06 Haziran 2020

Fotoğraf / Nadir Ede

İşte size, fotoğrafın Nadir Hocası

"Çocukluğumda Zonguldak, ana caddesinden kömür yüklü trenlerin geçtiği bir madenci şehri idi. Kirli bir şehirdi ama geceleri hortumlarla caddelerinin yıkandığını hatırlıyorum. Babam tuhafiyecilik yapardı ve ben tatillerde onunla dükkana gider yardımcı olmaya çalışırdım. İlkokul 4. sınıfa kadar orada okudum."
"İlk önce Teşvikiye’de oturduk o zaman hâlâ tramvaylar çalışıyordu. Sütçü kapımıza süt getiriyordu, musluklardan akan suyu da içebiliyorduk. Bahçe içinde bir eski köşkte oturuyorduk. Ben ilkokulu o zamanki adı ile Maçka 22. İlkokulu’nda bitirdim, daha sonra yine semtimizdeki, daha önce amcalarımın da okuduğu Işık Lisesi’ne gönderildim. Son olarak İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü’nden mezun oldum."
      
"Sanırım hayatımın en keyifli bölümünden bahsetmeye sıra geldi. 2000 yılında profesyonel reklam fotoğrafçılığı yapmayı bıraktım. Ama, bildiğiniz gibi bu mesleğin emekliliği yoktur. Daha doğrusu severek yaptığınız hiçbir meslekten emekli olamazsınız. Bunu en iyi bilenlerden biri de sen olmalısın sevgili dostum. Ben de stüdyomu kapattım ama mesleği bırakmadım. Bir süre sevgili Akın Mısırlıoğlu’nun “Fotopya” fotoğraf portalında çalıştım. Mimar Sinan Üniversitesi’ndeki görevimin yanı sıra 1980’lerin ortalarından itibaren sanırım bir on beş yıl kadar İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü’nde “Görsel Antropoloji” dersini anlattım. 2007 yılından itibaren de artık sadece Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde yine fotoğraf üzerine dersler veriyorum. 75 yaşında bir adam için yeter sayılmalı." 
Lütfi Özgünaydın, Aydınlık 

Tekmeci'nin aklı başında

                       
Tekmeci Yusuf Yerkel'in, George Floyd paylaşımı: 'Kötülüğün sıradanlığı'
 Soma faciası sonrasında bir madenciyi tekmeleyen dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski müşaviri Yusuf Yerkel, ABD polisinin George Floyd adlı siyahı öldürmesiyle “Kötülüğün sıradanlığı” yorumunu yapması sosyal medyada tepkilere neden oldu.

Manisa’nın Soma ilçesinde 2014 yılında meydana gelen ve 301 emekçinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan madenci katliamının ardından ilçeye giderek özel harekatçıların yere yatırdığı bir madenciyi tekmeleyen Erdoğan’ın eski müşaviri Yusuf Yerkel, ABD polisinin George Floyd adlı siyahı öldürmesiyle ilgili “Kötülüğün sıradanlığı” yorumunu yaptı.
https://artigercek.com/haberler/tekmeci-yusuf-yerkel-in-george-floyd-twiti-kotulugun-siradanligi
                     
https://www.evosangels.com/genel/soma-da-madenci-tekmeleyen-yusuf-yerkel-abd-deki-polis-siddetine-iliskin-paylasimiyla-gundemde-h243126.html

Sinema

Zonguldak'ın yaşayan en eski sinema makinisti anlatıyor.
 Çetin Sezgin Söyleşisi 
Sinemaya gitmek, film seyretmek yıllar öncesinin en önemli eğlencelerinden biriydi. Zonguldak 18 açık-kapalı sinemasıyla Anadolu’nun alanında önde gelen illeri anasındaydı.

Sinema deyince açık ya da kapalı salon, izlenecek film önce akla gelir. Konforu da katmak gerekebilir. Bunun bir de hizmet sektörü vardır. Emek verenlerin içinde film makinistleri önemli yer tutar.

Bu yazıda küçük yaşta mesleğe atılmış, usta olmuş, diploma vermiş bir isimle; ÖZKAN GÜREL’le yaptığım söyleşi yer alacak. 2013
 GÜREL ANLATIYOR 
  


