22 Nisan 2025

16 Nisan 2025

Çaycuma

 

"Benim Babam Bir Kahramandı"

11 Nisan 1980 : Ümit Kaftancıoğlu

Suikast cezasız kaldı
Ümit Kaftancıoğlu’nun katillerinden Ahmet Mustafa Kıvılcım, 2 Aralık 1980’de İstanbul’da silahı ile birlikte yakalandı. Katil, Ümit Kaftancıoğlu’nu “genç beyinleri yıkadığı için öldürdüklerini” söyledi. Öldürme emrini ise Ülkücü Gençlik Derneği Başkanı Hasan Küçük’ün verdiğini itiraf etti. Cinayeti İrfan Çakırca ile birlikte işlemişler, Yusuf Teke isimli suç ortakları da arabayla onları olay yerinden kaçırmıştı. Polis diğer sanıkları aramaya başladı ancak çoktan yurt dışına kaçmışlardı. Daha sonra itiraflarını değiştiren Kıvılcım, ömür boyu hapse mahkum edildi. Ancak Askeri Yargıtay bu kararı bozdu. Kıvılcım, birkaç yıl cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Bir aydının öldürülmesi daha böylece cezasız kaldı.

 

6 Ağustos 1945 Hiroşima < 6 Ağustos 2025; İmparatorluğa Lanet Günü

   

15 Nisan 2025

Yenikapı - İstanbul

Çaycuma

Reklam yüzü

 

Omurgalı adamlar

Yıl 1976... Tarık Akan, bir tıraş bıçağı markası olan Gilette’nin, tüm dünyada yayınlanacak reklam teklifini kabul etmiyor. Ardından otomobil reklamında oynaması için kapısı çalınıyor ancak yanıtı değişmiyor. Şampuan, diş macunu, banka ve bir çok önemli firmanın reklam tekliflerine de ‘hayır’ diyor. Tarık Akan, bu teklifleri neden kabul etmediğini şöyle açıklıyor:

"Bu teklifler Tarık Akan olduğum için yapılıyor. Bu adı ben kimden aldım? Sinema seyircisinden aldım. Onlar beni Tarık Akan yaptılar. Şimdi bu tekliflere ‘evet’ dersem onlardan aldığım bu adı onlara tekrar satmış olurum. Dünyada her şey para değildir."

80’li yıllar... Antalya’dan bir inşaat firması, Kemal Sunal’ın reklam yüzü olmasını istiyor. Karşılığında ise yapacakları evlerden birini teklif ediyor. Kemal Sunal teklifi reddediyor. Eşi Gül Sunal, yaşananları yıllar sonra anlatırken şu ifadeleri kullanıyor:

"’Neden kabul etmedin, ne güzel Antalya’da evimiz olurdu’ gibi bir cümle kurdum. Kemal ise döndü ve dedi ki ‘Gül, yarın bir gün bu evler yıkılırsa ve insanlar ben reklamında oynadığım için bana güvenip o evleri almış olursa, ben vicdanıma nasıl hesap veririm öyle bir durumda.”

Kemal Sunal’ deyince, oğlu Ali Sunal’dan söz etmemek olmaz. Çünkü o da, günümüzün popüler isimlerinden. Ülkede Dubai çikolatası çılgınlığının sürdüğü bir dönemde, aynı türden bir çikolatanın reklam filminde oynadı. Reklam filminin başarılı olup olmadığını tartışacak değilim. Dubai çikolatasının, Antep fıstıklarımızın Avrupa’dan geri gönderilmesinden sonra ünlendiğine dikkat çekmek istiyorum. İç pazarda ucuz fiyata satılmaya başlayan fıstıkların, iade edilen ürünler olduğunu öne sürenler oldu. Bu nedenle Dubai çikolatası konusunda kafalar karıştı. Kemal Sunal hayatta olsaydı oğlu Ali’nin, Dubai çikolatası reklamında oynamasını yadırgamaz mıydı? 
Ahmet Zeki Yeşil    Birgün

 

Adalar Müzesi / İstanbul

 

14 Nisan 2025

Antalya / Jeffrey Sachs

Antalya Diplomasi Forumu’na damgasını vuran konuşmasında ABD’li ekonomist Sachs, Suriye’deki iç savaşın ABD ve İsrail’in kararı olduğunu söyledi. Sachs, Suriye’deki cihatçıların yıllarca CIA tarafından eğitildiğini kaydetti.

