30 Ocak 2014

Kitap

Çaycuma'lı Sanatçı Mevlüt Kırnapçı Kitabını Zonguldak'ta İmzalayacak
Çaycuma Bölgesi Gelenekleri, Sözcük ve Deyimler, Değişen Sosyal Yaşam konulu araştırma kitabı "Yandım Ela Gözüne" aralık başında yayımlanan ve 11 Aralık 2013 tarihinde Çaycumalı okurlarıyla buluşan Mevlüt Kırnapçı, bu kez ZOKEV organizasyonunda Zonguldaklı okuyucularıyla buluşacak. Sanatçı Kırnapçı imza günü ile ilgili yaptığı açıklamada, "Çaycuma ve çevresinin kaybolmaya yüz tutan gelenek görenekleri, yaşam biçimleri, eski dönemlerde kullanılan tarımsal ve evsel araç gereçler, değişen ve dönüşen sosyal yaşamı konu alan Yandım Ela Gözüne bir anlamıyla da yeni kuşaklar için kaynak kitap olma niteliğindedir." diye konuştu. 4 Şubat Salı akşamı saat 18.00'de Maden Mühendisleri Odası Lokali'nde yapılacak olan söyleşi ve imza etkinliğine tüm sanatseverler davet edildiği kaydedildi. 
http://www.haberler.com/caycuma-li-sanatci-mevlut-kirnapci-kitabini-5608924-haberi/

23 Ocak 2014

Eşitlik


                                                   

KADINLAR BURADA, ERKEKLER NEREDE !
İbrahim Akyürek

  Geçtiğimiz günlerde 11.İstanbul Bienali çalışmalarını izlemek için Tophane’deki eski tütün deposu  ve Karaköy Rıhtımı devamındaki eski antrepo binasındaki sergilere kapandım.
  Durup dururken izleyiciler arasında kadınların fazlalığı dikkatimi çekti. Her 10 kişiden 8’i gibi…
  Dönüşte otobüste yan ve ön koltuklarda aynı anda 4 kişiyi kitap okurken bulduım: 1 erkek, 3 kadın…
  Kendi çapımdaki anketin sağlamasını da yapmış oldum böylece.
  Aslında sonuç benim için yabancı değildi. Özellikle son beş yıldır kadınların sanata ilgisinde bir artış var. Kitap satıcılarına sorun müşterileri arasında kadınların sayıca üstünlüğünü söyleyebilir.
  Yakından biliyorum; ZOKEV fotoğraf kurslarına kayıt olanların ezici çoğunluğu son yıllarda artık kadın. TED Zonguldak Koleji’nde, Çelikel Lisesi’nde, Filyos Sanat Buluşmaları’nda gerçekleştirdiğimiz fotoğraf etkinliklerine katılan öğrencilerin, gençlerin %70’i kızlardan oluşuyordu.
  Filyos’da yaşlıca birisine bunun nedenini sorduğumda; erkeklerin ya sporda (futbolda), ya balıkta ya televizyon (internet) başında olduğunu söylemişti.
  Bunu bizim kentin yetişkinlerine uygularsanız ya kahvehanelerde, ya lokallerde alkol, kumar, at yarışı ya da parti binalarında politik gevezelik peşinde olarak açıklayabilirsiniz.
  Gözlediklerimden çıkardığım yorum şu; önemsiz, değersiz görülenin bir ayaklanması bence bu. 
  Uğradığı haksızlığa karşı çıkan toplum kesimlerinin (cins, ırk, ulus, sınıf, göçmen) en azından bir arayışa, yenilenmeye, değişime, sokağa, sanata gereksinimi oluyor. Kölelikten bu yana yeryüzü dersleri arasında bu var.
  Kadınlar doğrudan iletişime, sorun çözmeye önem verdikleri için toplumsallaşma sürecini artık ev dışına taşırmak isteyebilirler. Sanatı da içine alan sosyalleşme çalışmalarına katılma arzuları eşitlikten yana erkekler için bu yanıyla bir fırsat.
 60’lı, 70’li yıllarda, gençliğimizde dünyada ve ülkemizde kitap okuma ve fikir tartışması yaygınlığı sisteme isyan duygularının enerjisi içinde yer bulmadı mı?
  Ülkemize bakarsak o yıllardan günümüze, Ankara’nın asker ve sivillerden oluşan gerçek sahipleri  baktılar ve dediler ki; toplum aldı başını gidiyor. Gördüler ki, haber verildi ki; toplum kendilerinden ileri, uyanık ve bilinçli…
  Darbelerle balyozlaya balyozlaya şimdiki uygun düzeye getirdiler ki; yönetmesi, kandırması, sanattan, bilimden uzak tutması kolay olsun.
  Kadınlara yönelik bugüne özgü artan şiddetin nedenleri arasında; kadınların bugüne özgü değişim istekleri arasında ilişki var bence… 
  2010

Özelleştirme!


Yatağan işçisi sokaklara döküldü:
Hedef Ankara!

Özelleştirmelere karşı, Muğla ve Zonguldak'dan yola çıkan enerji ve maden işçileri yarın başkentte olacak. Yatağan'da yapılan yürüyüş ve basın açıklamasında işçiler, “Hükümet istifa” sloganlarıyla Ankara'ya seslendi. Eyleme Yatağan halkı büyük destek verdi, balkonlardan bile sloganlar yükseldi.