04 Haziran 2020

Hayatımız  Zonguldak
 AÇIK 
Kozlu Belediye Başkanı Ali Bektaş, Kanal Z’de katıldığı canlı yayında kendi hakkında haber yapan gazetecileri açık açık tehdit etmesi bugün bir çok ulusal haber sitesinde yer buldu. 
Bektaş’ın, “Adalet gereğini yapmasa ben yapacağım. Herkese gereğini yapacağım kimse sokakta rahat dolaşamayacak, tehditse tehdit ediyorum” şeklindeki şiddet içeren sözleri bugün Sözcü, Birgün, Gazete Duvar ve Tele 1 gibi haber sitelerine konu oldu. Tele 1 televizyonu Bektaş’ın tehditlerine sabah kuşağında geniş yer verdi. 
Öte yandan bir grup gazeteci Ali Bektaş hakkında bugün Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunmaya hazırlanıyor.
http://www.halkinsesi.com.tr/zonguldak/bektasin-tehditleri-ulusal-medyada-h54554.html 
                     

27 Mayıs 2020

"Ve Zonguldak"

Madenci şehri Zonguldak 'ciğer'den yaralı
  Mustafa Özdemir 
Devlet koronayla ilgili yasaklara ilişkin her açıklamada "31 büyükşehir ve Zonguldak" diyerek madenci şehrini de alınan önlemlerin içine kattı. Zonguldak'ın büyükşehir olmamasına rağmen aynı yasaklara tabi olmasının en büyük nedeni, bir madenci şehri ve termik santral bölgesi olan şehirdeki akciğer hastalarının sayısındaki yükseklik. Koronaya yakalanan ve ölenlerin büyük bölümü emekli maden işçisi. Normalleşme yolunda ilerleyen şehirde son günlerde Alaplı ilçesinden gelen haberler sağlıkçıları korkutuyor.
Salgının başlarından itibaren haber bültenlerinde karantina anonslarında, ‘31 büyükşehir ve Zonguldak’ olarak dikkatleri üzerine çeken maden kentinde, toplamda 2 bin 995 megavat gücünde yedi üniteli dört santral faaliyet gösteriyor. Adeta zehir soluyan Zonguldak’ta hava kirliliği sınır değerleri defalarca aşıldı
Çevre yatırımları yapılmadığı için 1 Ocak 2020’den itibaren faaliyeti durdurulan Çatalağzı Termik Santralı’nın (ÇATES) kapalı olmasına rağmen, Zonguldak’ta yapılan ölçümlerde sınır değerleri sürekli kırmızı alarm veriyor. Kanser vakalarının artış gösterdiği kentte faaliyet gösteren termik santrallerın sayısı arttıkça Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp bir Fakültesi’nde açılan onkoloji servisinde hasta sayısında artış yaşanıyor. Santral sayısının artışıyla birlikte açılan çocuk ve yetişkin onkoloji servisine bir yenisi daha eklendi. Devlet bölgedeki kanser vakalarında yaşanan artışla ilgili resmi verileri ısrarla açıklamıyor. Batı Karadeniz’in ilk önemli fabrikası olan Erdemir ve Kardemir’in baca emisyonları da Zonguldak’ta yaşanan hava kirliliğinin artışına büyük katkı yapıyor. Madenlerin kapanması ile birlikte işsizliğe alternatif olarak gösterilen termik santrallerı ‘enerji üssü’ olarak lanse eden merkezi hükümet, Batı Karadeniz’de toplamda 12 santral açmayı planlıyor.

BİNLERCE PNÖMOKONYOZ HASTASI MADENCİ VAR
Bir maden şehri olan Zonguldak’ta korona virüsünün bu kadar etkili olmasının altında yatan bir başka sebep ise akciğer hastalığı olan pnömokonyoz. Kömür tozunu ciğerlerine soluyan maden işçisinin kanseri olarak bilinen hastalık nedeniyle solunum yollarında kronik rahatsızlıkları olan binlerce maden işçisi bu sebeple genç yaşta emekli olmak zorunda kalıyor. Şehirde bu nedenle Atatürk’ün emriyle kurulan Türkiyenin ilk sosyal güvenlik kurumu Amelebirliği Hastanesi 97 yıldır faaliyet gösteriyor. Meslek hastalığı olarak literatürde yer alan pnömokonyoz, Covid-19’a yakalanan hastaların da korkulu rüyası oldu. Zonguldak’ta hastalığa yakalanan ve vefat edenlerin büyük bir bölümünün emekli maden işçisi oluşu da bunun en somut göstergesi.
İLÇEDE KIRMIZI ALARM
Normalleşme yolunda ilerleyen şehirde son birkaç gündür Alaplı ilçesinden gelen haberler sağlıkçıları korkutuyor. İlçede faaliyet gösteren bir iplik fabrikasında 21 Mayıs’ta üç işçinin Covid-19 testi pozitif çıktı. Fabrikada üretime 1 Haziran’a kadar ara verilirken İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri de filyasyon çalışmasına başladı. 800 işçinin çalıştığı fabrikada işçilerin temasta bulunduğu tespit edilen 96 kişiye de test yapıldı. Testlerde sekiz işçi ve bir işçinin ailesinden iki kişide korona virüsü tespit edildi. Toplam 13 kişi, Ereğli Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alındı. İşçilerin tedavisinin sürdüğü ekiplerin de filyasyon çalışmasına devam ettiği bildirildi.
https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2020/05/27/madenci-sehri-zonguldak-cigerden-yarali/ 

