15 Haziran 2022

Sinema

 

Yakında...
Büyük Perdede, Soğuksu Sahaf Günleri
Programı içinde...
"Film Birlikte İzlenir"

14 Haziran 2022

Soğuksu

  

                           

13. Soğuksu Sahaf Günleri Başladı!

Zonguldak ve çevresinde sahaf geleneğini sürdüren Zonguldak Sergi Odası yıllanmış gazete, dergi, kitap, fotoğraf, kart, afiş ve DVD filmleri masa üstüne çıkarmaya devam ediyor.
Soğuksu Sahaf Günleri’nin 13'üncüsü 15 Haziran 2022'de yeni eklenen dergi, DVD ve kitaplarla başladı.
Kentin en eski mahallesi Soğuksu'da bulunan Sergi Odası/Sahaf; araştırmacılar, okurlar, görsel sanatlar eğitimi alan öğrenciler ve meraklılar için ziyaret yeri olarak biliniyor. 
Şair Mehmet Yılmaz Karaibrahimoğlu anısına adanan Sahaf Günleri, 26 Haziran 2022 tarihine kadar açık kalacak. Etkinlik pazar dışında saat 10.00 - 17.00 arası açık olacak. Etkinliğe, İbrahim Akyúrek'in "Hayatımız Zonguldak" başlıklı fotoğraf sergisinden seçilmiş 37 fotoğraf eşlik edecek.

     Mehmet Yılmaz Karaibrahimoğlu

1992’de Karya Kitapevi’ni açtı. Kitapevini 1996’da kapattıktan sonra, önce İstanbul’a sonra Görele’ye taşındı. Maden işçisi olarak sendikal ve siyasal hareketler içinde yer aldı. 1976’da Halkevi başkanlığı yaptı. TUSAK (Turizm Kültür Sanat Geliştirme Kooperatifi) ve ZOKEV’in (Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı) kurucuları arasında yer aldı.
Acunsal Masal adlı ilk şiir kitabı 1967’de basılan Karaibrahimoğlu'nun, Uğraş, Çığ, İlk Çaba, Ede, Mendos, Ekin, Sanat Olayı, Yeditepe ve Varlık gibi süreli yayınlarda da şiirleri yayımlanır. Şiirlerinde Zonguldak, Zonguldak halkı, Zonguldak’ın can damarı olan kömürü ve maden işçisi yer aldı. Zonguldak’ın ve çok şey paylaştığı insanlarının kendi için taşıdığı anlamları “yaşadığı kenti niye terk eder insan” şiiri ile ortaya koydu. Karaibrahimoğlu’nun ilk öyküsü Zonguldak’ta yayımlanan Sancak Gazetesi'nde çıkmıştı.

1967’de arkadaşlarıyla Uğraş adlı bir dergi çıkardı. 1967’de girdiği Türkiye Taşkömürü Kurumu'ndan 1992’de emekli oldu. Şiirleri Uğraş, Çığ, İlk Çaba, Ede, Mendos, Ekin, Sanat Olayı, Yeditepe ve Varlık dergilerinde yayımlandı.

Zonguldak’ta Türkiye Taşkömürü Kurumu’ndan (TTK) emekli, doğduğu köyde muhtar olarak “proleter” yaşamına ve yazınsal üretimine devam eden şair Mehmet Yılmaz Karaibrahimoğlu, 6 Eylül 2020 günü koronavirüsten yaşamını yitirdi.

Eylül 2020 başlarında rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan şair Mehmet Yılmaz Karaibrahimoğlu’na tetkikler sonucu koronavirüs teşhisi konulmasına rağmen eve gönderilmişti. 
 https://www.biyografya.com/biyografi/8083
  www.67sergi.blogspot.com   (67sergi@gmail.com)

  Sergi Odası, Terakki Mahallesi 
Mehmet  Akif Sok. 12
(Yazıcılar Yurdu Karşısı)
Soğuksu, Zonguldak - Merkez

13 Haziran 2022

ZBEÜ


     
Zonguldak Bülent Ecevit (ZBEÜ) Üniversitesi'nde görev yapan Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Eyriboyun geçtiğimiz yıl Ekim ayında vefat etmişti.