Antalya Diplomasi Forumu’na katılan Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Başkanı Prof. Dr. Jeffrey Sachs, Suriye’de 2011’de başlayan iç savaşın kökenlerinin 2001’e dayandığını, İsrail’in güçlenmesi için bölgedeki savaşların NATO ve Pentagon tarafından planlandığını söyledi.

5 YILDA 7 SAVAŞ

“Suriye: Uzlaşan ve Yeniden İnşa Edilen Ülke” konulu panelde konuşan Sachs, “2001’de eski NATO Başkomutanı Wesley Clark’tan ‘5 yıl içinde 7 savaş’ hedeflenen bir liste aldıklarını” söyledi. “Bu savaşın tamamı Beşar Esad’dan kaynaklanmadı” diyen Sachs, “2011’de Washington’da Esad’ı devirmek üzere bir karar alındı, aslında bu karar İsrail’den çıktı. (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu, Ortadoğu’da İsrail’e karşı olan her hükümeti devirmek istiyor. Bu süreçte bir dostu vardı: CIA ve ABD” dedi.

Dönemin ABD Başkanı Barack Obama’nın emriyle savaşın başladığını belirten Sachs, şunları söyledi: “Timber Sycamore Operasyonu ile ABD, bölgedeki ülkelerle birlikte cihatçı savaşçıları eğiterek, silah ve para sağlayarak rejimi devirmek için hazırladı. Bu savaşın sonucu, CIA’nın 2011’de istediği şeydi.”

İsrail’in teşvik ettiği savaşlardan 6’sının Lübnan, Irak, Suriye, Libya, Somali ve Sudan’da yaşananlar olduğunu söyleyen Sachs, “Bu yedi savaşın sadece biri hâlâ gerçekleşmedi; o da İsrail’in büyük bir arzu duyduğu İran’a karşı ABD savaşı. Bugün bile İsrail bu savaşı kışkırtmaya çalışıyor” dedi.

                              

Buluşma

 

Suriye / Geçmişe mazi...

 2012

2009 - OBAMA TBMM'DE
Türkiye Burjuvazisinin Yeni Nüfuz Alanları 
ve “İstikrar İhalesi”

CHP, Samsun Cumhuriyet Meydanı'nda "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitingi düzenledi.

 

Özel: Cuntanın karargâhı saray, silahı yargı, mühimmatı yalan ve iftiradır

  "Gücünü milletten almayanlar; millete değil, okyanus ötesine, başka ülkelere, başka kıtalara, başka liderlere göz kırpanlar kaybetmeye mahkumdur" diyen Özel, şunları söyledi:

"Biz sırtımızı Amerika'ya değil, millete dayıyoruz. Biz gücümüzü Trump'tan değil, milletten alıyoruz. Dün işgale gelenlere kırmızı halı serenler vardı, bugün darbe yapmak için yurtdışından icazet alanlar var. Dün ihanet ettiği halktan kopuk İngiliz zırhlısı ile kaçanlar vardı, bugün millet iradesinden korkup sandıktan kaçanlar var. Ve dün yedi düvele karşı direnenler vardı, bugün cuntaya, cuntacılara başkaldıran Saraçhane, Maltepe, 81 ilde sokaklara akan milyonlar Samsun'da ilk adımı atan kahramanlar var. Hep birlikte bu düzene, bu tek adam düzenine, bu cuntaya başkaldırıyoruz, başkaldırıyoruz, başkaldırıyoruz!"
  "Darbeci olduğunu, cuntacı olduğunu söyledim. Sürekli buna itiraz ediyor. Dünyada iki tür darbe var. Bunun biri askeri darbe, bir diğeri sivil darbe. İkisinin de bir planı, başında bir cuntası olur. Türkiye’nin 19 Mart’ta karşı karşıya kaldığı şey, bir sivil darbedir. Ve bu darbenin başındaki cuntanın karargahı saraydır, silahı yargıdır, mühimmatı, mermisi yalandır, iftiradır. Cunta bu kez kamuflajla değil; üzerine savcı, başsavcı, hakim cübbesi giyerek gelmiştir. Seçimle gelenler seçimle gitmek istememektedir, bunun adı darbedir. Bu darbeyi püskürten 10 milyonlara selam olsun. Saraçhane’de yedi gece direnenler, 81 ilde sokaklardan taşanlar, Maltepe’de 2,2 milyonla o meydanın rekorunu kıranlar, 15,5 milyon kişi, sel olup da dayanışma sandıklarına akanlar bu darbe girişimini püskürtmüştür. Geldiler, seçtiler, tarihe geçtiler."