F: İbrahim Akyürek, Muslu

23 Mayıs 2020

ZOKEV

Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı (ZOKEV) Yönetim Kurulu Başkanı Kürşat Coşgun yazılı bir açıklama yaparak, hükümetin TMMOB’nin seçim yasasında değişiklik yaparak işlevsiz kılma çabalarına karşı çıktı.
VAKFIMIZ ÇALIŞMALARINDA EN BÜYÜK DESTEĞİ TMMOB’DEN ALIYOR
Kendilerinin de TMMOB ile yakın ilişki içinde olduğunu söyleyen Coşgun, açıklamasını, “Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı kurulduğu günden bu yana kentin doğal, kültürel, tarihi değerlerini korumak için mücadele ediyor. Şunu gönül rahatlığıyla söylüyoruz ki, ZOKEV’in, zaman zaman yerel siyaset ve çıkar çevreleri ile çatışmak zorunda kaldığı bu çalışmalarda en büyük desteği TMMOB’den alıyor. Birçok üyesi vakfımızın da üyesi, kurucusu hatta yöneticisi olan TMMOB, tüm ülkenin olduğu gibi Zonguldak’ın da zenginliklerinin korunması için bizlerle birlikte mücadele ediyor, kamu yararına olmayan tüm rant projelerine karşı çıkıyor. Çevre ve halk sağlığını ilgilendiren her tür konuda toplumu bilgilendirmek, yetkilileri uyarmak ve bilimsel anlamda yol göstermek için büyük çaba harcıyor. Halkımıza faturası özelleştirme, işsizlik ve kamu borcu olarak çıkan doğanın talanına dayalı rant politikalarına şiddetle itiraz ediyor. Yeraltı ve yerüstü zenginliklerimizin yok edilmesine kamucu bir yaklaşımla karşı çıkıyor” diyerek sürdürdü.
İLKELİ DURUŞ AKP’Yİ RAHATSIZ EDİYOR

Coşgun açıklamasında, “İktidara geldiği günden bu yana üretim, sanayileşme ve kalkınma politikalarından daha çok ortak zenginliklerimizi belli çevrelere rant olarak aktarmaya çalışan AKP iktidarını TMMOB’nin bu ilkeli duruşu son derece rahatsız ediyor. Birçok rant projesi bizzat TMMOB tarafından boşa çıkarılan iktidar, onu işlevsiz hale getirmek için yasa ve yönetmeliklerde bu zamana değin birçok değişiklik yaparak, kamu adına kullandığı denetim yetkisini sınırlandırmaya çalıştı. Şimdi de bakanlığa bağlı bir kuruluş olarak vesayet altına almaya çalıştığı TMMOB, yine biat etmeyince seçim sisteminde değişiklik yaparak tümden işlevsiz hale getirmeye çalışıyor” şeklinde ifadelere de yer verdi.
http://www.halkinsesi.com.tr/zonguldak/tmmob-ttb-ve-barolarin-yanindayiz-h54318.html KEV

Yeni

21 Mayıs 2020

Lazuri TV

BBC

BBC TÜRKÇE kanalı Zonguldakta mesleksel ve çevresel nedenlerden kaynaklı olduğu konuşulan COVID19 vakalarının çokluğu ve vaka ölüm oranı yüksekliğini bir kisa  belgesel çekerek dünyaya aktarıyor. Berran Aydan, Ahmet Öztürk gibi tanınan çevre koruma aktivistleri ile işçi sağlığı alanında ulusal düzeyde tanınan Halk Sağlığı Bilim uzmanı ve Türkiye İşyeri hekimleri Derneği Baskani Dr. Atınç KAYINOVA da belgesel çekimi sırasında soruları yanıtladılar.
    

20 Mayıs 2020

Kanser aşıları

Bugün Saat 21:00'de Dr. Akif Akalın'la Küba'nın biyoteknoloji sektörünü ve geliştirdiği kanser aşılarını konuşacağız.  José Martí Küba Dostluk Derneği ile gerçekleştireceğimiz ortak yayınımızı kaçırmayın.  Canlı yayınlarımızı Instagram'da
@bizimada   @josemartikubadostlukdernegi  hesapları üzerinden takip edebilirsiniz.