Karadon


Grizu Davasında 6. Bilirkişi Talebi Kabul Görmedi 
Zonguldak’ta 30 kişinin öldüğü, 11 kişinin yaralandığı 17 Mayıs 2010 tarihinde meydana gelen grizu faciasıyla ilgili dava ileri bir tarihe ertelendi. Bugüne kadar 5 bilirkişi raporu hazırlanan grizu davasında 6. bilirkişi raporu hazırlanması talebi kabul görmedi.http://www.haberler.com/grizu-davasinda-6-bilirkisi-talebi-kabul-gormedi-5575509-haberi/

Taşeronlaştırma!

Madencinin Taşeron Tepkisi
GMİS Şube Başkanı İsa Mutlu, Armutçuk Müessesesi Müdürlüğü'nde galeri tamir ve tarama işlerinin taşerona verilmesi için 17 Şubat'ta ihale yapılacağını söyledi. TTK'da taşeron çalıştırılmasına karşı olduklarını ifade eden Mutlu, "Ocaklarımıza taşeron sokmamak için eylemlerimiz artarak devam edecektir. Kurum yöneticilerini, ocaklara taşeron sokmak için değil işçi açıklarının giderilmesi için mücadele etmeye çağırıyoruz" dedi.http://www.haberler.com/madencinin-taseron-tepkisi-2-5577074-haberi/

21 Ocak 2014

Suçlu bulundu:

                                                                                                         

Tüm zamanların suçlusu: İnsan
  İbrahim Akyürek 
Küresel ısınma haber ve yorumlarında ısınmaya yol açan nedenler sıralanırken insan faaliyetlerinden söz etmek moda oldu.
Faaliyet içindeki insan çerçevesine hükümetler, devletler, şirketler giriyor mu?
Trafik kazaları, tükenmekte olan su kaynakları, kirlenen çevre olduğunda da tüm uyarılar insana seslenir. Bu konulardaki çağrılara, haberlere, broşürlere, söyleşilere egemen olan dil; biz sıradan insanların uyarılıp, eğitilmesini görev edinir. “Sivil toplum kuruluşları” da çalışmalarında bu egemen dili paylaşırlar. Şirket, devlet, yerel yönetim bürokrasisinin insanı çocuk yerine koyan, öğüt veren, neleri yapıp, nelerden kaçınmamızı sıralayan dilini çoğaltırlar.
Aşağıdakiler birbirini felaketlerin, sorunların ana nedeni olarak görür, işaret parmaklarını birbirine uzatarak; “terbiyeli ol, kurallara uy, denileni yap” der gibidir.
Daha yakınlarda İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “bilinçsiz” su tüketimine dikkat çeken çizgili reklamları yayınlandı. Dişler fırçalanırken, çiçekler sulanırken, bulaşıklar yıkanırken uyulması gereken kurallar çocuklar üzerinden sıralandı. Toplumun çocuksuluğa geriletilerek kontrol altında tutulması sanki pekiştirilmek istendi.

Şişli Belediyesi de “Damlaya Damlaya Çöl Olur” kampanyası başlattı. Belediye Başkanı, gazetesinde baştan suçluyu gösterdi: “50 yıldaki küresel ısınmanın nedeni yüzde 90 insan, küresel ısınmanın nedeni insanlığın gezegenimizi kötü ve müsrif kullanması”.
İzmir’in; Şişli’nin kocaman otellerinde, lüks evlerinde, dev alışveriş merkezlerinde, fabrikalarında, belediyenin-devletin su işleri bürokrasisinde hangi faaliyetlerin döndüğünü merak etmek üstümüze düşmeyen vazifelerdir.
İşyerimin bulunduğu binada ana giriş merdiveninin ışığını gündüz saatlerinde tasarruf adına söndüren Saadet Partili komşuma enerji piyasasında neler döndüğünü de merak etmesini; asıl, büyük tasarrufun böyle başlayabileceğini, bize günlük eziyet çektirmemesini anımsattığımda; “siyaset yapma” telkininde bulundu.
Siyasetin parçası olan enerji ve su kaynaklarının seçimi, alınacak önlemler konusunda karar vermeyi partili neferlere devreden, halk-millet-yurttaş denen büyük çoğunluğa da elektrik düğmeleri, su muslukları başında özverinin hazzı ile suçluluk duygusu arasında gidip gelmek kalıyor. Oysa, J.Baudrilard bize “suçluluk duygusu, felaketin doğal olarak bizde uyandırdığı haz etkisinin merkezcil dalgasından başka bir şey değil” demiş; felaketten değil, kötülükten yola çıkmamızı önermişti.
John McKnight, “Profesyoneller İktidarı” kitabında, kötülük düzeninin bizi hep suçlu, kusurlu hissettirmesini şu satırlarla açıklar;
“Servis sistemleri müşterisine şu üç fikri telkin etmektedir:
Sen kusuru, eksiği olan birisin
Sen, problemsin.
Sen, bir problem kolleksiyonuna sahipsin.”