Eyriboyun’u Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi öğretim görevlileri ve öğrencileri mezuniyet töreninde unutmadı.

Mezuniyet töreni esnasında Mustafa Eyriboyun için “Saygı ve özlemle anıyoruz” pankartı açan meslektaşları büyük bir vefa örneği gösterdi.  

06 Haziran 2022

Akçakoca'dan... / Haziran 2022



ZBEÜ



Dikkat! Aşağıdaki haber düzmecedir:

  

 Akademisyene "sosyal rüşvet" tepkisi

Zonguldak'ta sahil gezi alanında deniz canlılarının fotoğraflarını sergileyen bir akademisyen "sosyal rüşvet" suçlamasıyla tepki aldı. 

Sergisine bir termik santral şirketinin sponsor olması, üstelik çevre ve okyanus gününe bu serginin denk getirilmesi tepkileri artırdı.

Tepkici topluluktan bir kent sakininin şu sözleri yerel basına şöyle yansıdı:  

"Daha geçtiğimiz aylarda bir kadın akademisyenin açıklamasını gazetede okudum. Verimli topraklara göz koyan maden şirketlerinin muhtarları ayartmak için kullandıkları yöntemleri "sosyal rüşvet" olarak tanımlamışlar. Hoşuma gitti, çünkü yeni kavramlara ihtiyacımız var. Bu tanıma, "sus payı", "görmezden gel payı"nı da eklersek fena olmaz.

Muhtarlık binasının badana boyasını yapmak, köy çeşmesini onarmak gibi şirket faaliyetleri sosyal rüşvet tanımının içine giriyormuş. Köylüler de bu rüşveti alalım-almayalım, diye bir güzel ikiye bölünüyormuş. Bizim sahilde tezgah açan deniz biyoloğu öğretim üyesi termik santralın küllerini havaya-denize saçan şirketin kendisine verdiği sponsorluğu marifetmiş gibi açıklıyor. Üstelik çevrecilik ayaklarına... Sponsorluk dediğin rüşvetin sosyal kılıfıdır, kibar halidir. Güçlüyle güçsüz arasındaki helalleşmedir. Paraya, desteğe ihtiyacın varsa sendikalar, meslek kuruluşları, sanat örgütleri, vakıflar neden var? Eşitler arasındaki bir ilişki biçimi olan imece gibi güzel bir sözcük bizim topraklarımızdan çıkmadı mı? 

Çatalağzı

Rüşvetin sosyal halinden bıktık artık. Zaten santralın bulunduğu yerin "halkçı" belediye yetkilisinin (sorumlusunun) bu tür rüşveti yemesini övünerek anlatması yetmezmiş gibi bu adam nereden çıktı? Kaldı ki; kanser yapan, meyve ağaçlarını kurutan termikçiyle kırıştıran, bölge halkını sosyal rüşvete alıştıran bu belediye adamının hesap defterini daha açmamışken..."  Uydurma Haber, Zonguldak

                                

"Milletimizin Diliyle Konuştuk"

 Ülke kahvehanesi

Yetişkinlik döneminde karşılaştığımız tüm nevroz ve psikozlar bir şekilde çocukluk deneyimleriyle bağlantılı olduğundan, RTE’nin tüm ülkeye yaşattığı psikozların nedenlerinden bazıları da orada saklı olabilir. Ruşen Çakır ve Fehmi Çalmuk’un hazırladığı Recep Tayyip Erdoğan - Bir Dönüşüm Öyküsü (2001) adlı kitapta anlatılan şu anılar o yüzden dikkate değer:
 “Reis Kaptan sinirli bir adamdı. Sinirlendiğinde evden kimse ona yaklaşamaz, irtibat kuramazdı. Ama onun Recep Tayyip’e karşı özel bir ilgisi vardı. Tenzile Hanım da bunun keşfetmişti. Evin babası sinirli olduğunda iş Recep Tayyip’e düşerdi. Hemen Reis Kaptan’ın yanına sokulurdu. O kollarına sığındığında Reis Kaptan’ın siniri kalmazdı. Recep Tayyip, babasını üzdüğü zaman inanılmaz bir şey yapardı: Reis Kaptan’ın ayakkabılarını öperdi. Bunu gören Reis Kaptan sakinleşir, gözlerinden yaşlar süzülür, bütün çocuklar da babalarıyla birlikte ağlardı.