                               

09 Nisan 2025

6 Ağustos 1945 Hiroşima < 6 Ağustos 2025; İmparatorluğa Lanet Günü

  

Bolu

 Yangında önce arabaları kurtarmışlar

Bolu’daki 78 kişinin hayatını kaybettiği Grand Kartal Otel’deki yangın faciasına ilişkin bilirkişi raporu, yaşanan ihmaller ortaya koydu. Oksijen’de yer alan habere göre, oteldeki görevlilerin yangını haber aldıktan sonra otoparka koşarak arabaları kurtarmaya çalıştığı tespit edildi.

Raporda 12 dakika boyunca kimsenin uyandırılmadığı, bu süre zarfında herkesin otelden çıkmasının mümkün olabileceği vurgulandı. Raporda ayrıca zorla açılan otopark kapısının yangının söndürülmesinin önüne geçtiği bildirildi.

08 Nisan 2025

ZOKEV

Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı (ZOKEV) tarafından her yıl bilim, kültür ve eğitim dalında verilen ödüller belli oldu. Vakıftan yapılan açıklamaya göre, 2024 yılı ödülleri, bilim dalında Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, eğitim alanında Tolunay Demirci, kültür alanındaysa Yüksel Yıldırım’a verildi. Ödül töreni 12 Nisan Cumartesi günü, saat 18.00’de Maden Mühendisleri Odası Lokali’nde yapılacak. Vakıf Yönetim Kurulu Başkanı Üzeyir Karahasanoğlu’nun açılış konuşmasından sonra ödüller sahiplerine takdim edilecek. 
ZOKEV’den yapılan açıklamada ödül gerekçeleri şöyle açıklandı:

çok güçlü ve akıllı bir adam

  

Trump, Erdoğan'ı övdü, rahip Brunson'ı hatırlattı

"Çok güçlü ve akıllı bir adam Erdoğan"

Trump, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şunu da söyledim. Kimsenin yapmayı başaramadığını, iki bin yıl boyunca yapmayı başaramadığını başardıklarını söyledim. Suriye'yi aldınız. Tabi aracılar üzerinden aldınız dedim. "Yok ben değilim" dedi. Ancak ben ona, "hayır sendin ama sorun değil" dedim. Sonra da dedi ki, "evet belki de benimdir" dedi. Bakın güçlü bir adam, çok güçlü ve akıllı bir adam Erdoğan. Kimsenin yapmayı beceremediği bir şeyi yaptı. Hakkını vermek lazım. Netanyahu, senin Türkiye ile herhangi bir problemin varsa çözebilirim diye düşünüyorum. Tabi senin de makul olman lazım." açıklamasında bulundu.

Netanyahu: Türkiye ile kötüleşen komşuluk ilişkilerimiz var

Trump ile Suriye'deki durumu da ele aldıklarını söyleyen İsrail Başbakanı Netanyahu, "Suriye'deki durumu da ele aldık. Türkiye ile kötüleşen komşuluk ilişkilerimiz var. Suriye'nin, Türkiye de dahil olmak üzere hiç kimse tarafından İsrail'e saldırı için bir üs olarak kullanılmasını istemiyoruz. Türkiye, ABD ile harika ilişkileri olan bir ülke. Başkan Trump'ın Türkiye lideri ile bir ilişkisi var. Bu çatışmayı çeşitli şekillerde nasıl önleyebileceğimizi görüştük." ifadelerini kullandı.