19 Mayıs 2020

“Üzülmez Kültür Vadisi”

     
Zonguldak İl Özel İdaresi’nin başvuru sahibi olduğu “Üzülmez Kültür Vadisi” projesine ilişkin güdümlü proje desteği sözleşmesi Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı (BAKKA) Yönetim Kurulu Başkanı ve Bartın Valisi Sayın Sinan GÜNER ile Zonguldak Valisi Sayın Erdoğan Bektaş tarafından imzalandı.
BAKKA'dan yapılan açıklama şu şekilde;
    

17 Mayıs 2020

17 Mayıs 2010 Karadon


Zonguldak'ta Güzel Ölünmemeli! 
Op. Dr. Tunç Çelebi   Cumhuriyet
TTK'ye (Eski Adı EKİ) ait Karadon Maden Ocağı'nda 17 Mayıs 2010’da meydana gelen Grizu faciasında 30 işçi yaşamını yitirmişti, “Bu mesleğin kaderinde var”, “İlk 19-20 cesedimizde bahsettiğiniz türden herhangi bir şey yoktu. "Güzel öldüler". Acı çekmediklerini ve fizik olarak da güzel öldüklerini buradan rahatlıkla söyleyebilirim” cümlelerini duyalı 10 yılını bitirdi.
    
Öyle bir kent düşünün ki Cumhuriyetin ilanından sonra Cumhuriyetin ilk ili olarak kayda geçmiş, sanayileşme sürecinde kullanılacak çok değerli kömür yataklarına sahip olduğu için sağına ve soluna Ereğli Demir Çelik ve Karabük Demir Çelik fabrikaları kurulmuş... Öyle bir kent düşünün ki kömür ocaklarını kamulaştırmadan önce çalıştıran Fransızlar ve Hollandalıların tasarladıkları, kurdukları ulaşımı kolay, çağdaş yaşama uygun modern, fiziki altyapıları olan uydu semtlere kavuşmuş, ülke ekonomisinin belkemiği olmuş yıllarca, bedeli ölüm dahi olsa… 
Kutlu Gürelli, 2014
On binlerce genci okullarında ısınmasından ulaşımına; dersliklerin onarımından sosyal yaşamına kadar katkı vermiş, binlerce akademisyen, uzman, bilim adamı, sanatçı, düşün adamı, edebiyatçı ve yazarın yetişmesine “bila ücret” katkıda bulunmuş, filmlere, romanlara, şiirlere ilhamın nedeni olmuş ve bunların hiçbiri EKİ/TTK’nin bilançosunda artı hesaba yazılmamış. Liyakatsiz yöneticiler, partizan davranışlar, teknoloji uzaklığı, rehavete eklenen global konjonktür sonucu kömürün pahalı üretimi yerine, dışarıdan ucuz kömür temini politika olarak belirlenmiş, çalışan işçi sayısında belirgin azaltmalar yaşanmış, devlette Zonguldak ilgisi azalmış, hele büyük işçi yürüyüşü nedeniyle artık Zonguldak’a mesafeli yaklaşılmaya başlanmıştır. Bu süreç sonunda Karabük ve Bartın, Zonguldak’tan koparılıp il yapılmış ve Zonguldak kaderine terk edilmiştir.
    
Ne demişti İrfan Yalçın, toprağı Zonguldak için, “O Zonguldak ki Cumhuriyetimizin ilk büyük sanayi kenti, soylu bir yarış atıyken, sütçü beygirine dönüştürülen güzellik. Nereye gitsem, arkamdan gelen, beni yalnız bırakmayan çocukluğum.”
https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/olaylar-ve-gorusler/zonguldakta-guzel-olunmemeli-op-dr-tunc-celebi-1739288 

16 Mayıs 2020



       

17 Mayıs 2010 Karadon
Abidin Dino
(1913-1993)
1933'te Cumhuriyet'in 10. yıldönümü törenlerine çağrılıp Türkiye'nin Kalbi Ankara filmini çeken Sovyet yönetmen ve yapımcısı Sergey Yutkeviç, henüz 20 yaşındaki Abidin Dino'nun resimlerine büyük ilgi göstermiş ve Moskova'da onun resimlerini sergilemişti. 1934 yılı sonunda da Lenfilm Stüdyoları'nda çalışmak üzere onu yanına çağırdı. Dino bu çağrıya uyarak, SSCB’ye gitti ve 3 yıl orada kaldı. Abidin Dino, 1937'e kadar Süren bu çalışmalar sırasında, Yutkeviç'in Madenciler ve Tüfekli Adam gibi Öncü sinema çalışmalarında dekor, kostüm ve makyaj gibi alanlarda gelişme fırsatı buldu.
          