 Bir gün öyle bir olay oldu ki Tayyip Erdoğan hayatı boyunca aklına her küfür geldiğinde bunu hatırlamaktadır. Erdoğan o olayı şöyle anlatır: ‘Hava kararmadan önce eve girmek zorundaydık. Bizim evin karşısında Müşerref Abla dediğimiz bir komşumuz vardı. Ben, beş-altı yaşlarındaydım. Çocuğum ya, küfür ediyorum ona... Beni almış karşısına. Ben küfrettikçe onun hoşuna gidiyor o da benim popoma vuruyor. O vuruyor ben küfrediyorum. Babam gelince (onu mahallede çok severlermiş) hemen şikâyet etmiş beni. Bunlardan haberim yok tabii. Babam içeri giriyor... Allah rahmet etsin... Alıyor beni tavana asıveriyor. Ancak ellerimden mi, koltuk altlarımdan mı bağlamış onu hatırlamıyorum. Orada 15-20 dakika kalmış olacağım ki dayım gelip beni kurtarıyor. O günden sonra küfür faslı da kapandı.’” (Metis, İstanbul, 2001, s. 17-8)
 Uğur Kutay   Birgün 

         

05 Haziran 2022

Almanya

Bülent Ecevit Üniversitesi (ZBEÜ) akademisyenlerinden Prof. Hasan Özer ve Uluslararası fotoğraf sanatçısı Kerem Öztürk tarafından 60 yıl önce Zonguldak'tan Almanya ve komşu ülkelerine misafir işçi olarak giden birinci nesil ve bugünkü nesilin yaşamlarını mercek altına alan "ALMANYA'DAKİ ZONGULDAK" isimli proje çalışmaları devam ediyor.

Almanya Gelsenkirchen ve çevresinde yürütülen proje Avrupa Zonguldaklılar Derneği desteği ve işbirliğiyle 25 Mayıs'tan itibaren süren projede 60 yıldır anavatanlarından uzakta yaşayan Zonguldaklıların günlük, kültürel, sosyal ve mesleki yaşamları fotoğraflanıyor.

"Yasakçı değil, mevzuatçıyım"


=İzin verilmedi, yasaklandı=

01 Haziran 2022

"Yasakçı değil, mevzuatçıyım"

Alaaddin Kara

Kozlu Alparslan Ortaokulu tatili sanat haftası ile karşılayacak

6-10 Haziran 2022 tarihlerinde Alparslan Ortaokulu çok sayıda sanatçı ve yazarı ağırlayacak.

Etkinlikler, 6 Haziran 2022 Pazartesi günü emekli maden teknikeri yazar Alaaddin Kara'nın "Madenciler" sergisi ve "Maden Edebiyatı ve Fotoğrafçılığı" söyleşisi ile başlayacak. Aynı gün kent tarihçisi Ekrem Murat Zaman "Ben Zonguldak" sunumu ile konuk olacak.

7 Haziran Salı günü, genç çizer Paylaş Kiraz'ın Karikatür sergisi açılacak, akşam saatlerinde açık havada film gösterisi gerçekleşecek.

8 Haziran Çarşamba günü, Kürşat Coşgun Kozlulu Karikatür Emekçisi Burhan Solukçu'yu anlatacak. Daha sonra İ.Kerem Öztürk "Anadolu'nun Çocukları" fotoğraf sergisi açılacak, Şafak Tortu'nun "Kurgudan Gerçeğe", Güner Yaşkan'ın "Makro Fotoğraflar" gösterisi perdeye yansıyacak.