"Eğer Gazzeliler gitmek istiyorsa, bazı ülkeler onları almaya hazır"

       
Murat Yetkin: Hiçbir ABD Başkanı, hiçbir Türk Cumhurbaşkanı için bu kadar övgüyle konuşmamıştır; Trump Erdoğan'ı överken aba altından sopa gösteriyor

Çaycuma - Ankara hizmet hattı

      

"Çaycuma'ya, Filyos'a, gaza, limana hizmet için 
Trump'ın dostları ile buradayım. 
Bulunduğum huzur ve güven ortamından 
 oğluma, gençlere ve dayanışmacı ailelerine sabır dilerim."
  

Darbelerde neler olur? / 2018'den...

12 Eylül sabahı ABD Büyükelçisi:
'Askeri liderleri iyi tanıyoruz, endişeye mahal yok'

12 Eylül 1980 askeri darbesi sırasında ABD'nin Ankara Büyükelçisi olan James Spain, darbeden birkaç saat sonra ABD'ye gönderdiği diplomatik notta askeri lideri iyi tanıdıklarını ve Türkiye'nin gerek dış politika gerekse de savunma politikalarının değişeceği yönünde endişe yaratacak bir neden olmadığını söylüyor.  Bu haber BBC Türkçe'de ilk kez 12 Eylül 2018'de yayımlandı.

Darbelerde neler olur? / 2019'dan...

 
 12 Eylül’de kimler kimlerle beraberdi
Enver Aysever   Cumhuriyet Ek, 2019
Mustafa Oğuz ve Selin Ongun’un söyleşerek oluşturdukları “Yorma Birader” kitabını hemen edindim, okudum. “Sen niye okudun” diye soran olursa diye, yazayım: Bugün ülkede olan biteni öğrenmek için mutlaka 12 Eylül 1980’i anlamak gerekir de ondan. 
.........
Emel Sayın kolay lokma. Oysa Evren ziyaretinde biri daha var, adı Şener Şen. Darbeci Evren ile karşı karşıya oturup çay höpürdetiyor. O Şener Şen yıllar sonra RTE’nin sarayına gitti, konuşma yaptı. Demem o ki, olana şaşmamak lazım. Şimdilerde biletleri kapalı gişe satıyor Şener Şen’in, yeniden tiyatro sahnesinde. Herhangi bir oyun olsa derdim değil, lakin Vasıf Öngören’in “Zengin Mutfağı”nda oynuyor. Öngören devrimciydi, faşizmi anlattığı oyunu tiyatromuzun başyapıtıdır. Şimdi güzel bir AVM salonunda, Şener Şen’i ayakta alkışlayanlar, Vasıf Öngören’i tanır mı? 12 Mart’ı, 12 Eylül’ü bilirler mi? Şener Şen’in faşist darbe lideriyle sohbeti onlar için önem taşır mı, merak ettim doğrusu. Bana sorarsanız her perde açılışında Vasıf Öngören’in kemikleri sızlamaktadır.
     
Tercüman gazetesi hedefe koyar Akan’ı, Almanya seyahati dönüşü gözaltına alırlar. Ardından gecesi gündüzüne karışır, önce polis, sonra Selimiye’de asker elinde günlerce mahpusta kalır. Devrimcilerin acısına, kederine tanıklık eder. İşkenceleri görür, duyar... Suçu belirsizdir.
Gayrettepe’de, kim bilir kaçıncı gün, Müdür T. odasına çağırır Tarık Abi’yi. Halsiz, bitkin çıkar huzura. Müdür yalnız değildir, Müdür T’nin karşısında Uğur Dündar oturmaktadır.
     
Haldun Dormen’in: “AKP döneminde sansür ya da kısıtlama yaşamadık” sözleri düştü aklıma. 12 Eylül faşistleri bile tehlikeli görmemiş Dormen ve etrafındakileri, elbette öyle diyecek Haldun Bey. Tarık Abi, “Yol” filmi çekilirken darbe sonrasında neler yaşadığını tek tek anlatıyor. Yılmaz Güney’in mahpusluğu ve kaçışı dahil. Oğuz’un anılarını okurken neo-liberal dönemi daha iyi kavrıyorsunuz ve elbette insanları da!

