02 Nisan 2023

                                         

Deprem haberciliği:
Journo 
yazı dizisinde tüm bölümler

     

30 Mart 2023

Dayanışma

Sergi Odası'ndan Adıyaman'a kitap desteğ

Ekin Basım Yayın, deprem bölgesi Adıyaman'da iki ayrı kütüphane ve derslik kuruyor. Sergi Odası, oluşturulan mekanlarda değerlendirilmek üzere yapılan kitap ve kırtasiye kampanyasına Zonguldak'tan katıldı. 

Çocuk ve yetişkinler için hazırlanan kitap paketinde ayrıca Zonguldaklı yazarların (Can Kartoğlu, Kürşat Coşgun, Kadir Tuncer, Erol Çatma, İrfan Yalçın, Zihni Anadol, İbrahim Akyürek, Metin İlkin, Selma Aydın) kitapları da yer aldı.

Sergi Odası, daha önce depremde hasar gören iki sahafa, Dayanışma Gönüllüleri'nin Narlıdere'deki (İzmir) deprem dayanışmasına; Ginko Kitap'ın, Çaycuma Kent Konseyi'nin ve Zonguldak Belediyesi'nin kampanyalarına kitap desteği verdi.

             

Kargo adresi:

Cumhuriyet Mah. 1306. Sok No: 18 Kahta Adıyaman
Mehmet Emin Yanardağ
İletişim 0535 886 09 59

 

29 Mart 2023

50 bin kişi öldü ve adliyelerde yargı mensuplarının iş yükü çoğaldı mı?

 

Kürşat Coşgun

Ülkemiz yasal zeminde mi?  
Depreme dayanıklı koltuklar!

Sermayenin temel dişlilerinden futbol üzerinden ifade geliştirirseniz sermaye-siyaset kardeşliği gelir futbol topunuzu keser. Burası bir futbol ülkesi değil hukuk devletiyse hesabı da hukuk yoluyla sormayı öğrenmemiz gerekiyor. Hakkımızı hukukla arar, hesabı hukukla sorarsak, sonrasında sosyal medyada ya da stadyumda da kol kola hesap sorabiliriz, bu da en temel hakkımızdır, çok da şık olur.

Keza tweet ve slogan atınca istifa edilen üçüncü dünya ülkesi göremezsiniz. O dediğiniz, hayatın “yasal zeminde” sürdüğü, işlerin ve ilişkilerin “yasal zeminde” yürüdüğü, anayasal hukuk devletlerinde olur. Yargıdan çok önyargının bağımsız olduğu bizim gibi ülkelerde makam koltukları her tür depreme dayanıklı imal edilir. Neden? 50 bin kişi öldü ve adliyelerde yargı mensuplarının iş yükü çoğaldı mı? Hayır. Baskı kurduk mu? Hayır. Bence yargı mensupları da hafta sonu maça gitmiştir. Akşam da hasarlı evlere dönüş.

Hukuk işlemiyorsa kamuoyu baskısını kurmuyor demektir. Şu an stadyumların değil, adliyelerin önünde kuyruk olmamız gerekirdi. Yargıyı göreve davet etmiyoruz, sistem işlemiyorsa sistemi dilekçeye boğup, adliyelere hücum edip kaçak güreşçiyi mindere geri çağırmıyoruz. Böyle hiçbir şeyi düzeltemeyiz.

Yiğit Güralp   Cumhuriyet

                                         

Belgesel

Zonguldaklı Madencileri ve Ailelerini Konu Alan “Uçlar” Belgeseli Tamamlandı

“Uçlar”ın çıkış noktası, Zonguldak’ta maden sektöründe çalışmış ve çalışmakta olan kişilerin, ailelerinin ve yakınlarının hislerini ve düşüncelerini izleyicilere aktarıyor. “Uçlar”, geçmişten geleceğe bir maden şehri olan Zonguldak’ın hisli bir panoramasını sunuyor. Filmin isminin Uçlar olmasının nedeni belgeselde kimi zaman birbirine tezat diyebileceğimiz “uç” duyguların yer bulmuş olması.