                                                                   http://www.kameraarkasi.org/yonetmenler/abidindino.html

12 Mayıs 2020

Cephe sineması

Berlin'de pencereden sinema günleri
Almanya’nın Berlin şehrinde başlatılan Windowflicks projesi ile korona virüsü pandemisi nedeniyle sinemalar kapalı olduğundan Berlin’in avlularında film gösterimleri yapılıyor. Organizatörler, Berlin’deki tükenmekte olan birçok bağımsız sinema için dayanışma ve destek sembolü olarak bu gösterimleri ücretsiz olarak sunuyor.
Proje, evlerindeki insanları karantinadayken filmin gücü ile bir araya getirerek ‘ev sineması’ terimini yeniden tanımlamayı amaçlıyor.
Facadekinos (cephe sineması) olarak adlandırılan projede, yerel bir işletme olan Knalle Popcorn tarafından filmlerden önce insanlara ücretsiz patlamış mısır dağıtıldı.
Windowflicks ekibinin bir üyesi, küçük bir banyoda küvetin kenarında oturup ekipmanı film projeksiyonu için hazırlarken bir diğer ekip üyesi de evin pencerelerine büyük hoparlörleri kurarak sesi tüm evlerin duymasını sağlıyor.
Planın arkasındaki disiplinlerarası mimarlık ve aydınlatma firması MetaGrey’in genel müdürü Olaf Karkhoff düzenledikleri etkinlik için, “Bizim fikrimiz insanların dijital ekranların arkasında işbirliği yapmak zorunda olmadığını, pencerelerini açıp mahalleleriyle birlikte bir şeyler izleyebileceklerini göstermekti” dedi.
https://www.gazeteduvar.com.tr/sinema/2020/05/11/berlinde-pencereden-sinema-gunleri/ 
Sergi Odası 21 Yaşında!
20 yıldır Zonguldak’ta kültür-sanat ortamı sunan Sergi Odası 1 Mayıs 2020’de 21 yaşına girdi.

Sergi Odası son bir yılda Sergi, Söyleşi ve Film Gösterilerinden oluşan toplam 21 etkinlik konuk etti. Dönem boyunca geleneksel çalışmalarını ‘9.Soğuksu Sahaf Günleri’, ’13.Zonguldak Kitapları Sergisi’‘4.Görsel Sanatlar Kitap Sergisi’ başlığı altında tamamladı. Kozlu Çırgan Köyü’nde çocuklara yönelik kültür etkinliklerinin dördüncüsünü gerçekleştirdi.


Sergi Odası, konuklarının bıraktığı kitap ve DVD filmleri köy, kent ve okullardaki gönüllü kütüphane oluşumları arasında paylaştırmaya devam etti. Şimdiye kadar kitap ulaştırılan noktaların sayısı 60'ı buldu. Ayrıca, 
cezaevlerini dolduran gazetecileri temsilen Cumhuriyet Gazetesi'nin altı yazar ve yöneticisine Zonguldaklı yazarların kitaplarını gönderdi.

SergiOdası, yeni çalışma döneminde de geleneksel çalışmalarını sürdürecek. 




Sergi Odası, geçen bir yıllık çalışma dönemine katkıları nedeniyle; Mete Arif Tokmak, Baran Güneş, Müzeyyen Aksoy Yeten, Recep Akbil, Öğretmen Fatma Özkeskin, İlknur Birinci, İ.Kerem Öztürk, Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği (AFSAD), Öncü Döner, Çırgan Köy Muhtarlığı, İstanbul Modern Sanatlar Müzesi, Halay Halkoyunları Topluluğu, Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS), Baran Bozacıoğlu, Ateş Türeli, Ebru Kökçü, Nar Gezi, Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı (ZOKEV), Şükran Yavuzdemir, Zafer Güneş, Hüseyin Bozacıoğlu, Necdet Kutoğlu, Muhtar Turhan Özgünden (Edirne), Kürşat Coşgun (Karikatürcüler Derneği Zonguldak Temsilcisi), Yavuz Avcı, Yaren Güneş, Zonguldak İl Halk Kütüphanesi, Zonguldak İl Kültür Ve Turizm Müdürlüğü ve Yerel Basın’a teşekkür ediyor.







08 Mayıs 2020

"Yeşil Kuşak" çalışıyor

                 
Danıştay’ın yeni başkanı Zeki Yiğit kimdir?
Danıştay Başkanlığına seçilen Zeki Yiğit, 1965'te Zonguldak Alaplı'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1987'de mezun olan Yiğit, 1988'de hakim adayı olarak mesleğe başladı.
    
