır, Bitlis ve Siirt’te özel nakil araçlarına ücretli iş yükümlülüğü getirildi. İstanbul dışındaki illerde oturan çalışabilir durumdaki işsizler ve yaptığı iş oturduğu yerden ayrılmasına izin veren kişiler yılda en fazla 5 ay olmak üzere, hükümet için çalışmak zorundaydılar. Bu zorunlu çalışma ağırlıklı olarak Garp Linyitleri Ocakları’nda, Soma, Değirmisaz ve Tavşanlı Linyit Havzaları’nda uygulandı. Vakit Gazetesi’nden Asım Us, 1938’de ziyaret ettiği Zonguldak bölgesindeki çalışma koşullarını şöyle anlatmıştı: “Çatalağzı’nı gördükten sonra trene dönerken köylüler arasında bir konuşma yaptık. Birisi, her gün dört saat yürüdükten sonra maden kuyusuna geliyor, sekiz saat çalışıyormuş... Havzada kim bilir bunun gibi daha neler var?”Ayşe Hür Radikal
http://www.radikal.com.tr/yazarlar/ayse_hur/chpnin_yol_vergisi_ve_milli_koruma_kanunu-1157547
26 Ekim 2013
Trafik Üzerine Düşünenlerin Düşüncesi Sergisi
28 Ekim'de açıldı
Zonguldak'ta SergiOdası'nın hazırladığı "Hayatımız Trafik" Etkinliklerinin Dördüncüsü 28 Ekim-28 Kasım 2013 tarihlerinde gerçekleşecek. Etkinlikler arasında yer alan "Trafik Üzerine Düşünenlerin Düşüncesi Sergisi"nde 29 yazarın metinleri yardımıyla trafik kazalarının; tüketim, ölüm, hız, doğa, suç-suçluluk ve iktidar ilişkisi içindeki yeri tartışmaya açılıyor. Sergi, 28 Ekim-28 Kasım 2013'de, Saat 14.00-18.00 arası SergiOdası'nda açık kalacak.
Sergide; Jean Baudrillard, Giovanni Arrighi, Claude Adrien Helvétius, Ünsal Oskay, Zygmunt Bauman, Russel Jacoby, Eduardo Galeano, Milan Kundera, Gündüz Vassaf, Yaşar Çubuklu, John Fowles, David Harvey, Deborah Lupton, Mehmet Ali Kılıçbay, Serol Teber, Max Horkheimer, Birol Güven, Ali Akay, Theodor W.Adorno, John McKnight, Erich Fromm, Marya Mannes, Charles-Edouard Jeanneret, Nurdan Gürbilek, Alfred Adler, Barry Sanders, Raoul Vaneigem ve Güven Savaş Kızıltan'ın kitaplarından seçilen 40 metin büyültülmüş olarak sergilenecek. Metinlerin seçimini ve sunumunu İbrahim Akyürek hazırladı.
"Hayatımız Trafik" Etkinliği, ülkemizde otoyol güvenliğini tartışmaya açan tek muhalif kültür etkinliği. Soğuksu Şehir Kitaplığı ise içinde Türkiye'nin ilk Trafik Güvenliği Kitaplığı'nı barındıryor.
28 Ekim'de açıldı
Zonguldak'ta SergiOdası'nın hazırladığı "Hayatımız Trafik" Etkinliklerinin Dördüncüsü 28 Ekim-28 Kasım 2013 tarihlerinde gerçekleşecek. Etkinlikler arasında yer alan "Trafik Üzerine Düşünenlerin Düşüncesi Sergisi"nde 29 yazarın metinleri yardımıyla trafik kazalarının; tüketim, ölüm, hız, doğa, suç-suçluluk ve iktidar ilişkisi içindeki yeri tartışmaya açılıyor. Sergi, 28 Ekim-28 Kasım 2013'de, Saat 14.00-18.00 arası SergiOdası'nda açık kalacak.
Sergide; Jean Baudrillard, Giovanni Arrighi, Claude Adrien Helvétius, Ünsal Oskay, Zygmunt Bauman, Russel Jacoby, Eduardo Galeano, Milan Kundera, Gündüz Vassaf, Yaşar Çubuklu, John Fowles, David Harvey, Deborah Lupton, Mehmet Ali Kılıçbay, Serol Teber, Max Horkheimer, Birol Güven, Ali Akay, Theodor W.Adorno, John McKnight, Erich Fromm, Marya Mannes, Charles-Edouard Jeanneret, Nurdan Gürbilek, Alfred Adler, Barry Sanders, Raoul Vaneigem ve Güven Savaş Kızıltan'ın kitaplarından seçilen 40 metin büyültülmüş olarak sergilenecek. Metinlerin seçimini ve sunumunu İbrahim Akyürek hazırladı.
"Hayatımız Trafik" Etkinliği, ülkemizde otoyol güvenliğini tartışmaya açan tek muhalif kültür etkinliği. Soğuksu Şehir Kitaplığı ise içinde Türkiye'nin ilk Trafik Güvenliği Kitaplığı'nı barındıryor.
20 Ekim 2013
Hepsi tamamlanırsa Karadeniz'de 406 HES olacak!
Yaprak Koçer'in Doğan Haber Ajansı'nda yer alan habere göre, Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nın verilerine göre Karadeniz Bölgesi’nde işletmede 95, inşa aşamasında ise 58 hidroelektrik santrali var. Proje, fizibilite, ön inceleme ve Su Kullanım Hakkı Anlaşması kapsamında da 253 Hidroelektrik Santrali (HES) projesi bulunuyor. Toplam 406 projenin maliyeti yaklaşık 16 milyar dolar. Karadeniz'de bulunan HES’lere çevreciler karşı çıkmaya devam ederken, bir yandan da hukuk mücadelesi veriliyor.http://t24.com.tr/haber/hepsi-tamamlanirsa-karadenizde-406-hes-olacak/242072
KONUYLA İLGİLİ İKİ BELGESEL
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