“Uçlar”da konuşmacı olarak maden mühendisi Mehmet Çebi, maden mühendisi ve yerel tarih araştırmacısı Ekrem Murat Zaman, Çatalağzı Engelliler Derneği Başkanı Özcan Albas, iş yeri hekimleri Dr. Atınç Kayınova ve Dr. Erol Ünal, maden mühendisi Şükran Uzun Kırömeroğlu; maden işçisi Ahmet Özbek, kaza geçirmiş maden işçisi Hasan Çelikel ve eşi Bahriye Çelikel, maden şehidi eşi Çiğdem Arsan ve eşleri halen madende çalışmakta olan Şengül Kabullar ve Bahar Demiro yer aldı. 

28 Mart 2023


Servis kazasında kızını kaybeden anne: Bir hayatı karanlığa gömdüler

'KIZIM CİNAYETE KURBAN GİTTİ'

Kızının cinayete kurban gittiğini söyleyen baba Yücel Akın (40) da "Cinayet diyorum çünkü kaza sebebi belli olmayan şeylerden meydana gelir. Bu araçta her şeyin bozuk, çürük, hurda olduğu belliydi. Buna cinayet olarak bakıyoruz. Maalesef tutuklu olanlar, boş sebeplerle serbest kalmış durumda. Tutuklanmalarını talep ediyoruz. Kazadan önce birçok veli gerek CİMER'e gerek Milli Eğitim Müdürlüğü'ne, Kaymakam Bey'e hatta bizzat benim İlçe Jandarma Komutanı'na bildirmeme rağmen önlem alınmadı. Bu servis nasıl bu kadar rahattı? Bu araç niye çevirmelere takılmadı? Adalete güveniyoruz, en yakın zamanda tutuklanacaklarını umut ediyorum. Kızım koltuk çürük olduğu için koltuk ile camdan fırlayarak can verdi" diye konuştu.

 

Zonguldaklı Yazarlar / Mart 2023


 

24 Mart 2023

2023 / Zonguldaklı Yazarlar


 

KRT TV


 

Yazılarda, ağızlarda yeni moda: “Sürdürülebilirlik”


 
Kapitalizm ‘sürdürülebilir’ mi?
Hasan Erel   Cumhuriyet

“Sürdürülebilirlik” kavramı, 1970’lerde Roma Kulübü’yle ortaya çıktı. Oradaki manası daha çok, çevresel kirlenme ve geometrik artan nüfus açısından dünyanın sürdürülebilir olmadığı üzerine idi. Daha sonra Birleşmiş Milletler ve Dünya Bankası bu kavramı sahiplendi ve raporlarında sık kullanmaya başladı. Devamında sürdürülebilirlik, bu kez iklim değişikliği ve küresel ısınma konularında sıkça telaffuz edilir oldu. Ancak tüm bu Bretton Woods kurumları, sürdürülebilirlik kavramını kapitalizm ile yan yana getirmemeye özen gösterdi. Oysa asıl sürdürülebilir olmayan şey ya da insani olmayan şey kapitalizmin ta kendisiydi.

Bugün hibrit olanı da sayarsak üç dünya savaşı da temelde kapitalizmin krizleri yüzünden çıkmıştı. Birinci Dünya Savaşı 1890’larda Batı’da patlak veren büyük ekonomik kriz ve 1913’te Fed’in kuruluşu, İkinci Dünya Savaşı ise 1929’da ABD’deki (Tarım kredilerinin patlaması) Büyük Buhran sonrası meydana geldi. 2007’deki Amerikan emlak kredileri krizinden sonra 2008 Gürcistan-Rusya savaşıyla başlayan son hibrit üçüncü dünya savaşı da yine büyük yapısal kapitalist krizin sonucudur
 
"MÜTEAHHİT REJİM"

Kapitalizmin krizleri döngüseldir. Para hep zengine kaçar. Zenginler sıkıntıya girdi mi, bu kez savaş çıkar. Savaş ise kapitalist ekonomilerde, “İş için iyidir”! Kaç kişinin öldüğünün bir önemi yoktur. Krizler, kapitalistler için her zaman fırsattır. Pandemi zamanında aşı satışları, deprem zamanında konteyner ve çadır satışları “tatlı” kârlar getirir.