9 Haziran Perşembe Günü Tahir Avcı'nın müzik gösterisinden önce Nadir Özsoy'un "Karadeniz Fotoğrafları" gösterisi, şair Fatma Kılıç'ın söyleşisi var. 

10 Haziran Cuma etkinliğin son günü emekli maden işçisi Kadir Tuncer Zonguldaklı Şair Rüştü Onur'u ve Güneşe Hasret kitabını anlatacak.

  https://67kentimiz5.blogspot.com/

Ekrem Murat Zaman
Güner Yaşkan - Şafak Tortu
Fatma Kılıç
Kadir Tuncer
Burhan Solukçu

=İzin verilmedi, yasaklandı=

Kasım 2021




31 Mayıs 2022

TÜRKİYE'NİN İLK KADIN BROKERİ UFUK ÇEYREK URAL, "YOLUN AÇIK OLSUN" KİTABINI TURKDENİZ.COM'A ANLATTI

   18 Kasım 1957 Zonguldak doğumluyum. Ereğli Kömürleri İşletmesi (EKİ) Yayla Özel İlkokulu ve Zonguldak TED Koleji devamında 10. sınıftan sonra 1975 yılında Şişli Terakki Lisesi’nden mezun oldum. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdim. Aynı yıl, 1975’de Zihni Denizcilikte iş hayatıma başladım.
   Asaf Bey de Zonguldaklı idi ve ailesi aile dostumuzdu. Kendisinin profesyonel yaşamdaki başarıları ailemizde övünçle bahsedilirdi. Bir müddet sonra da yine Hukuk Fakültesinden mezun olan Levent Karaçelik’in Zihni Denizcilikteki başarıları aile çevremizde konuşulmaya başlandı. Ancak ben düşünce olarak hukuktan başka bir sektöre o kadar uzaktım ki Asaf Bey’le annesinde karşılaştığımız zaman, sınav sonuçlarımı beklediğimi ve Hukuk Fakültesinde okumak istediğimi söylediğimde benim iyi bir öğrenci olduğumu, Hukuk Fakültesini kazanabileceğimi ve Hukuk Fakültesinin yarım gün olduğunu, günün diğer yarısında da part-time olarak Zihni Denizcilikte çalışmamın iyi olacağını söylediğinde doğrusu önce hiç cazip bakmadım bu öneriye.      

30 Mayıs 2022

Yolunuz hastaneye düşerse sağlığın durumu:

                                                                    

Beyaz Miting’ten sonra…

Valilik, mitingi engelleme çabalarını epey sürdürdükten sonra, sonunda öğle saatlerinde ve süreli bir izinle ve yürüyüş izni vermeden lütfetmiş. Tam saat 12 de güneş en tepedeyken, ne haliniz varsa görün, inşallah güneş çarpar sizi diye düşünmüş de olabilirler! Ne gam, doldurduk alanı, Kardeş Türküler de bizimleydi.

  İlkin, sağlığı kar amaçlı alınıp satılan bir “mal” haline getiren “Sağlıkta Dönüşüm” politikası, sağlık hizmetine ihtiyacı olan toplum ile sağlık hizmetini veren sağlık çalışanı arasındaki “kamusal ilişkiyi” ticari ilişkiye çevirdi. Bu dönüşümün ilk adımı olan hasta ile sağlık çalışanı arasındaki ilişkiyi “hizmet satanla hizmet alan” arasındaki ticari bir “iş” haline getirdi. Bunu yaparken de bugüne kadar seni kazıklıyor ve kendisi ne isterse onu veriyordu, oysa şimdi sen ne istersen onu satın alacaksın ilkesine ikna etti.