Zeki Yiğit'in Danıştay'daki odasında 2012'de dinleme cihazı bulunmuştu. "FETÖ"ye yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan bir Danıştay Tetkik Hakimi, dinleme cihazını koyduğu gerekçesiyle yargılandığı davada 2 yıl 7 ay 7 gün hapis cezasına çarptırılmıştı.
İstanbul seçimlerinin iptali doğrultusunda oy vermişti
Sahte seçmen iddiaları, oy pusulası ihaleleri, seçmen kaydırma ve seçimlerin iptalleri kararıyla tartışmalı şekilde adından söz ettiren YSK’nın 2018 Cumhurbaşkanı seçimlerinde yolsuzluk yaptığı iddia edilmişti. 
Yiğit, 2019 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin tekrarlanması yönünde oy kullanan yedi üyeden biriydi. 
Yiğit ayrıca AKP’nin İstanbul seçimlerinde kamudan ihraç edilenlerin (KHK’lılar) oy kullanmasına ilişkin itirazının YSK’da ikiye karşı dokuz oyla reddedilmesinde kabul oyu veren iki üyeden biriydi.
https://sol.org.tr/haber/danistayin-yeni-baskani-zeki-yigit-kimdir-3769 

Sergi Odası

Zonguldak’ta ‘İZ’ Bırakanlar…

Ahmet Tokyay   zhaber
1 Mayıs 1999 yılında Zonguldak Sergi Odası’nı kurdu. Kurduğu günden beri burayı yaşatıyor. Hiçbir şekilde kar amacı gütmeyen bir yer olan sergi odasında bugüne kadar sayısız sergiler, etkinlikler yapıldı. Ben burada etkinlik yapmak istiyorum diyen herkese kapılarını sonuna kadar karşılıksız açtı. Çünkü Akyürek, bu şehrin bir kültürünün olduğunu, sanatın ve kültürün toplumları yaşatan bir gerçek olduğunu, bütün bunların insanlar için ekmek su kadar gerekli olduğunu biliyor.
Bu değerli mekanda yıllar içerisinde fotoğraf, resim, karikatür, mask sergileri gibi nice sergilerin yanında, kültür-sanat söyleşileri, belgesel gösterimleri, dia gösterileri yapıldı. Öte yandan sergi odası sayesinde, yerel sanatçılar desteklendi, ulusal ve uluslararası sergilerin Zonguldak halkıyla buluşması sağlandı. Akyürek bütün bunları kendi imkanları doğrultusunda yapmaya çalıştı ve bu çabası hala devam ediyor.
O; doğduğu, okuduğu ve büyüdüğü kentin izini silen değil, bu izi yaşatan bir isim. Örneğin Zonguldak Sergi Odası’nda kendi hazırladığı “Zonguldaklı Yazarlar, Zonguldak’ı Yazanlar” adındaki sergi şehrimiz için paha biçilemez değerde.
Üretimin sadece fabrikalarda, iş yerlerinde olduğunu sanıyor insanlar. Tüketmenin, bir dükkandan bir şeyi para karşılığı satın alınarak olduğunu. Halbuki düşünen insanlar için tüketilecek metalar çok daha büyük değerler içeriyor, üretim çok daha asil düşünceler etrafında şekilleniyor. Bütün bunlar Sergi Odası gibi mekanlarda, ruhunu beslemek için arayışta olanlarla buluşabiliyor.
İbrahim Akyürek de Zonguldak için “Zonguldak Sergi Odası”nı kurdu. O, bu kente 21 yıldır iz bırakıyor ve kurduğu bu oluşum sayesinde bugüne kadar Zonguldak kültürünü; açtığı sergiler, yaptığı etkinlikler, içinde bulunduğu sanatsal faaliyetler sayesinde tek başına yaşatmaya ve beslemeye çalışıyor.
Onun gibi tabi ki üreten başka isimler var Zonguldak’ta. Hepsi Zonguldak sevdalısı,hepsi birbirinden değerli.
Herkes Zonguldak için konuşuyor. Ama konuşmak kolay. Şimdi Zonguldak’ta yapılması gereken önemli bir şey var. Bütün bu salgın süreci bittiğinde sevdiklerimize sarıldıktan sonra bizim değer ve kültürümüzü yaşatan, başka kültürlerle bizi tanıştıran bir çocuğa daha sarılmamız gerekiyor. 1 Mayıs 2020 tarihinde 21. Yaşını kutlayan, bugüne kadar kente iz bırakan Zonguldak Sergi Odası’nın bu yeni yaşını onu ziyaret ederek kutlayalım.

Rıfat Ilgaz

Aydın Ilgaz babası Rıfat Ilgaz'ı anlattı: 
Babamı 4.5 yaşımdan itibaren hapishane ve hastane kapılarında hatırlıyorum
Ben, Rıfat Ilgaz’ı dört buçuk yaşımdan itibaren hapishane ya da hastane kapılarından hatırlıyorum. Çocukluk yıllarım ilkokul ve lise yıllarım yatılı okullarda geçti. Burs kazanıp Amerika’ya gittim ve 7 sene sonra Türkiye’ye döndüm. Askerlik ve Mersin’de başlayan çalışma yıllarımdan sonra arkadaş gibi devam eden baba oğul ilişkimiz başlamıştır. Artık baba oğuldan ziyade iki arkadaş gibiydik. Ölene kadar da aynı evi paylaşarak birlikte yaşadık.