Bugünlerde, dolara dayalı neoliberal ekonomik sistemi korumak için yaptırımları silah gibi kullanan ABD’de bankalar batmaya başladı. ABD’nin NATO rehinesi konumundaki Avrupa’da ise 64 yaşında emekli olmaya karşı çıkan Fransızlar sokaklarda. 1950’den beri küçük Amerika olmaya çalışan kapitalist Türkiye de “21 yıllık müteahhit rejimi” sonucu depremde on binlerce insanını kaybetti.

                                      

22 Mart 2023


 

Dünyanın ‘Trump’larıyla nasıl mücadele ederiz? 
  Trump’ın başkanlık döneminin ikinci yılında ABD’de 27 psikiyatrist ve psikolog Trump’ın karakterinin ABD için tehlikeli olduğuna dair bir bildiri yayımlamışlardı. Bildiri etik tartışmalara neden olmuşsa da Trump’a karşı ciddi bir kamuoyu oluşturmuştu. 2020 seçimlerinde Trump yanlılarının Kongre’yi işgal etmesi hem ABD hem de dünyada şok etkisi yaratmıştı.

  Lifton, Trump karakterinin tarihteki Hitler vb. ideolojik totaliter diktatörlerden farklı olduğunu düşünüyor. Trump karakterinin en önemli 5 özelliği olduğunu savlıyor: 1. kültçü-tarikatçılık, 2. ideolojik tutarsızlıktan beslenme, 3. sistematik olmayan yalan bombardımanıyla gerçeklik hissini yok etme, 4. komploculuk ve 5. devlet kurumlarını çökertme

Selçuk Candansayar   Birgün


                         

 

 
Ekonomi psikoloji ilişkisi
Günümüzde dünya genelinde ülkeler arasında farklılık gösterse de kirlenme, bozulma, yozlaşma yaşanıyor. Kirliliğin kaynağı insan; insanın manen kirlenmesi doğaya, çevreye, toplu yaşama yansıyor. Kişi, benmerkezci, havadan inme kazanç peşinde, kendini ve çıkarını aşırı önemsiyor. Güdüleme de bu yönde olduğundan kişi kendisi için her şeyi mubah, sakıncasız görüyor. Güdüleme, motivasyon insanı, emeksiz, katma değer yaratmadan kazanmaya özendiriyor. Borsada oyna kazan, kripto para al kazan, kazan-kazan, altın al kazan, kur korumalı mevduat hesap aç kazan, karşılıksız kazan, hatta kazı kazan. Hep kazanç, peki kaybeden kim? Ortada belli bir varlık, para varsa birileri kazanıyorsa, diğerleri kaybediyor demektir. Ya da kazançlar sanal, reel değil yalnız aracılar, özendirenler kazançlı. Oyunculara bir de onurlandırıcı sıfat kullanılıyor, yatırımcı deniyor. Yatırım, ekonomik anlamda, mal ve hizmet üretme, katma değer yaratma amacına yönelik uzun süreli kaynak özgülemektir. Öneriler yatırım değil, plasman, parayı nemalandırmaya yöneliktir

 

   İnsan davranışlarına ilişkin gözlemlemeler, bulgular, soruna ışık tutacak nitelikte. Prof. Dr. Tevfik Dalgıç’ın 1 Aralık 2022 tarihinde Cumhuriyet’te yayımlanan “Makamlar yükseldikçe psikopatlık artıyormuş” başlıklı yazısı, aydınlatıcı nitelikte:

“ABD’de yapılan bir araştırma, aşırı güç kullanma meraklısı, kendisine haddinden fazla değer veren, hep başkalarını suçlayan, nadiren kendi hatasını kabul eden” şeklinde tanımlanan psikopatlığın makamlar yükseldikçe arttığını ortaya koyuyor. Araştırmanın bulguları gözlemlerle de örtüşüyor.