Basitçe eskiden doktor muayenesi sonucu gerek görürse tahlil isterken şimdi hasta ben tahlil istiyorum, parası neyse de vereceğim demesinin iyi bir şey olduğunu zannetti. Sadece hastayı ikna etmedi, doktora da, “Gerekliliği boş ver ne kadar tahlil istersen o kadar performans puanı toplayıp alacağın parayı ikiye katlayabilirsin”, dedi. Başlangıçta hastalar sosyal güvenceleri olduğundan, yani sanki ceplerinden nakit para çıkmıyor sandıklarından çok mutlu oldular. Doktorların bir bölümü de yine gerekliliği bir yana bırakınca maaşlarının arttığını gördüler. Bir tür alan razı satan razı sistemi oluştu.

Şu gözlem üzerine düşünelim; kamu hastanelerine gelen hastalar daha çok tahlil, daha çok ilaç, daha çok girişim isterlerken, özel hastanelere gidenler oradaki doktorların gereksiz tahlil istediklerini, gereksiz ilaç yazdıklarını, gereksiz işlem yaptıklarını düşünüyorlar. Kamu hastanesinde hastanın cebinden para somut olarak çıkmıyor, özel hastanede ise istenen her tahlil, işlem ek ücreti şişirdikçe şişiriyor. Hastalar çok haksız da değiller. Kamu hastanelerinde doktorlar SGK’nin belirlediği ve çok düşük ücret ödediği paket dışı tahlil isteyip, tetkik yazdıklarında döner ücretleri düşüyor, özel hastanede ise ne kadar çok tetkik, tahlil, girişim yapılırsa fatura o kadar kabarıyor.

Doktor, sana uygun gördüğünü değil, senin istediğini vermek zorunda, parasıyla değil mi, anlayışı, bir de zaten bunlar paradan başka bir şey bilmezler iftirasıyla birleşince şiddet kaçınılmaz oldu. Hasta cebinden para çıkmadığını düşündüğü kamu hastanesinde doktora şiddet uyguluyor, tıbbi ihtiyacından çok daha fazlasına cebinden para ödediği özel hastanede ise gıkını çıkar(a)mıyor. Sonuç, kamu hastanelerinde “ucuz mal” için randevu krizi, özel hastanelerde ise paralı hizmet ile kar rekorları.

  1989 Türkiye’sinde yükselen “Bahar Eylemleri”nde sadece sağlık çalışanları değil, tüm ezilenler, işçiler, sendikalar 12 Eylül’ün dayattığı ekonomik politikaya isyan ederlerken bir araya gelip birlikte hareket edebiliyorlardı. Bugün her sektör, iş kolu, meslek sanki kendi canının derdine düşmüş halde, kendini kurtarmanın yollarını arıyor gibi.

Selçuk Candansayar   Birgün  

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Profesörü   

http://candansayar.com/ozgecmis.html

28 Mayıs 2022

Mayıs 2022 / Zonguldak Kitaplığı


 

 Zonguldak Kitapları Bitlis Halk Eğitim Merkezi'nde 
Sergi Odası, Bitlis Halk Eğitim Merkezi Kütüphanesine "Zonguldak Kitapları" rafından seçilmiş yayınlarla katkıda bulundu.

Geçtiğimiz günlerde Halk Eğitim Merkezi bünyesinde, sıfır maliyetle kütüphane kuruldu. Tamamı atık malzemelerden oluşan kütüphanede bağışçıların gönderdiği kitaplar, raflara yerleştirildi.

Şimdi bu kitapların arasında Zonguldaklı yazarların (Ahmet Naim, Can Kartoğlu, Hikmet Kuşhan, Mustafa Hoş, Derya Kızılgöz, İbrahim Akyürek, İlker Özünlü, Hülya Tozlu, Gülşah Kılıç, İrfan Yalçın, Kürşat Coşgun) kitapları da yer alacak

22 yıldır Zonguldak'ta kültür-sanat ortamı sunan Sergi Odası, gönüllü kütüphane oluşumlarına konuklarının bıraktığı kitap ve DVD filmleri paylaştırıyor. Bugüne kadar 60'ı aşkın noktaya ulaşıldı.