     
Rıfat Ilgaz bugünlerdeki toplumsal koşulları, belki daha ağır biçimde yaşıyormuş ki, şunları söylemişti: 
“… Otuz yıldır her kapıdan ellerini kollarını sallaya sallaya girebilecek sanatçıların gerisinde, edebiyat kitaplarından, dergilerden, antolojilerden, okullardan, hatta uluslararası tanıtmalardan kaçırılan şairlerimiz de vardır. Bu şairler, önce parti komiserliği ödevini bir rozet gibi yaka altlarında gizleyen, aydınlar tarafından mimlenmişlerdi. Sonra basın büroları, basın savcılarında dosyalandılar. Bu görevliler (…) çoğu zaman yanlışlar da yaptılar. Bu ileri, bu halktan yana, emekçiden yana olan yazarları, şairleri jurnal eden, onlara cephe alan mürekkep yalamış dergi sahipleri, yayınevi patronları türedi. İşte benim bütün öfkem, bütün hıncım onlara. Bunlar, görevli memurlar gibi yalnız yazılarımızın altlarını kırmızı kalemle çizmekle kalmadılar, şiirlerimizi de adlarımızı da karaladılar. Antolojilerden, dergilerden, kitaplardan çıkardılar. Halktan, gerçek aydınlardan gizlemeye çalıştılar bizi.”
    
Cideli aydınlarla birlikte tutuklanıp Kastamonu Et ve Balık Kurumu Mezbahası’na kapatılıncaya kadar çalışmalarına devam etti. Cide’nin bir zamanlar geçim kaynağı olan, Cide Bezi üretimini canlandırmak için tavanaralarına kaldırılan dokuma tezgahlarını yeniden kurdurdu. Cideli balıkçıların kooperatifleşmesi için çalışmalar başlattı… Cide’de bulunan defne yapraklarını değerlendirmek için de girişimde bulunmuş… Hatta defne yaprağından yağ çıkarmak için makine yaptırmıştır. İlk ürün alınmış fakat sonra çeşitli nedenlerden dolayı işletilmemiştir.
https://www.gazeteduvar.com.tr/kitap/2020/05/08/aydin-ilgaz-babasi-rifat-ilgazi-anlatti-babami-4-5-yasimdan-itibaren-hapishane-ve-hastane-kapilarinda-hatirliyorum/

07 Mayıs 2020

Almanya’ya göç

                       
Almanya’ya göçün 35 yıllık serüveni dijital sergide

Fotoğraf sanatçısı Mehmet Ünal’ın Almanya’ya göçün 50’nci yılı nedeniyle tasarladığı ‘Memleket Almanya’ sergisi dijital ortamda sanatseverlerin ziyaretine açıldı.
Maltepe Belediyesi’nin ev sahipliği yaptığı sergide, göç ve göçmenlik üzerine pek çok çalışması bulunan Ünal’ın Türk göçmenlerinin yaşamlarıyla ilgili 35 yıllık çalışmaları fotoğraf karelerinde yer buldu.
 
Ünal, 1961 -2011 yıllarını kapsayan çalışmalarında, göçmenlerin yaşamlarını yakından tanıma fırsatı bulduğunu, serginin Almanya’nın 30 kentinde sanatseverler ile buluştuğunu söyledi.
 İZLE: 
https://www.birgun.net/haber/almanya-ya-gocun-35-yillik-seruveni-dijital-sergide-299916
    
https://www.youtube.com/watch?v=uvYNLjwPmHo

04 Mayıs 2020

Yeni

    
Zonguldak yöresinde yaşayan insan hazineleri
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Yayını olan (No:33) “Zonguldak Yöresinde Yaşayan İnsan Hazineleri” albümünde yer alan fotograflar İ.Kerem Öztürk’ün objektifinden, röportajları ise Hasan Özer ve Gül Banu Duman birlikte yapmışlar. Projeyi Dr. Hasan Özer Koordine etmiş, Baskıya hazırlık ve tasarım işini Selvinaz Aydın üstlenmiş, çözümleme ve redaksiyon Kübra Akgün, Arda Karadavut ve Nagehan Kunduz tarafından gerçekleştirilmiş. Çok sağlam bir ekip çalışmasının hayata geçirildiğini görüyoruz. Yaşam öyküleri ve meslek serüvenleriyle çeşitli alanlardan zanaat ustaları, sanat insanları ve esnaftan toplam 40 kişi kitapta yer alıyor.
     