Öztin Akgüç   Cumhuriyet 

                         

Paris

İkinci el kitap alır mısınız?
Matbaanın doğuşu ile kitap basımı ve ticaretinde yeni bir çığır açılmış. 16. yüzyıldan itibaren ikinci el kitap satan seyyar satıcıları görüyoruz. Özellikle günlük şehir yaşamının merkezi olan nehir kıyılarında... 17. yüzyıl kaynaklarında bukinistler için “Ne bir dükkân açmaya ne de yeni kitap satmaya gücü olmayan kitap satıcıları” ifadesi geçiyor. 450 yıllık bir geçmişi var bu eski kitap satıcılığının. İkinci el yayın satışında 1789 Fransız İhtilali’de bir diğer dönüm noktası. Meclisin din görevlilerinin, göçmenlerin ve bilginlerin kütüphanelerine el koyma kararları neticesinde o kadar kitap piyasaya çıkıyor ki bu dönemde kitap fiyatları kâğıt fiyatlarının da altına düşüyor. Tabii ki o dönemin seyyar satıcıları; bukinistler, tezgâhlarını akşamları toplayıp götürmek zorunda. Günümüzdeki gibi sabit bir yerleri yok, ta ki 1891’e kadar. Yerlerinin sabitlenmesi ile tezgâhlara yani kutulara belirli standartlar getirilmiş; boyutları, renkleri, kapakları açıldığında olması gereken yükseklik ölçüleri gibi.

 

Fransa kültür mirasına kayıtlı olan bukinistlerin amacı Unesco’nun da taşınmaz kültürel mirasına kayıtlı olmak. Bu şekilde mesleğin ve geleneğin korunma altına alınacağını ümit ediyorlar. Mevcut bukinistlerin yarısından çoğunun altmış yaş üzerinde olmasından dolayı mesleğe gençleri de katmak için Paris Belediyesi yeni 18 alan için açtığı aday çağrısına son on yılda hiç olmadığı kadar yetmiş aday başvurusu olmuş.

Saadet Civaş   Cumhuriyet 

 

20 Mart 2023

Yeni Sayfa / Haluk Çobanoğlu (Kilimli)




         

Handan Baycık'dan Sergi Odası'na kitap bağışı

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (ZBEÜ) Makina Mühendisliği Bölümü eski öğretim üyesi Handan Baycık kitaplardan oluşan yayın paketini Sergi Odası'na bağışladı.

Zonguldak'ta 23 yıldır kültür-sanat ortamı sunan Sergi Odası, konuklarının bıraktığı yayınları dayanışma amacıyla gönüllü kitap kampanyalarına gönderiyor.

                     

İnternet / Zonguldak Kömür Havzası



 

13 Mart 2023

ZOKEV

ZOKEV

 

Kürşat Coşgun

Deprem ve iki sembol
Böylesi dehşet dolu yıkım, ölüm, göç dönemini izleyen zamanda hem bireyler hem de toplum dönüşür. İnsanız, yaşamaya yazgılıyız. Değişen koşullara uyumlanabildiği için insan bir tür olarak hayatta kaldı. Yine böyle olacak. Yaşayabilmek için uyumlanıcı bir dönüşüm geçirmek zorundayız.

İnsanlar ve toplumlar yıkım sonrası uyumlanıcı dönüşüm için iki olanak barındırıyorlar benliklerinde. Her iki olanak da insan zihninin sembolleştirme işlevi ile mümkün olacak. Maraş depremini zihinlerimizde hangi sembolle anlamlandırabilirsek dönüşüm o yönde olacak. Sembolleştirmeyi sağlayacak olan şu soruya verilen yanıt olacak. Neden oldu, sorumlusu kimdi? Kaçınılmaz, öngörülemez bir doğal afet mi, sorumlularının hesap vermesi gereken bir ihmal mi yıkıma neden oldu?