Belediye başkanınız, köşe yazarınız, öğretmeniniz, muhtarınız, çevreciniz, partiniz ister laikçi, ister şeriatçı, ister eski-yeni liberal olsun; nedenler ile sonuçlar arasındaki bağı kurmanıza kesinlikle izin verilmeyecek; kendinizi suçlu, kusurlu bulmanız araçsallaştırılmış akıl ve din oyunlarıyla garantiye alınacaktır.
Peki, bu arada Vatikan ve Diyanet İşleri ne işe yarar?
Daha geçenlerde Vatikan trafik kazalarıyla ilgili uyulması gereken 10 emir yayınladı. Hepsi araç başındaki kullara yönelik. Otomotıv endüstrisini, petrol şirketlerini, devletleri, hükümetleri, kiliseleri çekip çeviren bir avuç profesyonel azmana yönelik tek emir yok.
Erich Fromm, “Özgürlükten Kaçış” kitabında Protestanlığın insanda ruhsal olarak olarak hazırladığı çilecilik ve bireysel önemsizlik ruhunu kapitalizmin derinleştirdiğini savunur. Noam Chomsky de, “insanların kendilerini çaresiz hissetmeleri için büyük çabalar harcanıyor” demeden edemez (Amerikan Muhalifleri Konuşuyor).
Suçluluğu içimize aldığımızda ise, bizim gibi yaşayanlara büyüklük taslamak, iktidarı çoğaltarak aktarmak kaçınılmaz oluyor.
Görünmez İktidar artık duşun, musluğun, çamaşır makinasının, hortumun, diş fırçasının, “hayırsever” örgütlerin kampanyalarındadır.
İktidar oyunlarında ele kolay gelen, iknası en ucuz ve ne yazık ki en etkili araç sanatçıdır. Ali Poyrazoğlu, Sabah Gazetesi’ndeki köşesinde ve Alem FM’de, üşenmemiş evde suyu kurtarmanın 10 maddesini ciddi ciddi, uzun uzun açıklamış. Bu yolla ev başına 140 ton kurtarılabilirmiş.

Sanatçımız, bulaştığı ilişkilerin dayanıksızlığını, kabullendiği suçluluk duygusunu idealizme bulayıp okurunu-dinleyicisini terbiyelemeyi umuyor.
Oysa, Poyrazoğlu’nun kendine ve bize eziyet etmesine gerek yok. Çünkü, nükleer denemeleri o yapmadı, petrol, ilaç, otomotiv, silah, banka, medya devlerinin hisseleriyle O’nun doğrudan hiç ilişkisi olmadı.


iakyurek1@hotmail.com
  Haziran 2007: Sendika.Org 


Unutmamak İçin...


Zonguldak'tan Ali İsmail Korkmaz Kütüphanesi'ne...
Zonguldak SergiOdası, Hatay'da kurulacak olan Kütüphane için açılan kampanyaya kitap göndererek destek oldu.
Aralarında, Zonguldak'ı yazan yazarların (Murat Kara, İrfan Yalçın, Muzaffer Tayyip Uslu, Salah Birsel, Leyla Şahin ve İbrahim Tığ) kitaplarının da  bulunduğu kitap paketi, geçen aylarda başlatılan "Ali İsmail Korkmaz Kütüphanesi'ne Kitap ve Ailesi'ne Mektup" Kampanyası'na katkı çerçevesinde gönderildi.

Şairlerin Filmi'ne Ödül

Kelebeğin Rüyası'na  5 ayrı dalda ödül
Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) geleneksel ödüllerini açıkladı.
En iyi yönetmen ödülü Jin filmiyle Reha Erdem’in olurken Zerre en iyi film, en iyi kadın oyuncu ve en iyi kurgu ödüllerini aldı. Film sekiz ayrı dalda aday olmuştu.
Kelebeğin Rüyası erkek oyuncu, yardımcı kadın oyuncu, en iyi görüntü yönetmeni, sanat yönetmeni ve müzik dallarında beş ödül kazandı. Filmin dokuz ayrı dalda adaylığı bulunuyordu.
http://www.bianet.org/bianet/sanat/152941-siyad-odulleri-en-iyi-film-zerre

20 Ocak 2014

Şimdi Sıra albümde...


      
Bülent Ecevit Üniversitesi Devlet Konservaturı
Opera Anasanat Dalı
2010-11 dönemi mezunu  
Hasan Doğru
O Ses Oldu

18 Ocak 2014

Safranbolu'dan çok güncel...


Karabük’ün Safranbolu Belediye Başkanı AKP’li Necdet Aksoy, parti içinde kendisi de dahil bakanlara kadar pek çok kişinin cemaatle iç içe olduklarını söyleyerek, "İşler iyi giderken bu iç içe yapıdan hiç kimse rahatsız değildi" dedi.