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/cumhuriyet_pazar/1539428/12_Eylul_de_kimler_kimlerle_beraberdi.html  

06 Nisan 2025

Hak, hukuk, boykot

 

Hak, hukuk, boykot

1832 Norfolk doğumlu Charles Cunningham Boycott, Birleşik Krallık ordusundan kendi isteğiyle ayrıldığında yüzbaşı rütbesi taşıyordu.

O çağda krallığa bağlı İrlanda’ya yerleşti ve çiftlik kâhyası oldu. 1879’da Mayo bölgesinde Erne kontu ve toprak ağası John Crichton’un tarım arazilerini işletiyordu.

Tarihe soyadıyla geçecek “abluka” eylemi, işte o köyde, o yaz patladı.

Henüz hasat başlamamıştı. Ama tarlalardaki ürün öylesine cılızdı ki milliyetçi Tarım Partisi başkanı ve “İrlanda’nın taçsız kralı” diye anılan Charles Stewart Parnell’in çağrısıyla örgütlenen köylüler; Erne kontunun toprak kirasından sadece bir yıllığına, yüzde 25 indirim yapmasını istediler.

Kont Crichton, öneriyi reddetmekle kalmadı. Aktif kâhya, emekli Yüzbaşı Boycott’u kiralarını ödemeyen köylüleri mülkünden sürmek ve hasatı kiralık tarım işçilerine yaptırmakla görevlendirdi. Zaten yoksul köylüler evlerinden ve tarlalarından atılacaktı.
 
UĞRADIĞI HEZİMETLE ANILMAK

Yüzbaşı Boycott, yanına silahlı adamlarını alıp yola çıktı. İngiliz askerlerin korumasında gelen kiralık tarım işçileriyle Lough Mask köyünde buluşacaktı.

Oysa örgütlü köy halkının gözü, cılız hasadın tamamını feda edecek kadar kararmıştı. Lough Mask’ı tahkim edip ablukaya aldılar. İngiliz askerleriyle gelen kiralık tarım işçileri geç kalınca; kâhya Boycott ve adamlarını köye sokmadılar. Yakın tarihin “boykot” denilecek ilk direniş eylemi, işte böyle başladı.

Mine G. Kırıkkanat    Cumhuriyet 

 
Az Bilinen Enteresan Bilgilerde Bugün: 
''Boykot'' Kavramının Ortaya Çıkış Hikayesi!

Sivil görünümlü


Sivil görünümlü askeri yönetim uygulamaları mı?

1980 askeri cuntasının adamı Turgut Özal da cuntanın saf dışı bıraktığı eski liderlerin 5 ve 10 yıllık siyasi yasaklarının sürmesi ve cunta kararlarının kalması için evet demişti. Fakat referandumla yasaklar kalkmıştı.

Bugünkü iktidar, o dönemdeki siyasi süreci bile aşarak Özal’a rahmet okutacak uygulamalara imza atıyor. Partileri dağıt, liderlerini içeri at, fiili olarak ülkede siyasi faaliyet yasağını hayata geçir!

Şunu da sırası gelmişken araya sıkıştırayım: Kayyum girişimi aslında örtülü bir askeri karakterli yönetimin işi olabilirdi. Sivil görünümlü bir iktidarın örtülü askeri adımları ve uygulamaları ile resmi bir askeri yönetimin uygulamaları arasındaki ilişkiler ve benzerlikler ayrı bir araştırma konusu olabilir.
 
Özgür Özel, “Muhatabım cumhurbaşkanı değil, cunta başkanı” diyerek de içine girilen siyasi sürecin yeni yapısına bir gönderme yaptı. 
ÖZAL’A RAHMET OKUTUYOR

Çünkü iktidarın seçim sürecinde attığı her adım geçmişte askeri keyfi uygulamaları çağrıştırıyor.

1980 askeri cuntasının adamı Turgut Özal da cuntanın saf dışı bıraktığı eski liderlerin 5 ve 10 yıllık siyasi yasaklarının sürmesi ve cunta kararlarının kalması için evet demişti. Fakat referandumla yasaklar kalkmıştı.

Bugünkü iktidar, o dönemdeki siyasi süreci bile aşarak Özal’a rahmet okutacak uygulamalara imza atıyor. Partileri dağıt, liderlerini içeri at, fiili olarak ülkede siyasi faaliyet yasağını hayata geçir!

Orhan Bursalı    Cumhuriyet