İşte bu soruya verilecek yanıt, dönüşüm için belirleyici hattı çizecek. Özellikle depreme yakalanıp sağ kalanlar, yakınları ölürken kendileri kurtulanlar da bu soruya yanıt arıyorlar zaten. O eve taşınmasaydım, oraya yerleşmeseydim gibi öngörülemeyecek riskleri bilmeleri zorunluymuş gibi suçluluk hissetmeleri de bu soruyla ilişkili. Deprem riskini, konutun güvenliğini, inşaatın kalitesini, fay hattının nereden geçtiğini bilmesi ve önlem alması gerekenin kendisi olmadığını kabullenmesi pek kolay olmayacak insanların. Bütün bunlar benim sorumluluğumsa devlet, hükümet, belediye, ruhsat dairesi neden var o zaman diye sormasını bekleyemeyiz insanların.

Selçuk Candansayar   Birgün 


                            

Sergi / Emral Çarşısı yanı

11 Mart 2023

FRANSA 

10 Mart Ulusal Madencilik Günü

10 Mart 1906'da, Kurye Maden Şirketi'nin 3 numaralı kuyusunda sabah 6:30 civarında şiddetli bir patlama meydana geldi ve 1099 küçük çocuğun ölümüyle sonuçlandı. Bu, Fransız kömür endüstrisinin en önemli felaketi oldu.


 

08 Mart 2023

Ankara

    

Mart 2023 / Zonguldak'ı Yazanlar



 

Zonguldak'tan deprem bölgesindeki sahaflara destek

Deprem bölgesinde faaliyet gösteren ve depremden etkilenen sahaflara Zonguldak'tan kitap yardımı gitti.

Hermes Sahaf tarafından duyurulan kampanyada adı geçen dört sahafa (Yeryüzü Sahaf, Azzefran Sahaf, Kitap Otağı Sahaf, Fosil Sahaf) Sergi Odası kitap desteğinde bulundu.

Depremde Yeryüzü Sahaf kısmen kurtulurken, altı ay önce açılan Azzefran Sahaf ile birlikte diğer sahaflar şimdi yoklar.

Ayrıca, http://Kitantik.com üzerinden tanesi 10 liradan “sembolik” kitaplar satışa açıldı, elde edilecek gelir beş sahafa pay edilecek. Site payı kesilmeyecek.
 PTT, kitap kargolarında indirim yapıyor.
                   

 

07 Mart 2023


TBB ENKAZ RADARI MOBİL UYGULAMASI


Türkiye Barolar Birliği (TBB) olarak Enkaz Radarı uygulamasıyla göçük yaşanan her binayı kayıt altına alıyor, ihmalleri ortaya çıkarıyoruz.

Deprem bölgesindeki gönüllüleri, alanda görev yapacak meslektaşlarımızla birlikte yargı süreci için görüntü arşivi oluşturarak delillerin toplanmasına yardımcı olmaya ve ücretsiz olan Enkaz Radarı mobil uygulamasını kullanmaya davet ediyoruz.
 
 
Deprem bölgesindeki bütün enkazları kayıt altına alarak, adaletin yerini bulmasına hep birlikte yardımcı olabiliriz!

06 Mart 2023

  


Depremzede sahaflar için başlatılan kampanyanın duyurusudur
http://Kitantik.com üzerinden tanesi 10 liradan “sembolik” kitaplar satışa açıldı, elde edilecek gelir beş sahafa pay edilecek. Site payı kesilmeyecek. Tıklayınca beş sahaf arkadaşımızın bağımsız sayfaları açılıyor.
 İlk arkadaşımız Yeryüzü Sahaf. Kitapları kısmen kurtuldu. Dükkânını İzmir'de yeniden açacak. Kitap bağışları için: Hermes Sahaf Çankaya Mah. 136. Sokak Lâtif Bey Köşkü 12/a Küçükyalı Konak İzmir-05324680729