Unutma Bahçesi

‘Reyhanlı’yı bilip susanlar suç ortağıdır’
Belgeleri sonradan okuduğumda “Demek ki Reyhanlı katliamının olacağından haberleri varmış” dedim. Adamlar biliyorlarmış ve önlememişler. İstihbaratın ardından hiçbir şey olmasa “tamam” dersin. Bunları bilmelerine rağmen 52 kişinin, bence sayı daha fazla, insanın ölmesine sebep olan bir saldırıyı önlemediysen burada ciddi bir sıkıntı vardır. Bilip de susuyorsan, suç ortağısın demektir.http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/reyhanliyi-bilip-susanlar-suc-ortagidir-haberi-86160
 (Not: Utku Kalı, Kdz.Ereğli doğumlu)

17 Ocak 2014

Doğa Gezisi


Dağcılık ve Doğa Sporları Topluluğu Harmankaya Şelalelerindeydi 
Bülent Ecevit Üniversitesi Dağcılık ve Doğa Sporları Topluluğu (KARADOST) tarafından, 11 Ocak 2014 Cumartesi günü Harmankaya Şelaleleri’ne gezi düzenlendi. 30 kişilik öğrenci ekibine Hindistan’dan yola çıkıp dünyayı dolaşan ünlü kaşif Ganesh Ganesan eşlik etti. Birçok şelale ve engelin olduğu parkuru tamamlayan ekip hatıra fotoğrafı çektirerek etkinliği tamamladı.

14 Ocak 2014

Yeter!

Devrek'te 'Devrek'e Cezaevi İstemiyoruz' Eylemi
"Sevgili Devrek halkı, Devrek çok zengin bir kasaba iken yanımızdaki ilçeler daha doğru dürüst gelişmemişken bizim fabrikalarımız ve birçok işyerlerimiz vardı ne oldu bunlara? Devrektaş kapandı, orman ürünleri fabrikası Orüs kapandı, süt fabrikamız kapandı, kireç fabrikamız kapandı ve bunlar gibi unuttuğumuz iri ufaklı bir sürü işletmeler kapandı. ya Devrek için önemli olan projeler ve elimizden alınan değerlerimiz. Onlar da gitti elimizden sessizce Yedigöller Milli Parkı'nı aldılar Bolu'ya verdiler. Köprübaşı Barajı'nı bile elimizden aldılar. Dorukan tüneli ve civarındaki ormanlarımız Karabük'e dahil edildi, bu ormanlarımız daha sonra Bolu'ya peşkeş çekildi, Eğerci civarındaki ormanlarımız Düzce'ye verildi ve bizi muhatap bile almadılar Eğerci ve Özbağı Beldeleri kapatıldı ve köy oldu. İçme suyu ve akarsularımız gitti, karayollarına kapatılma kararı verildi sıra orman işletmesinde, artık yeter diyoruz Devrekten aldıkları yeter."








http://www.haberler.com/devrek-te-devrek-e-cezaevi-istemiyoruz-eylemi-5543004-haberi/

13 Ocak 2014

Fatih Akın

Üçlemenin son halkası 
Ünlü yönetmen Fatih Akın, “Aşk, Ölüm ve Şeytan” üçlemesinin son filmi “The Cut”ın çekimlerini tamamladı. Başrolünü Fransız aktör Tahar Rahim’in üstlendiği filmin çekimleri, New York ve Küba’da yapıldı. Yapımda Rahim’e İngiliz oyuncu Akin Gazi eşlik etti. Fatih Akın, filmi 18 Eylül 2014’te vizyona çıkarmayı planlıyor. Üçlemenin ilk filmi “Duvara Karşı” 2004’te, ikinci filmi “Yaşamın Kıyısında” ise 2007’de seyirciyle buluşmuştu.
(Not: Fatih Akın'ın anne ve babası Zonguldak Filyos'lu...)
http://www.hurriyet.com.tr/magazin/haber/25275900.asp
    
http://www.hollywoodreporter.com/news/a-prophet-tahar-rahim-fatih-akin-289521

06 Ocak 2014

8 Madencinin Öldüğü Kazanın Yıldönümünde Dava Açılmamasına TepkiÖlen 42 yaşındaki Yüksel Koca'nın eşi 40 yaşındaki Arife Koca ise, kazanın birinci yıldönümünde henüz dava açılmamasının kendisini rahatsız ettiğini söyledi. Eşinin babası Hasan Koca'nın da 1983'te aynı ocakta öldüğünü belirten Arife Koca, "Kimse arkamızda durmuyor. Bir yere gidiyoruz, 'Size aylık bağlandı' diyorlar. Bir an önce ceza davası açılmalı. 8 can gitti orada, adalet bir an önce yerini bulsun. Biz son nefesimize kadar bu işin peşini bırakmayacağız" diye konuştu. http://www.haberler.com/8-madencinin-oldugu-kazanin-yildonumunde-dava-5511607-haberi/

30 Aralık 2013

Bülent Ecevit Üniversitesi : Zonguldak
       
Bu filmler Yıldız Tutal'ı Unutmamak İçin...
Zonguldak SergiOdası, dört yıl önce genç yaşta kömür ocağında yaşamını yitiren Yıldız Tutal'ı unutturmamak için maden konulu filmlerden ikisini programına aldı. 