01 Mayıs 2020


Tolga Karaçelik

                  
Bir Film Bir Konuk... 

Tolga Karaçelik ile 'Sekiz Buçuk'
Karantina günlerinde başladığımız “Bir Film Bir Konuk” programı yönetmenleri ağırlamaya devam ediyor. “Gişe Memuru”, “Sarmaşık” ve “Kelebekler” filmleriyle tanıdığımız Tolga Karaçelik bugünkü programın konuğu. Tolga Karaçelik ile karantina günlerinden girdik, izlediğimiz dizilere uzandık. Tabii asıl olarak Federico Fellini'nin başyapıtları arasında yer alan “Sekiz Buçuk”a hayranlığımızı dile getirdik.
    
Tolga Karaçelik’in doğup büyüdüğü yer Bebek. Anne tarafı İstanbullu, baba tarafı Zonguldaklı: “Soyadım Karaçelik; bundan daha Zonguldaklı olunabilir mi?!”
Babası, gençliğinde tiyatrocu olmak isteyen, yetişkinliğinde operatörlüktü, broker’lıktı, denizcilikle uğraşan biri; bildiğiniz armatör…

Ressam annesi, onu dünyanın gerçekleriyle tanıştırırken, bir yandan da ufkunu olabildiğine açan, kişiliğinin belirlenmesinde çok önemli bir figür: “Küçük anlar var, insanın hayatını şekillendiren. İlkokul birdeyken sarı spor ayakkabılarım vardı. Herkesinki beyaz olduğu için çok kötü dalga geçmişlerdi benimle. ‘Bunları bir daha giymeyeceğim’ diye ağlayarak gelmiştim okuldan bir gün. Annem uzun uzun herkesten farklı olmanın ne kadar önemli bir şey olduğunu, sarı ayakkabıların dünyaya renk ve güzellik kattığını, herkesin aynı şeyleri giymesi hâlinde çok çirkin bir dünyada yaşayacağımızı anlatmıştı. Şövalye meselesinden adı çıkmasın, anneme haksızlık etmeyeyim yani o anlamda.”
https://gq.com.tr/dergi-konulari/neciydin-sen-filmci-mi-bir-tolga-karacelik-roportaji 
                  

27 Nisan 2020

Üretimden doğan gerçek gücünün örselenmesi için...


DİLENCİLER

Nezih Varol   İnanış

Sermayedar kendi kâr payının hep yüksek kalması ve emekçinin üretimden doğan gerçek gücünün örselenmesi için farklı bir yola başvurur.
Bu yardımlar emekçinin maaşına yapılması gereken gerçek zammın ve üretimden gelen gücün gizlenmesi için büyük bir fırsattır.
Sermayedar emekçiye içinde çeşitli gıda maddeleri bulunan paketler hazırlayarak belli zaman dilimlerinde dağıtır.
Bu paketleri emekçilerin duygu, düşünce ve inançları doğrultusunda en hassas oldukları dini ve özel günlerde dağıtmaya özen gösterirler.
Aslında bu davranış toplumda sermaye birikimi sağlamış olan bireylerin, yoksulluk tanımı içine giren işsiz veya düşük gelirli bireylere yaptıkları bağışlarla aynı amaca hizmet etmektedir.
Aynı toplum da bu davranışları profesyonelliğe dönüştürerek sermaye birikimi sağlayanlardan ayni ve nakdi yardım talep eden yoksullar görmeniz mümkündür.
Hatta yoksul olmayıp ta tamamen sermaye birikimi sağlamış kişilerden oluşan dernek, vakıf gibi kuruluşların bile zengin, fakir ayırt etmeden nakdi yardım talep ettikleri görülmektedir.
Vergi, prim ve benzeri ödemelerden elde edilen kaynaklarını doğru kullanan gelişmiş ülkelerde bu tür davranış sergileyen kişi, sivil toplum veya kamu kuruluşuna rastlanmazken, geri kalmış ülkelerde sayılarının oldukça yüksek olduğu görülür.
Son yıllarda ülkemizde ayni ve nakdi yardım talep eden ve bu talebi karşılayan sayısı artmıştır.
Öyle ki siyasi mitinglerde bazı gıda maddelerini kitlelere fırlatın liderler, başka yakın tarihte ıban numaraları vererek aynı kitlelerden nakdi yardım istemektedir.
Bu manzaralar akla çok basit bir soruyu getirmektedir; Neden insanlara bir iş sağlanıp, iyi bir ücret ayarlaması yapılmıyor?
Böylece her onurlu vatandaş maaşı ile istediği ürünü istediği yerden alabilir.
Yine de yoksulluk varsa bunun için bir de bakanlık var zaten. 
http://www.inanisgazetesi.com/yazar-dilenciler-3513.html