 Diğer arkadaşımız Azzefran Sahaf, K.Maraş’tan. Sadece altı ay önce açtığı dükkânı yok oldu. Kendisi şu an İstanbul/Şile’de. Kitap bağışı için adres: Adnan Yıldırım Gülyurt Mah. 2. Sk. No:17 Kat:2 Sivas / Merkez 05347390390
 Üçüncü, Kitaphane Sahaf, İskenderun’dan. Kitapları kurtuldu, kitap bağışı istemiyor, sadece nakdi kısımda yardımcı olacağız 
 Diğeri, Kitap Otağı Sahaf-Kitabevi. Aynı zamanda yayıncı. Dükkânı yok oldu. Kitap bağışı için: Muhammed Numan Alkaç Esentepe mahallesi 1762 sokak no 2 İskenderun +90 546 286 84 13
  Son arkadaşımız, Fosil Sahaf, dükkânı yok oldu. Kitap bağışı için: Enver Yıldız Güzelyalı mah. 81163 sok. Cahit Gergin apt. zemin kat. Çukurova/Adana 90 505 784 67 76
Beş arkadaş da mesleğine devam etmek istiyor. Bence bunu yapabilir, hepsini tekrar ayağa kaldırabiliriz. Destek vereceklere şimdiden şükranlarımla...
Ümit Nar, Hermes Sahaf.

02 Mart 2023


90 bine yakın eserin olduğu sahafta 1800'lü, 1900'lü yıllardan kalma bazı kitapların ilk basımları bulunuyordu.

 

Fransa / Fotoğraf Sergisi / Madencilik Tarihi Merkezi

  

HEPSİ GREVDE! NORD-PAS-DE-CALAIS'DE 

1963 MADENCİ GREVİ

1963 Fransız Madenciler Grevi, 1 Mart'tan 4 Nisan 1963'e kadar süren büyük bir işçi greviydi. Nord-Pas-de-Calais bölgesinde ve madencilik alanında, ayrıca Lorraine ve Fransa'nın merkezinde.



Fransa

 

BİLDIRİ ÇAĞRISI - ULUSLARARASI KONFERANS 

3 VE 4 NiSAN 2023   FRANSA

Madencilik Tarihi Merkezi

TED

 


"Hamaset Üretimi" kasaları doldurur; yurttaşlıktan istifa ettirir;

  
"ARTİSTİK HAREKETLER"


 

27 Şubat 2023

Şubat 2023

 

Ne Yaşıyoruz? Anlamak İçin:

 Torba Dolusu Zygmunt Bauman

Ha deprem, ha grizu / 2010'dan:


263 TAVUĞUNUZ AYNI GÜN ÖLSE…
İbrahim Akyürek, Şubat 2010

Nasıl öldüğümüz nasıl yaşadığımızı gösterir
Kemal Sayar, Olmak Cesareti

Mart ayı Zonguldak için yas ayı dense yeridir. 
12 Mart 1965’de Kozlu madencilerinin  hak arama direnişinde  Satılmış Tepe - Mehmet Çavdar öldürüldü.  7 Mart 1983’de Kandilli’de grizu patlamasında 103 madenci öldü. 3 Mart 1992’de Kozlu’da yine grizu patlamasında 263 işçi öldü.
Son iki olayın sonrasında tabutlara, cenazelere, ağlayışlara, bekleyişlere, öfkelere tanık oldum. Gazetecilik hevesiyle fotoğraf çektim, insanların kendi aralarında konuştuklarına kulak verdim, gerçeği öğrenmeye çalıştım.
“Güçlü Devlet” denilince anlaşılması gerekenin sağlık, adalet, can güvenliği değil; eli telsizli, silahlı görevliler ve onların yol verdiği çenesi düşük, cenaze törenlerinde boy gösteren gösterişli partili adamlar demek olduğunu daha iyi anladım.
Her iki olayda da anlatılan üretimin zorlanmasıyla ilgili kaygılı cümlelerdi. Devlet denen mekanizma sanki bir özel şirket gibi daha çok kömür istemiş, işçisini bu yönde özendirecek, yarıştıracak sistemi uygulamıştı.
100 işçiyi kurtarabileceği söylenen gaz maskeleri ise Kozlu’daki patlama sırasında gümrük raflarında bekliyordu. “Güçlü Devlet” para ayırıp maskeleri işçilerin beline takamamıştı.
Kozlu’daki ölümlerden sonra yerin derinliklerinden cesetlerin tamamının çıkarılması ayları buldu. Yerin altında arkadaşlarının ölüsü varken işçiler kömür çıkarmaya devam ettiler. Sakladığım gazete kesiklerindeki fotoğraflarda görüp anımsadığım gibi: Bir banka şubesinde maaş kuyruğunda emekli ölür. Ölünün bir iki metre ötesinde banka işlemlerini sürdürür sözde yurttaşlar. Ya da plajda bir genç boğulmuştur. Hemen yanında sözde insanlar yüzmeye devam ederler.
263 tavuğunuz aynı gün ölse, o günü olmasa bile, o ayı aklınızdan çıkarmazsınız insan olarak.
Kendi kendime dedim ki, 3 Mart’ı unutma, sakın kaçırma!
Zaten çektiğimiz fotoğraflar biz fotoğrafçıların peşini bırakmaz.
Kendime yaptığım bu uyarının ötekine berikine acıma duygusu ile hiç bağlantısı yok.
Tersine şöyle bir toplumsal bağlantısı var:
1- Ruhsal bütünlüğümüzü korumak için ölümlü olduğumuzu unutmamak,
2- Bu toplu kıyıma neden olanların (en tepeden başlayarak) fotoğraf sanatı ile de olsa peşini bırakmamak.
3- Beden ve düşünce emeğine, emeklerimize saygımızı yitirmemek. 
4- Kapitalist Türkiye’yi çekip çeviren medya şebekesinin ölümleri, nedenlerinden koparıp değersizleştirmesine kanmamak.
Peki, büyük madenci grevinde Ankara yollarına düşen “Emeğin Başkenti” Kozlu Grizu ölümlerinden sonra ne yaptı dersiniz?
İşçilerin sendikası ve devleti; kentin ortasında bir cenaze töreni düzenlemekten kaçındı. Cenazeler kamyonetlere konup kaçırılırcasına köylerinin yoluna postalandı. Devletin bolca dağıttığı kan parası ile bazı dini bol, sözde kutsal aile yeniden yapılandı, yozlaştı. Cesetlerin bir bölümü yer altında dururken kent halkı, iki-üç ay sonra şehir stadında yapılan Hülya Avşar ve öteki sanatçı arkadaşlarının konserinde coştu. Tepeden tırnağa "laik, çağdaş, bilimsel" bilirkişiler mahkemeye “grizu kaçınılmazdı” raporu sundular. Duruşmalar, kentin meşhur içkili lokallerinin dört masası kadar izleyici bulamadı.
1875den bu yana Zonguldak Kömür Üretim Havzası’nda ölen işçiler adına 2003 yılında liman arkasında bir anıt yapıldı. Havzada ölen, kimlikleri belirlenen dört bine yakın madencinin isminin yazılı olduğu plaketler yerleştirildi siyah mermer duvar üzerine.
Bakımsızlık, korumasızlık, kalitesiz malzeme kullanılması nedeniyle plaketlerin çoğu paslandı, kayboldu. Yedi ay önce anıt bakıma alındı, tüm isimler söküldü yenileri yerleştirilmeye başlandı. Daha başlangıcında çalışma nedense durdu. Bu kez, PVC’den yapılmış yeni isim levhaları da leke tutmaya başladı, kimi şimdiden düştü.
Cumhuriyet tarihinin önemli, saygın enerji ve kültür kenti Zonguldak’ı  çekip çevirenler, “şehit” vurgusu ile yüceltilen madencinin ismini sağlam bir malzemeye, mermere yazmak için paraya kıyamıyor şimdi. 
3 Mart 2010’da bu döküntü anıtın önünde tören yapılacak, nutuk atılacak yine. 
F: İbrahim Akyürek

 22 Şubat 2010