31 Aralık 2013 salı günü saat 17.45'de gösterilecek olan, gerçek bir öyküden filme aktarılan 'Ekim Düşü' tüm erkek çocukların babaları gibi madenci olmalarının beklendiği bir kasabada, ailesinin onun için hazırladığı geleceğin dışına çıkmaya çalışan, büyük hayalleri olan bir gencin hikayesini anlatıyor.
1 Ocak çarşamba günü saat 17.45'de izlenecek olan "The Molly Maguires", yine gerçek olaylara dayanıyor, İrlanda kökenli Amerikan maden işçilerinin mücadelelerini sıcak, samimi, titiz bir dille anlatıyor.
AA muhabirinin yaptığı araştırmaya göre, Zonguldak Kırat Mahallesi Güntepe mevkisinde 28 Temmuz 2009'da 17 yaşındaki Yıldız Tutal, çalıştığı kaçak maden ocağında üzerine kaya parçası düşmesi sonucu hayatını kaybetti. Ruhsatsız kömür ocağının henüz 'çocuk' denilebilecek yaştaki Tutal'a ait olduğu ileri sürülmesine karşın gencin ailesi ve polis ekipleri işin peşini bırakmadı.
Film gösterileri; SergiOdası'nın başlattığı "Şiddet Kitaplığı" Etkinliklerinin devamı olarak  düzenleniyor.  
http://www.haberler.com/kacak-ocaklarda-olenlerin-yakinlari-ilginc-5411419-haberi/

28 Aralık 2013

2013 "Karaelmas İbni Sina Ödülü"  
Mustafa Yüce ve Yücel Namal'ın 
Zonguldak'ta 14 yıldır kültür-sanat ortamı sunan SergiOdası'nın 2013 yılı "Karaelmas İbni Sina Ödülü' Bülent Ecevit Üniversitesi öğretim üyeleri Mustafa Yüce ve Yücel Namal'a verildi.
Yrd.Doç.Dr.Mustafa Yüce ve Dr.Yücel Namal  2013 yılında  "Cumhuriyet'in İlk Bağış Okulu Mehmet Çelikel Lisesi” ve 'Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Belgelerle Zonguldak' isimli iki kent tarihi çalışmasını ortaklaşa soıuçlandırdı.
Ödül; kent sınırları içinde bulunduğu ortamda (okulunda, mahallesinde, işyerinde, yöresinde) kültür, bilim ve sanatın yaygınlaşması için emek veren, sanatın insanlarla buluşması için gönüllü ortam yaratan kişilere verilmek üzere  konmuş, İbni Sina'ya ait "Bilim ve Sanat takdir edilmediği yerden göç eder" sözü, Ödül isminin seçilme gerekçesi olmuştu. İlk kez 2012'de açıklanan Ödülü emekli öğretmen, mask sanatçısı Mehmet Türkçelik almıştı.
Araştırmalarıyla Doğuda ve Batıda derin izler bırakan Filozof İbni Sina, hekim ve eğitim felsefecisi olarak günümüze ulaşan yüzü aşkın eser bıraktı.

18 Aralık 2013

Grizu Kurbanının Ailesine 215 Bin 523 Lira Tazminat
TTK Karadon Müessese Müdürlüğü maden ocağında yerin 540 metre altında meydana gelen grizu patlamasında, ocakta galeri açma çalışmalarını yürüten taşeron firma Yapı-Tek'te çalışan 30 maden işçisi öldü. Facia ile ilgili TTK ve Yapı-Tek'te çalışan 28 sanığın Zonguldak 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde tutuksuz yargılandığı ceza davası sürerken, ölen işçilerin yakınları avukatları aracılığıyla kurum ve taşeron firma aleyhine tazminat davaları açtı.
http://www.haberler.com/grizu-kurbaninin-ailesine-215-bin-523-lira-5438933-haberi/

16 Aralık 2013

         
Yatağan İşçileri 92 Gündür Direniyor
Bölgede özelleştirilme kararı çıkan kömür ocakları, liman ve termik santrallerin, özelleştirme kararı durana kadar eylemlerine devam edeceklerini belirten işçiler, 29 Aralık'ta sona erecek açlık grevinin ardından yapılacak mitinge tüm emek örgütlerini davet ediyor. İhalenin kesinleşme tarihi olarak açıklanan 24 Ocak'ta ise Ankara'ya bir yürüyüş gerçekleştirecekler.
http://bianet.org/bianet/toplum/152098-yatagan-iscileri-92-gundur-direniyor 

"Hediyeleriniz yerel, sanatçılarınız yerel olsun!" 
   Sergisi Başladı
Zonguldak SergiOdası; yeni yıl hediyelerinin seçiminde yerel sanatçıların ürünlerinin tercih edilmesi amacıyla düzenlediği etkinliğin ikincisini başlattı.
16 Aralık 2013 Pazartesi günü başlayan etkinlik ay sonuna kadar devam edecek.
Serginin şimdiki katılımcıları ise şöyle: Alaaddin Kara, 8 yaşındaki Paylaş Kiraz, M.Çetin Sezgin, Öner Güven, Ahmet Tokyay, İbrahim Akyürek, Haluk Çobanoğlu, Halil Kıyak, Metin Kaya, Zeynep Koca,
Nuray Ercan, Ayşegül Karalar, kitaplarıyla Zonguldaklı yazarlar ve Zonguldak'ı yazan yazarlar, yerel dergiler, filmler, yayınlar...  
Sergi ve Alışveriş: 16-31 Aralık 2013 tarihlerinde hergün saat 12.00–18.00 arasında gerçekleşecek.
SergiOdası : KültürSanatOrtamı :
Mithatpaşa Mah. Z.Hanım Cad. 19 (Japon Pazarı’na 20 m. Öncü Döner üstü ), Arı İşhanı Kat 1 Zonguldak
        
Siz de eserlerinizi getirin...
çerçeveleyip asın, 
veya çakın, ya da masa üstüne bırakıp
sergiye ortak olun!