"Zonguldak Kitapları" rafı Sergi Odası'nın geleneksel çalışmalarından biri. "Zonguldaklı Yazarlar, Zonguldak'ı Yazanlar" başlığı altındaki bölüm yılda iki kez masa üstünde sergilenerek araştırmacılara, meraklılara sunuluyor. Gelecek etkinlikte 1995 yılı ve öncesi yayınlanan kitaplar sergilenecek.

 https://67kentimiz5.blogspot.com/

25 Mayıs 2022



 

Ankara / İnternet

Gola Kültür, Sanat ve Ekoloji Derneği, 28-29 Mayıs ve 4 Haziran tarihlerinde Karadeniz üzerine çalıştay düzenleyecek.

22 Mayıs 2022

 

 Zonguldaklı yazar Selma Aydın altıncı kitabını çıkardı

19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı'nda ORGANİK NİNE HİKÂYELERİ adıyla ZOKEV yayınlarından çıkardığı çocuk kitabının ilk imza gününü Kozlu Sanat Sokağı'nda yapan yazar Selma Aydın, gösterilen ilgiden dolayı mutlu olduğunu söyledi.

 Kitaba katkılarından dolayı her zaman yanımda olan desteğini esirgemeyen eşime ve bu kitaba katkı sağlayan Değerli iş insanı Vedat Akman’a minnettarım. Bu bir ekip işi katkı sağlayan herkese teşekkür ediyorum. Kapak tasarımı Kürşat Coşgun Editör Özlem Yücesan İç çizimler Paylaş Kiraz.

Ereğli, Devrek, Çaycuma, Zonguldak değerlerini ve hayvan sevgisini anlatan hikayelerden oluşan kitap ilk günden beklenenin üstünde ilgi gördü. Yeni imza günlerinde buluşacağız" dedi.

21 Mayıs 2022

                                 

Müstehcen olan, yoksul çocukları imrendiren reklamlardır

Özellikle pandemi döneminde iyice yaygınlaşan ve zenginleşen şu paket servisi şirketlerinin reklam filmlerinin acımasızlık derecesindeki, umursamaz bir acımasızlık niteliği edinmiş müstehcen şiddetine bakıyorum günlerdir.

Öncelikle çocukları ve o çocukların yoksul ailelerini ağır biçimde mağdur eden, gündelik hayatlarını karartan sinsi ve şirret bir müstehcenlik var bu reklamlarda.

  Eğer illa müstehcenliğe karşı bir tedbir alınacaksa, buna alın işte, eğer muzır neşriyat diye bir şey varsa ve denetim altına alınacaksa, bunu alın işte.

Sigarayı, birayı, bir kadeh şarabı, bir bardak rakıyı değil, hamburgeri, kebabı, lahmacunu, pizzayı, işte bu görüntüleri buzlayın…

Çocukları imrenecekleri ama ulaşamadıkları şeylerden koruyun esas…  

 Ahmet Tulgar   Gazete Duvar 

                                     

İnternet - Fotoğraflar:

      

    "Hayatımız Trafik"

15 - 27 Mayıs 2022 < Açık

18 Mayıs 2022

      

Nisan ayında önlenebilir nedenlerle 71 çocuk yaşamını yitirdi

Seyahatlerin arttığı bu ay 23 çocuğun trafik kazalarında yaşamını yitirdiği öğrenilirken 12 çocuğun ise havaların ısınmasıyla birlikte yaşadıkları bölgelerdeki sulama kanalları, göletleri ve derelerde boğularak yaşamını kaybettiği görülmektedir (Bu çocuklara ‘kentsel ve kırsal açık alanda yaşanan olaylar’ başlığı altında yer verilmiştir). Yine yaşamını kaybeden çocuklardan 5’inin Suriye ve Irak’tan Türkiye’ye göç etmiş olan mülteci çocuklar olduğu bilinmektedir. Bu ay şiddet sebebiyle yaşamını kaybeden çocukların sayısı ise 4’tür. 

             

13 Mayıs 2014 SOMA - 17 Mayıs 2010 KARADON için,

      

BURADA NE OLDU? İNGİLTERE