15 Aralık 2013


"Enerji Üssü Değil, Termik Cehennem" Paneli
Marmara Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr.Tanay Sıtkı Uyar, "1978'ten sonra başta Amerika olmak üzere daha önce kurulmuş 100 santral iptal ediliyor ve tek bir nükleer santral siparişi olmuyor" dedi.

http://www.haberler.com/enerji-ussu-degil-termik-cehennem-paneli-5428486-haberi/

13 Aralık 2013

Zonguldak'ta Yüksekova Protestosu
Zonguldak'ta bir grup üniversite öğrencisi, Hakkari'nin Yüksekova İlçesi'nde 3 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayları basın açıklamasıyla protesto etti.




      

12 Aralık 2013

'Silivri Cezaevi'nde bize yırtıcı bir hayvan gibi davranıyorlardı'
Ergenekon davası kapsamında 4 yıldan fazla tutuklu kalan CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr Mehmet Haberal, Silivri Cezaevi’nde kaldığı hücrenin maketini yaptığını belirterek, “Hücredeki adam benim. İki kolunuzu açtığınızda duvarlara değiyorsunuz. O kadar küçük bir hücreydi” dedi. Maketi elleriyle çizip hazırladığını söyleyen Haberal, "Sabah akşam sadece sayımlar için açılır, üzerinize kapanır. Kapının üstündeki 30’a 15 santimlik delikten de yemek verilir. Yırtıcı hayvanmışsınız gibi" diye konuştu.
http://t24.com.tr/haber/silivri-cezaevinde-bize-yirtici-bir-hayvan-gibi-davraniyorlardi/245899

11 Aralık 2013

19.Kömür Kongresi Zonguldak'ta yapılacak
21-23 Mayıs 2014 tarihleri arasında yapılacak olan Türkiye 19.Kömür Kongresi’nin hazırlık çalışmalarına başlandı.  Kongrede, öncekilerde olduğu gibi, kömürün aranmasından tüketimine kadar geçen süreçte kömür madenciliğinde yaşanan gelişmeler ve karşılaşılan sorunlar bilimsel verilerle tartışılacak.
http://komur.maden.org.tr/

3 Madencinin Zehirlendiği Kaçak Ocağın Sahibinin Başka Ocağında da 1 Genç Ölmüş

İ.K.'nın, aynı bölgede bulunan başka bir kaçak ocağında çalışan Yıldız Tutal'ın da 28 Temmuz 2009'da başına kaya parçası düşmesi sonucu öldüğü ortaya çıktı. Ocağın, lise 1'den sonra okulu terk eden Yıldız Tutal'a ait olduğu ileri sürülmesine rağmen, polisin araştırması sonucu ocağın gerçek sahiplerinin İ.K. ve M.Ç. olduğu belirlendi.
http://www.haberler.com/3-madencinin-zehirlendigi-kacak-ocagin-sahibinin-5412356-haberi/

      
Kaçak Ocaklarda Ölenlerin Yakınları, İlginç İddiayla Sarsıldı

Oğlunun liseyi ikinci sınıfta bıraktığını anlatan Tutal, "Arkadaşlarının hatırına bir ay kaçak ocağa gitmiş. Kaçak ocakta çalıştığından hiç şüphelenmemiştim. Evladım iş kazasında öldüğünde ruhsatsız ocağa girdiğini öğrendim. Kaza sırasında kafasına taş düşünce orada kalıyor. Taş düştükten sonra yetkililere haber verilmemiş. Ocakta bulunan kazma ve kürek gibi malzemeleri toplayıp çareyi kaçmakta bulmuşlar. Kaza 13.30'da olmasına karşın yetkililere 17.30'da bildirilmiş" diye konuştu.
http://www.haberler.com/kacak-ocaklarda-olenlerin-yakinlari-ilginc-5411419-haberi/

10 Aralık 2013

Karaelmas Diyarında "Ölüm Tünelleri" Can Yakıyor
Sosyal güvencesiz istihdamın yanı sıra işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı kaçak ocaklarda, grizu, göçük ve gaz zehirlenmesi gibi tehlike altında çalışan madenciler, iş kazalarında ya yaşamlarını yitiriyor ya da sakat kalıyor. 
Taş kömürünün ruhsatsız yer üstüne çıkarılması ve üretilmesinin yasak olduğu kentte, TTK'nın görevlendirdiği personel, emniyet güçleriyle kaçak kömür ocaklarına yönelik çalışma yürütüyor. 
Yaklaşık 6 yılda 36 bin 471 dinamit ve 10 bin 356 kapsül kullanılarak bin 762'si kapatılmasına karşın, adeta "mantar gibi biten" kömür ocaklarının 500 civarında olduğu, 3 bin kişinin istihdam edildiği öngörülüyor.
http://www.haberler.com/karaelmas-diyarinda-olum-tunelleri-can-yakiyor-5406603-haberi/

09 Aralık 2013

Yazı Dizisi

 ZONGULDAK GERÇEĞİ 
Ölünce ocak sahibi oluyorlar! : Atilla Öksüz   Milliyet
       
      
Bunlar ocak değil ölüm kuyusu!..

Tunca Bengin (Milliyet)

Evet ortada bir kader var ama, bu ölümlerden ziyade, insanların o ölüm kuyularına inmek zorunda bırakılmalarıyla ilgili.. Çünkü; madencilik bölgede yaşayanların en önemli ekmek kapısı. Ancak, bu konuda, yeterli ve güvenli iş olanağı yok. Genel Maden işçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Eyüp Alabaş’ın verdiği bilgiye göre, bölgedeki en büyük işveren halen 9 bin 700 kişinin çalıştığı TTK yani devlet. O’nun işletmediği sahaları kiralayarak madencilik faaliyetleri yürüten ve yaklaşık 5 bin kişiyi istihdam eden özel sektör de ikinci sırada.
http://www.sendika.org/2013/12/bunlar-ocak-degil-olum-kuyusu-tunca-bengin-milliyet/

Kırnapçı’dan tanıtım ve imza etkinliği
11 Aralık 2013 Çarşamba akşamı saat 19.00’da Çaycuma Kültür ve Sanat Merkezi Tiyatro Salonunda gerçekleşecek olan kitabın tanıtım ve imza etkinliğinde, Hüseyin Çakır türküleri eşliğinde Çaycuma fotoğraflarından oluşan slayt gösterimi de yapılacak.

http://www.caycuma.org/haberoku.asp?id=10553 


05 Aralık 2013


      
Zonguldak'ta Maden Ocaklarında Acı Gün: 
4 Ölü, 1 Yaralı 
Kırat Mahallesi'nde ruhsatsız olan ve daha önce mühürlenerek kapatılan kömür ocağında dün gece metan gazından 3 işçi zehirlendi. TTK tahlisiye ekipleri tarafından yapılan çalışmalar sonucu sabaha karşı 53 yaşındaki Yaşar Özerdoğan, 24 yaşındaki İsmail Altun ve 54 yaşındaki Mustafa Özalpuğan'ın cansız bedenleri çıkarıldı. 3 işçinin cenazeleri Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.
Günlüğü 60 lira ücretle çalışan işçilerin can verdiği ruhsatsız kömür ocağının sahibi İsmail K.'nın, kamu malına zarar vermekten halen cezaevinde bulunduğu ve 3 gün önce ocağın yeniden faaliyete geçmesi talimatını gönderdiği ileri sürüldü.
http://www.haberler.com/zonguldak-ta-maden-ocaklarinda-aci-gun-4-olu-1-5392338-haberi/


04 Aralık 2013

  Maden Galerisi Açılışında Acılar Tazelendi   
Zonguldak'ta, 4 Aralık 'Dünya Madenciler Günü' kapsamında, Valilik önündeki Şehitler Anıtı'nda yapımı tamamlanan ve yer altında maden ocağında kullanılan araç ve gereçlerin bulunduğu maden galerisi açıldı.            http://www.haberler.com/maden-galerisi-acilisinda-acilar-tazelendi-5386514-haberi/

28 Kasım 2013

Rakıya Sorgu





                                                                                                            
Ha gayret, rakının solculuğun bayrak simgesi olmasına az kaldı
 İbrahim Akyürek 
Körlemesine AKP karşıtlığından gözü dönmüş, benim palavracı, kolaycı, sözde örgütlü tembel solcularım neredeyse rakı ortak paydasında ulusal cephe kuracak. 

Ve neredeyse rakı içmek ilericiliğin simgesi olacak. Daha kalabalık görünmek için kolayına yüceltilen futbol taraftarlığında ve odasına tünemişlerin "sosyal medya"sında gezi parkı protestolarına sorgusuz-sualsiz nasıl yaklaşılıyorsa, içki taraftarlığı da sorgu-sualle karşılaşmıyor. İçki tanıtımına sınırlar getirilince dev firmaların verdiği romantik, isyankar, "çağdaş" ilanlara sempati duyma sınırına ben bile çok yaklaştım, anımsatayım bu arada.

Bizim Zonguldak, alkol tüketiminde istatistiklerde ön sıralarda yer alır. Şehre dışarıdan gelen misafirlere Ramazan'da lokantaların, içkili mekanların sonuna kadar açık olduğu övünülerek anlatılır. Az ilerdeki, neredeyse yasak bölge olan Kastamonu kötü örnek olarak araya sıkıştırılır. Konuşma öyle duruma gelir ki, bilmeyen de bizim şehri özgürlükler, kültürler şehri sanır. Cumhuriyetin yükünü, eziyetini çekmiş bu kent dizi dizi alkol mekanlarıyla çürümüşlüğünü teşhir eder aslında. Eski Yeşilçamdaki emekçi mekanlarının sınıflanması gibi mühendisine, doktoruna, işadamına, işçisine, memuruna, garibanına göre teşhir mekanları ayrılmıştır. Kimisi meslek odası, evi veya derneği lokali olarak kamu hizmeti verir. Anımsayın, düşük yoğunluğa ayarlanmış iç savaşta gencecik insanlar bir günde beşer-onbeşer ölüp giderken askeri gazino dahil şıkıdım şıkıdım oyunlar sürüp gitti bu mekanlarda. 

"Emeğin Başkenti" vurgusu ise çoktan palavraya dönüşmüştür. Bankaları da içinde her türden yıllanmış tefecileri, kimi sağdan, kimi CHP tipi soldan ortaya saçılan işadamı-mafya kırması tipleri ile "emek en yüce değer" olmaktan çoktan çıkmış, işçi çalıştırmak "ekmek yedirtmek" böbürlenmesine dönüşmüş, "sömürü" ve "patron" sözcüklerinin edebiyatı bile kalmamıştır.

Yumuşak saatler... 
Bu sıra sıra mekanlar erkek ihtiyaçlarına göre, erkekler tarafından kurgulanmıştır. Gecenin ilerleyen saatlerinde masalardan acı ceken çeken erkeklerin inleyişleri, takıntıları, kavgaları öteki masaları sarmaya başlar. Erkeklerimizin, geçici kadın olma, duygulanma saatleri gelmiştir. Sıvılar her yerlerinden akar. Yumuşacık olurlar. Gündüz asık suratlı, az konuşkan erkeğimiz bülbül gibi olur, duygusal pelte haline gelir gecenin ilerleyen saatlerinde.

Çoğu deniz gören bu mekanlardaki erkekler için bulutlar, rüzgar, ay, müzik ayrıntı bile değildir. Asıl dert bundan sonra başlar. İçkiyle şişinen erkek solcular, solcu sarhoş adamları evde karşılayacak olan kadınların, çocukların ruh durumlarını, katlandıkları eziyeti hesaba katmazlar. Masada çekilmez hale gelen erkeğin, evini, iktidar alanını keyfince neye dönüştürebileceğini düşünmezler. 


Leyla Navaro, "Tapınağın Öbür Yüzü" kitabında "Tersi gibi görünse de, yetişkin erkeklerin ruh sağlığı kadınlarınkine oranla daha bozuktur." diyor. Normal hayatta ise bu satırlar geçersiz görünür. Sinirli, saldırgan, panik ataklı erkek, iş yaşamında bu davranışlarını başarılı "normal" erkek özellikleri olarak gezdirir, sınırlara vuran depresyonunu çalışma ortamında fırsata dönüştürür. Tersine, cinsiyeti kadın olsaydı, ilaçlarını yanına alıp evinde oturan başarısız suskun kadın olacaktı.

Geçenlerde Birgün Gazetesi'nde keyfin ustası, rakının hastası olarak tanıtılan Feridun Nadir'in biri tam sayfa iki ayrı yazısı çıktı. Yazar; rakıyı yüceltiyor. Rakıdan kültürü çıkar uyuşturucu kalır, rakının öncelik mezesi muhabbettir, diyor. Uygulamadan, "reel rakı dünyası"ndan, erkeklerin iç sıkıntısıyla daldıkları mekanlardan haberler vermiyor. Biranın bile yaygın halde uyku ilacı, uyuşturucu yerine tüketildiğini bilmezmiş gibi yapıyor. Sorgulamıyor.

23 Ağustos 2013     iakyurek1@hotmail.com
                                                                                                                                                                     
'Kelebeğin Rüyası'na Amerika Basınından Büyük İlgi
86. Oscar Academy Ödülleri' için "En İyi Yabancı Film" dalında ülkemizi temsil etmek üzere seçilen "Kelebeğin Rüyası", Oscar yolunda Los Angeles'ta adım adım başarıya koşuyor.
Yılmaz Erdoğan;
"Çok yakın arkadaşım olan aktör Erdal Tosun bana Zonguldak şairlerinden bahsetti. 'Zonguldak şairleri' diye araştırdığımda, karşıma 3 isim çıktı. Bunlar Muzaffer, Kemal ve Rüştü oldu. Erdal, bana bu 3 şairin hikayelerini araştırmamı söyledi ve çok enteresan, üzücü bir hayat hikayesi bulacağımdan bahsetti. Açıkçası bu konuda fazla bir bilgim yoktu ve şairlere ait 2-3 şiirden başka, onları tanımıyordum. Onları araştırmaya başladığımda, çok eski bir kitapçıda Rüştü Onur'a ait eski bir kitap buldum. O kitabı araştırmak için Zonguldak'a gittiğimde Muzaffer'e ait başka bir kitap daha buldum ve bu bulduğum iki kitapla bu insanların karakterlerini anlamaya, onları tanımaya çalıştım. Bu süreç o kadar kolay olmadı, yaklaşık 5 senemi aldı."
http://www.haberler.com/kelebegin-ruyasi-na-amerika-basinindan-buyuk-5364272-haberi/

26 Kasım 2013


2013 "Karaelmas İbni Sina Ödülü"
 
Zonguldak'ta 14 yıldır kültür-sanat ortamı sunan SergiOdası'nın geçen yıl verdiği İbni Sina Ödülü bu yıl Aralık ayı sonunda açıklanacak.
İbni Sina Ödülü; kent sınırları içinde bulunduğu ortamda (okulunda, mahallesinde, işyerinde, yöresinde) kültür ve sanatın yaygınlaşması için emek veren, sanatın insanlarla buluşması için gönüllü ortam yaratan kişilere verilmek üzere ilk kez konmuş, İbni Sina'ya ait "Bilim ve Sanat takdir edilmediği yerden göç eder" sözü ise, ödül isminin seçilme gerekçesi olmuştu. 
Emekli öğretmen, yontu ve mask sanatçısı Mehmet Türkçelik ödülün ilk sahibi olmuştu.